4 Haziran 2017 Pazar

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 37. Hafta

Merhabalar BYBO ahalisi, 

Bu hafta 37+6'da kontrolüm vardı. NST'ye girdim yine tertemiz bir sonuca sahibim. Sancı hiç yok, bebem içeride sakin sakin takılıyor. Kontroller de temiz; 'bu hafta beklemiyorum, 39+0'dan sonra biraz daha ihtimal yükseliyor ama 40'ları da görebiliriz' dedi doktorum. Bebeğin konumu güzel ama kanala girmek diye tabir ettiğimiz pozisyonda değil daha başlarda imiş kafası. Yine de durum belli olmaz, çok hızlı gelişebilir bu doğum macerası diye de eklemeyi ihmal etmedi hoca. 25 - 30 dakikalık yürüyüş yapmamı, onun dışında çok yorucu hareketlerden kaçınmamı istedi. Haftaya tekrar buluşmak üzere ayrıldık, öncesinde hastaneye gitmek nasip olacak mı göreceğiz. 

Geçen hafta eşimle 4. yılımızı devirdik. Bunun şerefine bir akşam süslenip, uzun zaman sonra ilk kez gecelik / tayt dışında bir elbise giyip evden dışarı çıktım. Yemek yedik, biraz yürüdük. Temiz hava aldım (İstanbul'da ne denli temiz olursa diyelim). İkimize de o akşam iyi geldi, modumuz değişti, bekleme havasından biraz uzaklaştık. O gün bir kere daha gördük ki dışarıdan tepkiler artık çok net gelmeye başladı. "Allah kurtarsın", "ah yavrum bir avazda kurtul" diyen teyze sayısında artış var. Daha vahimi asansörde yer olmasına rağmen benimle binmeyip "siz çıkın" modundaki erkekler. Patlamam da korkuyor olabilirler bence. Ben bile korkuyorum gerçi... Hamilelik boyunca sağlıklı beslenmeme ve hareketlerime hep dikkat ettiğimi pek çok kere yazdım. Bunu doğum sonrasında da mümkün mertebe devam ettireceğim. Yıllardır böyle beslendiğim için çok sıkıntı yaşayacağımı düşünmüyorum ama resmen iki tane fantezim var. İlki eğer şartlar uyarsa ve normal doğum yapacak olursam sancılarımın başladığını hissettiğimde kendime makarna yapacağım. Aç olmanın yorgun düşürdüğünü biliyorum, ben de fırsat bu fırsat diyerek 9 aydır kendimi mahrum bıraktığım en sevdiğim lezzetin tadını çıkaracağım. Makarnamı aldım bekliyor dolapta. Yok o zaman yapamazsam eve geldiğim ilk an makarna istiyorum, yetti gayri! Diğeri ise evde yapılan patates kızartması. Şöyle taze patatesi kızartıp, altın rengi kıvana getirilmiş hali var ya, işte ondan istiyorum. Annem buradayken bir kahvaltıda kendime bu güzelliği yapacağım, peynir ve domates eşliğinde afiyetle yiyeceğim. Resmen bu iki lezzetin hayalini kuruyorum, rüyalarıma giriyorlar. Kısaca sevgili oğlum bu mesaj sana; teyzen geldikten sonra hazırım ben, bekliyorum, açım. 

Bu hafta Tomris'in emzirme notlarını baştan sona bir kere daha okudum. BYBO içindeki emzirme ve yenidoğan yazılarına göz gezdirdim. Gak guk meme, gaz masajı, memeyi c şeklinde tutma, d vitamini, tentene temas... Lohusalık tavsiyelerini gözden geçirdim; 'dışarı çıkmayı ihmal etme', 'herkesi dinleme', 'bu dönem geçecek', 'sling kullan', 'duygularını bastırmaya çalışma' gibi. Ablamın burada olması biraz rahatlatıyor beni. Tabii 15'inden önce bebem gelirse... Gerçi eşimin de evde olacak olması, yaz mevsiminde olmamız biraz daha ılımlı düşünememi sağlıyor. Beni korkutan lohusa bunalımdan çok sınav stresi. Çalışmam ne kadar mümkün olacak bilmiyorum, okuduğum hikayelerde anneler uyumaya vakit bulamazken benim ders çalışacak zaman yaratmam gerekiyor. Bu dediğim ne derece gerçekleşebilecek göreceğiz artık. 

Evin düzeni konusunda kendi çapımda hassas bir insanım. Mutfak dolaplarım düzenlidir, buzdolabımda her ürünün kabı bellidir, tüm gıdalar cam kavanoz ya da kaplara girmiştir, mümkün mertebe her yemek sonrası tezgah ve ocağı silerim, giysi dolabım da muazzam gözükür gibi gibi. Hamilelik süresince bunları yapabilmeye devam ettim fakat büyük temizlik tam anlamı ile yalan oldu. Dip köşe denilen temizlik için artık bu hafta anne gücü kullandık. Perdeler yıkandı (yeni yıkanan perde kokusu kadar temiz hissettiren ne var), haftalardır beklenen ütüler halledildi. İmece usulü çalışıldı, ev eve benzedi sonunda. Ben genelde yattığım yerden şöyle olsa olur mu, bunu yapalım mı demiş oldum gerçi ama alternatifim de yoktu. Çocuk doğduktan sonrası için şimdiden "dağınıklığa alış, bırak pis kalsın" sözleri başladı ama kendim tecrübe etmeden mümkünü yok o mantığa erişmemin. Hem belli mi olur; belki bir düzen yaratmayı başarırım o süreçte de. Başaramazsam da yine kendi deneyimim olsun, şimdiden salmanın anlamını göremiyorum. Ben büyük olaylar öncesinde evin temiz olmasını severim, temiz ve düzen hissiyatını severim. Tüm hayatım değişecek, eve bebek gelecek, temiz eve gelsin isterim. Burada olay hijyen değil, pür pak hissiyatının bende yarattığı iyi his. Bahar geldiğinde de evi daha bir temiz görmek, yazı çağrıştırır bana. Ne annem ne de ablam titiz değildir. Annem asla temizlikle bizi boğmamıştır hatta çoğu anneye göre çok rahattır. Ablam keza öyle. Ben ise küçükken de odamı toplardım, bebeklerim hep düzgündü, yatağımı kaldırırdım. Annem demezdi, beklemezdi hatta ama ben yapardım. Bu titizlik ya da derli toplu manyaklığı değil içimden gelen birşeydi. Şimdi durduk yere düzenimi değiştirmek saçma geliyor. Hele ki o kadar özenip bezenip odasını hazırladıktan sonra bebe odaya girene kadar orası benim için özel alan, yaklaşmak yasak (bu kısım az delice kabul ediyorum). Bebek olunca, ev dağılınca bana ne iyi hissettirecekse onu yapmaya devam edeceğim. Eğer evi dağınık bırakıp, yaymak bana iyi gelense tabii ki onu seçerim. Fakat ev derli toplu iken ben daha iyiysem illa dağınık bırakmanın bir anlamı olmayacak benim için. Dediğim gibi zamanı geldiğinde göreceğim bir başka konu bu. 

Bu haftalık da benden bu kadar, haftaya da doğurmadan burada yazacağım ihtimali ile görüşmek üzere... 

Sevgiler,

Ezgi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım