12 Mayıs 2017 Cuma

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 34. Hafta

Ülkede çocuklar ölüyor. Çocuklar uyurken, panzer evin duvarına çarpıyor, duvar yıkılıyor. İki kardeş oracıkta can veriyor. Ana akım medyada haberi bir iki satırla geçiştirdiklerini görüyoruz, alternatif medya bunu siyasi boyutları ile ele alıyor. Fakat ben sadece ölen iki çocuğu ve anneyi düşünüyorum. İçim acıyor, ruhum sıkılıyor. Kendime kızıyorum, çevreme kızıyorum. Anneyi düşünüyorum, kahroluyorum. İki küçük çocuğu düşünüyorum. Hayatın acımasızlığını, doğduğun yer, kültür yüzünden çekebilecekle-rini, çektiklerini. Sonra oğlumu düşünüyorum. Bilerek, isteyerek dünyaya getirmeye çalıştığım oğlumu. Kendimden de eşimden de anlık soğuyorum. Bu coğrafyaya birini daha getirdiğim için kızıyorum. Fakat sonra içimde bir tekme hissediyorum, sanırım poposu. Karnıma dayanıyor, yeniden umutlanıyorum. Güzel günler gelmek zorunda diyorum, onlar için. Masum çocuklar için... Sonra uyumaya çalışıyorum, bir gece daha böyle bitiyor. 

Bu hafta ilk kez nst'ye girdim, bir sıkıntı çıkmadı. Bu süreçten itibaren kontrollerim bir hafta NST, bir hafta doktor ziyareti şeklinde gidecekmiş. Eğer tahmine uygun giderse herşey 5 - 6 sefer sürecek bu işlemler en fazla. Geçen hafta bahsettiğim bacak ağrım dayanılmaz bir hal aldı desem abartı olmayacak. Adım atamıyorum, bacağım kilitleniyor gibi oluyor. Hatta evdeki ofis sandalyesi ile tuvalete sürükleyerek götürüyorum kendimi. Duvarlara tutunarak ev içinde adım atıyorum şimdi ama daha ötesi yok. Yürüyüş, esneme olayları bitti. Yemek idareten yapar hale geldim. Doktor geçen hafta normal derken, bu haftaki ilerleme karşısında bu kadar kötü olmamalıydı diyerek ortopediye sevk etti. Orada bir sıkıntı çıkmadı. Haftaya genel cerrahiye gideceğim, kasık fıtığı ihtimalinden dolayı. Siyatikle alakası yok sadece kasık bölgesinde olan bir ağrı. Eğer bebek sinirlere baskı yapıyorsa, ağrının bebeğin büyümesi ve iyice aşağı doğru inecek olmasından dolayı artması bekleniyor. Bu durumda da normal doğum ne kadar mümkün olur kestiremiyoruz ne ben ne de doktor. Yürümek, bacakları açmak, eğilmek gibi işlemlerin tamamı şu an bu kadar acı verici boyutta iken o zaman nasıl olur bilmiyorum. Kafamdaki en kötü senaryo epidural ile normal doğum, doktorun en kötü senaryosu ise sezaryen. Bakalım bu ağrı geçecek mi? Yoksa doğuma kadar popom efsanevi boyutlara çıkana kadar yatıyor muyum? 38. haftaya kadar bekleyelim dedik bugün. Nasip, kısmet moduna girdim iyice. 

Bundan 3 sene önce ablam ilk doğumunu yaptığı zaman eşi beni aramış, ablamın doğuma girdiğini haber vermişti. Ben 40 dakika sonra hastaneye vardığımda ablamı odaya getiriyorlardı bile. Doğum başlamış, gelişmiş ve bitmişti. Yeğenim olduğu için aşırı mutluluk hissederken bir yandan da ablama karşı kızgınlık içindeydim. Nasıl bana daha erken haber vermezdi! Filmlerden bildiğim kadarı ile sancı başlayacak ve ablam doğuracaktı. Süreç zaten kısacık iken beni nasıl dışarıda tutardı! Hatta o güne kadar lohusa nedir bilmediğimden büyük bencillik içinde ablama sitem dolu bir iki laf söylemekten de kendimi almamıştım. Onun ise (neyse ki) gözü yeni doğan kızından başkasını görmüyordu. O günden bugüne geldik ve ne kadar büyük bir haksızlık yaptığımı fark ediyorum. Şu an herşeyin yolunda gittiği varsayımı ile doğumum başlasa karanlık bir odada tek başıma kalmak isteyecek kadar yalnızlığı tercih edeceğim kesin. 10 - 15 saat sürecek ortalama bir sancı ortamında hele ki inleme, bağırma gibi içgüdülerle hareket edilecek bir zaman diliminde yalnızlığı seçmek en doğru olan gözüküyor (en azından benim için). Yeterli imkanım olsa evde bile doğurmayı hastane ortamına açık ara tercih ederdim. Odamda sakin kimsecikler yokken, gerektiğinde ebenin desteği ile... Tabii ki bu durum benim için hayal ama diğer seçeneği sağlamak mümkün. 


Annelere bu fikrimi söylediğimde tahmin edersiniz ki hoş karşılanmadı. Annem zaten ablamın iki doğumda da hastaneye gitmediği için benimkine kesin gelecek gözü ile bakıyor. Kayınvalidem ise tek çocuğunun ilk bebesinin doğumuna şahit olmak istiyor. İkisine de hak veri-yorum, ama doğum benim. O süreç tamamen bana ait. Biz kapıda bekleriz gibilerinden tezlerle karşıma geliyorlar, ama onlar kapıda iken orada kalmayacaklarına eminim. Son zamanlara doğru özellikle en ufak bir durumda üzerimde gerginlik oluşturma ihtimalleri olduğu için ikisine de doğuma girerken haber verileceğini bir kere daha vurguladım. Hiç sallamadılar fakat alternatifleri de yok şu durumda. Belki doğum başladığı an kararım değişecek ve herkesi yanımda isteyeceğim bilmiyorum ama şimdilik ne kadar az kişi o kadar rahat doğum diye düşünüyorum. Epidural alırsam ya da sezaryen olursa böyle düşünmem gibi geliyor, hastaneye hazırlanıp gidip, acılar içinde kıvranmadan ilacı alıp ameliyathaneye doğru çıkınca yanında en sevdiklerini isteyebilir insan. Fakat şimdilik ablam Almanya'dan sadece doğum için Türkiye'ye gelecek bile olsa o da son saatler de yanıma katılacak gibi gözüküyor. Neyse ki o benim yaptığım bencilliği yapamayacak. Doğumdan sonra bana çok yardımcı olacağı kesin ama ilk zamanlar beni benimle bırakalım modundayım. Haziran başında geliyorlar ailecek. 38. haftamdan 40. haftanın ilk gününe kadar buradalar. Umuyoruz doğum o zamanlarda gerçekleşir. Gerçi ben geçtiğimiz Eylül ayında tam 22 gün ablamın yanında kaldım 40.haftasının sonuna kadar. NST'de hiç sancı çıkmayınca doğuma daha birkaç gün var diyerek buradaki işleri halletmek için gece eve geldim. Geldiğim gece sancısı başladı ve ertesi sabah yine Almanya'ya gitmek durumunda kaldım. Hastaneye vardığımda ikinci bebe sonrası yine ablamı odaya getirirlerken karşılaştık. Bakalım bizdeki durum ne olacak, hevesle bekliyorum. 

Bu haftalık haberler böyle. Yürüyüş en azından ev içinde rahat adım atabildiğim bir hafta beni beklesin diyorum. 


Sevgiler,


Ezgi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım