21 Ocak 2017 Cumartesi

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 17. Hafta

Selamlar BYBO, 

Sınav stresi, İstanbul’da doğal afet etkisi yaratan kar, kısa süreli anne ziyareti, tam gaz devam eden kurs ve doktor kontrolü derken bir haftayı daha tamamladık. Bu hafta doktor kontrolüm tam da beklediğim gibi geçti; azar işitmekle! 3 hafta içinde 3 kilo alınca, bu durum doktorumun hiç hoşuna gitmedi. Beslenme düzenim, ev hal-lerim, yoga ve yeni başladığım yürüyüş üzerine uzun uzun konuşuldu. Gerçi ben çok düzenli ve saatli beslendiğimi anlatmaya çalışsam da verimli geçtiğini söyleyemeyeceğim. ‘Dikkatli ve doğru beslendiysen bu kilolar nereden çıktı’ bakışını derinlerde hissettim. Diğer kontrolüm 6 hafta sonra. Doktorum, o zamana kadar maksimum 2 kilo almam gerektiğini ısrarla belirtti. Merakla bekliyorum. Yürüyüş moduna hemen girdim, yemekte sıkıntı yok. Şu an 62’ye merdiven dayadım ay sonuna kadar bu kiloyu korumayı başarırsam bu da yetecek bana. Kilo olayı geçen hafta da dediğim gibi canımı çok sıkıyor. Olay kilo almam değil, sağlıksız bir şekil-de almam. Hamilelikte kilo alacağımı zaten biliyordum ama bunu daha düzenli ve sağlıklı ilerletmek istediğim kesin. Evde olduğum süre boyunca ders çalıştığım için hareketim gerçekten az. O yüzden günlük yaşama yoga, pilates ve yürüyüşü eklemek zorundayım hiç üşenmeden hem de. 


Bu kilo sıkıntısını bir kenara bırakacak olursak benim kafamı uzun zamandır kurcalayan başka bir konu ise İstanbul! Buradan çok uzun zamandır gitmeyi istiyorum fakat eşimin işi, maddi belirsizli-kler gibi hemen herkeste var olan ortak kaygılar sebebi ile uzaklaşamıyorum ama burada mutsu-zum. Özellikle de yeğenlerim doğduktan sonra İstanbul’dan daha da soğudum. Kızları parka götürmek istesek arabaların arasında, yol kenarlarında, bakımsız ve geneli pis olanlar dışında bir seçenek yok. Alışveriş merkezleri (!) haricinde gidilebilecek yer o kadar az ki, hele arabanız yoksa. Olsa bile saatlerce trafik çekmeyi göze almak gerekiyor. Büyük parklar, yeşillik alanlar rüyaları süsler hale geldi. Hava kirliliği ayrı, trafiği ayrı, insanları ayrı, yaşattığı stres ayrı, depremi ayrı… Burada nasıl çocuk büyüteceğimi düşünüyorum. Çocuk bu; koşturmalı, enerjisini atmalı, temiz havaya çıkmalı, ağaç görmeli, kuş sesi duymalı. Hangi birini nasıl mümkün hale getirebilirim bilmiyorum. Ev içinde hapis mi kalmalı? Hani her gün dışarı çıkıyorduk bebekle! Arabalar arasında zikzak çizerek yürümek kabul oluyor mu? İşte tüm bu sorular ve sorunlar kafamı kurcalıyor ve beni sıkıyor. Umuyorum bir şekilde ya gitmeyi ya da bunu çözmeyi başarırım. 

Bir diğer gündem maddem ise alışveriş. Normal şartlarda bebek alışverişi denilen işe son iki ayda başlama taraftarı idim ama bu seçenek şimdilik bana uymuyor. Alınabilecek herşeyi bir ya da iki alışverişte tamamlamak için elde ya toplu para olmalı ya da rahatça karşılayabilecek güce sahip olmalı. Ben ise alınması gereken temel ve gerekli eşyaları sıraladım, aydan aya bölerek gideceğim. Böylece maddi olarak çok zorlanmadan ilerlemeyi hedefliyorum. Bir kısım eşyalar ablamdan gelecek; beşik, kanguru için yenidoğan aparatı, müslin bezler, yenidoğan setleri gibi. Ana kucağı, bebek arabası gibi büyük eşyaların yanında küçük küçük de olsa birikince masraflı olan ıvır zıvırlar ile başlıyorum işe. Eğlenceli ve bir o kadar da kara kara insanı düşündürüyor bu alışverişler. Ger-eksiz olan her şeyden uzak durarak halledebilmeyi umuyorum. Kilomu sınırlandırmayı başardığım, minik alışverişe başladığım ve kurstaki derslerden bol bol verim aldığım bir hafta olması umudu ile şimdilik sevgilerimi yolluyorum…  

Haftaya görüşmek üzere.

Ezgi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım