3 Ekim 2016 Pazartesi

Diren'in Başarı Öyküsü

Bir başarı öyküsü de ben ekleyeyim istedim: 

Evlenmeden önce eşim de ben de çok abartılı olmasa da Türkiye şartlarında iyi sayılacak gelire sahip insanlardık. Ben hiç ekonomik sıkıntı çekmeden büyüdüm, okudum, keyfimce çalıştım vesaire. Eskiden dış ticaret uzmanıydım, yurt dışına iş için gittiğimde hobi olarak pastacılık vs. eğitimleri alırdım. Sonrasında cemaatler çatışmasına kurban gidip birinin ipine tutunmayı reddedince beni barındırmadılar pazarda, ben de meslek değiştirdim. Türkiye’deki butik pastacılardan çok azının sahip olduğu tekniklere ve eğitimlere sahiptim; çok kolay iş buldum. Big Chefs’te modelleme şefi olarak çalıştım evlenip İstanbul’a gelene dek... 

Evlendikten sonra o oldu bu oldu şu oldu derken işler kötüye gitti. Evimizi arabamızı satmak zorunda kaldık. Hatta eşyalarımızı da sattık. İstanbul Şirintepe'de (varoştur kendisi) hayatımda gördüğüm en kötü evi tuttuk. O dönemde geçirdiğim bir kazadan dolayı ayağım kırık belim çıkık olduğu için çalışamadım (hep ayakta oluyorum iş yerinde). Kocam da iflas ettikten sonra işe girmişti bir yerde, o da çıkarıldı; şahane oldu. Kocam garsonluk, gece bekçiliği gibi işler yapt,ı gündüz de kendi işini kovalamaya devam etti. Ben de mikro kredi sistemine başvurdum (Eğer bir gün beş parasız kalırsanız bu ülkede size basit bir iş yapabilmeniz için üç beş bin lira kadar destek çıkacak bir iki kurum var hala, inşallah ihtiyacınız olmaz.) Onların verdiği 700 lira ile (evet sadece yedi yüz) bir fırın biraz da pişirme malzemesi aldım. Kurabiyeler vs hazırladım götürüp krediyi aldığım yere bıraktım. Kermesler yaptılar, kırık çıkık katıldım. Levent civarındaki kafelerle görüşüp onlara turta vs yapıp sattım. Fen bilgisi ödevi tadında basit mekanizmalar tasarlayarak hareket eden pastalar vb yaptığım için bunu ilginç bulanlar oldu, bir iki TV programına konuk oldum falan... Orası burası derken Hürriyet gazetesinin Atrium'da ve toplantılarda ikram edilen kurabiyelerini yapma işini aldım. Tam 7 ay bu işle geçindik. Her sabah 4'te kalkıp akşamdan hamurlarını hazırladığım 5 kilo kurabiyeyi poğaçayı vs. bir luxell mini fırında pişiriyor saat 12'de ulaştırmadan gönderdikleri araca teslim ediyordum. Bir yandan da Turkcell’in mikrokrediyle ortak yaptığı ekonomiye kadın gücü programına katıldım. Turkcell event'lere butik kurabiye tasarladım ( Alkmaarda wiltondan eğitim almıştım vaktiyle). 

Derken bir gün Fortune dergisinden aradılar. Beni yılın mikro girişimcisi seçmişler, Turkcell’in önerdiği beş isimden biriymişim. Yılın kadın girişimcileri toplantısında bana da ödül vereceklermiş (ödülün paraya çevrilememesi de o günün şartlarında üzücüydü ☺). Düzenledikleri toplantıya katılmamı istediler. Ne olduğunu çok anlayamadan tamam gelirim dedim, belki yeni müşterilerim olur diye... Allah'tan Turkcell beni Zincirlikuyu'dan aldırdı da Ulust'aki mekâna götürdü, yoksa gidecek taksi param falan yoktu. Bir gittim ki konukların hepsi "krema tabaka" bir ben halkı temsilen ordayım :) Tek boş masaya geçtim oturdum. Meğerse ağır toplar sonradan geliyormuş, o masa da onlara ayrılmış. Gerçi kimse bana oturma demedi hatta “halk”tan biriyle sohbet imkânı buldukları için çok sevindiler. Ümit Boyner’le Arzuhan Yalçındağ’la ve daha adını bilmediğim bir sürü jetsetle (ne demekse artık) aynı masada oturdum mantarlı risotto ve apple crumble'ımı yedim (crumble berbattı). Masadakilerden bir tanesi gelirken getirdiğim kurabiyeleri çok beğendi, benimle daha sonra iletişime geçmek istediğini mağazasında kurabiyelerimden satıp bana destek olabileceğini söyledi. Siz ne işle meşgulsünüz diye sordum, çeyiz ve ev tekstili mağazam var dedi. İçimden ay bu fakirmiş boşver öbürleriyle bağlantıda kal dedim.

Konuşmamı yaptım, çıkarken çeyizci hanımefendi (gerçekten hanımefendiydi şaka değil) telefonunu mailini verdi: meğerse o fakir Caroline Koç’muş :) Dönüşte Turkcell beni yine Zincirlikuyu’ya bıraktırdı. Cebimdeki 10 liranın 5’ini akbile yükledim, 5’ine evin ordaki marketten domates biber alıp akşama menemen yaptım. Ama sonrasında bu ödülün ekmeğini çok yedim. Haremlique’te Hatay kömbem de satıldı birçok “az ünlü”ye doğum günü pastaları da tasarladığım oldu okul çağındaki çocuklarına sağlıklı atıştırmalıklar hazırladığım da... Kazandığım paralarla bu defa araba, kıyafet vs almaya çalışmak ya da ev değiştirmek yerine mesleğime yatırım yaptım (bir dizüstü bilgisayar ve uygun fiyatlı uzaktan eğitimlerin listesi). Rotamı sağlıklı beslenmeye çevirdim ve yurt içinde yurt dışında bu konuda eğitimlere seminerlere katıldım. 

Zamanında her şey yolundayken olduramadığım bebeğim sürpriz bir şekilde hayatımıza dahil oluverdi ☺. Hamileliğim ilk aylarda çok zor geçtiği için çalışamaz duruma geldiğimde Hürriyet’e yaptığım işi bırakmak zorunda kaldım. Vuslat Sabancı işi bıraktığımı öğrenince jest yaparak iyileştiğimde kendime bir iş yerini devralabilmem için bana ufak bir sermaye verdi. Borç olmak kaydıyla kabul ettim, o da borcumu kendisine değil mikro krediye ödeyip yine sistemde ihtiyacı olan başka kadınların kullanmasını istedi. 5,5 aylık gebeyken House Cafe’de aşçı olan bir arkadaşımla Küçükyalı’da kendi lokantamızı açıp ailemizin ürettiği malzemelerle yöresel yemeklerin diyetlere özel uyarlamalarını yapmaya başladık. Etrafımız banka şubeleriyle dolu, fiyatlar uygun malzemeler kaliteli olunca hızla ve kolayca müşteri bulduk. Evimde ne yağ ne salça kullanıyorsam dükkanımda da aynısını kullandım. Aslına bakarsanız zaten yağımızı salçamızı bulgurumuzu vs kendi bahçelerimizde (Hataylıyım) ürettiğimiz için bana maliyeti de uygundu. Çevredeki rakiplerimize karşı en büyük avantajımız buydu. Sokağımızda kurulan pazarda pazarcıların sabah çorbalarını ve çayını kahvaltısını vs kaçırmamak için her Perşembe sabah 3'te dükkana gelip işkembe çorbası yapmaya başlardım ☺.  Doğumdan önceki güne kadar dükkanımda çalışmaya devam ettim. Doğumdan bir hafta kadar sonra ise ortağım evliliğindeki problemler yüzünden küt diye işi bıraktı. Mecburen 9 günlük bebeğimle ve sezaryenli karnımla her sabah 5'te dükkânıma gidip günde 70 kişilik yemek yaptım. Kocam da işi gücü bırakıp bana yardıma geldi. Bebeğe ben çalışırken hep o baktı. Yine de bir emzir, bir çorba yap, bir alt değiştir bir yemek yap şeklinde geçti günlerimiz… Ocaklardan yanar diye korkumdan slingle de taşıyamıyordum çalışırken. Ben bunlardan yine de yılmazdım ama her gelenin çocuğumu mıncıklamasına, günde 12 saat el kadar bebeğin bir dükkân köşesinde perişan olmasına kıyamadım.

KOSGEB'den hibe alınca yerini doldururum diye tadilat için çektiğim kredi yüküyle dükkânımı kapattım ve bebeğimi en sağlıklı şekilde büyütebilmek için ailemin yanına gelip yerleştim. Halen de borçları bitiremediğimiz için onların yanındayım. O dönem bana yardım etmek için işinden ayrılan kocam tam 14 ay iş bulamadı. Küçük işlerle kendi geçimini sağladı ve bizden ayrı tek göz bir bekar evinde aynı şehirde olduğumuzu hiç kimseye demeden kaldı. Gizli gizli görüşüyorduk. Şimdiyse İstanbul’da borçlarımızı ödeyip bizi yeniden yanına alabilmek için çalışmaya çalışıyor. 

Başarı bu öykünün neresinde derseniz, ben çok farklı bir hayat yaşarken gerçekten sıfırı hatta eksiyi görmüş insanlardan biriyim. Tam 1,5 yıl bizden bambaşka dünya görüşü olan, cehaletin dibine vurmuş insanların arasında yaşam mücadelesi verdim. Eskiden kuaföre verdiğim para değerinde aylık kirası olan bir evde kalıp, mesela kedi beslediğimiz için “önce aç karnınızı doyurun kedi sizin neyinize?” diye laf sokan ev sahibime sesimi çıkaramadım. Vaktiyle evimden çıkmayan çoğu kişi artık benim için yok. Bu beni hiç üzmüyor açıkçası çünkü biz herkesten tekme yemedik. Aksine ummadığımız birçok kişi elimizden tuttu dostlarımız arasına girdi ekmeğini bölüp bizimle paylaştı. Eğer o kadar dipteyken bir çıkış yolu bulabildiysem bunu önce ailemin bana verdiği özgüven ve eğitime, sonra da geliştirdiğim yeteneklerimi şartlara uydurabilmeme ve amiyane tabirle eşek gibi çalışmama borçluyum. Ay benim kocam evi geçindirmeli, ben rahat etmek için dünyaya geldim, bu evin erkeği o kafalarına hiç girmedim zaten. Size de naçizane tavsiyem, asla pes etmeyin, şikâyet etmeyin tembellik etmeyin. Çünkü sistem bizim gibi eğip bükemediği insanları öğütmek için çalışıyor şu an. Artık bu ülkede “biz” ve “onlar” var. Bizi bezdirmek, eritmek, pasifize etmek adına hayatın her alanında ayrımcılık yapılıyor (misal benim 1 yıl bile açık kalamayan dükkanımın Reza Zarrab’tan daha fazla vergi ödemesi ayrımcılığı gibi). 

Siz de en az onlar kadar inatçı, siz de onlar kadar azimli olun lütfen. İşinden, hayatından, haklarından koparılan binlerce insan adına asla pes etmeyin. Kaybettiğimizde bir yolunu bulup tekrar ayağa kalkmak ve daha dişli olmak zorundayız artık. Eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı mücadele vermek iş ararken fikirlerinden ödün vermeden dik durabilmek hiç kolay değil bugünlerde. Şimdi şans faktörü yanımızda olmadığı için tekrar başa dönmüş olabiliriz. Ancak kötü karma boş durmuyorsa ben de durmuyorum. Evde işsiz kaldığım bu süreçte bunalıma girmek yerine yine kendime yatırım yaptım. Kızımın küçülenlerini satarak (hepsi hediye gelmişti) ya da çalışan bir iki arkadaşımın çocuklarına sağlıklı atıştırmalıklar hazırlayarak kazandığım parayla internet üzerinden eğitimler aldım. Yeni hayat koşum için ben yine antrenmandayım anlayacağınız ☺. 

Şu günlerde içinde kızımın da olduğu ikinci başarı öykümü yazıyorum (Neredeyse her şeyi yarım kalmış bir bebeğin bol sevgiyle, iki kediyle ve ucuz materyallerle nasıl mutlu bir çocuk olduğunun, eksikleri nasıl tamamlamaya çalıştığımın öyküsü bu aynı zamanda). İnşallah sona çok az kaldı, bittiğinde onu da sizlerle paylaşmaktan gurur duyacağım. Daima umudum ve cesaretim var. Çünkü ben ayakta kalabilmek için birilerinin beni itmesine tutmasına muhtaç değilim. 

Her şey siz sevgili BYBO'lulara bir başarı öyküsü postu daha açabilmek için zaten  :)

Sevgiler...

Diren

3 yorum:

  1. her denemeden sonra omuzları düşen bana ders olsun. BRAVO

    YanıtlaSil
  2. Şu anda tam da okumam gereken yazı :) "Ay benim başıma neden geldi demeden" hayatınıza devam ettiğiniz için tebrik ederim. Bunun karşılığını da alacağınıza eminim. Çok çok kolay gelsin. Ben de sıkıntılı dönemler geçirmiştim. Hatta 2008'de bloguma şunu yazmışım :
    Arın ve hayata karış…
    Köklerin yeniden var edecektir seni…
    Eminim size tanıdık gelecektir bu sözler ;)

    YanıtlaSil
  3. Bu yazi icin cook tesekkurler. Okurken cok heyecanlandim, cok ilham aldim. Anne ve babani da sana bu ismi verdikleri icin ve bu kadar guclu bir kadin yetistirdikleri icin kutluyorum. Ama en büyük tebrikler sana. Simdi populer olan resillience egitimlerinde anlatilacak bir hayat yasiyorsun. Ve sen yasadiklarini cok guzel anlatiyorsun. Lütfen anlatmaya devam et. Gelecek kosunu merakla bekliyorum ve iyi sanslar ve mutluluklar diliyorum. Sevgiler, Isil

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım