3 Haziran 2016 Cuma

“Uluslararası Mama Kodu” Yasası, Vicdan Yasasıdır!

Sorarım size: “Yasalar mı vicdanınızı yönetiyor yoksa vicdanınız yasalarınız mı oluyor?” 

Geçtiğimiz Cumartesi sabahı, İstanbul’un ünlü kongre merkezlerinden birinde Türkiye’nin zincir bebek mağazalarından birinin ev sahipliğini yaptığı ve çeşitli sponsorların desteklediği, anne ve anne adaylarına yönelik bir konferans düzenlendi. Sponsorlar arasında çok sayıda endüstriyel bebek maması markası bulunuyordu. Bu firmaların tüm gün boyunca çok sayıda reklam ve tanıtım faaliyetleri ile bebek mamalarının pazarlanması konusunda hem uluslararası kuralları hem de ulusal mevzuatı defalarca ihlal ettiler. 



Bugün tüm bilimsel çalışmalar göstermiştir ki; emzirme, bir çocuğun en iyi sağlık düzeyine ulaşmasında ve bebek ölüm oranlarının düşürülmesinde en önemli kaynaktır. Ancak endüstriyel bebek mamalarının kontrolsüz ve etik dışı bir şekilde pazarlanması emzirme üzerinde son derece olumsuz bir etki yapmaktadır. Bu nedenle, “Uluslararası Mama Kodu Yasası” (WHO CODE) ile mamaların uygunsuz pazarlanması konusunda sınırlayıcı ilkeler belirlenmiştir. 

1981'de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Kurulunun imzaladığı, formül mamaların pazarlanması ve satışının düzenlenmesi ile ilgili ANNE SÜTÜ MUADİLLERİNİN PAZARLANMASIYLA İLGİLİ ULUSLARARASI YASA (‘WHO Code’, ya da Uluslararası Mama Kodu) TC Sağlık Bakanlığı tarafından da imzalanarak kabul edilmiştir. Uluslararası Mama Kodu ve Türk Gıda Kodeksi Bebek Formülleri (2014/31) ve Devam Formülleri (2014/32) Tebliğleri ile “İnsan hakları” bağlamında “Emzirme Hakkı” korunmaya çalışılmaktadır. Öyleyse, bu yasaların ihlali çocuk hakları ihlali, yani insan hakları ihlalidir. 
Gelelim, düzenlenen konferansın Uluslararası Mama Kodu’na aykırı notlarına... Öncelikle şunu belirtelim ki, bu konferansın oturum programında yer alan oturumlardan birinin başlığı “X mama markası ile bebeğin ilk günleri” iken bu başlık, yetkili bir kurumun konferansı düzenleyen şirketi uyarması sonucunda “Bebeğin ilk günleri ve emzirme” olarak düzeltildi. Ben bu konferansta bizzat bulundum ve sizlere aktaracağım tüm hususlar, Mama Kodu’na aykırıdır; birçoğu Türk Gıda Kodeksi Bebek Formülleri Tebliği’ne de aykırıdır. 



Bu konferansta; 

• Konferansın düzenlenmesine pek çok mama firması sponsorluk etmiştir. 

• Konferansın tüm broşürlerinde, web sitesinde, tanıtım afişlerinde ve sahne alanında sponsor mama firmalarının ürün adları markalarıyla açıkça yazmaktadır.

• Bu mama firmalarının tamamı, reklam yapma amacıyla pazarlamacılar ve anneleri bir araya getiren tanıtım stantları kurmuştur. 

• Bu stantlarda annelerle iletişimde bulunun pazarlamacılar, “DSÖ’nün bebeklerin 6. ayı tam dolmadan ek gıdaya geçilmemesi gerektiği önerisi” ne rağmen yanlış ve taraflı bilgiler vererek, “4. aydan itibaren ek gıda önerilir” gibi bir ifadeyle annelerin emzirme becerilerine gölge düşürmüş ve annelere bebeklerinin beslenmesinde denemeleri için mama eşantiyonları ve de indirim kuponları dağıtmışlardır. 
• Konferans boyunca pazarlamacılar, annelerin yanlarına giderek sepetler içerisinde eşantiyon mama dağıtımını sürdürmüşlerdir. 

• Konferans boyunca pazarlamacılar, annelerin yanlarına giderek sepetler içerisinde mama indirim kuponları dağıtımını sürdürmüşlerdir. 
• Bebeğin ayı/yaşı kaç olursa olsun, anneye mama numunesi/eşantiyonu vermek uygun değildir. Ancak, “Bebeğim 3 aylık...” dediğinizde, yani sadece anne sütü ile beslenmesi gereken sürede mama önermek ve 3 aylık bebek için 6 ay ve üzeri mama numarası numunesi vermek hem uygunsuzdur hem de vicdansızlıktır. Mama firmalarının tek düşüncesi, mama numunelerini halk sağlığını dikkate almadan hızlıca dağıtabilmek olmuştur. 

• Konferansın ana sponsorlarından olan bir mama firmasının reklam afişleri ve tanıtım broşürleri üzerinde, henüz 0-6 ay dönemi içinde oldukça küçük bir bebeğin resimleri yer almaktadır. 

• Konferans salonlarında sahnenin sağ ve sol kısmında dev boyutlarda asılı olan bu afişlerde, mama ürün adı (markası) ve bu küçük bebeğin resimleri bulunmaktadır. 
• Fotoğrafta görmüş olduğunuz oturum, “Emzirme”den söz edilen bir oturumdur. Oturumun sunucusu olan bayanın konuşmacılara yönelttiği sorular çok büyük oranda anne sütü yetmemesi(!) ve mama verilmesi(!) hususunda olmuştur. Bu sırada sağda ve solda kocaman boyutlarda mama reklamı yer almış ve oturum başında sandalyelerde mama broşürleri ve numuneleri hazır olarak yerleştirilmiştir. 

• Her oturum öncesinde salondaki annelerin oturacakları koltukların üzerine dosyalar içerisinde mama numuneleri/eşantiyonları özenle her koltuğa dağıtılmıştır. 
• Bu konferansa katılan anneler, uygunsuz bir şekilde dağıtılan pek çok mama numunesi, promosyonu ve indirim kuponu ile evlerine dönmüştür. 

• İlgili mama firması stant sorumlusu olan bir yetkili, DSÖ’nün bebeklerin 6. ayı tam dolmadan ek gıdaya geçilmemesi gerektiği önerisine rağmen “Bebeğiniz 4. aydan itibaren ek gıdaya başlayabilir” diyerek, gıda eşantiyonları dağıtmıştır. Fotoğraftaki eşantiyonlar bebeğimizin 3 aylık olduğunu söylediğimizde bize verilen eşantiyonlardır.


Bu konferansın sunucuları iki ünlü kadındı. Özellikle sunuculardan bir tanesi hemen her oturumda, “.... mama vermeye ilişkin sorular” sorarak ve “... ama ben bebeklerime mama vermeye başladım” gibi kendi yaşamından örnekler vererek, açıkça dikkati formül mamalara çekmeye çalışmıştır. O sırada bu ünlü ismi dikkatle dinleyen yüzlerce bebek annesi vardır. O nedenle de özellikle göz önünde olan ve sevilen isimlerin bu konuda taşıdıkları bir sorumluluk olmalıdır. Yani, kendi tecrübeleri hangi yönde olursa olsun kararlarının ve davranışlarının “örnek alınabileceği” gerçeğini hiçbir zaman unutmamalıdırlar. 

Bakın, Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 24. maddesi der ki; “Bütün toplum kesimlerinin özellikle ana-babalar ve çocukların, çocuk sağlığı ve beslenmesi, anne sütü ile beslenmenin yararları, toplum ve çevre sağlığı konusunda temel bilgileri elde etmeleri ve bu bilgileri kullanmalarına yardımcı olunması gerekir”. Yani, emzirme konusunda doğru bilgilendirme işi, sadece ana-babaları değil, toplumun tüm kesimlerini kapsar. Öyleyse, emzirme konusu toplumun her kesiminin duyarlı olması gereken bir konu olarak tanımlanabilir. Yani, özellikle ünlü ve sevilen kişilerin halkla buluştukları hemen her platformda bu konuda duyarlı davranması önemlidir. 

Gelelim sonuca, konferansın katılımcılarının büyük bir kısmını hamileler ve çoğunlukla 2-12 ay arası bebek anneleri ve babaları oluşturmaktaydı. Az sayıda katılımcı ise firma yetkilileri, tedarikçiler vb. kişilerdi. Kısacası, çoğunluğu oluşturan katılımcı annelerin ve anne adaylarının, henüz emzirme öncesi dönemde ve henüz emzirme döneminde olan anneler olduklarını söyleyebiliriz. Bu nedenle bu tür konferanslarda, halk sağlığı açısından annelere emzirme becerilerini geliştirebilecekleri türden bilgilerin reklama maruz kalmadan, uluslararası kurallara ve ulusal mevzuata uygun şekilde verilmesi son derece önemlidir. 

Unutmayalım ki, 1980’lerden itibaren mamaların uygunsuz pazarlanması ve promosyon olarak dağıtılması nedeniyle mamalar hakkında önemli bir yanılgı yaşayan halkın emzirme oranlarında ciddi düşüşler rapor edilmiştir. Mama kullanımının artışı ve emzirme oranının düşüşü ile birlikte bebeklerin sağlık verileri açısından olumsuz sonuçlar rapor edilmiştir. Bugün TNSA sonuçlarına göre, ülkemizde sadece ilk 6 ay anne sütü alan bebeklerimizin oranı %30, iki yıl anne sütü alan bebeklerimizin oranı ise %16 olarak kaydedilmiştir. 

Sonuç olarak, mama firmalarının anne ve anne adaylarına doğrudan ulaşarak ürünlerini pazarlamalarına olanak tanıyan böyle bu organizasyon, DSÖ’nün ortaya koyduğu ve Türkiye’nin imza attığı uluslararası yasaya (Uluslararası Mama Kodu) tamamen aykırıdır. Ulusal mevzuatı da bir çok noktada ihlal etmektedir. Anneleri mama kullanımına teşvik eden her türlü etkinlik, sadece uluslararası ve ulusal mevzuata değil, vicdana da aykırıdır. 

Emzirme Gönüllüsü 
Pınar Ayata

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım