2 Mayıs 2015 Cumartesi

Canan'ın Kaleminden Bir Boşanma Hikayesi — 4. Bölüm

Herkese tekrar Merhaba! 

Son yazımda annemin 17 yaşında evlenmiş olduğundan bahsetmiştim. Nasıl olduğunu merak edenler için yazmak istedim. 

Canım annem; ailesiyle Almanya’da yaşıyor. 16 yaşında yaz tatilinde anneannesiyle dedesini ziyarete geliyor. O arada bir düğünde babam annemi görüyor. (Aynı köylüler). Gönlünü kaptırıyor. Annem bir haber Almanya’ya dönüyor. Babam ona mektuplar yazıyor ama annemden cevap yok. Bir sonraki yaz annem tekrar geliyor. Bir gün onları konuşurken gören büyük dede apar topar evlendiriyor onları. Oldukça tuhaf görünüyor ama gerçek bu. Annemle konuşup dertleşebilecek yaşa geldiğimde fazlasıyla anladım ki babamı hiç mi hiç sevmiyordu. O ona göre değildi. Her zaman gördüğümse babamı değiştirmeye çalıştıran bir anneydi. Kavgalar bitmek bilmiyordu. 

Evimize yenice bilgisayar girmişti. Babam almak konusunda çok ama çok ısrar etmişti. Nasıl sevinmiştim ama nereden bilebilirdim ki onlarca kavganın sebebinin o koca siyah kutunun olabileceğini… Bilgisayarın da gelmesiyle aldatma olayları aile gündemimize oturdu. Annem defalarca babamı yakalıyordu fakat babam vazgeçmiyordu. Bir gün evimize bir kız geldi. Üniversiteye gidiyormuş, uzaktan akrabamızmış, ailesi bize emanet etmiş annem de yemekler hazırlamış, çağırmış. Daha sonraları sık sık gelmeye başladı. Bir gün oldu gelmez oldu, anneme sordum donuk bir bakışla gözlerime baktı. Anlayamadım. Sonraları öğrendim ki benim canım babam(!) o gencecik bize emanet edilen kızı, gizli bir Messenger hesabı açıp eklemiş vs. Hep kızdım anneme hep! Nasıl izin verdi hala anlamam bu kadar gururunu ezdirmeye. Bazen dile getirdiğimde ‘bir gün anlarsın’ derdi. Ben hala anlayamadım. 

Sanmayın ki annem hepsine boyun eğdi. Defalarca mahkemelik olundu, davalar açıldı. Ama sonu hep aynı, vazgeçiş. Fakat şunu söylemeden geçemeyeceğim; geçenlerde BYBO grubunda bir bayan post açtı, kocasından dayak yemiş yorumları alıyor vs. Eren’in bir yorumu vardı (fazlasıyla hak veriyorum): "Ben sizi biliyorum şimdi burada böyle konuşup haftaya kocişime ne pişirsem diye post açacaksınız..." benim annem hiç böyle olmadı. Her gün her dakika daha da nefret etti daha da uzaklaştı babamdan. Ve artık ben 15 yaşında her şeyden bıkmış, ailesine hele de babasına hiç güveni kalmamış genç bir kızdım. 

Sınava hazırlandığım bir süreçti. Ailem bana bir şey belirtmemek için elinden geleni yapıyordu fakat ne mümkün. Evde savaş havası resmen, artık ayrı yatan anne baba. Sadece akşam yemeklerinde bir araya geliyorduk. Kız kardeşim dışında kimse de konuşmuyordu. Günlerimizse annem sabahtan akşamın geç saatlerine kadar çalışıyor, ben tüm gün okul dershane arasında, babamla kız kardeşimse tüm gün beraber... Geziyor,eğleniyorlar. Bu beni öylesine yaraladı ki. Bencil, kardeşini kıskanan şımarık bir kız tavrı değildi hislerim. Bunlar eksikliklerim, bunlar yalnızlıklarım, bunlar benim hiç yaşayamadıklarımdı. Ben de isterdim babamın prensesi olayım, ben de isterdim babam ilk aşkım olsun, ben de isterdim ellerinden tutup gezmek... Olmadı ama yaşayamadım. 

Annemle babam birbirlerinin nefretinde öylesine boğulmuşlardı ki beni görmüyordu gözleri.Ben de ergenliğe girmiş, ne yapacağını şaşırmış aptal kız. Bir gün okuldan kaçıp içmeye gittik (daha 8.sınıfım) bir bira bile yetmiş olmalı ki ayakta duramayacak şekilde eve geldim. İstedim ki ailem kızsın, bağırsın ama yeter ki artık beni görsünler. Ne mümkün, fark etmediler beni. Sonra bir kez daha yaptım, bir kez daha ve bir kez daha… Derken son 3 ay boyunca her gün alkollü eve geldim ama hiç birinde fark edilmedim. 

Artık 8. sınıfın sonuna gelmiştim. Sınavım bitti. Bizimkiler kardeşimle beni karşısına alıp boşanacaklarını söylediler. Önce bir donukluk, hissizlik ve sonrasında derin bir ‘oh!’ çektim. Her şey oldukça sakindi hem de hiç olmadığı kadar. Ben bu sakinliğe şaşırırken çok geçmeden aile büyükleri öğrendi. Tabii kıyametler koptu. Durmadan telefonlar ediyorlardı. Bir gün beni de istediler telefona. Anne tarafı da baba tarafı da ağız birliği yapmışçasına ‘anneni bir tek sen bu yoldan döndürebilirsin engel ol kızım’ dediler. Evet haklıydılar bir tek ben döndürebilirdim ama asla! Annem yıllar sonra bu kadar baş kaldırmışken, asla. Anlaşmalı boşanma için dilekçelerini verdiler. Çok geçmeden mahkemeden gün aldılar. 

Hakim ilk mahkemede boşadı onları. Eve geldiklerinde oldukça sakinlerdi. Yıllardı kavga etmekten o kadar çok yorulmuşlardı ki... Babam artık bizimle kalmıyordu, eşyaları hala evdeydi. Bir gün eşya almaya geldi eve. Bir anda evde ne var ne yok kırdı döktü, bağırdı, ağladı. Öylesine korkmuştuk ki kardeşimle. Anneciğimin doğum gününe günler kalmıştı. Evden çıkarken ‘annenizin doğduğu gün öldüğüm gün olacak intihar edeceğim’ dedi ve gitti. Biz kardeşimle feryat figan deli gibi ağlıyoruz. Hiç sevemediğim babamı kaybetmekten ilk ve son kez o gün korktum. Belki de hiç bulamamışken kaybetmek zor olacaktı. Ama sonra gördüm ki bu da babamın oyunlarından, yalanlarından, duygu sömürülerinden biriymiş. Babam kendine zarar vermekle çocuklarını tehdit edecek kadar alçakmış. Aslında bizim için çok daha zor günler yeni başlıyor. 

Daha ne olabilir ki diyebilirsiniz, yazımın devamı haftaya. Görüşmek dileğiyle… Görüşmek üzere… 

Canan

1 yorum:

  1. okurken ağladım ,,, ben de boşanma sürecindeyim yazının devamı yok mu?

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım