17 Aralık 2014 Çarşamba

Canan'ın Kaleminden Bir Boşanma Hikayesi — 3. Bölüm

Uzun bir aradan sonra yine yeniden herkese merhaba! 

Yazmayalı oldu biraz, Eren Kaya dürtmese belki de aklımdan çıkmıştı çünkü lanet olası hayat devam ediyor bazen iyi bazen kötü... Ama bazıları için bazen kötüler hep daha fazla oluyor ve ben o kötülüğün içinde boğulduğum bir dönemdeyim. 

Bir kardeşin geleceği müjdesini vermiştim hepinize. Evet bu benim için harika bir haberdi. Aslında şimdi düşününce bunca derdime kader ortağı etmezdim o masum meleği. Kardeşim olması her şey çözer sanmıştım. Fakat insanlar asla değişmiyor ya sevgili babam annem 4 aylık hamileyken annemi tekme tokat yine dövdü. Ahh benim annemmmm. Karnını tuta tuta yalvardı babama. İlk kez o an anladım ki kardeşimin olması da çözmeyecekti bu durumu... Ve ben yine koruyamamıştım annemi. 


Kardeşim dünyaya geldiğinde babamı çok farklı gördüm. Ona, hiç bana bakmadığı gibi bakıyordu. O zamanlar çok ama çok kıskanmıştım. Herkes bunu fazlasıyla normal karşıladı, basit bir kardeş kıskançlığı olarak anladılar. Ama öyle değildi işte. Ben kardeşimi değil de babamın kardeşime olan sevgisini kıskandım. Ona o kadar şefkatli, ilgiliydi ki çok şaşırıyordum bu duruma. Sanki benim babam değildi ve nedense o sevgiyi hep kendime de istedim. Olmadı, hala sebebini bilmem babamla asla geçinemedik. 7 yaşındaki bir çocuktan nefret edilir mi? Peki ya 7 yaşındaki çocuk babasından nefret eder mi? 

Yıllar çabuk geçti ya da şimdi yazarken bana öyle geliyor. Ama her zaman okulda,sınıfta yapayalnız kaldım. Geçimsiz, hırçın, mutsuz… Çoğu zaman bir arkadaşım, sırdaşım bile olmadı. Ailede sevgi, güven, bağlılık göremeyen ben; kendi hayatımda da bu duyguları oturtamadım yıllarca. Babamla olan ilişkimden midir bilinmez ama hayatımın her döneminde (komik gelebilir ama 5 yaşımdan beri) bir erkeğe aşık oldum. Hep birini sevme ihtiyacı, ondan güç alma ihtiyacı duydum. Körü körüne bağladım. Çok da incindiğim oldu ama yine de hep sevdim. Yaşım büyüdükçe bana karşı olan şiddet de arttı. Sebebini hatırlamadığım birçok sebepten defalarca dayak yedim. Bir keresinde karnıma tekmeler yerken gözümü araladığımda babamın öfke dolu bakışlarını gördüm. Ve o günden sonra kesin olarak emin olduğum bir şey vardı ki bu adam beni sevmiyordu. İnsan evladını sevmez mi dediğinizi duyar gibiyim ama yaşadıklarımı görmüş olsaydınız anlardınız. 

Yine bir kavga gecesiydi 4 ya da 5. sınıfa gidiyorum. Babam yine annemi hayvanca dövmüştü. Gittim yatak odasına sandalyeyi koyup dolabın üstünden valizi aldım. Eşyalarını koydum annemin. Git dedim. Git anne! Babam gördü, üstümde pijamalar yalın ayak beni de annemi de kapıya attı. Kalakaldık öyle sokağın ortasında. Ertesi gün annem komşulara yalvar yakar beni geri göndertti eve. ‘Ben bir yol bulana kadar çocuk sokakta kalmasın’ dedi. Annemin ailesi Almanya’da olduğu için yaşadığımız yerde anneme destek olabilecek kimse de yoktu, ailesi olsa bile onların da diyeceği tek şey kocana dön olurdu. Eve döndüğümde babamın nefretiyle yine karşı karşıyaydım. Beni kardeşimle beraber dağ evinde kalan bir arkadaşına götürdü apar topar. Bırakıp döndü bizi. Anlamamıştım niye böyle yaptığını. Sonradan öğrendim ki meğerse annemi tehdit etmiş, çocukları göstermem bir daha eve dön diye. 

Ben artık 7. sınıfa geldiğimde yani 13 yaşlarımda falan ipler hepten kopmaya başlamıştı. Evde kavga kıyamet eksik olmuyordu. Babam annemi kapıya atıyordu, annem polislerle kapıya dayanıyordu. Annem dayak yiyordu ve daha neler neler. Anlatmak böyle kolay gibi görünse de çok ağır şeylerdi. Deli miydi bu kadın niye ayrılmıyordu? İşte o da o kadar basit değildi. Boşanmanın sülalede kabul edilmediği, ailesinin sahip çıkmadığı, doğru düzgün eğitim hayatı olmayan ve en zayıf noktası kızları kullanılarak tehdit edilen bir kadının boşanıyorum demesi işte hiç de kolay değildi. 17 yaşında evlenip 18inde anne olmuş bir kadının hayata bir anda göğüs germesi kolay değildi. Ah benim güzel annem.

Devamını haftaya sizlerle paylaşacağım, görüşmek üzere...

Canan

9 yorum:

  1. Canan, en derinlerde paylaşıyorum acını, içim cız ediyor okudukça ve çoğu zaman bu kadar çaresizliğe inanmak istemiyorum :(

    YanıtlaSil
  2. Bir babanın evladını sevmeme ihtimalini 24 senede anca anlayıp kabullenebildim...

    YanıtlaSil
  3. Bizim ki bizi bırakıp gittiğinden beri 1,5 yaşında olan kardeşimin süt için ağladığı geceleri ve benim iş bulmak için çıldırmış halde heryere başvurmamla yaşadığım tacizleri hiçbirini unutamıyorum.. Bunların sebebini ise BABA 'ya bağlıyorum... herşey onun yüzünden oldu... Şimdi ise bize tavrı resmen biz onu bırakmışız gibi.... Çünkü o sefil hayata mahkum ettiği çocukları büyüdü ve annelerini asla yanlız bırakmadı.. Geriye çocuk ahı almış bir baba sefalet içinde yaşamaya çalışıyor hemde bizi suçlayarak... bende hep kıskanırım baba ve kız (bunu söylerken inanın boğazım ağrıyor hala) ilişkisini... hele bir yazı okumuştum.. kızlar babalarının prensesidir. Peki ya biz ???

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım