14 Ekim 2014 Salı

Züleyha'nın Hamilelik Günlüğü — 26. Hafta

Selamlar, 

Memleketin hali rezil, yaşananlar mide bulandırıyor. Kan revan, acı, zulüm… İki gün sürekli ağladıktan sonra artık olana bitene bakmamaya karar verdim. Dayanılır gibi değil. Bu huzursuzluğumu bebeğime akıtmak istemiyorum daha fazla. Benim dünyam da kendi halinde devam ediyor, günlüğümü yazayım o arada dedim; hadsizlikse, mazur görürsünüz umarım. Bir an önce huzurla nefes aldığımız günler görelim istiyorum hepimiz. Her zaman, acımızı paylaşacak sevdiklerimizle; elimizi elinden ayırmayacak dostlarla bir olalım istiyorum. Evlatlarımıza (Doğurduklarımıza değil yalnız; Kürt’üne, Türk’üne, Suriye’lisine, kedisine, kuşuna hepsine!) böyle bir dünya bırakma üzüntüsünü daha fazla yaşamayalım; her günümüz ışıl ışıl olsun istiyorum. Çok mu? Her zaman kalbimden gelen en iyi dileklerdesiniz güzel insanlar, hepiniz! Siz de duanız varsa, beni de ekleyin olur mu? 
Ben 26+2. haftasındayım -her şeye rağmen- tatlı sürecimin. Sanırım biraz durulmaya başladığım dönem bu. Rutin, çok şükür daha sakin. Son iki haftadır sadece 4-5 kez kustum. Bu benim için inanılmaz ferahlık oldu! Sık sık dışarı çıktım, çok çabuk yorulsam da biraz yürüdüm. Evimi taşıdım. Gerçi iki hafta olmasına rağmen, hala sanki dün taşınmışız gibi. Yorulduğumda sancılandığım ve kasılmalarım olduğu için; her gün, bir bezi bir çekmeceye ancak koyabiliyorum. İnşallah, doğuma kadar en azından eve benzer. Hamileliğim hiç yıllarca hayal ettiğim gibi geçmiyor, ne yazık. Sanırım insanların kendinde; bir önceki günlüğümden hatırlarsınız, beni bebek konusunda soğuk olarak nitelendirme cesareti bulmasının en önemli sebebi bu. Ne yoga, ne düzenli yürüyüş, ne dilediğim kadar meditasyon, sükunet, huzur; bebeğime ayıracağım uzun ve bol sohbetli, müzikli zamanlar… Bu zamana kadar hep hastalıklı gibi geçirdiğim için kısmet olmadı ama dilerim kalan haftalarda biraz o yumuşaklığı yakalayabiliriz. 

İçimde bir lokum kız var. 903 gram. Bazı geceler uyandırmaya başladı artık beni. İsmini, evrensel olmasını istediğimiz için birçok dile “Ay” anlamına gelen “Luna” koyduk. Sanırım ismini tanıyor. Birkaç kez, seslendiğimde tekmeyle cevap verdi. Mümkündür değil mi bu? :) 
İdealimdeki gibi ilerleyen kilom, nasıl olduysa bu son on beş günde bana kazık attı; 3 kilo olarak vücuduma eklendi. Gıcık! Şu ana kadar 10 kilo almış oldum. Bir yandan; benim kadar kusan insanların 12-13 kilo verdiklerini duyduğum için çok da olumsuz etkilenmiyorum ama, olmasa iyiydi tabii. “+3 daha olsun, yeter.” dedi doktorum. Ben zaten, hamile kalmadan öncekinden daha fazla yemiyorum ki. Sadece beslenme düzenim, mide bulantılarıma göre değişti; beni ne daha az mide bulantılı tutacaksa ona abanıyorum. Onlar da sağ olsunlar hep hazmı zor ve kalorili şeyler. Sıkayım dişimi biraz, napalım. 

Hala çoğu kişi hamile olduğumu anlamıyor ama, çok dar bir şey giymediysem. Bir saatten fazla oturup lafladığım insanlar, konu oraya gelince şaşırıyor. “Nerende taşıyosun ki?” deyip, elimi karnıma atan da var. Şişman sanıyorlar beni. Otobüse, dolmuşa binsem ayakta kalırım. :( Oradan bile daha varamadım tadına. İnsan imreniyor. Ben de şöyle gerine gerine otobüse akbil basayım, kalkamayanı kalkana kadar dibinde bekleyip, göbeğimi ağzına değdirerek taciz edeyim; ıhlaya, tıslaya oturayım, bileklerimin şişliğinden şikayet edercesine birbirine sürteyim... Şaka şaka! Bana kalsa ben hala, her yere koşarak giderim. O cıvıltılı bebek mağazaları, karyolalar, kabanlar, donlar, bezler, önlükler… Hiç ilgimi çekmiyor hala. Birkaç kez heves edeyim diye de girdim, tamamen de çabasız değilim hani. “Ah yiyim şunu, oy ne tatlı!”dan fazlası olmadı. Kedi yavrusu sever gibi bir iki okşadım, çıktım. Olsa, kedi yavrusunu daha çok severdim gerçi. Neyse ihtiyacı onu alacağız işte, o kadar büyütmenin anlamı ne? 5 olmasın da, 3 olsun; kırmızı olmasın da, yeşil olsun. Ne olur ki? 

Bazen bebek bezlerinin önünde, karısı ilk kez ped almaya göndermiş adamcağız gibi dakikalarca şuursuzca dikilip kalıyorum. Anlamıyorum ki. İçim sıkılıyor sonra. “Eeh, öğreniriz herhalde zamanla…” deyip kaçıveriyorum. Kaçıyorum, gerçekten. Yanımda başka hamile olsa ilgileniyormuş, çok biliyormuş gibi yaparım ama. ÇÜNKÜ O ÇOK “HEVESLİLER” BENİ HEP EZİYORLAR, DIŞLIYORLAR! Burun kıvırıyorlar bana. Ayıplıyorlar, başını çevirip “Cık cık cık…” diyen bile oldu. Hala “Sen bu bebeği istediğine emin misin?” densizlerine denk geliyorum. Şeytan diyor kır bileklerini; tutamasın o bebek arabasını; o dört tarafa çekilesice ağzıyla itmek zorunda kalsın. Ya da “İstemiyor olsam bu cicikleri bu hale getirir miydim?!” deyip aç göster! Adeta göbek deliğime değer oldular. 

- Bitti mi bebek odası? 
- Neyi bitti mi? 
- Tamamladınız mı yani? 
- Neyini? (Hiç anlamayacak kadar işe girişmemiş olmak) 
- Beşik, dolap, şifonyer… 
 - Haa, yok. Perdesini taktım ama. 

O da eski evimin yemek odası perdesiydi, cuk oturunca… Bazen “Daha çöp bile almadım.” demeye utanıyorum. Hele daha kesesindeki bebenin ellerinde ultrason kağıdıyla kendini patiğe, zıbına vurmuş manyakları görünce… Manyaklık bana göre, evet. Çekinmediğime de “Yok be, bi yatak alıcam. Zaten 3-4 ay bizim odada yatar. Dolabımda ona yetecek kadar yer de var. Ayırırken alırız ne lazımsa; şifonyer mi, atlı karınca mı neyse!” diyebiliyorum. Arada beybalımla, “Şu bebeye bari bi’ çorap falan alsak arada çıktığımızda...” diye konuşuyoruz ama yok daha, girişemedik. Bizim gibi ana baba kimin başına? En kötü; posta sararız göğüs altından, üşümesin de... Çıplaklık bizde tabu değil. :) - Bu gibi bahanelerle bakalım daha kaç hafta harcarım? Birkaç zamandır, eve gelir gelmez kendi odasında mı yatsa diye düşünüyorum. Ama kedi oğlumuz var, bebek odası kapısını kapalı tutmalıyım ki gidip üstüne yatmasın camış. Kapalı tutarsam, sesini telsizle çözebilir miyim? Ne kadar güvenli; olmalı mı, olmasa daha mı iyi? Sanırım bir dahaki günlüğüme kadar karar vermiş olurum. Umarım… Bizdeki bu rahatlıkla gerçi o da doğumdan sonraya kalır. Nasıl oldu da adını bile bu kadar erken koyabildik, şaşmalı! :) 

Öpüyorum hepinizi, kucak üstüne kucaklıyorum. Sevgiler.

Züleyha

3 yorum:

  1. Luna sağlıkla gel, geldiğin yere barış, ışık, neşe getir... iyi olacak her şey Züleyha. ilk ayların zor geçti biliyorum. Bir de bir şeyi cok isteyip kavustuktan sonra bilinçaltı ters köşeye yatırıyor insanı. Seni oraya buraya ceken hormonlar hele..
    Ama zamanla ve yavaş yavaş gececek hepsi..
    Kedi olayını ablamda yeğenimin doğumunda yasadik. Uzaga koyma ay kızı, sizinle uyusun.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sağ ol Tunalokumu. Öyle yapayım, bizimle uyusun. :)

      Sil
  2. Hiiiiiiç dert etmeyin. Asıl normal olan sizsiniz. Bence yani :) Ben de sizin gibiydim. Kıyafet alışverişini "annem memleketten gelsin de birlikte yaparız" deyip bırakmıştım, annem de sağolsun herşeyi almış gelmiş. Biz sadece 1 park yatak (ki kesinlikle beşikten ve mobilya yataktan çok daha iyi ve kullanışlı, tavsiye ederim, beşik ve mobilyaya ayrı ayrı verdiğiniz paraya yazık), 1 ikea şifonyeri, 1 oto koltuğu ve 1 sling aldık. Puset bile ilk etapta almadık, her yere kucağımda sling'le taşıdım çooook da memnun kaldık hem ben hem bebeğim. Zaten hep kucağımda olmak istiyordu, pusetle uğraşmak çok gereksiz. Ne oda yaptık ne başka bişey. Odasını 7.aydan sonra yaptık ama onda da hala mobilya yok. Hala park yatak kullanıyoruz ve hala en doğru şeyi yaptığımı düşünüyorum. Yazlığa, tatile, her yere taşıaybiliyoruz böylece, ve bebek de yabancılık hissetmeden uyuyor, aman pek güzel :) Halı almadık, yıkanabilir bir kilim koyduk, iyi ki de öyle yapmışız kaç kez kustu. Halı olsa nasıl temizleticem? Kilimi at makineye yıkansın oooh! Hem toz da tutmuyor. Ne kadar çok eşya, o kadar çok problem. Zaten bebeklerin eşyaya ihtiyacı olmuyor ki, o eşyalar hevesli yeni anne-babalar için bence. Bebeğin ilk zamanlar sadece ve sadece size ihtiyacı var. O kadar :)

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım