15 Ekim 2014 Çarşamba

Ebru'nun Çocuk Gelişim Notları — 3. Bölüm

Beyin Gelişimi Kurallarının Uygulanması - 1

Merhabalar!

Bir önceki yazımda sizlere çocuklarınızın beyin gelişimini desteklemek için neler yapabileceğinizi özetleyen 25 temel kuraldan bahsetmiş, örnek aktiviteler vereceğimi söylemiştim. Biraz araştırınca bebekleriniz ile yapabileceğiniz oyun ve aktivitelerle ilgili internette bile çokça kaynak olduğunu göreceksiniz. Buna rağmen beyin gelişim kurallarının neler olduğunu ya da aktiviteleri bilmenin süreci tam olarak doğru yönetmenize yetmeyebileceğini düşünüyorum. Bu düşünceden yola çıkarak, size tuttuğum balıklardan vermek yerine balık tutmayı öğretmek hevesi ile basamakların her birinin açılımını yapmayı ve mantığını anlamanızı sağlamaya karar verdim. Böylece evde çocuğunuz örneğin, bir mandalla oynamak istediğinde; mandalla oynanabilecek faydalı oyunları kendiniz üretebilir ve çeşitlendirebilirsiniz. 

Öncelikle bu basamakları uygularken asıl önemli olan noktaya vurgu yapmak istiyorum. Mesleğim gereği gelişimsel alanlarda çeşitli sıkıntılar yaşayan çocuklarla uzun yıllardır çalışıyorum. Yıllar içerisinde terapilerdeki yenilikleri takip etmek için katıldığımız kongre ve toplantılarda, çocuklarımızdaki dikkat dağınıklığı, otizm ve hiperaktivite gibi sorunların artışının, terapi yöntemlerindeki gelişimin hızını çoktan geçmiş olduğunu görüyoruz ne yazık ki. Örneğin 1985 yılında otizmin görülme oranı 2500 kişide 1 iken bu oran, 1995 yılında 500 de 1, 2001 yılında 250 de 1, 2007 yılında 150’de 1, 2009’ da 110’da 1 olduğu ve son olarak geçtiğimiz sene yapılan araştırmalarda her 80 erkek çocuktan 1’inde görüldüğü ortaya çıkmış.

Benim problemli durumlardaki yükselişin bu şekilde hızla meydana geliyor oluşu ile ilgili tezimi; ¨Teknolojinin gelişmesini takiben tv, internet, cep telefonu gibi araçların günlük hayatımızın içine daha fazla girerek bireysel geçirdiğimiz zamanı arttırması, çocuklarımızın apartmanlardan dışarı çıkamayışı; parkta, kreşte ya da yuvada geçirdikleri zamanların ise anne-baba-bakıcı-öğretmen eşliğinde ve kısa sürelerle sınırlı oluşu, genleriyle oynanmamış ve uygun koşullarda yetiştirilmiş besin maddelerinden kuşaklar boyunca hızla uzaklaştırılmamız¨ şeklinde özetleyebiliriz. 

Bebeklerimizi kucağımızdan indirmeyip mikrop kapar, çarpar, düşer vb korkularıyla birçok fiziksel ve sosyal tecrübeden esirgeyişimiz de yine bugünlere denk geliyor. 

Cahillik mutluluktur diye bir söz vardır, ilk duyduğumda hayatın sırrını çözmüş gibi hissetmiştim kendimi. Yüzyıllar içinde deneme yanılma yöntemi ile doğruluğu ispatlanmış yöntemleri (nine-dede yöntemlerini) reddedip de kendi doğru bildiklerimizi yapıp, bir yandan da başına gelebilecek kötülüklerden çocuğumuzu korumaya çalışırken acaba bilmeden ona kötülük mü yapıyoruz? Terapide kullandığım birçok yöntemin eskiden, anneanne veya babaannelerimizin çocuk yetiştirmek için kullandıkları yöntemler arasında oluşu sık sık bu konularda düşündürür beni. 

Beyin gelişimi açısından insanoğlunun tarihine baktığımızda taş devrinden bugüne kadar binlerce yıllık dönemi dört tekerlek üzerinde gelmediğimizi görüyoruz. İnsan beyni savaşarak, hayatta kalmaya çalışarak, koşarak, koloniler halinde yaşayarak, hatırlamak, düşünmek, çözmek zorunda olarak evrimleşti ve gelişti. Bizler belki en şanslı kuşak değildik ama bundan 20-30 yıl öncesine kadar, sokağa çıkıp saatlerce arkadaşlarımızla koşturup oyunlar oynuyor, oyunlar sırasında hayal gücümüzü, matematiğimizi, sosyal iletişimimizi güçlendiriyor, arkadaşlarımızla yaşadığımız sorunlarda daha 3-4 yaşındayken bile kendimiz sorunu çözmeye çalışıp duygularımızla baş etmenin yolunu buluyor, fikir üretme, problem çözme gibi basamakları annemiz 100 metre ötede bizi izlemiyorken ya da öğretmenimiz müdahale etmeden yapıyorduk. 

Tüm bunlardan bahsetme sebebim; çocuğunuz için aşağıda verdiğim kurallardan yola çıkarak gelişimsel oyunları kurgularken, bu gerçekleri yeniden hatırlamanızı sağlamak. Tüm basamaklara tek tek ekleme yapmak yerine en önemli olan basamağı girişe eklemek istiyorum: 

Hepimizin beyinlerinde ‘ayna nöronlar’ ismi verilen hücreler vardır. Bu nöronlar sayesinde de yeni doğmuş bebeğiniz bile henüz çok küçükken sizi taklit eder, sizinle empati kurabilir. Bu nedenle çocuğunuzla oyunlar oynarken yapmanız gereken en önemli şey; onunla göz temasınızı hiç kaybetmemeniz adına, onunla aynı seviyede olmanız, duruma uygun duygularınızı ona ses tonunuzla, sözlerinizle ve mimiklerinizle belli etmeniz, iletişim kurarken -özellikle küçük bebeklerde- anlamasını kolaylaştırmak için jestlerinizi, ses tonunuzu ve mimiklerinizi çoğu zaman abartarak kullanmanız. 

Aynı zamanda bebeğinizle; 
  • Karşılıklı iletişimi sürdürerek ¨önce sen, şimdi sıra bende¨ gibi sıralı oyunlar oynayın. 
  • Seçtiğiniz oyun ve aktivitelerin amaca yönelik olmasını sağlayın ve amaca ulaştığınızda oyunu bitirin. 
  • Bunu yaparken çocuğunuzun dikkat süresini arttırmak amacıyla, seçtiği oyun ve oyuncakla uzun süre oynamasını sağlamaya çalışın. 
  • Oyunlarınız ya da tüm günlük bakım aktiviteleriniz sırasında bebeğiniz-çocuğunuzla iletişime geçin. Yaptığınız her şeyi ona da anlatın. 
  • ¨Ne istersin? Şimdi ne yapalım?¨ şeklindeki sorularla onun tercihler yapmasını ya da en azından sorduğunuz soru üzerinde düşünmesini sağlayın
  • Biraz daha büyük çocuklarda, örneğin yardıma ihtiyacı olduğu durumlarda sizden yardım istemesini bekleyin. 
  • Kıyafetlerini değiştirirken, yemeğini yedirirken siz onun yerine işi yapmayın, onun da aktiviteye katılmasını ve size yardım etmesini isteyin. Böylece bütün aktiviteleri ortak yapmanız onu geliştirirken, aranızdaki iletişimi de güçlendirecektir. 
Beyin plastisitesini destekleyen kurallara geri dönecek olursak, çocuğunuzun gelişimini desteklemeniz için hayatınıza katmanız gereken önemli kurallar: (Sıralamayı önceki yazımdaki ile aynı tutacağım) 
1- Duyusal Bütünleme (Varsa duyusal sistemlerdeki problemlerin tedavisi): 
Duyusal bütünleme konusunu sonraki yazılarımda ayrıntılı bir şekilde paylaşacağım ama şu aşamada bilemeniz gereken en önemli şey; çocuğunuzun duyu bütünleme problemleri varsa, bu problemleri ortadan kaldırarak onun kendi vücudunu ve dünyayı doğru algılamasını sağlamadığınız taktirde, farklı alanlarda gelişimini beklemek sadece onun üzerindeki yükü ve stresi arttırmaktan öteye gidemeyecektir.
2- Fiziksel Egzersiz: 
Bilimsel olarak ispatlanmıştır ki fiziksel egzersiz onlarca faydasının dışında, birçok farklı sebepten dolayı zeka gelişimini de destekler. Bu sebeplerden sadece birisi, yapılan egzersizle birlikte vücuttaki kan dolaşımının hızlanması ve beyne giden kan miktarının artması ile birlikte beyin hücrelerinin daha iyi beslenecek olmasıdır. Bu nedenle çocuklarınızı spora yönlendirmeniz, oyun ve aktivitelerinizin içinde bol bol efor harcatmanız, hem fiziksel hem de zihinsel gelişimine en büyük desteği sağlayacaktır. Küçük bebekler için son dönemde haklı popülerliğini kazanmış olan oyun halıları sizin için yol gösterici olabilir. 
Bebeğinizin halının üzerinde yüzüstü ve sırt üstü harcayacağı efor ve gelişim basamaklarına göre önce dönmesi, sonra sürünmesi ve emeklemesi yönünde yapacağınız teşvikler onun fiziksel gelişiminin yanı sıra zihinsel gelişimini de destekleyecektir. Yenidoğan döneminde uyanıkken yüzüstü pozisyonda oynamasına alıştırmanız onun için yapacağınız en büyük iyiliklerden biri olacaktır. Büyüklerini taklit etme hevesi ile bir an önce ayağa kalkma derdinde olduğu için emeklemeden yürüyen çocuk sayısı ortalamanın çok üzerinde. Oysa emekleyen bebek vücudunu dik tutabilmek için kalça ve bacaklarının yanı sıra kollar ve sırt gibi üst kısımlarını da kontrol etmek, ellerinin ve ayaklarının belirli bir ritimle ardışık hareketini yönetmek ve bu sırada başını kaldırarak etrafta ne olup bittiğini gözlemlemek zorundadır. 

Tüm bu aktiviteleri aynı anda yapmak, merkezi sinir siteminde kompleks reaksiyonların gerçekleşmesine ve böylelikle beyin gelişiminin sağlanmasına yardımcı olur. Bu sebeple emekleme dönemindeki çocuğunuzun (8-10 ay civarı) en az 2 ay bu dönemi yaşaması gerektiğini ve onu bir an önce yürümeye teşvik etmenin bu önemli dönemin kısa sürmesine neden olacağını lütfen unutmayın. Bırakın zaten en fazla 3-4 ay süren bu dönemi yaşasın ve ayakta durmaktan çok daha fazla enerji gerektiren bu basamağı eksiksiz tamamlasın. Özellikle yürüteç ya da hoppala tarzı ayakta durma aparatlarını hem kalça ve diğer eklemlere zarar verdiği hem de emeklemeyi engellediği için tavsiye etmediğimizi eklemek gerek sanırım burada. 
3. Çoklu uyaranlar: 
Bilimsel olarak ispatlanmıştır ki; oyunlarınızda çocuğunuzun çevresindeki uyaranların bolluğu beynin beslenmesini sağlayarak zihinsel gelişimini ve öğrenme sürecini destekler. Bu nedenle oyunlarınızda kullandığınız uyaran seviyesini maksimum düzeyde tutmaya gayret etmelisiniz. Çok basit bir oyunu bile kullanabiliriz: Örneğin bebeğinizi yeni aldığınız çıngırakla tanıştırmak için bir oyun kurmak istiyorsunuz. Tanıştırma oyununuzda bebeğinize, çıngırağı birçok farklı duyusal uyaran kullanarak tanıtmanız, onun öğrenme hızını arttıracaktır. Bunun için örneğin bu oyunda kullanabileceğiniz uyaranlar; görme, işitme, dokunma, tat, koku, hareket ve vücut farkındalığı duyuları olmak üzere 7 farklı duyu olabilir. (Sonraki yazılarımda duyusal bütünlemeden bahsederken göreceksiniz ki aslında 5 değil 7 duyumuz var). 


Çıngırağı tanıtmak için bebeğinizin görme hizasında tutun, bu sırada çıngırağı sallayın. Bebeğiniz 2 aylıktan küçük ise, görsel sistem henüz tam olarak gelişmiş olmayacağı için sallama hızınızın mümkün olduğu kadar yavaş ve yakından olması gerekiyor. Aynı zamanda bu dönemdeki çocuklar kırmızı-siyah-beyaz gibi kontrast renkler ile geometrik şekilleri algılayabildikleri için seçeceğiniz oyuncağın bu özellikleri taşımasına dikkat etmelisiniz. Çıngırağı sallarken, siz de çıngırağın çıkardığı sesi aynı anda taklit edin ya da çıngırağın sesi ile ilişkilendirebileceğiniz bir ritim belirleyerek onu söyleyin (İşitsel). Bebeğinizin çıngırağa dokunmasına ve tutmasına izin verin (Dokunma). Hatta sesi taklit ederek çıngırağı sallarken onun eline, ayağına ya da gövdesinde herhangi bir noktaya çıngırakla yavaşça vurarak ses ile dokunmayı bütünleştirmesini sağlayabilirsiniz. 

Dokunma sistemini görsel sistem ile de bütünleştirmek de önemlidir bu nedenle yine çıngırak örneğimizde bebeğinizi çıngırağın uzaysal konumdaki boyutlarını anlamak için, elinde tutup farklı dokulardaki yüzeylerini keşfetmesine teşvik etmek faydalı olacaktır. Çoklu uyaranlar basamağında, dokunma sistemi ile ilgili önemli olan bebek ve çocukların gördükleri şeyleri dokunarak da tanımalarının öğrenmelerini hızlandıracağı. Özellikle yazın çimlerin ve kumların üzerinde yatmaları, evde sert halı, yumuşak battaniye, parke vb değişik yüzeylerde oynayabilmelerini sağlamak ve onlar için seçilen oyuncakların farklı dokulara sahip olması bu açıdan önemlidir. 

Birçok annenin korkulu rüyası olmasına rağmen, özellikle bebekler dünyayı ağız yoluyla keşfederler. Yani aslında objeleri ağızlarına sokmalarının sebebi sadece dişlerini kaşımak değildir. Bu nedenle çıngırak oyunumuzda oyuncağını ağzına sokmasına müsaade edin (Tat).  Çıngırağın titreşimli ve biraz ağır olmasını sağlarsanız bebeğinizin eklemlerini uyararak vücut farkındalığı duyusunu da desteklemiş olacaksınız. Daha sonra yazacağım yazılarda hareket ve denge duyusundan ve nasıl uyarılabileceğinden ayrıntılı bir şekilde bahsedeceğim. Fakat bu aşamada bilmeniz gereken şey; vestibuler duyu (Hareket ve denge duyusu) yerçekimine karşı direndiğimiz için günün her anı, uykudayken bile sürekli beyne uyarımlar gönderir. 

Son olarak koklaması için ara sıra burnuna yaklaştırın. Hatta zararlı olmayan bitkisel esanslı yağları hafif dozda kullanarak, koku duyusunu da pekiştirmek için objelerin kendisine has kokusu olmasını sağlayabilirsiniz. Bunun için; bebeğinizle oynamayı seçtiğiniz her oyuncağın kokusunun farklı olmasını sağlamak adına her oyuncağa farklı bir yağ kullanabilirsiniz. Koku duyusunun hafıza ve duygular üzerindeki etkisi artık biliniyor ve bilimsel araştırmalar gösteriyor ki bebeğinizi aynı oyuncakla oynatmak istediğinizde işin içine aynı kokuyu da eklerseniz onun oyununuzu hatırlama ihtimalini çok arttırabilirsiniz. 

Çoklu uyaran basamağı sizlere içinde çok fazla uyaran olan oyuncakların faydalı olacağını düşündürmesin lütfen. Işıklı, sesli, çok renkli oyuncaklar sadece ilgi konusunda sıkıntısı olan çocuklarda işe yarayabilir. Tek bir düğmeye basarak dakikalarca sürecek bir şarkıyı dinlemek yerine iki eliyle oyuncakları birbirine çarparak ses çıkarmasını sağlamaları ve bunu keşfetmeleri bizim için çok daha önemlidir. Benzer şekilde çocuğun görsel sisteminin, oyuncağın yoğun renkleri ile yorulması yerine; onun üç boyutlu kıvrımlarını görerek ve dokunarak eşleştirmesi yine daha çok tercih edilir bir şeydir. 
4. Problem Çözme: 
Bebeğinizin, çocuğunuzun hayatının herhangi bir anında karşılaştığı sorunları çözmesi için çözüm yolunu kendi kendisine bulmasını sağlamanız gelişimi açısından çok önemlidir. İnsan beyni kendisine söylenen sözleri robot gibi uygulamaktansa edinilen negatif ve pozitif tecrübeleri işlemlerden geçirerek çok daha hızlı gelişir ve öğrenir. Örneğin koltuğa tırmanmaya ya da uzaktaki bir oyuncağı almaya çalışan bebeğinizin haline acıyıp onu kucaklayarak koltuğun üzerine koymanız veya oyuncağı alıp eline vermeniz aslında ona yaptığınız büyük bir kötülüktür. Bunun yerine ona yapması gerekenleri tek tek söylemeniz ve onun bunları yapmasını beklemeniz kısmen kötülüktür. Nasıl yapılabileceğini ona göstermek ve aynısını yapmasını istemek kısmen iyiliktir. O yaparken ona yardımcı olmak iyiliktir fakat en iyisi bebeğinizin düşe-kalka deneye-yanıla doğru yolu kendi tecrübeleriyle keşfetmesini sağlamaktır. Basit bir koltuğa tırmanma aktivitesinde bile onun beyni: 

• Önce problemi tanımlayacak 
• Ardından problemin sebeplerini belirleyecek 
• Çözüme ilişkin planlamayı yapacak 
• Planını uygulayacak 
• Son olarak sonuçların gözden geçirerek başarısının ya da başarısızlığının tadını çıkaracaktır. 

Tüm bu uğraşlar sonucunda yapması gereklerin yanı sıra her yanlış adımla edindiği tecrübe sonucu yapmaması gerekenleri de öğrenecektir. Sinir sisteminde bu sırada ortaya çıkan yeni bağlantılar bebeğiniz bu aktiviteyi tekrarladıkça yerleşecek ve kazandığı gelişimler otomatikleşecektir. Çocukların beyin gelişimini desteklemenin 25 temel kuralına sonraki yazılarımda devam edeceğim. 

Sevgiler, 

Ebru Sidar 
Physical Therapist 
The University of Southern California-WPS Sensory İntegration Certified- SIPT Certified

7 yorum:

  1. Büyük bir merakla devamını bekliyorum. 😊

    YanıtlaSil
  2. Çok faydalı bir yazı, devamını bekliyoruz, teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. http://bebek-urunlerim.blogspot.com.tr/2014/09/bebek-oyunlar.html

    Oyunların bebek gelişimi üstündeki etkisi...

    YanıtlaSil
  4. Eger bir tarim, ögrenci, borç, insaat, veya konsolidasyon kredi ihtiyacim var, lütfen asagidaki e-posta (yakubuafentokhai@yahoo.com) veya (yakubuafentokhailoans@admin.in.th) üzerine Yakubu Afentokhai Kredi Sirketleri LTD basvurun,
    Facebook: https://www.facebook.com/yakubuafentokhaisule

    YanıtlaSil
  5. Oğlum 5,5 aylık.oyun halısı almalı mıyım.alırsam ne zamana kadar kullanır.oyuncaklarını yatağında oynuyor

    YanıtlaSil
  6. Harika bir yazı dizisi. Hevesle okuyorue sayfamda paylaşıyorum.

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım