17 Haziran 2014 Salı

Ege’nin Evlat Edinme Hikayesi — 3. Bölüm

Herkese Merhaba,

Günleri tek tek saya saya Eylül'de doktorun kapısındayız. Aşılama için geldik hazırız. Yüreğim elimde pırpır, kanatlanıp uçacak sanki. Kaygılar, korkular, uykusuz ve huzursuz geceler. Düşünmek istemiyorsun ama beynin bir kenarında sürekli çocuk sahibi olamayacak mıyım fikri seni kemiriyor. Doktorumu dinleyip endokrinologa da gittim, istenilen tüm tetkikler yapıldı, her şey oldukça yolundaydı. Sorun oluşturabilecek bir nedene rastlanmadı. İnançlı saçmalıklarımla birlikte bir aşılama dönemini daha geçirdik. Sonuç: yine hüsran. Biz darmaduman, sevgili dokunsan ağlayacak... Sinirlerim keman yayı gibi. 

Bu arada kilo almaya başlamıştım. Bedenim de duruma isyan etmeye başladı. Aşılama sırasındaki doktor ve hemşire hanım arasında yaşanan bir fısıldaşma beni tedirgin etti nedense ve doktorumuzu değiştirme kararı aldık. 
Yaşadığımız hüsran bununla da bitmedi. Laboratuarda yapılan bir çalışma için kendi DNA mı örnek olarak bırakmıştım trombofili taşımayan normal insan DNA sı olarak kullanılsın diye... Ancak yapılan çalışma sonucunda normal bir DNA m olmadığını gördü arkadaşlarım. Benim daha önce kendimi test ettiğime inanarak çalışmayı tekrarladılar ancak çalışma doğruydu ve iki mutasyonum vardı, trombofiliye neden oluyordu. Yani yaşadığım düşüğün nedeniydi. Bundan sonra yaşanılacak bir gebelikte ‘’Cleaxane’’ kullanacaktım. Bu kez üniversitede öğretim üyesi bir infertilite uzmanı seçtim. Bu konuda uzun yıllar çalışmış tecrübe ve bilgisine güvendiğim bir hekimdi. Muayene sırasında sorduğum 10 sorudan sadece ikisini cevaplamakla yetiniyordu, hasta ile iletişime geçme de biraz sıkıntı vardı ama eşim ısrar etti, hemen vazgeçme en azından bilimsel anlamda seni tatmin eder kafanda soru işaretleri ile dolaşmazsın diye. 

Yapılan ilk muayenede rahimin ortasında kocaman bir polip teşhis edildi, alınması gerektiğini hatta bu işlem ile birlikte laporoskopi ve histeroskopi de yapılacağını böylece hamile kalmama engel neden oluşturulabilecek herhangi bir problem varsa onu da teşhis edeceğini söyledi. Böylece araştırılmamış hiç bir şey kalmayacaktı. Doktorum öncelikle bir yumurta çatlatma tedavisi uygulayalım olmazsa ondan sonraki ay ameliyatı düşünelim dedi. Öyle bir zaman yaşıyorsunuz ki itiraz etme sorgulama yeteneğinizi kaybediyorsunuz. Karşınızdaki bu konuda bir uzman ve sizin ona güvenmekten başka bir çareniz yok. Tedaviyi kabul ettik. Tam yılbaşı zamanı ve bizim yumurtamızın çatlaması yılbaşı gecesine denk geldi. Bu planlı yöntemlerin en sıkıcı yanlarından biriydi. Özel hayatınız diye bir şey yok, duygularınız arzularınız yok, sadece size verilen bir görev var. 

Bu tedaviyi de başarısızlıkla bitirdikten sonra Ocak ayında ameliyata alındım. Polip alındı ayrıca rahim detaylı bir şekilde incelenmiş oldu. Psikolojik desteğe de başladım. İlk görüşmede psikologum çok mükemmeliyetçi olduğumu biraz karşı tarafa da güvenmem gerektiğini her şeyin benim kontrolun olamayacağı öğüdünü verdi. İyileşme süresinden sonra aşılama ile tedaviye devam edilmesini olmazsa artık tüp bebek denememiz gerektiğine karar verildi. Giderek hayat bizi en tedirgin olduğumuz konuya doğru götürüyordu. Ancak ben daha fazla iletişimsizliğe dayanamadım ve öğretim üyesi doktorumuzla daha fazla bu yola devam edemeyeceğimi anladım. Çünkü infertilite uzmanınız bir şekilde psikolojik olarak da sizi rahatlatmalıydı, endişe ve kaygılarınızı anlayabilmeliydi. Bu kez kendim didiklemeyecek tecrübelerine inandığım arkadaşlarımın sesini dinleyecektim. 

Tavsiye ile yeni doktorumuzun yolunu tuttuk, elimizde artık birkaç test sonucundan daha fazlası vardı, kocaman bir dosya olmuştu. Yeni doktorumuz daha ilk muayenede sen kontrol manyağısın dedi ☺. Eğer bana güveneceksen yola birlikte devam edelim yok güvenmiyorsan bu yola hiç birlikte girmeyelim senin de bana yardımcı olman gerek dedi ve bana soğuk duş aldırdı. 

Tedavide üçüncü yıla gelmiştik. Bu üç yıl içerisinde biz her geçen gün tükeniyorduk. Bir çok kez ağlama krizlerine giriyordum. Panik atak başlamıştı. Giderek depresif tavırlarım hayata ve insanlara karşı artıyordu. Umutlarım birer birer tükeniyordu. Cezalandırıldığımızı düşünüyordum. Bir baba adayı düşünün benim canım kocam, en büyük hayali bir Pazar sabahı ben onlar için kahvaltı hazırlarken o minik bebeğimiz ve köpüşümüzle birlikte fırına gidecek ve bize simit alacaktı. Biz anne baba olmayı bu kadar çok isterken bunun için de debelenip dururken annelik sıfatını hak etmeyen kadınların çocuklarını öldürdüğünü, terk ettiğini öğreniyordum. Nasıl bir adeletti bu? 

Haftaya görüşmek üzere...

Sevgiler 

Ege

5 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Hamile kalabilmek için tedavi görürken aynı soruyu ben de kendime çok sordum. "Hiç hak etmeyen insanların kolayca çocuğu olurken benim neden olmuyor?" diye. Üstelik öğretmenim, çevremde annesi babası tarafından terk edilmiş, annesinin elinin üstünde sigara söndürdüğü, kemerle dövüp aç bıraktığı çocukların sayısı azımsanacak gibi değil. Diyebileceğim tek şey "Allah hak eden ve yürekten isteyen herkese evlat sevgisini tattırsın."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu soruyu kendime milyonlarca kez sormuşumdur içim bir taraftan cız ederken. Hayat adil davranmıyormuş onu öğrendik. Her doğru çocuk sahibi olurken doğru olmuyormuş bunu da öğrendik

      Sil
  3. Sevgili Ege, ne yazık ki hayat hiç adil değil :( . Çok zor şeyler yaşamışsınız. Bizde eşimle eğer kendi çocuğumuz olmayacaksa evlat edinmeyi konuşmuştuk. Önemli olan bir çocuğa emek vermek onu yetiştirmek. Eren'in Tuna için yazdığı bir yorum vardı. Bende benzerlrini bir çok arkadaşımdan duydum. bir çok annenin söylediğinin aksine doğurduğun zaman bebeği gördüğünde gökten vahiy filan gelmiyomuş için sevgiylede dolmuyormuş. Çevremdeki bir çok anne ne zamanki bebekle zaman geçirmeye başlıyorsun onun seninsevgine bakımına muhtaç olduğunu anlıyorsun evlat sevgisi işte o zaman başlıyormuş.
    Çok uzun yazdım :( Çok zor dönemler atlatmışsınız ama belkide sizin dünya ya geliş amacınız başka bir çocuğu mutlu etmek sevmek içindir. Girdiğiniz bu yeni yolda tüm kalbimle sizi destekliyor ve takdir ediyorum. Çok yüce gönüllüsünüz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Ahu, güzel düşüncelerin için teşekkür ediyorum. Bizi hiç tanımadan yürekleri ile sevgileri ile yanımızda olan destekleyen insanların olduğunu bilmek çok güzel. Ayrıca daha zorluklar bu yazdıklarımla maalesef ki bitmedi bu kararı verene kadar daha acı yollardan da geçecektik :(

      Sil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım