27 Mart 2014 Perşembe

Tuna'nın Tüp Bebek Yapım Günlüğü – Bölüm 14

Herkese Merhaba,

Geçtiğimiz hafta size densiz bir grip virüsüyle girdiğimiz amansız savaştan bahsetmiştim. Savaşı kim kazandı henüz net olarak belli değil çünkü ne eşim ne de ben henüz eski sağlığımıza kavuşmuş gibi değiliz. Hala bir yorgunluk bir halsizlik var üzerimizde, toparlanmaya çalışıyoruz. Hem bu grip etkisi hem de yaşamakta olduğumuz tatsız siyaset günleri, bir de üzerine dondurulmuşlarla olacak tedavi öncesi doktor önerisiyle kullandığım doğum kontrol hapının beni zorlaması gibi genel olarak keyifsiz olmak için sayabileceğim bir sürü haklı nedenim var. Ama anlıyorum ki bunlar sadece mazeret olacak, bildiğin depresyon bu! 


Bana geldiler yine arkadaşlar :) Kafasının tepesi atınca tekrar şekle girmesi zor olanlardanım ben. Bildiğin mutsuzum bu günlerde. İşte böyle günler olabilecek fevri hareketlerim için de gayet elverişli bir zemin hazırlıyor. Eşimle evliliğimizi sorgulamak, sadece eksik yanları görmek, yoğun bir sevgisizlik hissetmek, işten bunalmak mümkünse istifayı basıp kaçmayı planlamak gibi... Sadece işten değil beni mutsuz eden her şeyden hatta her ihtimalden kaçmak istiyorum ben. Sinirlerim laçka olmuş! Ofiste dün sağlam bağrınmışım, gideyim ben bir kahvecide kasiyer filan olayım, az kazanırım ama mutlu olurum, burada kimle niye çalışıyorum... ömrüm çürüdü vb. şeyler söylenmişim bir güzel. Baktım ellerim titriyor, kontrol noktasını geçmişim çoktan. Gözüm kimseyi hiçbir şeyi ve kimseyi görmüyor. Kendimi tanıyorum, ah var ya bunlar en tehlikeli zamanlar! Bu sabah sevdiğim bir arkadaşımla yazışırken, hayat sahilde yaptığın kumdan kale gibi değil, öyle değil mi diye sordum.. Beğenmeyince ya da biraz bozulunca bir tekmeyle dağıtayım gitsin yeniden yaparım diyemiyorsun. 

Aslında cevap beklenmeyen, ya da çok fazla cevabı olan sorulardandı bu. Hayat bu denli keyifsiz, ümitsiz olmak için çok kısa! Belki yıkıp tekrar yapmayı denemelisindir! Bilmiyorum. O da benzer şeylerden bahsetti sonra ''bunlar kıyamet alameti'' gibi dedi. Herkeste genel olarak her şeye karşı yoğun bir isteksizlik, keyifsizlik ve yorgunluk var. Evet, ben de aynen öyle hissediyorum. Kıyamet alameti bunlar resmen, tat duyunu, sevecenliğini, ilgini, aşkı ve ruhunu boğuyorsun bulanık sularda sanki. Ya da eşin dostun ölü balık gibi olmuş, seni görmüyor sevmiyor ilgilenmeye layık görmüyorlar. İşte o zaman çok mutsuz oluyorsun, çok yalnız kalıyorsun. Bu his öyle kötü ki... Perfect Sense filmi geliyor aklıma. Türkçe'ye 'Yeryüzündeki Son Aşk' olarak çevrilmişti. Filmdeki teker teker kaybolan duyulara rağmen insanın aşkla birbirine tutunma isteğini anlatan çok güzel, çok etkileyici bir filmdi. İnsanlar bir takım duygusal hezeyanlar eşliğinde tat ve koku alma duyularını kaybediyorlar. Sonra kayıplar sırayla ve ümütsizce devam ediyor. Gittikçe kötüleşen bir afet hali ile tükenen, kaosa girmiş bir dünyada bir kadınla bir erkeğin, duygusal yalnızlıkları, sırları, çatışmaları ve her şeye rağmen muhteşem bir şekilde birbirlerine tutunma istekleri yine muhteşem bir şekilde verilmişti. Her şey bu kadar ''muhteşem'' (!) olduğuna göre vaktiniz olduğunda kendinize özel bir depresyon kuşağı yapın ve bu filmi mutlaka izleyin derim. 

Benim depresyonuma gelirsek (ki bence dünyadaki en kötü depresyon, en mutsuz edici olanı, en zalimi en kötüsü benimkidir) bugünlerde yakama yapışmış gırtlağımı sıkıyor sanki. Yoğun bir sevgi terapisi ve biraz ümit verici konuşmalar ile daha iyi hissedebilirdim belki ama akvaryumdaki diğer her balık da ölü gibi kardeşim! Yaşayan tek balık benim sanki. Diğerleri tat almaktan, eğlenmekten, yakınlaşmaktan, paylaşmaktan vazgeçmiş gibi bir yerler'i suyun tepesinde asılı kalmış öyle hareketsiz duruyorlar. İşte bunu görmek var ya beni delirtiyor, boğuyor mahvediyor. Bir de korkundan ağzını açamıyorsun başka kimseye, işte yine depresyonda diyebilirler, hor görebilirler, duygusal karmaşıklığını anlamazlar, yediğin önünde yemediğin arkanda derdin ne senin kendine gel diyebilirler. Hakim çok etrafta tabii. Hukuk diye bir şey kalmamış güzel ülkemde ama olsun! Herkes yargılayıp duruyor birilerini. Yaftala dur, çamur at izi kalsın, kimseyi sevme, ilgilenme, kalbini açma, içten içe hep kork, yaşıyor gibi nefes al ama asla keyif alma, hayata katılma, oyun oynama gülme, şakalaşma, eşini kollarından tutup bana baksana, beni sevsene biraz sen, az açsana gözlerini yine yüzebiliriz birlikte diyeme! 

İşte gördüğüm bu dünya, işte bu enerjisizlik beni çok yoruyor. Girdiğim bu yeni depresyon dönemini tebrik ediyor, cümle aleme hayırlı olsun diyorum. Kimseye şirin görünmek için yalancıktan ay bunalımdan hemen çıktım numarası da yapamayacağım. Benim bedenim benim depresyonum! Dibine kadar yaşar sonra yine evelallah (ve inşallah) çıkarım suyun üstüne dönerim güneşe yüzümü yine! Amin. Haftaya doktor var, bakalım tedaviye başlıyor muyuz. A bir de söylemeyi unuttum. Yoga'ya başladım ben! (Fazla oksijen devreleri mi bozdu acaba?) Nefesimi tutmaya o kadar alışmışım ki sürekli burundan nefes al/ver çok yoruluyorum. Yarın 3. derse gideceğim. Keyfim yerine gelirse biraz, sonraki yazılarda onu anlatayım size. 

Neyse, fazla dürüst günlük yazarı Tuna, haftaya yine gerçek duyguları, hataları, depresyonu ile karşınızda pardon yanınızda olacak. Oyunuzu bana verin! Kadın duygusal travma merkezleri ile acil sevgi ve motivasyon istasyonları kuracağım. Boşluğa düşünce, yalnız hissedince gidip bu istasyonlardan doyuracağız kendimizi. Depresyona girip ağlayıp zırlamayacağız hemen. Gerekirse yıkıp yeniden ve yeniden yapacağız kumdan kaleleri, korkmayacağız yeniden başlamaktan! Artık ne kocamızdan ne sevgilimizden medet ummayacağız! Tamam tamam bana oy vermeniz şart değil ama illa oy verin yani. Boş geçmeyin. 

Kendinize iyi davranın (ha ha ha) 

Haftaya görüşürüz

Tuna

3 yorum:

  1. Günaydın Tuna, sabah sabah içimi açtın :).
    Bir çok insan dönem dönem devreleri yakıyor ,kiminin uzun sürüyor kiminin daha kısa. Kaldı ki bence bu da bir ihtiyaç. Hayatında değiştirebileceğin ne varsa en azından birini değiştir.Seni mutlu edecek bir şey yap,görmediğin bir yere git mesela yada konsere. Yoga iyi bir başlangıç.başlangıç. Her gün aynı şeyleri,aynı şekilde yaparak hayatımızda mucize olmasını bekliyoruz sonra kısa devre yapıyoruz. Kendine inan. Ben sana inanıyorum. Her şey çok güzel olacak :)

    YanıtlaSil
  2. Çok az tanıdığın birine ''ben sana inanıyorum'' demek ne güzel bir şey, nasıl hoş bir motivasyondur.
    Sağ ol Ahu. Bundan böyle ben de sana inanıyorum,bilesin:)

    YanıtlaSil
  3. Asa kredi kredisi sirketi, kisisel isyerinizi baslatmaniz için gereken her
    miktari ödünç vermeye hazirdir. Biz% 2 faiz oraniyla kredi veriyoruz, bu
    yüzden için basvurun.
    Tarimsal çiftçilik kredisi. Krediye ihtiyaciniz varsa bizimle iletisime geçin.
    E-posta: asaloaninstituteplc@gmail.com, ayrica bu adresle de iletisime geçebilirsiniz
    E-posta: asaloaninstituteplc@yahoo.com

    Asa loan lending company are ready to loan you any amount you need to start
    up your personal business. we give out loan at 2% interest rate, so Kindly apply for
    agricultural farming loan. if you need loan contact our
    email:asaloaninstituteplc@gmail.com, you can also contact this
    email:asaloaninstituteplc@yahoo.com

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım