26 Mart 2014 Çarşamba

Naz Kız'ın Hamilelik Günlüğü — 13. Hafta

Merhaba,

12. haftayı sağlıkla geçirip, 13. haftamızı da gördük çok şükür… Hala herşey yolunda, son yazımdan beri bir değişiklik yok, rahim kasılmalarım mı diyim, gerilmelerim mi diyim, o her ne ise bu hafta arttı ama normaldir mottası ile takılmıyorum. Bildiğiniz üzere ablam da hamile, onun kanaması oldu ve 10 gün rapor verdi doktor. Bebiş plasentada rahme yakınmış ☹ çok üzüldüm, umarım tez zamanda iyileşecekler. Maşallah onun morali iyi; annem ve babam oraya transfer oldu, aslan yeğenim de çok akıllı olmasından annesini hiç üzmüyor, biraz rahatsız olduğunu, yatması gerektiğini biliyor ve baba sağolsun her işi görüyor. Çok saçma ama insan sağlıklı olmaya, iyiyim demeye utanıyor böyle durumlarda. 

Geçen hafta bahsettiğim gibi iş çok yoğun, eşim de geceyarılarına kadar ofiste, ikimiz de çok yorgunuz. Biz iyi olsa ne yazar, gündem hergün kamburumuzu arttırıyor sanki. Sakin günlerin gelmesi umudu ile her gün tv açıyor, dayanamayıp, 2. Dakikasında kapatıyoruz. Twitter'a veda ettik, ben de ettim; meğer hayatımızın ne büyük bir parçasıymış; ama devran dönecek o twitter birilerine fena dert olacak, inanıyorum; biliyorum… Dün Facebook'da lösemi dayanışması ile ilgili bir yazı gördüm, içim gitti; en güçlü ve hızlı iletişim araçlarını kaybettikleri için kızgınlar, haklılar… ahh hayatta en kötüsü “ah almak” olsa gerek, değil mi? 


Gelelim kendi gündemimize… geçen hafta 2’li test yaptırmıştım; iyi çıkmış, 1 ay sonra da 3’lü test yapacağız ama doktorum şimdiki bulgulardan “amniyosenteze gerek yok gibi” dedi, ohhh çektim. Bu arada bir arkadaşım 35 yaşında 2. Bebeğine hamile ve size geçen hafta yazdığım testi yaptırmış; 2,500 TL vermiş. Kanını almışlar, Amerika’ya yollamışlar, sonucu bekliyorlar. Yapılma sebebi bebek değilmiş, annenin 35 yaşında olmasıymış. Böyle bir genelleme var mı bilmiyorum, paraları vardı, yaptırmışlar aslında, sorun yok ☺. Annecim iki torun beklemenin heyecanı ile alışverişe başlamış. 6 ay kalmış, her ay yavaş yavaş alıp, biriktirecekmiş. Bir tur pembe, bir tur mavi alıyor kimin neyi olursa diye ama sanırım ikimizin de oğlu olacak ☺. 

Babacım beni her gördüğümde karnımı öpüyor, hafif duygulanıyor. Annem hep heyecanlı, neşeli. IKEA'da yatak bulmuş, benim eski odamı bebek odası yapacakmış, duvar kağıtları seçmiş, yatak, dolap beğenmiş; “götür beni alalım” diyor. Diyemiyorum ki “daha çok erken; 7., 8. Ayda alırız” diye... öyle heyecanlı. Tamam deyip, geçiştiriyorum. Her akşam ellerine kollarına sağlık yemeğe onlara gidiyoruz; kayınvalidem de kıtalar arası bize yemek taşıyor; ikisinin de eline su dökemem, çok şükür çok şanslıyım. Özellikle eşimin ailesi konusunda hepsi çok anlayışlı ve yardımsever. Ben onlarla hala “siz” uzaklığında konuşuyorum, onlar bana “kızım” yakınlığında… Umarım ben de şu kalııııınn duvarlarımı anne olunca yıkacağım. Böyle yazınca ne kadar şanslı olduğumu, ekrandan başkasıymış gibi kendime bakınca anlayabiliyorum. sonra aklıma acılar çeken insanlar geliyor, utanıyorum. Bu da hamileliğin övünülmemesi gibi, tevazu gösterilecek bir hal olmalı. 

Şanslı isek bu hayatta şükredip, kıçımızın üstüne oturmak ve hiçbirşeyden böbürlenmemek gerekiyor. Ben şimdi burada bunu yapmış olabilirim, affedin ama aslında kendime ayna oluyorum sayenizde… Bir arkadaşım Eyüp’de inşaatlara yerleşmiş Suriye’liler ile görüştü, onları fotoğrafladı. Geçen gün de bir kanala çıkıp, durumu izah etti. Akıl alacak gibi değil; çocukların hali yürek kaldırmıyor. Şans kapılarından bile geçmemiş onların ☹ “Yardım edelim” dediler; kimi de “etmeyelim, gitsinler” dedi. Kafalar bu tarafta feci karışık. Sağlık Bakanlığı’nda çalışan bir tanıdık bahşi geçen menenjit salgınının olduğunu ve bunu dünya barış örgütüne bildirdiklerni ifade etti geçen gün. Şok oldum. Nasıl dedim basında esamesi okunmaz bu kadar önemli haberin? “panik yaratmak istenmiyor” dedi. Zor durumlar, evet yollar dilenen insan kaynıyor, herkes hem güvenliğinden korkuyor, hem de sağlığından… Özellikle aç kalan Suriyelilerin yakın gelecekte toplumsal bir sorun olacağı ve bolca hastalık yayacağı 5 çaylarının vazgeçilmez konusu. Ben herşeye kulaklarımı tıkayarak, bu çocuklara üzülüyorum; onlar çocuk ve bunu hak edecek birşey yapmadılar. Keşke elimizden birşey gelse diyorum, demekle kalıyorum. (Arkadaşım Ulaş Tosun’dan aldığım izinle 2 fotoğrafı paylaşıyorum) 

Tüm insanlığa iyiliklerin gelmesi dileğiyle… 

Gelecek hafta gorusmek uzere

Nazlı

1 yorum:

  1. Aynen benim de ciğerim yanıyor düşündükçe, gördükçe. Düşünüyorum kimbilir ne hallerden ne hallere düştüler diye. O çocuklar, o masumlar ne günahları var. Sadece onlar değil ki, Türkiye'de fakirden, zor durumda olanlan bol bişey yok. Devlet neden adam gibi bri planla en azından temel bakımlarını karşılamıyor bu zor durumdaki insanların. Adam gibi bir organizasyon kursalar, insanlar da organize olur yardım eder. Ama hiçbir devlet kurumuna itimadım kalmadı şahsen.

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım