13 Mart 2014 Perşembe

Naz Kız'ın Hamilelik Günlüğü — 11. Hafta

Herkese Merhaba,

Bu hafta duygularım çöp, ruhum sıkıştı, gözyaşlarım sıkıştı; herkes gibi, hepiniz gibi… İçimde bir can büyütürken, giden canlara şahit olmak ağır geliyor yüreğime. Pamuklara sarıp, sarmalayacağım evladımı; bir densiz, bir şuursuz, bir kendini bilmez canını alacak ve sonra ne utanacak, ne saklanacak ne de ceza alacak! Allah korusun, Allah göstermesin, Allah yaşatmasın … Bu hafta çok üzüldüm, çok dertlendim; eşim “karnındakini unutma” dedi, unutulur mu? Onu düşünüp, Berkin’i düşünüp, nasıl olacak diye kendimi yedim bitirdim. Ali İsmail’di ilk yüreğime oturan; şimdi Berkin mahvetti. Ailesine gani gani rahmet dilesem ne fayda… biz unutacağız, gün gelecek unutacağız ve ben en çok “unutacağımız için utanıyorum” .
Her zaman farklı bakış açılarını dinleyip, anlamak isterim. Twitter'da bir çok AKP'li gazeteci, siyasiyi takip ediyorum ama bu hafta özellikle bir hadsiz var ki, içimden şiddet uygulamak geldi. Suriyeli çocuklara üzülmeyip, Berkin’e nasıl ağlarmışız... Bu bakış açısı, bunu düşünebilme vicdanı beni hep yaralamıştır. İnancım İlahi Adalet… Diliyorum hakettiğini yaşayacak; ha burada, ha orada. Ama ölü bir çocuk, bebek üzerinden bu çirkinliği kim izah edebilir? Ben de şunu soruyorum “Suriyeli bebeklere ağladın da, kendi evladına niye ağlamadın?” ama demem, diyemem! Ben ayrım yapmam, yapmaktan korkarım. 

Rahmetli babaannemin Rum ve Ermeni arkadaşı çoktu, babaannem bana “asla insan ayırmayacaksın” derdi; beni böyle büyüttü. Kendisi de Dinar depremi sonrası, oradakilere çok üzülüp, o akşam felç geçirdi. Ben böyle yüce bir kadınla büyüdüm. Hrant Dink öldürüldüğünde evimden çıkmış gibiydi cenaze, Sivas katliamı olduğunda küçüktüm ama kahrolacak kadar anlıyor, ağlıyordum. Şimdi olanlara bakıyorum ve karnımdaki bebeğe ne diyeceğimi düşünüyorum; onu nasıl bir dünyaya getiriyorum acaba? Bu hafta miniğimle çok yorulduk, çok yıprandık… 

Cenaze günü bir gencin ve bir de polisin gazdan öldüğü haberi geldi; o aileleri, evleri düşündüm; düşen ateşi düşündüm, nefes alamadım, hala alamıyorum… Yıllarca evladını toprağa koyan ana babaları görürdük televizyonlarda, arkasından da haftanın dizisine takılıp, unutur giderdik… hala öyle; değişen ne var? Unutmaya mahkum mu ediliyoruz? Yoksa unuttuğumuz bilindiği için birileri “destan” yazmaktan korkmuyor mu bilmiyorum; tek bildiğim dün Berkin’in babasının “Oğlum orada üşüyor” dediğinde yüreğime düşen ateşti… 

Barışla, Sevgiyle Kalın 

Nazlı
Çizim: Emel Temucin


3 yorum:

  1. Ah Nazlı ah... Ah Berkin... Ah güzel çocuk... hiçbir şey onu geri getirmeyecek. Ama geri gelmeyecek diye de katilinin ceza almasını istemeyecek değiliz!!

    YanıtlaSil
  2. Duygularıma tercuman oldunuz kaleminize sağlık....

    YanıtlaSil
  3. sevgili Nazlı seninle anı duyguları yaşamışız... bende 7 haftalık hamileyim ve yukarda yazdığın gibi bir aile içinde büyüdüm. Berkin'in cenazesini izlerken bütün duyarlı insanlar gibi bende gözyaşlarıma engel olamadım, kendimi o annelerin yerine koydum ve ağladım da ağladım... Ve ben Hatay Antakya'da yaşayan bir insanım, burada da çok canlar yandı. Biz kimse ölmesin bu olaylar bitsin istiyoruz! Annelerin daha fazla yüreği yanmasın istiyoruz! Ve bu suçları işleyenlerin ve bu ölümlerden sorumlu olanların cezasız kalmamalarını istiyoruz... Daha fazla gözyaşı dökülmemesi dileğiyle sevgiyle kalın...

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım