14 Mart 2014 Cuma

Melek'in Tüp Bebek Yapım Günlüğü — 5. Bölüm

Herkese Merhaba,

Geçen yazımda bahsettiğim gibi tedaviye başladım ve bir hafta düzenli olarak verilen iğneleri uyguladım. 7. ve 8. gun yapılan kontrollerde öğrendiğim kan tahlili sonuçları bir şeylerin ters gidebileceğini sinyal veriyordu benim hisselerime göre... Ama aklıma olumsuz sonuçlar getirmek istemiyordum. 8. gün verdiğim kan örneğinin sonucunu öğleden sonra arayıp bildirdiler, 319 çıkmış. Değerin yükseldiğini öğrenince sevindim. Vücudum düzenli tepki verecek bu ilaçlara diye düşündüm. Ertesi gün 12:00'de tekrar kontrole çağırdılar. Yine kan verecekmişim. Kollarım delik deşik oldu valla diye düşündüm.

Tedavimizin 9. günü yani 12 Mayıs Pazar günü 4. kontrol için yine hastanedeydim. Yine kan verdim, ultrason sıramı bekledim. Doktorum bugün muayeneye başlamadan anneler günümü kutladı :) İnşallah seneye dedim... Yine gelişmişti yumurtalar. Bir günde 1-2 mm büyümüşlerdi. Ama doktorum yumurta büyümeleri ile hormonlarımın paralel gitmediğini söyledi. Bu büyük ihtimalle doğuştan bende eksik olan bir enzim nedeniyle oluyormuş. Çok nadir görülen bir durummuş. Enzimin adı aromatase. Enzim eksikliğine bağlı olarak endometrium kalınlığı da istenen seviyeye ulaşmamış. Bu durumda yumurtaları nakletsek bile tutunma imkanı yokmuş. Ama yumurtalar geliştiği için onları toplayıp, dölleyeceğiz ve elimizde ne kadar embriyo oluşursa onları donduracağız dedi. Sonrasında ilaç tedavilerine başlayıp vücudumu bebeğin büyüyebileceği bir hale getireceklermiş. İşte ondan sonra nakledebileceklermiş embriyoyu... 

Bu kontrol sonrası, iyi ki tüp bebek ile başlamışım tedaviye diye düşündüm ve beni tüp bebeğe yönlendiren doktoruma çok dua ettim. Aşılama vs. işlerle belki uzun bir süre kaybedecektim bu sorunun ortaya çıkması için. Boş yere hormon kullanmış olacaktım. Şimdi bile hastaneye 9 günde 5 kere gittim ve çok bunaldım. O zaman her tedavide bu kadar uzun gidiş-gelişler yaşayıp, sonuç hüsran oldukça daha çok yıkılacaktım. Bu tedavi ile bir sorunu çözerken diğer bir sorunu da geç olmadan bulmuş olduk. Tüp bebek veya aşılama tedavisi gören hastaların internette paylaştıkları yazıları okuyorum. Hormon tahlilleri düzenli olarak yapılmayıp, sadece ultrason ile yumurtaları izlenenler var. Benim durumumda olsalar ki görüyoruz yumurta geliştirmek sadece bu işin bir aşaması, sonraki aşamalarda ne ile karşılaşacaklarını bilmek için bu tahlillere ihtiyaç var. Siz siz olun, deneyimli bir ekip ile yola çıkın. 

Tüm bunları yaşarken iyi ki tedaviden ailemden kimseye bahsetmedim diye düşündüm. Çünkü ben bile bunları yaşarken çok yoruluyorum. Bir de etrafımda eşimden başka birisine anlatmaya çalışmak, özellikle akrabalarımla bunu konuşmak, annem bile olsa beni daha çok gerecekti. Akrabaların kısa sürede sonuca ulaşacağımı düşünüp ümitlenmeleri, beklentilerinin artması eminim ki beni daha çok yoracaktı. Bu şekilde kafam daha rahattı. 

5. kontrol, yine hemen ertesi gün, tedavinin 10. günü sabahı yapıldı. Bu sefer“oh be” dedim, “yetiştik”
büyük ekran çalışmıyordu, ben göremedim yumurtaları. Ama doktorum iyi büyümüşler dedi. Bugün öğlen yine iğne yapacaktım. Ama akşam sadece yumurta çatlatma iğnesi yapılacaktı. Saatine özellikle dikkat etmem gerekiyormuş. 5 dakika bile erken ya da geç yapmayın dediler. İğnenin yapılış saatine göre tam 36 saat sonra yumurta toplama işlemi için randevu verdiler. Pazartesi akşam 22:30’da iğneyi yapacağım ve Çarşamba sabah 10:30’da yumurtalar toplanacaktı. Ama Murphy mi dersiniz, kısmet mi dersiniz, aksilikler bu aşamada da bizi bırakmadı… Aksilik bu ya, o akşam hiç olmayacağı kadar çok macera yaşadık. 18:00’de işten çıktım. 18:05’te eşim aradı, arabası bozulmuş, yolda kalmış. Onun bulunduğu yere ulaştığımda saat 19:00 oldu. Çekiciyi bekledik. Çekici gelince arabayı yükleyip en yakın servise ulaşmamız saat 19:45’i buldu. Bu sırada benim arabamın benzini bitmek üzereydi. Benzinci arayıp bulduk. Sonunda açlıktan ve stresten perişan halde en yakın yerde yemek yedik. Ama tüm bunları yaparken aklımızda hep iğne saati vardı. Yine bir koşu saat 22:00’de eve vardık. İçimden

TV karşısında son yarım saati beklemeye başladım. En son telefona baktığımda saat 22:10’du. Sabah 05:00’te gözümü açtım ve “dank” sesi beynimde çınladı… İğneyi yapmayı unutup uyuyakalmıştım. Allah’ım ne yapacaktım? Ömrümde yaptığım belki de en büyük sorumsuzluğu yapmıştım. Hemen benimle ilgilenen hemşireye sms gönderdim. O da hemen aradı. Hastaneye gelin, bakalım dedi. Bazen böyle durumlarda yumurtaların bir kısmını kaybedebiliyorlarmış. Yine apar topar hastaneye gittim, yine kan verdim… Neyse ki dün öğlen iğnesini yaptığım için bir baskılama vardı, yumurtalarım çatlamamıştı. Bugün de aynı baskılayıcı iğneyi yapmamı istediler. Transferi artık Perşembe günü yapabilecektik. Ama olaylar peşimi bırakmıyordu. Perşembe öğleden sonraya kadar eşimin doktora dersi için sunumu vardı… Yani koca tedavi sürecinde eşime ihtiyacımız olan o yegane saatte onun sunumu vardı ☺. Kader işte… Durum böyle olunca iğne saatini Perşembe 14:30’a denk gelecek şekilde Çarşamba 02:30’da yapmaya karar verdik. Hastanedeki herkes beni uyuyakalmamam için uyardı. O gece her telefonu ve saati kurup yattık. Neyse ki uyanıp iğnemi yaptım, görev tamamlandı ☺ 

Haftaya görüşmek üzere...

Melek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım