28 Şubat 2014 Cuma

Derya'nın Bebek Yapım Günlüğü — 39. Bölüm

Herkese selam, 

Öncelikle her birinize, geçen haftaki yazıma ister blogta, ister kapalı grupta bıraktığınız yorumlar ve gönderdiğiniz kişisel mesajlar için çok ama çok teşekkür ederim. Bana her gün yalnız olmadığımı bir kez daha hatırlatıyorsunuz. Bu, gerçekten çok güzel bir duygu. Sayenizde geçen haftaki gibi hissetmiyorum artık kendimi. Hem bizim Aşk Meyvesi de bizi izlediği yerden gülmüştür belki bana; Bu Aşk Kadını da pek bir evhamlıymış yahu!“ bile demiştir belki. Gerçi evham değil o da, işte; anladınız siz... 

Gelelim macera ve aksiyon dolu bu haftaya. Son bir kaç haftadır (hatta aydır) sevgilimde değişiklikler farkediyorum. Artık eskisi gibi neşeli değil, bazen dalıp dalıp gidiyor ve genelde yorgun ve isteksiz. Halbuki benim sevgilim enerjik ve güleryüzlüdür. Onun bu hali üzüyor tabii beni. Önceleri pek üstünde durmadım ama aylar geçmesine rağmen durumunda değişiklik olmayınca konuşmayı denedim. Malum; erkekler, biz kadınlar gibi dışa dönük değiller. Bir sorunları olduğunda bizim gibi dışarı atmaktansa, içlerinde çözmeye çalışıyorlar. Ama ben böyle olmasını istemiyorum; benimle konuşsun, anlatsın, derdi neyse birlikte çözüm arayalım istiyorum. Azıcık didikledikten sonra meselenin maddî durumumuz olduğunu öğrendim. Tadilat dolayısıyla bankadan yüklü bir miktar kredi aldık. Kira ödemektense 15 yıl kadar evimizin taksitlerini ödeyeceğiz. Tabii bunun yanında başka masraflar da var. 

Eh, ben çalışmıyorum. Yani geçen aylarda hastalığımdan dolayı çok çalışamadım, çalışabilecek durumda olduğumda fabrikada iş olmadı; derken aylar geçti. Sevgilim hem kredi borcu, hem faturalar, hem Joy`un, hem benim, hem de evin ihtiyaçlarını yüklendi. Böyle olunca da kendi içine kapanmaya başladı. Tadilatı da hep kendi yaptı, ben ancak yardım edebildiğim kadarına yardım ettim. Fakat işe git, eve gel, evde çalış, akşam uyu, sabah işe git, eve gel, tadilat yap döngüsü onun hem bedensel, hem de ruhsal düzenini bozdu. Çok spor yapan ve hatta günlük planlarını hep spor saatlerine göre ayarlayan bir adam benim sevgilim. Önce iş, sonra spor gelir onun için; ben de hiç karışmam. Neden karışayım? İşten gelip hemen spora gidiyor ve bütün stresini orada atıyor. Sonra yanıma tekrar mutlu ve pamuk gibi bir adam olarak geri geliyor. Ama son yarım yıldır yukarıda saydığım sebeplerden dolayı asla aksatmadığı sporunu da doğru düzgün yapamamaya başladı ve bu, onu çok etkiliyor. Artık stresini dışa atacağı ve onu mutlu eden bir şey kalmadı. Durum bu. 

Sevgilim mutsuz, üzgün, stres içinde ve ben onu böyle gördüğüm için çok üzülüyorum. Gün içinde hep onu mutlu edecek şeyler yapmaya ve yükünü hafifletmeye çalışıyorum. Ama bazen onun asık ve mutsuz yüzü, beni de olumsuz etkiliyor. Hele de çalışmadığımı ve ona maddi olarak yardımcı olamadığımı düşündükçe daha da üzülüyorum. Bu arada, uzun zamandır bir sürü iş ilanı sayfasına üyeyim. Beni ilgilendirebilecek ilanlar oldukça e-posta bildirimi alıyorum. Küçük bir köyde yaşadığımız için hayallerimdeki işi yapamıyorum tabii. Birlikteliğimizin en başında böyle karar vermiştik. Ama baktım ki artık olmuyor, ona çok çaktırmadan fakat ciddi bir şekilde iş arayışlarına girdim. Fakat çok uzun zamandır yüreğimi hoplatan, bana uyacak ve mutlu edecek bir şeyler bulamadım. Ta ki bu haftaya kadar. 

Bir gün telefonuma gelen bir e-postayla oturduğum yerden sıçradım; tam da bana uyacağını düşündüğüm, süper bir iş ilanıydı okuduğum. Hem de bu iş için kilometrelerde uzağa gitmem gerekmiyordu, hemen yakınlarımızdaydı. Daha ayrıntılı okuyabilmek için bilgisayarın başına geçtim ve iştahla verilen bütün bilgileri okudum. Bizim bulunduğumuz eyalette, dışarıda çalışacak 0-6 yaş arası çocukların fotoğraflarını çekecek fotoğrafçı arıyorlardı. Büyük alışveriş merkezleri, oyuncakçılar gibi yerlerde stüdyo kurulacak ve orada çocukların fotoğrafları çekilecekmiş. Tam zamanlı çalışma saati ve dışarıdan saat başına çalışan değil, kadro elemanı arıyorlar. İş ilgimi çektiği için en son 2 sene önce hazırlamış olduğum CV`mi düzenledim yeniden. Bu arada da o kadar çok heyecanlandım ki, güzel grubumuzda bu heyecanımı paylaştım ve yalnız olmadığımı bir kere daha hatırladım. (Süpersiniz! Bana çok güç veriyorsunuz. Dualarınız için çok teşekkür ederim.) 

Başvuru formuma normal ve sıkıcı bir fotoğraf eklemektense, iki sene kadar önce kendi çekmiş olduğum bir fotoğrafımı koydum. Benim için aslolan “kendim olmak”tır çünkü. Ayrıca aranılan özelliklerin arasında dışa dönük ve sempatik gibi özellikler de vardı. Bu fotoğrafımdan daha dışa dönük ve daha sempatik olabileceğimi sanmıyorum. “Beğenen, böyle beğensin” dedim ve fotoğrafı ekledim. Başvurumu göndermem ertesi günü buldu. Sabah saat 10 sularında postayı gönderip Joy kızımla yürüyüşe çıktım. Bir iki saat sonra geri döndüğümde cevap geldiğini gördüm. Hafif çaplı bir şoktan sonra (bu kadar hızlı bir cevap beklemiyordum) postayı açıp okuduğumda yaklaşık 3 saat sonra benimle telefon konferansı yapmak istediklerini gördüm. Ana firma başka bir şehirde olduğu için böylesini uygun görmüşlerdi. Hemen kabul ettim tabii. Ama heyecandan uzun süre elim ayağıma dolaştı. Biraz sakinleşince yine gruptan birinin önerisi üzerine internetten mülakatla ilgili bilgi toplamaya başladım. Bu, biraz sakinleşmemi sağladı. Ama ben hep böyleyimdir; her çekime gitmeden önce sahneye çıkacak sanatçılar gibi kalbim güm güm çarpar, ellerim titrer. Fakat kamerayı elime alır almaz her şey uçup gider. 

Kadın beni aramadan 15 dakika önce büroma girdim ve meditasyon yaptım. Sizlerin benim için ettiğiniz dualara ek olarak ben de dua ettim, ayrıca kendimi sakinleştirmeye ve boğazımda atan kalbimi yeniden göğüs kafesime inmesi için ikna etmeye çalıştım. Çok geçmeden kadın beni aradığında sakinleşmiş ve kendinden emin bir şekilde telefonu açtım. Gayet rahat ve güzel geçen bir konuşmaydı, yarım saat kadar sürdü. Telefonda konuştuğum kadın genç, ilgili ve sempatikti. Her şey o kadar olumlu geçti ki, bana en son “Siz bu gece bu konuştuklarımız hakkında bir düşünün, isterseniz eşinizle de bir konuşun ve lütfen bize yarın kararınızı bildirin.” dedi. Konuşmamız sırasında sonradan unutmamak için bir çok şeyi not etmiştim. Olan biteni sevgilime anlatmak için Joy`la çıktığı yürüyüşten dönmesini bekledim. Bu sırada da konuşmamızı bütün ayrıntılarıyla birlikte yeniden aklımdan geçirmeye çalıştım. İşin iyi yanları; Sigortam ve düzenli bir maaşım olacaktı, Şirket arabası, stüdyo ve kamera vereceklerdi, Bebek ve çocuklarla çalışacaktım, Başımda bir patron olmadan, tek başına olacaktım, Otelde kalmam gerektiğinde otel ve yemek masraflarını onlar karşılayacaklardı, iyi çalıştığım taktirde maaşla birlikte bonus da alacaktım, Çekimler, her hafta başka bir yerde olacaktı; bir sürü yer görecektim, Şirket arabasını haftasonları geri vermek zorunda kalmayacaktım, Salı veya Çarşamba günleri ile Cumartesi günleri arasında çalışacaktım, büyük alışveriş merkezlerinde ya da mağazalarda çalıştığım için sosyal kontaktlar kuracaktım. İşin zor yanları; Çalışma saatleri (fotoğrafçıların çoğunda olduğu gibi) 9 ilâ 10 saat, Bir hafta evime yakın bir yerlerde, bir hafta “uzakta” çalışacaktım ve bu yer o kadar uzakta olacaktı ki, bütün hafta boyunca otelde kalmak zorunda kalacaktım. 150 km`den uzun mesafelerde sağlığım ve zindeliğim için otelde kalmak mecburî, daha kısa mesafelerde ise nerede kalacağımın kararını ben verebilecektim. 

Aslında iş imkânları çok güzel, evet. Ama zor yanlarına bakarsanız, onun da bir bedeli var görüldüğü gibi. Biz sevgilimle, ilişkimizin başından beri bu yüzden karar vermiştik benim çalışmamama ya da ayda 7 gün fabrikada çalışıp sadece cep harçlığımı çıkarmama. Çünkü kendi mesleğimi yapmam gerektiği taktirde şartlar böyle: fotoğrafçılar çok uzun çalışır ve hep yollardasındır. Bu da, bir aile yaşantısına pek uygun değil. Hele bir de benim sevgilimin her hafta farklı mesaide çalıştığını düşünürsek, birbirimizi Pazar günleri dışında pek göremeyeceğiz. Eğer yakınlarda bir yerlerdeysem çekimlerin her hafta farklı bir yerde olacağından ne kadar yakında olabilirim, bilmiyorum. Ama 100 km den yakın bir yerlerde, her gece eve gelme olasılığım var. Mesaimin akşam 7`de bittiğini düşünürsek, belki eve gelişim akşam 8 ya da 9`u bulabilir. O hafta sevgilim sabahçıysa birlikte 1 ya da 2 saat geçirebiliriz. Çünkü sabah her ikimizin de çok erken kalkması gerekir. Yok, o hafta geç mesaide çalışmışsa, gece yarısına kadar onun gelmesini beklemeliyim ki, birbirimizi görebilelim. Sanırım hemen ardından ertesi güne dinç uyanabilmek için uyumam gerekecek. Bir de gece mesaisi yaptığı akşamlar var ki, gece 10`da işe gidiyor. Eh, benim eve gece 8 ya da 9`da geldiğimi düşünürsek, birazcık görebileceğiz birbirimizi. Biz, böyle bir ilişkiyi en başından beri istemiyorduk. "Hep bir arada, hep dizdize olalımdı" hayalimiz. Ama okulu bitirdikten sonra hastalanınca bütün sosyal kontaktlarımı, ayrıca işlevselliğimi kaybettim. 

Çalışmak, insan içine çıkmak bana kesinlikle iyi gelecek. Ayrıca fabrikada çalışmaktansa yıllarca okuduğum ve çok sevdiğim mesleğimi yapma fırsatı bulmuş olacağım. Ayrıca o kadar sene (10) okudum ve buna rağmen fabrikada çalışmayı biraz garipsiyorum. İçten içe hep kendi mesleğimi yapmayı ve finansal özgürlüğümü kazanmayı istiyorum. Ayrıca sevgilimin son aylardaki hali malum, maddi sıkıntı onu çökertiyor ve ben bunu asla istemiyorum. Biraz para kazanabilirsem, onun yükünü de hafifletirim. Telefon görüşmesinde karşımdaki kadına yakındaki bebek planlarımızdan bahsettim. İşin iyi tarafı, hamile olduğum taktirde yapabildiğim süre boyunca çalışabileceğim ve annelik izninden sonra eğer istersem işe geri dönebileceğim. Ayrıca bir bebek sahibi olmadan önce biraz çalışmış olmayı istiyorum. Bulunmaz bir fırsat gibi... Ne yapmalı? 

Gelişmeleri hep birlikte önümüzdeki hafta göreceğiz. 

Sevgiyle kalın, 

Derya

11 yorum:

  1. Bir solukta okudum :) Sen kendini dinle, en guzeline karar vereceksin, bence isi alacak cok guzel islere de imzani atacaksin, insan sevdigi isi yapinca dunyayi unutuyor, bu vesile ile farkinda oldugun/olmadiginn kafanda kurdugun icinde biriktirdigin tum vesveselerinden kurtulacaksin bir anda supriz bir sekilde bebeginizin icinde oldugunu ogrenip kendi hamileligine mukemmel bir giris yapacak bize super fotograflar hazirlayacaksin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah ne güzel bir senaryo. Hayırlısıyla Amin diyelim o zaman. ^_^

      Sil
  2. Ayrılığa dayanmak zordur ama anlatışından bu işi gerçekten istediğin belli oluyor. Bence bu işi al ve yapabildiğin müddetçe yap. Hiç yapmazsan ve içinde kalırsa, bu sefer hem sevgilin, hem sen üzgün olacaksınız. Çocuğun olduktan sonra bir süre hayatın rutine bağlayacak. O yüzden bu işi yaparsan çocuğun olduğunda neyse gezdim çalıştım bir süre en azından der teselli bulursun =)
    Hem maddi açıdan sevgilini rahatlatmış olursun, hem istediğin işi yapmış olursun, hem de ilişkinizde maddi kaynaklı üzüntünün yerini long-distance ilişkinin heyecanı alır. ;) Hakkınızda hayırlısı olsun =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, tam da dediğin gibi düşünüyorum Ceyda, bakalım olaylar nasıl gelişecek? :)

      Sil
  3. Heyecanla bekliyorum devamını.. Çok güzel şeyler olacak :))

    YanıtlaSil
  4. İç sesini dinle diyorum... Sonuçta geri dönüşü olmayan bir yol değil ya ? Hariika bir deneyim heyacan olacak her yönden evinize ilişkinize iyi gelecek :) Ama ben olsam alırdım bu işi :) Neden mi ? Okurken çok heyecanlandım kendimi senin yerine koydum ve çok istedim bu işi ..Hakkınızda hayırlısı Deryacım ,Zeliş ....:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Face den Harun Toprak Bulut adıyla takipçinim bu arada :)

      Sil
    2. Senin de dediğin gibi "hayırlısı" Zeliş. :)
      Kocaman öpüyorum.

      Sil
  5. Günlüğünüzün sessiz takipçilerindendim şimdiye kadar! e bi sesim çıksın dedim :) Bu iş kaçmaz . Gündemde bebek varsa anne için yorucu günler de var demek. öncesinde biraz kafa dağitmak cok eğlenceli olacaktır eminim :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de eminim, yani umarım, daha doğrusu bilemiyorum. Bekleyip göreceğiz. :))

      Sil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım