28 Ocak 2014 Salı

Naz Kız’ın Bebek Yapım Günlüğü — 13. Bölüm

Güç İçimizde...

En son düşük yapmış ve artık mızmız kadından çıkıp, daha güçlü olduğumu ispatlamaya karar vermiştim. Düşük yaptıktan sonraki yaz sakin geçti, ruhsal olarak büyük bir sıçrama yaptım ve güçlü, evli, köpekli kadına yavaş yavaş geçişe başladım. Bu süreç kesinlikle kolay olmadı. Çünkü bence bu hayatta bir insanın en zor sınavı kendi ile başbaşa kalmak ve kendine dürüst olmak. Yapamayız, vakit bulamayız. İş, ev, alışveriş, akraba ziyareti, ütü hepsi 5 dakikacık kendimize dönüp, o günün muhasebesini yapmamıza bile izin vermez. 

Hiç 5 dakika eşinize yalnız kalacağınızı söyleyip, size ait biryerde sadece sessizce oturup, düşündünüz mü? Bağdaş kurup, gözlerinizi kapatıp sakinleştiniz mi? Eminim ki hayır... çünkü biz bahaneler kraliçesiyiz; her zaman yapmak istediğimizi yapmamak için nedenlerimiz vardır ve de olacaktır... Ben bu bahane oyununa yıllardır dahilim. Kendimi kandırmakta ve ertelemekte üstüme yoktur. Ama erteleye erteleye ütüler ne hale gelir ve sonra o dağ gibi ütü bizi nasıl depresyona sokar, bilirsiniz. Ruh durumu da aynen böyle. 


Biriken ütünün yarattığı çaresizlikten allah korusun... bu durumdan çıkmak ise sadece bizim elimizde. İşte bu yüzden de çok zor. Benim için de öyle oldu. Günler o kadar çabuk geçiyordu ki, verdiğim kararı uygulayamadan başka birşeye takılıyor, kafamdakiler dolup, taşıyordu. Ama en azından sağlığıma özen göstermeye başladım. Evlendikten sonra aldığım 11 kiloyu vermeye başladım. Padme Hanım ile daha sakin bir ilişki kurup, ona sevgimi göstermeye çalıştım. Sabah 6 da uyanıp, eşime şahane kahvaltılar hazırladım. Sabah kahvemizi içecek zaman bile bulabiliyor, işe öyle gidiyorduk. 

Kış gelmiş, yapraklar düşmüş, kar gözükmüş, tekrar güneş yüzünü göstermeye başlamıştı. Herşey oldukça sıradan gibi geçse de, güzeldi. Artık mutsuz değildim. Ben mutsuz olmayınca da eşim daha mutluydu. Araba kullanmaya başlamış, evde güzel yemekler pişirip, haftasonları da zevkle misafir ağırlar olmuştum. Ne dolup boşalan kirli sepeti, ne de salyalı köpeğimize takılıyordum. Artık büyümüştüm. Hayalimdeki kadına yaklaşıyor, bu fikir ise beni her geçen gün daha güçlü hissettiriyordu. Tek konumuz düşükten sonra hamile kalamamış olmamdı. Doktorumuz genç olmamı önemsiyor ama endometriosiz nedeni ile fazla da beklemememizi öneriyordu. Bize düşükten sonra 6 ay vermişti ve sonuç negatifti. Sonraki dönem için bir yol belirleyelim dedi ama o zaman da ben hazır değildim. Henüz gücüm tedaviye kadar gelmemişti. Daha evimi çekip çevirme gücünde yol katediyordum. Böylece tedaviyi erteledik. 

Düşükten tam 1 yıl sonra iş için 1 haftalığına Viyana’da bir üniversiteye gittim. İşte bu benim “Viyana kararlarım” dediğim dönemdir. Kendimle mecburen yalnız kaldığım ve bolca düşündüğüm bir dönem. Ama tek sorun eşimden ilk defa ayrı kalacağım idi, hem de koca 7 gün. Bizim için alışılmadık bir durumdu ama alışmalıydık, iki bağımlıydık ve bunu değiştirmeliydik. Viyana’da kiliseye ait bir otelde kaldım. Odamda sadece İsa tabloları vardı. O kadar korkuyordum ki, ilk gün tabloyu aşağı indirdim. Ama ertesi sabah odamı temizlemeye gelen görevli bana çok kızdı; aynı dili konuşamadığımzdan vücut dili ile anlaşmaya çalıştık ama o beni çoktan yönetime şikayet etmişti. Ben de otel görevlilerine korkumu açıklamaya çalıştım; onlarsa müslüman olduğum için tabloyu indirdiğimi düşünüyordu. Yeterince inanç sahibi bile değildim ama kendimi ispat etmek için uğraşmadım. Sadece gelecek 6 gün kötü bakışlara maruz kaldım. 

Üniversitede işim çok erken bitiyordu, sonrasında o kadar sıkılıyordum ki... Allahtan bu siteyle de tanışmamı sağlayan Ceren Viyana’da yaşıyordu ve bana arkadaşlık ediyordu. Akşamları hayatın saat 5 gibi bittiğini anladığımda, açlıktan bayılacaktım. Ertesi güne iyi bir stok yapmalıydım. Ama hiç uykum gelmiyordu, odamda televizyon yoktu, ben laptop getirmemiştim. Yani kaçacak hiçbiryerim yoktu, İsa ile yapayalnızdım. Kendisini itina ile duvara asıp, sohbet etmeye başladım... evet doğru duydunuz, kendisi ile yüksek sesle konuşmaya, dertleşmeye başladım. İşte bu seri benim “kararlarımın doğuşu” oldu. Ben anlattım, ben dinledim ama iyi geldi. Kararlarım çok değildi ama üstüne çalışmam gerekiyordu. Çünkü istikrar sahibi değilseniz, iki kere çaba gösterirsiniz. Benim de bu noktada işim zordu; bu yüzden 

1. Kararım; İstikrarlı olmaktı. Verdiğim bir kararın arkasında duracak ve istikrarlı olacaktım. Bunu uygularsam, diğer kararlarımın işi kolay olacaktı. 

2. Kararım “sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” ilkesinden hareketle pilatese başlamaktı. Bu en zor kararlardan biriydi, çünkü dünya tembel şampiyonluğu doğdum doğalı bendeydi. Koltuğuma yayılıp, güzel sütlü bir çay içmek varken, iş sonrası pilatese gitmek, oldukça iddialı olacaktı ama eğer pilatese gidip, bedenimi sağlığına kavuşturursam, zihnimdeki çoğu sis perdesi de kalkacaktı, biliyorum. 

3. Kararım daha sosyal bir durumdu. Bu hayatta kısa süreliğine bile olsa hayatıma girmiş, benimle arkadaşlığını, dostluğunu paylaşmış insanlar ile yeniden görüşüp, sağlıklı ilişkiler kurmak. bu da geçip, giden zamanda herşeyi bir kere yaşadığımıza inanırsak, önemli bir husustu. Özellikle evlendikten sonra eşimle canım cicim ayları yaşamasak da birbirimize döndüğümüz bir gerçekti. Çoğu davete tembelliğimizden gitmiyor, mesafeleri açıyorduk. Herkesin yaptığı hataya ben de düşmüş, arkadaşlarımı 50. plana atmıştım. Bu da belki aslında asosyal olduğumun kanıtıydı ama bunu farketmeme daha vardı. Maalesef yıllarca en hayırsız sektörde çalıştığım için,genelde işine gelince arkadaş olunurdu. Uzun bir süre herkesin de bana işi düştüğünden facebook arkadaş listem oldukça kabarıktı. Ama ne zaman işimi değiştirip, evlenip, daha sakin bir hayata geçiş yaptım, çoğu sadece facebook arkadaşı olarak kaldı. Ama bunun ötesinde gerçek dostluklar kurduğum insanlar da vardı. Ayrıca üniversite yıllarımdan çok yakın kız grubumu da eklemiştim listeye. Bundan sonraki kararlarım birbirine bağlı, birsürü başlıktı; Affetmek, Güvenmek, Empati Yapmak, Dinlemek... bu konulara hiç girmiyorum çünkü hala hiç yol katedemedim ☹.

Türkiye’ye döner dönmez arkadaşlarımla yeniden görüşme planını başlattım, çok da güzel oldu. Pilates’e yazıldım, ve istikrarlı bir şekilde haftada 2 gün gittim ☺. İstikrar konusunda bazı konularda başarılı, bazılarında başarısızdım ama genel ortalamam kurtarır ☺. Özellikle arkadaşlarımla görüştükçe ne kadar şanslı olduğumu, ne güzel bir hayatım olduğunu anladım. Mutluluk ortalaması düşüktü, herkesin takıldığı bir şeyler vardı; çok şükür çok ciddi sağlık sorunları yoktu; bence bu da şükretmeye yeter sebepti ve bütün bu görüşmeler bana ayna oldu. Şaka gibi ama vallahi de billahi de ayna oldu, hepsi ayrı ayrı, tek tek. Kendimle ilgili kusurları, sorunları, değiştirmek istediklerimi hep başkalarında gördüm. Hatta görüp, bayağı da eleştirdim. Oysa onların hepsi birer Nazlı idi. Güzel oldu bu iş dedim kendime ve inanır mısınız sokak kızı gibi aylarca iş çıkışı pilatesti, arkadaş buluşmasıydı derken eski, enerjik, keyifli ve artık sağlıklı kadına geçiş yapmıştım. Yani artık tedaviye hazırdım... 

Geçtiğimiz kurban bayramından önce doktorumuza gittik. “hazırım!“ dedim. Bize saatlerce aşılama ve tüp bebek tedavilerini enine boyuna anlattı doktorumuz, biz sorduk, o da sakince, sabırla yanıtladı. Daha önce yazmıştım, eşim çok okuyor diye. O kadar okumuş ki, doktorumuz ile diyalogu bayağı profesyoneldi. Ben camın dışına burun dayayan evin küçük kızına dönmüştüm. İlk denememiz yumurta rezervi için 5 gün küçük doz iğne idi. Bu iğneleri karından her gün aynı saatte yapacaktım. Sonra da çatlatma iğnesi ve bekleme süreci. Çalıştığım kurumda hamile kalamayan iki çok yakın arkadaşım vardı. Onların tüm çabasına da tanık olduğumdan, hiç çocuk sahibi olamama fikri takıntılı zihnime yerleşmişti. Bu süreci de onlara danışa danışa yürüttüm. İğnelerimi de onlar yaptı. Sonra doktora gittim, 3 yumurtam olmuş, boyutlar, rahim duvarı kalınlığı, herşey gayet güzeldi. Çatlatma iğnesini olduk, sonra komutlara uyup, beklemeye başladık. Garip bir duygu! 

Allahtan bayramda Antalya’ya doğa harikası bir yere kamp yapmaya gidecektik, oturup deli gibi beklemeyecek, kafamı dağıtacaktım. Allahım göğüslerim de şişti, uykum da geliyor, halsizlik de var; ayy bebiş geliyor mu? 

Haftaya Görüşmek Üzere...
Sevgiler,

 Nazlı

4 yorum:

  1. haydi, bir sonraki haftayı bekleyin diyorsunuz yani...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hafta dediğimiz ne ki, hemen geçiyor :)

      Sil
  2. Ben de sizin gibi 14 günlük bir iş seyahatinde karar verdim. İnsanın kendini dinlemeye vakit ayırması gerekiyor bazen...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşünsenize başkalarına ayırdığımız zamanı... azıcığını kendimize çok görüyoruz... ohh iyi yapmışsınız :)

      Sil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım