19 Ocak 2014 Pazar

Başak ve Tuncay'ın Hamilelik Günlüğü — 40. Hafta

Geçen hafta Tuncay 39. haftayı yazmıştı. Beklenen 40.hafta nihayet geldi ve o herkesin bahsettiği malum sorular da enteresan bir şekilde başladı. Soruları bütün anneler tahmin etmiştir... İtiraf etmem gerekirse aynı soruları cevaplamaktan sıkıldım. Ama soran insanlar farklı olunca bir şey de diyemiyorsun. Herkes iyi niyetli, gerçekten merak ettikleri için soruyorlar. Kendimce en doğal çözümü kullanıyorum. Çalıyor, çalıyor açmıyorum ☺. Cidden canım bazen konuşmak istemiyor. Oysa ki en merak eden Tuncay ve benim! Kimse bizim ne halde olduğumuzu umursamıyor. Torun geliyor, süper. Yok şöyle yapın, yok böyle yapın. Benimkiler desen dokuz ayın son bir ayında aramaya başladılar. Doğum olunca da süreci her anında berabermiş gibi üstlenirler. İşte bu yüzden daha çok aileden gelen telefonları açmıyorum.
Geçen hafta Perşembe günü doktor kontrolümüze gittik. Klasik NST ve ultrason sırayla yapıldı. Her şey ilk günkü gibi yolunda. Şaşırdık mı? Hayır… Ozan kocaman olmuş. Ağırlığı 4.kg’a yaklaşmış. -500 +500’lük bir şey yok dedi Bülent Bey. Olsa olsa 200-300 eksik veya fazla olsun. Ne diyelim, maşallah… Kontrolden çıkan sonuçlara bakarsak servikste hiç açılma yok. Zaten bebek henüz kanala da girmemiş. O kafa kanala girecek mi diye düşünmeye başlamadım değil. Kafamız, göbeğimiz 2 hafta önde gidiyor hala. Ne kadar okusam etsem de amatör sorularla kendimi boğmaktan vazgeçemiyorum ☺. Gece gece Tuncay’a acayip sorular soruyorum. Misal: Bebek sence hemen memeyi alır mı? Sence sütüm gelir mi? Çok yırtılmam olur mu? Suyum akşam mı gelir gündüz mü? Bebeği hemen yanıma getirmezlerse çok sinirlenirim bak! (Sanki Tuncay hastane çalışanı) Canım sevgilim yaa...☺. Bu sorulara çok tatlı bir şekilde bence de sence? diye cevap veriyor ☺. Armut gibi bakıyorum yüzüne... 

Pazartesiden itibaren kontrollerimiz iki günde bir gerçekleşecek. Doktorumuz 41.hafta tamamlanınca hiçbir gelişme olmaz ve suyumda ciddi azalma olursa sezaryeni konuşabiliriz dedi. Suni sancı konusunda da eğer açılma olur, her şey hazır görünür ama sancılar yeterli olmazsa veririz dedi. Kısaca olabilecek bütün senaryolardan bahsetti. Yine olabildiğince sakindi. Konuşmalarında, anlattıklarında can sıkıcı bir ton olmadığı için kuzu kuzu dinledik, anlamaya çalıştık. Döllenme zamanım tam belli olmadığı için doğuma dair söylenen sözler benim için havada kalıyor. Bekliyoruz paşayı… Doktordan çıkınca da kendimize tatlı ziyafeti verdik. Ne yaptık da bunu hak ettik bilmiyorum ☺. Hatta dayanamayıp tatlıları arabada yedik ☺. Oh mis… 


Emzirme koltuğum
Ozan’a hediyeler gelmeye devam ediyor. Amcası bu hafta ev tipi salıncağını getirdi. Salonumuzun ortasında kocaman bir salıncak var artık. Burnunuzun dibinde olunca daha net anlıyorsunuz. Bir süre sonra bir bebek gelecek. Aynı bu salıncak gibi hayatınızın ortasına yerleşecek. Eşyaları odasındayken sadece kapıyı açtığımızda bu moda giriyorduk. Ama şimdi tam karşımızda, yaşam sınırlarımızın içinde. Biz ne kadar salıncağı alıp salonun en köşesine ittirsek de Ozan gelince yine dibimize çekeceğiz ☺. Bu salıncak bizde soğuk duş etkisi yarattı. Herhalde daha önce hiç böyle bir misyonu olmamıştır. 

Bunları yazarken Tuncay beni minik kuzunun tatlı annesi, anne oluyor benim kuzum diye seviyor. O böyle deyince salıncağa daha bir sevgi dolu bakıyorum. Bir moddan başka bir moda geçişim on saniye sürmüyor. Bebişe bornozlar, tulumlar da gelmiş. Dolabı şimdiden kıyafetlerle doldu. Eğer doktorun dediği gibi gelirse kilo olarak eşyaların çoğunu giyemeyecek ☹. 

Derya ablası da bebek ve çocuk yemekleri ile ilgili bir kitap getirdi. İleride çok işimize yarayacak. Tuncay demişti, ben de aynı şeyleri söyleyeceğim:

Bu son hafta mı? Bu son günlük mü? Bundan sonra doğum hikayesi mi yazacağım? Sorular, sorular… Cevaplar Ozan’da ☺.

Hepimize iyi haftalar…

Başak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım