14 Aralık 2013 Cumartesi

Derya'nın Bebek Yapım Günlüğü — 34. Bölüm

Vay be, kendimle gurur duyuyorum. Olumlu muyum, neyim...

Merhaba sevgili BYBO ailesi, Çok fırtınalı bir haftayı arkamda bıraktım. Bu aralar Yalan Rüzgarı`na taş çıkaracak günler yaşıyorum. O yüzden biraz hasta oldum bu hafta. Ama geçecek; ben, geçtiğimiz kıştan daha güçlüyüm. .... İlk defa yazarken duraksıyorum. Genelde bilgisayarın başına oturur ve sadece parmaklarımı klavyeye değdiririm; gerisi hep kendiliğinden gelir, ben düşünmeden. Bu sefer öyle değil, durup durup pencereden dışarı bakmak ve kelimelerimi toparlamak zorunda kalıyorum. Hatta olacak iş değil, biraz önce ilk defa yazdığım bir paragrafı sildim. İçimde dışarlara haykırmak istediğim ama bir türlü yazamadığım ya da kimselere anlatamadığım şeyler var. Ve bunlar, hep içimde kaldığı için beni hasta ediyorlar. İşin trajikomik yanı, beni hasta eden bu olayları kendim yaratmıyorum. Hani bazı insanlar vardır, kendi kendilerine problem yaratıp o problemlerin içinde kaybolurlar. Ben öyle değilim. İnatla onları bir kenara itip kendine aydınlık bir yol açmaya çalışan bir insanım. Ama anlatsam inanmazsınız, dışarıdan hep öyle şeyler geliyor ki başıma… ¨Yeter artık!¨ diye avazım çıktığı gibi bağırasım geliyor, ama isyan etmek istemediğim için susuyorum. Sustukça, yazmadıkça ya da birileriyle paylaşamayıp kendime sakladıkça da hasta oluyorum. 

Hastalıktan kastımsa; eski dostum (!) migren.. Bu hafta bir çok kadında ¨Aman migrenim tuttu, bir çare!¨ seslenişlerine şahit oldum. O ama o sıralarda kendi kel kafama ilaç sürmekle meşguldum. Şimdi biraz daha iyi olduğum için, sözde migren profesörü olarak, nacizane fikirlerimi paylaşacağım sizlerle. Böylece problemler yerine çözümler üzerine konuşmuş oluruz: Migrenin ne olduğunu falan anlatmayacağım tabi ki, sayfadaki eski yazılarımda bu konulara çokça değişmiştim zaten. Migrenin iki büyük türünden bahsedeceğim sadece; birincisi hormonal migren, ikincisi duygusal migren. Tam biz kadınlara göre, öyle değil mi? Evet, işte zaten sırf bu yüzden migrenli kadınlar, migrenli erkeklerden 5 kat fazla! Hormonal migren PMS, yumurtlama ya da adet dönemlerindeki kısa süreli hormon oynaşması yüzünden, vücudun dengesinin bozulması sonucu ortaya çıkan, beyin damarlarındaki bir tepki. Bu hormon uyuşmazlığı geçince, o da geçiyor. Duygusal migren, daha inatçı olanı. Çünkü duygusal durumunuz düzelmeden düzelmiyor. Çok kısa bir özet yapmam gerekirse, 2013 senesinde Aralık ayı sonundan, Mayıs ayı ortasına kadar hiç bitmeyen bir migren krizine yakalandım. Migren ağrısının ne kadar dayanılmaz bir şey olduğunu, yalnız çeken bilir. İşte ben o ağrıyı gece-gündüz ve hiç durmamacasına, aylar boyunca çektim. Elden ayaktan düştüm, çalışamaz duruma geldim, neredeyse yatalak oldum ve bu sayede 15 kilo aldım. Doktorlar neden böyle bir şey olduğunun nedenini bulamadıları için bir sürü ilaç denediler üzerimde. Kendimi denek tavşanları gibi hissettim. İşin kötüsü, ilaçlar işe yaramadı; olan metabolizmama oldu. Aylar sonra, Mayıs ayında kazara yumurtlama zamanımda sevgilimle aşk yaptığımızı farkettiğimizde, gebelik olabilir düşüncesiyle bir günde kullandığım bütün ilaçları bıraktım. O zamana kadar, beni üzen bütün olayları dibine kadar yaşamış, ağlayabildiğim kadar ağlamış ve bu durumdan artık sıkılmaya başlamıştım. Ağla, ağla, ağla; üzül, üzül, üzül; olaylar değişmiyorsa RAHAT BIRAK artık, dedim kendime ve değiştiremeyeceğim şeyler için üzülüp ağlamaktan vazgeçtim. Yani; psikolojimin yavaş yavaş düzelmeye başladığı anla, ilaçları bırakmam neredeyse aynı zamanlara geldi. İlaçları büyük bir merak ve korkuyla bırakmıştım aslında. Halimin ilaçsız daha da kötü olabileceğinden korkuyordum. Nitekim, bir kaç gün öyle de oldu. Ama içimdeki gebelik şüphesiyle o ağır ilaçları almaya devam edemezdim. Zaten gebeysem de, bu deli migren konusuna illâ ki bir çözüm bulunması gerekiyordu. 


Peki ben o migrenle nasıl ilaçsız başa çıktım? Bir kere, zaten ilaçtan nefret eden biri olarak, kendimi tamamen doğaya verdim. Su içtim, kendimi neredeyse hep suyla temizledim. Her başım ağrıdığında açık havaya çıktım ve su içtim. Tabi ki ağrı hemen geçmedi, ama mutlaka yardım etmiştir. Sonra, çok sevdiğim fizyoterapist ve benim gibi yıllardır –hatta çocukluğundan beri- çok ciddi migren atakları geçiren bir arkadaşımın önerdiği bir şey denedim: bolca saf okaliptüs yağı ile başımın ağrıyan yerlerini ovdum. Hava soğuksa bunu dışarıda yaptım, yok değilse yağı alnıma, şakaklarıma; ağrı varsa enseme sürdükten sonra üzerinden bir kaç dakika buzla geçtim ve son olarak soğuk fön tuttum. Bir de ağrı kesici etkisi olan doğal bitkilerden oluşan bir çay bulup günde en fazla 2 bardak ondan tükettim. Hatta Eylül ayında Bali`ye uçtuğumuzda, uzun ve yorucu yolculuğun ve Bali`nin çok nemli ve sıcak havasından dolayı bir hafta boyunca yine ağrım oldu. Aynı zamanlarda adet de görüyordum. Çayımı yanıma almamıştım ama eczaneden hemen bir okaliptüs yağı bulup sürekli yanımda taşıdım ve başımın ağrıyan yerlerini onunla ovdum. Bunun dışında, bana iyi niyetle bile olsa yapılan "kurbağa bacağı çorbası iç, iyi geliyormuş", "bilmem ne taşının suyunu sık, gece bilmem nerene bağla" önerilerine kulağımı tıkıyorum. Onun yerine su içiyorum. Yukarıda bahsettiğim gibi, çok abartılı bir migren kardeşe sahibim. Ama çözümlerim bunlar. Migren ağrısının çok beter bir şey olduğunu biliyorum. Ama ümit ediyorum ki, ağrılarınız benimki kadar uzun süreli değildir. O yüzden sizin de doğaya yönelmenizi ve elinizden geldiğince kimyasal ilaçlardan uzak durmanızı öneririm. Şifa, doğadan gelir. Ve bir de tabii, migreninizin ne tür olduğunu bulun; hormonal mı, duygusal mı? Pozitif düşünmeyi de unutmayın; nitekim benim yaşadığımın aksine normal migrenin en uzun süresi 72 saattir. Hayatınız bloke oluyor evet, bazen hareket edemeyecek bir hale bile geliyosunuz, evet; ama geçecek. Yeter ki Allah devasız dert vermesin. 

Ha bir de, kışın o ağrılardan çok bunaldığım bir anda yazmış olduğum bir şiir var, bol bol onu okuyun. İyi geliyormuş, öyle duydum. 

Latife 

Ey başımın belâsı, artık yollarımızı ayırsak diyorum. 

Bu zavallı kafatası, her ikimize birden dar sanıyorum. 

Sevdalısın bana; farkındayım. 

Ama lütfen anla artık; senin yüzünden depresyondayım! 

İlaç içerim; hafiflersin, canın isteyince, hop geçersin. 

Geçtin diye sevinir, ümitlenirim; bu sefer de hemen geri geliverirsin! 

Başımın belâsı dedimse, seviyorum sanma. 

Tatlı dilime aldanıp Sakın ha oraya yayılma! 

Topla pılını pırtını, yettin artık; benim kafamın tasını attırma!

 _____________________________________ Migren`e ithafen 25 Ocak 2013`te Falname tarafından yazılmıştır. Çalıp çırpana migren musallat olsun, yakasını da bırakmasın! 

Hepinizi çok öpüyorum. Haftaya görüşme üzere. 

Sevgiler, 

Derya

2 yorum:

  1. igein_h_yizevbekhai@admin.in.th: Eger ilgileniyorsaniz, bu e-posta adresinden bizimle irtibata iseniz merhaba sizin tüm kisisel is için kredi ararken, biz,% 3 faiz oraniyla kredi vermek. Belgeniz ok cevap veren herhangi bir gecikme olmaksizin derhal sizden aldigimiz be kez kredi biz bir hafta önce size transfer edilecek. Artik kredi basvurusunda, acil promosyon ok var.

    YanıtlaSil
  2. Eger bir tarim, ögrenci, borç, insaat, veya konsolidasyon kredi ihtiyacim var, lütfen asagidaki e-posta (yakubuafentokhai@yahoo.com) veya (yakubuafentokhailoans@admin.in.th) üzerine Yakubu Afentokhai Kredi Sirketleri LTD basvurun,
    Facebook: https://www.facebook.com/yakubuafentokhaisule

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım