16 Kasım 2013 Cumartesi

Naz Kız’ın Bebek Yapım Günlüğü — 2. Bölüm

Genç Kızlık Dönemi

Yeniden Merhaba, 

Geçen haftaki tanışma yazımdan sonra bugün sizleri genç kızlık dönemime götürmek istiyorum, o dönem başlayan sürecin beni nasıl endişeli biri yaptığına... 

Benim annem ve babam sağır ve dilsiz, benden 3 yaş büyük bir ablam var; 13 yaşıma kadar babaannem ile büyüdüm; sonra da onun ölümü ile küçüldüm. Genç kızlığa girerken bedenim gelişiyor, ilk adetimi olmuş, korkular içinde kıvranıyordum; kimse bu süreci nasıl yaşayacağımı anlatmadığından hep endişeli ve bol ağrılı bir genç kızlık geçirdim. 15 yaşlarıma geldiğimde 2 haftada bir adet oluyor ve çok şiddetli ağrılar yaşıyordum.. Annem her ay dönümümde gelip, beni okuldan alıyordu; sınıfta, hatta okulda herkes o dönemime tanıklık ediyor, ben utancımdan yerin dibine geçiyordum. 

Annem konuşamadığından, halam beni doktora götürdü. Gittiğimiz doktor annemi, halamı, yengelerimi doğurtan, o dönemin en iyi hastanesinde çalışan bir doktordu. Ultrason muaynesinden sonra bana 2 vajinal yolum ve 2 rahmim olduğunu, bunun tedavisi olmadığını ve asla çocuk sahibi olamayacağımı söyledi. Yaşım sadece 15 idi. Bütün bunlardan 2 tane mi vardı? Öylece kalakaldım. Bana A4 kağıda özensiz çizgilerle kadınlığımı anlatıyordu, bense ürkek bir kedi gibi dinliyordum. Halam kendisine çok hürmet etse de sinirleniyordu. Ve inanmayacaksınız yaklaşık 6-7 sene bu bilgi ile yaşadım. O dönem annelik gibi bir hayalim olmadığından, daha doğrusu bu fikir o yaşlarım için çok uzak olduğundan bir sorun halinde değildi ama ara ara aklıma geldiğinde içim çok sıkılıyordu. Bir yandan da “Zaten annesiz babasız bir sürü bebek var, ben kesinlikle evlatlık edineceğim” cümlelerine zihnen başlamış, bu cümlelerin bugünü çağırdığını hiç hesap edememiştim. 

Üniversite dönemimde ara ara garip şeyler oluyordu, adetim yine sancılı ve yoğun geçiyordu ama anlam veremediğim ağrılarım oluyordu. Bir ay adetim gecikince okuduğum şehirde bir kadın doğum uzmanına gittim. Bana rahmimde birçok kist olduğunu söyledi. Tedavi görmelisin dedi. Yaşım artık 19-20. Bende yine bir endişe hali... Yine halamı aradım, İstanbul’a gel, bakalım dedi. Gitmedim, umursamadım; kızgındım boşverdim. Sanırım o da çok önemsemedi, “Genç kızlarda olur, evlenince geçer” edebiyatı ile bir süre daha geçirdim. 

Üniversite bitip de İstanbul’a döndükten kısa bir süre sonra au-pair olarak İngiltere’ye gittim. Au-pairlik bir nevi çocuk bakıcılığı. Oxford’da biri 8, diğeri 10 yaşında iki çocuklu, boşanmış bir eve gittim. Çocukları hep sever, iyi anlaşırdım; İngilizcemi de geliştirmem gerektiğinden şahane bir heyecanla uçağa bindim. Büyük halam dedi ki “Kızım bak sen tuttuğunu koparan birisin ama başka bir ülkede, başka bir kültürde, başkasının çocuklarına bakacaksın; zor olabilir, emin misin?” Hahaha bana sorulacak en son soruydu; ben istediysem yapardım, ben kafaya takarsam zaten yapardım, ee çocukları da seviyordum; aileme de düşkün değildim, özlem krizlerine girmezdim. Tabii ki de “Merak etme halacım, hallederim” dedim ama gel gör ki hayatımın en zor deneyimlerini yaşadım. Sürekli ağladım, yalnızlıktan anksiyete nöbetleri yaşamaya başladım, 8 yaşındaki Eve çok huysuz ve benden nefret eden, ergenden beter huyları olan bir kızcağızdı ve bana kök söktürdü. Anneleri çok problemliydi. Hergün aynı şeyleri yiyorduk ve ben bir sabah başka birşey yemek isteyince bana “Çocuklarımın kafasını karıştırıyorsun” diyen bir kadına en fazla ne kadar dayanabileceğimi test ediyordum. Bu arada Eve sayesinde yine sık sık “Asla doğurmayacağım” dedim durdum. Nasıl olsa anneliğik içgüdülerim tutarsa evlatlık alacaktım… 
Kendimle, bedenimle ne gibi bir derdim varsa ve vicdanım neden bir pergel edasıyla evrene açılıp açılıp beni yoruyorsa artık, bütün kodları verip verip durmuşum taaa o zamanlardan sanki. Neyse ki yaz geldi, tatil için bana 1 ay izin vermişler, koş koşa Türkiye’ye gelmiş, annem ve babamla şahane bir tatil geçirmiştim. 1 ay çabucak geçip, İngiltere’ye dönmeye hazırlanıyordum ki hastalandım. Hastaneye yatırdılar, idrar yollarım iltihaplanmış, serum almam gerekiyormuş. Çarşamba günü uçağım vardı, bunlar Pazartesi günü oluyordu. Kalakaldım... Yalnızdım, karar vermem gerekiyordu. Uçağımı yakacak lüksüm yoktu, ama çokca da ağrım vardı; en yoğun hissettiğim ise üniversite yıllarımdan kalan yine o anlamsız ağrıydı, sağ kasığımda, hafif rahme doğru bir kasılma... Ama neden???

Gelecek hafta görüşmek üzere...

Nazlı

3 yorum:

  1. offf çok pis yerde bırakmışsın, çatlarım ben ya!

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım