27 Kasım 2013 Çarşamba

Dilek'in Hamilelik Günlüğü 30-34. Haftalar

Herkese merhaba, 

Geçen yazıda yeni doktorla görüşeceğimiz günü beklediğimi anlatmıştım. Bu doktor benim çok eski doktorumdu. Tedavime onunla devam ettiğim zamanlarda çalıştığı hastaneyi çok beğenir, hep orada hamile kalıp orada doğum yapmak isterdim. Nasip olmadı ama yıllar sonra doğum yapmak için seçtiğim hastanede yine karşılaştık. Kader mi tesadüf mü bilmiyorum. Bildiğim şey, geçmişimde o kadar çok doktor var ki, bundan sonra da çeşitli şekil ve yerlerde karşılaşacağım başka doktorlar da olacaktır sanırım. 

Randevu günüm henüz gelmemişti. Ama ben karnımda kasılmalar hissediyordum. Daha önceki haftalarda da benzer şeyler hissettiğimi ve doktorun çok da önemsemediğini hatırlarsınız. Bu yüzden ben de çok fazla umursamamaya çalışıyordum. Zaten eşimle de her paylaştığımda O’da doktorun tavrını hatırlatıyor, rahatlamamı telkin ediyordu. Alış veriş için dışarı çıktığım ve çok yürüyüp çok yorulduğum bir gün iyice çoğalınca endişelerim artmaya başladı. Braxton Hicks kasılmalarının bu haftalarda başladığını, zararsız olduğunu biliyordum. Bu içimi biraz rahatlatıyordu ama kasılmalar bazen hareket etmeme bile engel olacak kadar şiddetli oluyordu. Biraz dinlenmeye, dinlenince geçip geçmeyeceğine bakmaya karar verdim. Hafta sonu olduğundan eşim de evdeydi. 
Bolca dinlendim ama buna rağmen geçmedi ve hatta Pazar akşamı iyice arttı. O akşam acile gitmeyi de düşündüm ama sonunda gitmedim. Zaten yakında kontrolüm vardı. Kontrol günü geldiğinde eşimle birlikte gittik. Sıramızı beklerken heyecan ve korku arasında bir yerlerdeydim. Doktoru önceden tanıyordum, arada asabileşebilen bir kadındı. Asabi anına denk gelirsem moralim çok bozulacaktı. Bir de asıl mesele, bu da önceki doktor gibi ağzını ilk açtığında sezaryen derse ne yapacağımı hiç bilmiyordum. Neyse sonunda sıramız geldi. Doktor bizi bir yerlerden tanıdığını söyledi biz de geçmişteki tanışıklığımızdan bahsettik. Tansiyon ve kilo ölçümü, usg ile bebeği kontrol etmek gibi rutin şeyler yapıldı. Tansiyonum normal, kilo artışım beklenenin altındaydı. Bebek iyi, pozisyonu ise doğum pozisyonuydu. Her şey olması gerektiği gibiydi. Artık o güzel, yan profilden çekilen usg görüntüleri yoktu. Onun yerine kafa ve kemik ölçümlerini gösteren gayet anlaşılmaz görüntüler vardı. Ama bu hiç canımı sıkmıyordu. Bebek doğum pozisyonu almıştı, her şey normaldi, kilom çok iyiydi. (o gün yani 32. Haftada 8 kilo artış) doktor da sezaryenden bahsetmiyordu. Ama benim içimi rahatlatmam gerekiyordu. Cesaretimi topladım ve sordum : “Şu an normal doğuma engel bir durum yok değil mi?” doktor da “Şu an yok, kardijoloji muayenesi ve son haftalardaki vajinal muayene de önemli ama şu an normal” dedi. Rahatladım. Kasılmalarımdan bahsettim, “Bu haftalarda normal ama çok yorulma, susuz kalma, çok artarsa ya da sıklaşırsa, bebek hareketlerinde bir azalma olursa gelirsin” dedi ve bizi gönderdi.

Ben bir kaç gün daha sadece yemek vs yaparak, çok yorulmadan takip ettim. Kasılmalar artmadı ama azalmadı da. Braxton Hicks’tir deyip kendimi rahatlatmaya çalışsam da okuduklarımdan anladığım bu kasılmalar bu kadar sık ve bu kadar şiddetli olmuyordu. Bu da beni düşündürüyordu. Ya bunlar erken doğum belirtisiyse ve ben geç kalıyorsam hissi canımı çok sıkıyordu. Bu hisle daha fazla yaşayamazdım. Bir sonraki kontrol gününü beklemeden gittim. Doktora anlattım. NST istedi. NST’de de sancı görününce iş biraz ciddiye bindi. Seviyesi düşük olsa da düzenli sancı görünüyordu. “Daha çok erken düzenli sancı için, istirahat et, bol su iç, şimdilik seni yatırmıyorum, çoğalırsa hastanede yatman gerekebilir” dedi. Bir hafta sonra yeniden görüşmek üzere ayrıldık hastaneden. 

Abartılı bir moral bozukluğuyla eve döndüm, her ne kadar düzenli egzersiz yapmıyor olsam da, hareketsiz bir hamile değildim, geziyor, yürüyor, kendi işimi ve alışverişimi yapıyordum. Böyle eve hapsolmak hoşuma gitmemişti. Üstelik bir kez daha anneme ve kardeşime iş çıkarmış olmak da sinir bozucuydu. Daha bitirmediğim işlerim vardı. Bebeğime beşik bile almamıştım daha. Ama ya benim yüzümden erken doğarsa korkusu elimi ayağımı bağlıyordu. Çaresiz evde geçireceğim zamanı daha verimli yapmanın yollarını aramaya başladım. Bunu fırsata çevirebilirdim. Henüz bitiremediğim kitapları ve bebek doğmadan önce örüp bitirmekten umudumu kestiğim battaniyeyi bitirebilirdim. Ayrıca Tomris’in emzirme notlarını yeniden gözden geçirmem de gerekiyordu. Hemen işe koyuldum. Okumaları hızlandırdım, battaniyede ise son yumaktayım sıkı örersem bu hafta biter. 

Tomris’in yazılarının çıktısını aldım, ders çalışır gibi altını çize çize, not ala ala okuyorum. Hatta bazı yerleri anneme de okuyacağım. Bana nerelerde destek olması gerektiğini bilmesi için. Bu arada bir hafta sonraki ikinci NST'de yine sancı çıktı hem de daha sık. Ama bebeğin suyu vs. yerinde. “İstirahate devam” dedi doktorumuz. Ben de evden çalışma işini geliştirmek zorunda kaldım. Eksik olan ihtiyaçlarımızı alışveriş sitelerinden inceleyerek markasını, modelini belirledim. Evde yapılacakları ve alınacakları listeledim. Olur da ben çıkamazsam ya da erkenden doğum yaparsam diye eşimi ve annemi yapmaları gereken şeyler konusunda bilgilendirdim. Hastane çantamızı bir kaç eksiği olsa da hazırladım. Beşik dışında teferruat işler kaldı. Bir hafta sonraki 3. Gidişimde kasılmalarım çok azalmıştı yok gibiydi. Doktor NST'ye gerek duymadı. Bol su içmeye ve dinlenmeye devam dedi. Ama ben artık sabrı taşmış bir anne adayıydım. Doktorla pazarlığa giriştim. Yemek yapsam, hafif işleri halletsem olmaz mı diye sordum. O da 2 hafta daha dayan, 36. Haftadan sonra bebeğin prematüre sınırını geçsin sonra ne yaparsan yap dedi tatlı sert bir tavırla. Bana da mantıklı geldi. 

Alışverişleri 36. Haftadan sonraya bırakmaya karar verdim. 36. Haftaya kadar okunması gerekenleri ve battaniyeyi bitirip sonrasında kendimi dışarılara atmayı planlıyorum inşallah. Şu an bir sonraki kontrolümüze yaklaşık 2 hafta var ve benim yine günde 5 kereden fazla kasılmam var. Riskli haftaları atlatmamıza çok az kaldı. Umuyorum ki minik adam bize bir sürpriz yapıp erkenden gelmez. Çünkü doğduğunda onu camların arkasından sevmek istemiyorum. Kucağıma alıp öpüp koklamak, bağrıma basmak, yıllar süren bekleyişimin acısını çıkarmak istiyorum. Bu yüzden onu çok ama çok özlesem de zamanında gelmesi için dua ediyorum. 

Gelecek yazıda görüşmek üzere...

Dilek

4 yorum:

  1. Merhaba Dilek, sanırım seninle aynı haftadayız. Aynı şeyleri yaşadığımızı görünce yorum yazmak istedim. Benim de çok erken haftalardan itibaren sürekli kasılmalarım oluyordu. Hatta bir dönem sıklığı o kadar arttı ki iki kere acile gitmek zorunda kaldım. Doktorum fazla ciddiye almadı diye de bozulmuştum :) Ancak neyse ki hiç birinde bir sorun çıkmadı. Şimdi artık kasılmalarım daha az hissedilir olmakla birlikte, bu sefer de kasıklarımdaki baskı hissi çok rahatsız edici. Neyse ki az zamanımız kaldı. Umarım sizin için de her şey istediğiniz gibi olur :) Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim, ben de ne kadar ciddiye almam gerektiği konusunda kararsızım. dediğim gibi erken doğuma sebebiyet verme korkusu var biraz da. bu hafta da geçince istirahat olayını bitirmeyi düşünüyorum.
      inşallah siz de ben de ve tüm hamileler de sağ salim kavuşurlar bebeklerine. :)

      Sil
  2. Merhaba Dilek , yapımdan başlayarak bütün hikayelerini bir günde okudum ve moral buldum açıkçası :) bebeğini sağlıkla kucağına aldığını okuduğum zaman da çok mutlu olacağım.. Bende çok zor bir yıl geçirdim biri 6 diğeri de 10 haftalık olmak üzere iki kayıp yaşadım bu yıl şimdi yeniden deniyoruz ve adet günlerini beklemek o kadar zor ki.. Her değişimi belirti mi değil mi diye algılamaktan yoruldum ama aksi davranmak da elimden gelmiyor :( Ama dediğim gibi yazılarınla moral buldum umarım her şey yolunda gider senin ve bebeğin için..

    YanıtlaSil
  3. Dilek, yazılarını bir solukta okudum, öyle ki bıraktığın yerden sonra seni epeyce merak etmiştim :) Herşey çok çok güzel olacak inşallah... nelerin üstesinden gelmişsin, bu dönemi de en sağlıklı şekilde geçireceğine yürekten inanıyorum.

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım