9 Kasım 2013 Cumartesi

Derya'nın Bebek Yapım Günlüğü — 29. Bölüm

Merhaba çok sevgili BYBO ailesi, 

Geçen hafta yoğunluktan dolayı yazamamıştım. Şu sıralar ahtapot gibi sekiz kolumu, sekiz köşeye salıp her şeye yetişmeye çalışıyorum, ama ne mümkün! Efendim, bizim bu diyarlarda bir taşınma telaşı hakim. Evimizin tadilatı bitmek bir yana, uzadıkça uzuyor. Eh, hem biz evimizi, hem de kayınvalidemler kendi düzenlerini özlediler. (Aynı evde, fakat farklı dairelerde yaşıyoruz.) Biz de bunun üzerinde geçen hafta derleme toparlama ve en sonunda taşınma işlemlerini hızlandıralım, en kısa zamanda evimize kavuşalım dedik. Dedik demesine ama, bu zamana kadar hâlâ başaramadık. Ama yakındır; ya bugün, ya yarın... 

Bu iki hafta içinde taşın(ama)ma durumları dışında da gelişmeler oldu tabii ki. Bir kere, Bali`den en sonunda içinde düğün fotoğraflarımızın olduğu, hasretle beklediğimiz paket geldi! Sevinçten bayram ettik, o günlere geri dönmek istedik ama Joy bir yandan çekiştirir, ev bekler, ortalık toparlanmak ister, koliler açılmak için bekler, dolaplar silinir, Joy yine çişe çıkarılır, o sırada makinada unutulan çamaşırlar kurutulur.... derken, düğün fotoğraflarımız azıcık arada kaynadı. Sadece bir kere, ışık hızıyla bakabildik hepsine ve sonra koşturmalarımıza devam ettik. Ama çok güzel günlerdi, iyi ki yaşamışız. 
Bu arada Joy bebemiz, bu 17. hafta itibariyle bebelikten çıkıp ergenlik dönemine adım attı. Ailemizde bu yüzden ufak çaplı bir panik söz konusu, çünkü köpeklerin ergenlik dönemleri insanlarınkiyle çok benzerlikler gösteriyor. Ve biz, ilk defa ergenin tekiyle başbaşa kaldık! Ayrıca önümüzdeki günlerde bizi bir de diş değiştirme ve rahim aldırma aktiviteleri bekliyor. Ama neyse ki o zamanlara daha biraz var...! Gerçi farkettik de, bu Joy hanımı Aşk Meyvesi`nden önce ailemize katmış olmak, bize ciddi ciddi anne-babalık alıştırması oldu. Kendimizi ışık hızıyla (malum, köpekler insanlardan bir kaç kat daha hızlı gelişiyorlar) verilen bir ebeveynlik kursunda gibi hissediyoruz. Aman efendim bebeklik haliydi, uykusuzluğuydu, dünyaya ve bulunduğu yeni ortama alışma evresiydi, tuvalet eğitimiydi, konuşmayı (bu durumda bizimle iletişime geçmesi) öğrenmesiydi derken şimdi de ergenlik dönemi asilikleri, kısa bir süre sonra başımıza gelecek olan diş değiştirme merasimi ve maalesef 5. ve 6. aylar arasındaki bir sürede kısırlaştırma operasyonu. 
Her şey çok hızlı ilerliyor, ama biz de öğreniyoruz. Bu tempoya bir şekilde ayak uydurduk. Postpartumu atlattık diyebiliriz hatta!Her sabah kalkar kalmaz Joy hanım kızla uzuuun yürüyüşler yapıyoruz. Bu, hem ruhuma hem de bedenime iyi geliyor. Kilo vermeye de başladım, keyfime diyecek yok! Bu hafta içinde terapistimle teke tek görüşmem vardı. Benim farkında olduğum şeyi bana söylemesi kendimi daha iyi hissetmemi sağladı: 

- Depresif değilsin
- E, diyorum ya işte ben hep! 
- Ama, ruhsal durumundaki iniş çıkışlar fazla!
- Evet, farkındayım. Zaten bunun farkında olduğum ve düzeltmek istediğim için bütün bu çabalarım. 
- Kliniğe gitmek sana iyi gelecektir. Ama bu, ilaçlarla düzeltilebilecek bir şey değil. Senin, kendi kendini eğitmen, kendi iplerini kendi eline alman, bir bebeğin annesi olmadan önce kendi annen olman gerek.

Yapması pek kolay bir şey değil, ama yapacağız. Çünkü Allah biliyor ne kadar çok anne olmak istediğimi ve dengeli bir ruh haline sahip olabilmek için ne kadar çok uğraştığımı. Ama onun söylediği bu, “Bebek hazırlıkları yapıyorsun, klinikte ilaç almana gerek yok. Zaten şimdi de ilaç almıyorsun. Sen oraya git, 5 hafta kendinle başbaşa kal ve oradaki terapistlerin de yardımıyla geçmişte kalan ve ruhuna zarar vermiş olayları çöz, gel.” sözleri beni o kadar rahatlattı ki, anlatamam. Ayrıca bu “Joy`la bu kadar zorlanıyorsan, bebekle ne yaparsın, onu bir düşün. Kendine gel. Bu kadar kırılgan olma, olaylara katlanma kapasiten çok düşük. Ama korkma, bu terapiyle çözülecek bir şey.” de dedi. Böyle olduğunu ben de biliyorum. 

Maalesef hâlâ en ufak olaylara bardaktan taşan çağlayanlar gibi tepki veriyorum. Ama düzelecek, her şey güzel olacak, ben inanıyorum. Bir gün anne olacak cesareti bulacağım kendimde. “Gittim, tedavimi oldum, artık kendimi ve tepkilerimi kontrol edebiliyorum, geçmişimi kapattım, artık sadece önüme ve sahip olduklarıma bakıyorum, artık sağlıklı bir hayat sürmeye ve anne olmaya hazırım.” diyeceğim ve umarım bunu çok çok kısa bir süre sonra diyebileceğim. Klinikte acaba beni ilaç almak için zorlarlar mı, sorusu bir stres kaynağıydı benim için. İlaçları ne kadar (!) sevdiğimi size anlatamam çünkü. Ama ilaçsız bir klinik, tadından yenmez artık. Oh, mis gibi doğanın içinde gelsin terapiler, gitsin terapiler, dağların ve karların içinde uzun yürüyüşler, kendi içine dönmeler, karanlık tarafınla yüzleşmeler, gün ışığına çıkmalar ve anne olmaya hazırlanmalar. Ben inanıyorum, bu kış her şey çok daha güzel olacak. Çok azıcık daha zamana ihtiyacım var sadece. Ama her şey çok güzel olacak, inanıyorum ben. “Hayat, gel nasıl gelirsen. Sadece sana katlanacak güce ihtiyacım var.” 

Haftaya görüşmek üzere, 

Sevgiler

Derya

4 yorum:

  1. Samimiyetiniz ve dilinizin akıcılığı nedeniyle yazılarınızı artık merakla bekliyorum :) Bu haftaki yazınızın pozitif enerjisi çok yüksekti. Sanırım izlediğiniz yol işe yarıyor... Düğün resimlerini çok beğendim... Gerçekten çok güzel bir gelin olmuşsunuz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok teşekkür ederim sevgili Fatoş :)

      Sil
  2. derya yine çok güzel bir yazı olmuş. bu arada düğün fotoğraflarına bayıldım yine çok tatlısınız... yeni yazılarını merakla bekliyorum.

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım