20 Kasım 2013 Çarşamba

Başak ve Tuncay'ın Hamilelik Günlüğü — 31. Hafta

Herkese Merhaba!

Geçen hafta yazımı yetiştiremedim çünkü eve gelir gelmez bir şeyler atıştırıp uyumuşum. Gece karnım aç şekilde saat üç gibi uyanınca aklıma bir de yazıyı yazmadığım geldi tabi… Neyse benim yerime Tuncay yazıvermiş ☺. 
İki haftadır uykularım o kadar tatlı geliyor ki… Sanki bir peri o güzel minik sopasıyla omzuma dokunuyor ve anında üzerime uyku tohumları serpiliyor. Olduğum yerde kendimden geçerek uyuyorum. Dün gece de koltukta uyumuşum. Tuncay gece gelince uyandırmasa o şekilde sabaha kadar uyurum. Ozan’ın tekmeleri bile uyanmamı sağlamıyor. Aslında çok güçlü velet. Bütün gün özellikle gece çok hareketli. O kadar harekete rağmen nasıl uyuyabiliyorum ben de bilmiyorum. Ama ben hep böyleydim. Uykusu geldiği zaman davul çalsa uyanmayanlardan ☺. 

Uyuya uyuya 31. haftaya da gelmiş bulunuyoruz. Vücudumda değişiklik olarak bahsedebileceğim en belirgin şey karnımın üst ve alt bölgesinde bulunan çizginin çok koyulaşması ve karnımın hızla büyümesi diyebiliriz. Her gören az sonra doğuracakmışım gibi bir panikle üzerime koşuyor. Oysa ki daha on haftamız var. “Aaa sen işi ne zaman bırakıyorsun? Kocaman olmuş yaa! Bak valla burada doğuracaksın diye korkuyoruz!” Ben de artık ince yapılı olduğum için karnım bu kadar belirgin demekten yorulduğumdan olsa gerek “hımm evet öyle” diyerek geçiştiriyorum. Hamileliğimin başından beri 7,5 kilo almışım. 31. Hafta için ideal herhalde. Düzenli beslenmeyi hiç bırakmadığım için kontrolsüz kilo alımım hiç olmadı. Tartıya çıkmasam bile kaç kilo olduğumu az çok tahmin edebiliyorum. 

Şu an içeride Brüksel lahanamız pişmekte. Yanında da ızgara tavuğumuz var ☺. Geçen gün canım yaprak sarması isteyince bulgurlu bir iç yaparak az bir şey sardım. Bundan sonra hep bulgurlu yapabilirim, nefis oldu. Evet midyeyi vs arada canım çekmiyor değil ama şunu da fark ediyorum ki artık aklıma sık gelmiyorlar. Doğumdan sonra yerken cidden zararlı olduğunu düşünerek vicdan azabı çekebilirim. Tamamen kendim için! Ozan ile alakası yok ☺. Sağlıklı beslenmenin vücuduma da iyi geldiğini hissediyorum. Canım çikolata istediğinde böyle bir şeyler tercih ediyorum. 

İki hafta içinde süreç için büyük bir değişikliğe de imza attık. Ne mi yaptık? Doktorumuzu değiştirdik. Bebeğin hep iki- üç hafta önde gittiğinden bahsediyordum. Doktorum bu şekilde giderse normal doğumu yapamayacağımı söyleyince inanılmaz bir şekilde moralim bozuldu. Evet, belki de normal doğum yapamayabilirim ama bu son ana kadar belli olamaz ki? Yani bunu daha on hafta varken demenin ne anlamı var? Aynı zamanda ayrılacağımı söyleyince “Nereye gidersen, kime gidersen git bebek bu şekilde büyürse sezaryen olacaksın Başak Hanım” deyişini de çoktaaann unuttum gitti ☺. Evet, haklı olabilir. Ama buna vücudum, Ozan ve ben karar vereceğiz. Bir başkası değil! İçinize bir kere kurt düştüğü zaman o işe devam edemeyenlerdenseniz siz de benim yaptığımı yapıp doktor değiştirirdiniz eminim. Ben de aldım başımı başka bir doktora gittim. Kısa bir ultrasondan sonra bebeğin üç hafta değil dört gün önde gittiğini öğrendik. Sadece kafası iki hafta önde gözüküyor ki biz bunu bekliyoruz. Babası diyorum ve susuyorum ☺. Şimdilik hiçbir sıkıntı yok. Bu değişiklikten de şu an gayet mutluyuz. Ozan her zamanki gibi çok sevimliydi. Ona bakarken ikimiz de kendimizden geçiyoruz. Tuncay’ın gözlerinde daha önce hiç görmediğim değişik bir huzur ve mutluluk oluyor. Bak şu an gözlerim doldu☺. Ayy pek duygusalım... 
Vitaminlerimize, balık yağımıza ve demir hapımıza devam ediyoruz. Ama ben her gün artı olarak ete yükleniyorum. İki haftadır daha iyiyim. Kremimi her akşam sürüyorum. Şu an hiç çatlak yok. Bu da son aylarda belli oluyormuş sanırım. Neyse, şimdilik iyiyiz. Bunun dışında karyoladan sonra Ozan’ın yatağını, alezini işbir’in quallofil diye bir modelini seçtik. Her şeyi gibi bu da pek bir minik. Yorgan almadım. İncelediğim kadarıyla pek çok anne yorgan kullanmıyor. Onu da hafta sonu chakra’dan hallettim. İnce, organik bir örtü aldım. Ayrıca beyefendinin çamaşırları da yıkanıp ütülendi. Yatak korumalıkları için kumaş alındı. Kapı süsü başından beri düşünmüyorduk ama Tuncay dayanamayıp keçe kullanarak bir şeyler yapmak istedi ve ortaya şöyle bir şey çıktı. Bayıldım… Resmen küçük adama ev düzüyoruz. Bu hafta boyasına da karar vermemiz gerekiyor. Tuncay odayı güçlü bir sarıya boyamaktan yana. Tam sarı değil de hardal sarısı gibi. Valla güzel olur bence ☺.
Oziii seni çok seviyoruzzzz. Özlüyoruz ve gözlerinden öpüyoruz...

Başak


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım