14 Kasım 2013 Perşembe

Başak ve Tuncay'ın Hamilelik Günlüğü — 30. Hafta

OTUZ 

Geçen yazıda Başak 28. haftayı anlatmıştı. 30.'u haftayı ben yazmak istedim... Üç çeyreği tamamlamış durumda olduğumuzu farkettim önce. Yeni doktorumuz bizi karşısına almış konuşuyor, seri ama dolu içerikli, belki hayatında yüzlerce kez söylediği şeyleri tekrarlıyordu. “Artık daha dikkatli olmalısınız” diyordu aslında özet olarak. “Of pof” dönemlerinin başladığını ve bundan sonra daha stabil, daha sakin ve kontrollü bir süreci yaratamamız gerektiğinin altını çiziyordu. Demesi kolay tabii, halbuki artık sabırsızlık dönemindeyiz. 
Başak’a da bana da sorsan sanki 2 yıldır hamilelik dönemindeyiz. Zaman geçmiyor gibi geliyor. Belki siz tecrübeli anne-babalar, “Aman bırak kalabildiği kadar içeride kalsın” diyorsunuz da.... Yok işte, ister istemez sabırsızlanıyor insan. Zaman ilerledikçe işler de ciddileşiyor. Hastaneyi ayarladık sayılır, yeni doktorla da iyi başladık, sonunu da getireceğiz gibi. Evdeki işleri de yoluna koyuyoruz. (Bugün yatağını da teslim aldım, daha Başak’ın haberi yok.) Ama bitmiyor arkadaş eksiği. Ve farkediyorum ki hiçbir zaman da bitmeyecek. 

Londra’da karar vermiştim, bebek ürünleri sektörü dünyada gördüğüm en büyük tezgah. Müthiş heyecan verici bu duygunun suyunu sıkmak için o kadar çok şey üretilmiş ki. Eh biz talihsiz anne babalar da, o heyecanla alıyoruz da alıyoruz. Arkadaş, insan ihtiyacı olup olmadığına bile emin olmadığı şeyi bu kadar kabullenip bu kadar savruklaşır mı? Her ne kadar herkes “Evladım giysin, kullansın” kafasıyla cüzdana davransa da, doyurulan şeyler kişisel egolar. En iyisini alarak, en iyisini ona sunmaya çalışarak kendimizi tatmin etmeye çalışıyoruz. Bu arada bu sert tespitleri okuyanları kızdırmasın. Normal şeyler bunlar. Belki çocuk sahibi olma güdüsünün de modernleşmiş parçaları. Kendimizde yapamadığımız şeyleri ona yaptırmaya, ona sahiplendirmeye çalışıyoruz. Geri kalanını uzmanlar incelesin, benden bu kadar. 

Ne diyorduk? 30 hafta tamamlandı artık. Son dönemece giriyoruz. Farkındayım ki, benim için de en zorlu dönem bu. Bugüne kadar pek dertsiz geldik (Maşallah diyelim). Bundan sonraki dönemeci de rahat atlatacağımızı umuyorum. Ya sonrası? Doktorun kontrol sırasında verdiği alt not sonrasını karışıklaştırıyor: “Bebeğiniz çok hareketli, yerinde durmuyor ölçüm yapamıyoruz.” Başak da hareketliliğinden bahsediyor sürekli. Zaten farkedilmeyecek gibi değil. Dışarıdan da alenen belli Ozan’ın halleri. Sonrasına dair durum da bu yani. Dışarıda da aynı performansını sürdürecek mi, göreceğiz. 

Çok dağıldık, toparlanarak bitirelim. Doktorumuzun da dediği gibi iki dönüm noktasına doğru yürüyoruz artık. Öğrendiğimiz kadarıyla 34. Haftada akciğerlerin gelişmesi tamamlanıyormuş. 37. Haftadan sonra ise tüm iç organların gelişimi tamamlanırmış. Pek de iri gözükmüyor paşa şimdilik, normal değerlerde diyebiliriz. 

Son söz: Zaman hızlı geçsin istiyoruz ama yanlış anlayıp da Ozan erken gelmeye çalışmasın, yerini zamanını bilsin! 

Ozan’a not: Bu hafta Galatasaray’ı da yendik. İşler böyle giderse, sezon iyi tamamlanacak ve uğurlu geldiğine dair inanç kuvvetlenecek. Uğur performansının devamını bekliyoruz. 

Haftaya görüşmek üzere,
Tuncay


2 yorum:

  1. Ebeveynlerin sırf kendi egolarını tatmin etmek için bebek eşyalarının en "iyisini" aldıkları yorumunuza canı gönülden katılmakla birlikte bir adım daha ileriye taşıyorum. Bazı aileler sırf yatırım olsun diye böyle yapıyor. Bildiğin sermaye gözü ile görenler var. İleride çocuğun minneti hiç bitmesin diye sürekli bu yaptıklarını anlatıyorlar. Çocuk bunları dinleyerek büyüyor. Biz ebeveynler bu hataya dusmeyelim.

    YanıtlaSil
  2. Hahaha, çok tatlı bir yazı. İçim kıpır kıpır oldu! :))

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım