7 Ekim 2013 Pazartesi

Ayşe’nin Hamilelik Günlüğü – 14 ve 15. Haftalar

Merhaba Sevgili BYBO okurları,

Geçen hafta 13. haftamı anlatmıştım. Bu haftaların yazısının gecikmesinden dolayı özür dilerim ancak aşağıda anlatacağım uzun bir hikaye var. 

Bu aralar kusmalarım bir yoğunlaşıyor, bir azalıyor. ¨Hani 2. Trimester hamileliğin altın çağıydı?¨ diyorum bazen. Evet artık çok aç değilim, şükür! Sadece günlük öğünler yaklaştıkça acıkıyorum delicesine, 24 saatin 24’ünde de değil. Bir de uyku olmasa.... Ah uyku güzel uyku… İşten gelince bazen akşam yemeğini zor yiyorum, bir an önce kendimi yastığıma bırakasım geliyor, eğer yapamıyorsam zaten buruşmuş marul kıvamında bir köşede oturuyorum. 

Bu hafta bizimkisi ilk defa uçağa bindi. Sabahın köründe başlayan kusma seansından sonra, havaalanına aceleyle yetiştik ve ilk uçak yolculuğumuzu yaptık. Ayaklarımızın yerden kesildiğini hissetti sanırım ☺. İstikamet Amsterdam’dı. Çok güzel geçen birkaç günün ardından yuvamıza geri döndük. İnsanın bilmediği bir yerde, tanımadığı insanlar arasında, anadilinin konuşulmadığı bir ortamda yanında kendini hissettiği bir insanla dolaşması bazen gerçekten gerekli. Bizim için güzel bir deneyim oldu. Buralar o zaman güneşli ve yazdan kalma günleri yaşarken, orada güneşeşi görmedik desem yeridir. Üstüne üstlük kazakla, montla dolandık. İlk gün yorgun olmamıza rağmen mini bir tur yaptık eşimle. Ertesi gün gideceğimiz yerleri planladık. Deli gibi yürüdük. Akşam yemeği saatinde tutan krizim nedeniyle yemeğimizi yedik ve otelimize geri döndük. 
Ertesi gün ise daha güzeldi. Bir çok müzenin bulunduğu bu şehiri keşfetmek, bütün sokaklarını gezmek, kanallarını görmek isterseniz bisiklet güzel bir fikir ama biz tercih etmedik. Sabahleyin güzel bir kahvaltının ardından (yine ben çok acıkmıştım ve hayatımda yaptığım en dolu kahvaltılardan biriydi) ilk istikamet müzeler oldu. Rembrandt’ın eserleri arasında sanırım 3 saate yakın vakit geçirdik. Hatta tarzına o kadar alıştık ki dönerken havaalanında bir eserini gördüğümüzde hemen tanıyıp, ressamın hangi dönemine ait olduğunu söyledik ☺. Daha sonra bize önerilen bir restoranı ararken şehrin en güzel kısımlarından birini keşfettik: kanallar. Venedik’den sonra kanallarıyla ünlü 2. Şehir. Biz tarihi yapılarımıza yeterince sahip çıkamazken, bugün yüz yıllar öncesinden kalan apartman sayısı o kadar azken, orada 1600’lerden kalan apartmanların temizliği ve bakımı, insanların hala oralarda hayatlarını sürdürüyor olması, aslında bunun zor bir şey olmadığını gösterdi. 

Daha sonraki günlerde ise Hollanda’nın kuzeyine ve güneyine seyahat ettik trenle. Neredeyse her yere giden trenlerle ulaşım kolay ve rahat. Güneyi tahmin edebileceğiniz üzere çok sıcakken, kuzeyi daha da soğuktu. Kuzey denizine çok yakın bir noktadaydık. İnsanlar evlerini denize yakın olduğu ve o kısım eskiden ada olduğu için küçük inşaa etmişler. Küçük ama şirin, hepsinin pencereleri açık ve önlerinde güzel saksılarla, çiçeklerle, süslerle doluydu. Deniz kenarında ise gördüğümüz bir mini heykel bizdeki çocukların leylekle getirildiği hikayesine oldukça benzer bir hikayeyi anlatıyordu. Eskiden orada yaşayan insanlar çocuk sahibi olmak istediklerinde, baba ve ebenin denizin ortasında bulunan ve yıllardır çıkarılamayan bir kayanın etrafına kayıkla vardıklarını, kayaya seslenip ondan bebek istediklerini, bebeklerin ise ebenin kucağında eve döndüklerini anlatıyordu. 
Tüm bu geziden birkaç gün sonra ise döndüğümüzde ağır bir üşütme geçirdim. Bir sabah kalkmış ise giderken, yolda ateşimin yükselip kıpırdayamayacak hale gelmemle hastaneye gitmemiz bir oldu. İlaç da almak istemiyordum ancak bu durumda ilerleyecek ve daha da kötü bir hale gelecekti hastalık. İki doktorun da onayını aldıktan sonra tek bir ilaçla toparlandım. Ama ilk iki gün kendimi bilmeden uyudum da uyudum. Kusmalarım da o iki günde beni yalnız bırakmadı sağolsunlar. Bu arada yavaştan kaşınmalarım başlamıştı ancak aldığım kremler ve yağlar pek işe yaramadı. iş yerinden bir arkadaşımın önerisiyle bulduğumuz doğal karışım olan bir yağ ise bu durumun tek çaresi gibi duruyor şimdilik. 
Bu kadar uykunun arasında gözümü açabildiğim günlerde ise yeni aldığım kitabıma devam ediyorum. Bebek bakımına dair ipuçları var içinde. Biliyorum doğduğu anda hepsini unutacağım ☺. Kitapta bebeklerin verdikleri tepkiler ve annelerin onlara verdikleri tepkiler ile ilgili ilginç bilgiler var. Tablolar ve testler de... Bunu bitirdiğimde aklımda olan birkaç kitap daha var. Doğumla ilgili de okumak istiyorum ama ne okumam gerektiğini bilmiyorum. Önerisi olan var mı?  

Önümüzdeki haftayı iple çekiyorum, bizim ufaklığı görmeye gideceğiz. Sabırsızlanmamım bir diğer sebebi ise, eğer gösterirse cinsiyetini öğrenecek olmamız ☺. Bu arada doktorumuz ikili taramayı gerek görmemişti ama üçlü taramayı yaptırmamız gerekli sanırım. Şimdilik bu kadar. 

Haftaya görüşmek üzere, hepinize sevgiler...

Ayşe

1 yorum:

  1. Çok güzel bir gezi yapmışsınız Ayşe. Ardından hastalanmana üzüldüm ama. Umarım şimdi daha iyisindir. Kitap konusunda ne yazık ki bir öneride bulunamayacağım. Malum, henüz o aşamalara gelemedim. :))
    Sevgiler,
    Derya

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım