14 Eylül 2013 Cumartesi

Derya'nın Bebek Yapım Günlüğü — 22. Bölüm

Bali'den herkese selam! 

“Orada ne işin var?” derseniz, balayı yapıyoruz. Geçen hafta tatile gideceğimiz haberini vermiştim. Çok maceralı iki haftanın ardından en sonunda bugün dinlenmeye başladık. Önce Bali`nin komşu adası olan Java`da 5 gece – 4 günlük bir ada turu yaptıktan sonra Bali`ye geldik ve burada da 4 gece – 5 günlük bir ada turu yaptık. Ama ikisi de böyle pıt pıt yazdığım kadar kolay değildi. Binbir çeşit macera yaşadık. Onları, her ayrıntısıyla birlikte kendi blogumda yazıyorum zaman buldukça. Fakat biraz önce de değindiğim gibi, ancak dün dinlenmeye başladık. Bugün itibariyle tam 13 gündür buralardayız. Biraz önce saydık da, bu zaman içinde şu anda kaldığımız otel, yedincisi! Eh, insan eline geçirdiği her ada turuna katılırsa, böyle bizim gibi kısa zamanda bir çok otel görür. Pek yorucu ama dolu dolu bir deneyimdi. Hatta ilk katıldığımız turda bizim yaşlarımızda iki çiftle daha tanışıp çok güzel arkadaşlıklar kurduk. 
Fakat ne kadar da stresliymiş arkadaşım bavul aç, giysi seç, garip garip otellerde kal, duş al (ya da alama), ne idüğü belirsiz yiyecekler ye, (ya da bazen benim gibi yiyeme), çarşafların temizliğinden şüphe duyduğun yataklarda uyuyama, sabaha kadar dön dur, klimalar boğazına işlesin, hasta ol... Ve üstüne üstlük anlaşılamaz bir şekilde bütün bunlar, senin en güzel tatilin haline gelsin! İnanılmaz, değil mi? 
Şu anda okyanusa karşı olan odamızın kocaman terasında oturmuş, kuş cıvıltıları ve dalgaların harmonik sesi eşliğinde yazıyorum bu yazıyı. O yüzden şimdi aklıma sadece güzel hikâyeler geliyor. Diğerleri “tecrübe rafı”nda yerlerini aldılar bile...
Geçen sene benim bitirme tezimin stresinden dolayı balayı planlarımızı bu seneye ertelemiştik. Hazır hâlâ iki kişiyken, gidebileceğimiz kadar uzağa gidelim ve keyfimizce bir tatil yapalım dedik. Bir de bu tatil sırasında kumsalda tekrar sembolik olarak evlenelim; kısacası çok romantik olalım dedik. İyi ki de demişiz! Bir daha nerede bulacağız böyle tatili? 

Aslında bu yazıyı bir kaç gün önce yazmam gerekirdi, fakat yukarıda üstün körü değindiğim maceralardan ötürü çoğu zaman internet bulamadım, bulduğum zamanlarda da benim pilim bitmişti; her bulduğum yerde itinayla uykuya daldım! 
Şu anda kaldığımız otel, okyanusun hemen kıyısında ve palmiyelerle dolu, ıssız bir kumsalda! Düğünümüz bu otelde ve yağmur yazmaz, bir aksilik çıkmazsa bu kumsalda olacak. Olabildiğince gözlerden uzak ve sakin bir yer seçtik. Koskoca kumsal sanki sadece bize ait. Tıpkı filmlerdeki ıssız ada karelerindeki gibi! Bu arada, küçükken hep ıssız bir adaya gitmek istemiştim. Sevgilim, Lenny Kravitz, Bryan Adams ve Alpha Blondy`i sahnede canlı izlemem; kendi kameram olması; kameram ve dizüstü bilgisarayımla yabancı diyarları gezip, oraların fotoğraflarını çekmem ve hakkında yazmam; bir köpeğimizin olması; bebek odası gibi hayallerimin yanı sıra, bu hayalimin de gerçeğe dönüşmesine yardım etti: işte en sonunda o filmlerdeki gibi bir ıssız adadayım! 

Tamam, Bali hiç de ıssız bir ada değil; hatta burayı yılda 4 milyona yakın turistin ziyaret ettiğini ve adada bir o kadar da yerli halkın yaşadığını düşünürsek, oldukça kalabalık aslında burası. Fakat biz yine de –ne büyük şanstır ki- en ıssız sahili bulduk. Yaşasın! Java Adası`nı bize gezdiren çok tatlı bir turist rehberimiz vardı, Toro. Buda`nın bir sözünü söylerdi sık sık: “Bir şeye sahip olmak istiyorsan, önce onun için acı çekeceksin.” 
Bugün, aylardan sonra hak ettiğimiz tatile (yaylan, yuvarlan, falan filan) en sonunda başladık. Günlüğümün en başlarında yaza doğru evimizde inşaata başlayacağımızı anlatıyordum. O inşaata daha sonra da değineceğim üzere Haziran ayında başladık ve uçağa binmeden önceki gece yarısına kadar bitirmek için canla, başla çalışmaya devam ettik. Tavandan yerlere, duvarlardan pencere ve kaloriferlere kadar her şey ve her oda yenilendi. Pencereleri takmak dışında her şeyi kendi ellerimizle yaptık. Fakat o kadar çalışmamıza rağmen uçağa bindiğimizde mutfağımız ve banyomuz hâlâ inşaat halindeydi. Biz geri döndüğümüzde belki sihirli bir değnek değmiş ve oralar da bitmiş olur gibi ütopik hayallerim var! 
Sevgilim, iş yerinde her gün 8 saat çalıştıktan sonra eve gelip tadilatta da çalışmaya devam ederken, ben de her sabah erkenden onunla kalkıp gece yarısına kadar duvar kağıdı söktüm ya da yapıştırdım veya duvar boyadım. İşte Buda`nın acı çekmekten kastının bizim payımıza düşen ilk bölümü bu, aylarca kendi ellerimizle inşa ettiğimiz evimiz oldu. İkinci yarısı ise, duyunca kulağa çok hoş gelen ama içindeyken çok yorucu ve stresli (fakat yine de çok zengin) olabilen ada turları oldu. Üst üste, hiç dinlenmeden bu kadar yorulmanın sonunda tabii ki dalga ve kuş sesleri dinlemek, totomuzu dönüp bir o yana, bir bu yana yatmak, kitap okumak, havuza girmek ve bol bol fotoğraf çekmek bileğimizin hakkıyla kazandığımız güzel bir ödül oldu. Bin şükür! 


19 Eylül`de kumsalda simgesel bir düğünümüz olacak. Şimdiden nasıl bir şey olacağını tam kestiremiyoruz. Kendimizi otelin düğün organizatörünün marifetli ellerine bıraktık. Umarım güzel süprizlerle karşılaşırız. Malesef hemen ertesi günü bu muhteşem adaya veda edip evimize doğru uzun bir yolculuğa çıkacağız. Fakat ona da şimdiden çok seviniyoruz, çünkü yaklaşık 8 haftadır ailemize katılmayı bekleyen çok şirin bir canlı bizi bekliyor olacak. Müstakbel köpeğimiz Joy! Uçağa binene kadar çok fazla alış veriş yapar mıyız bilmiyorum ama, yanımızda çok güzel hatıralar götüreceğimiz kesin.

Ha, bebek yapımı mı? Aradan geçen bu altı ayda kendi içimizde o konuda da bazı esnetmeler yaptık. Ben, çok katı planlar yapmaktan vazgeçip suyu akışına bırakmayı öğrendim. Ya da hâlâ öğrenmeye devam ediyorum sanırım. Kendimizi sadece Mayıs ayında kısıtlamamaya karar verip bebek denemesi yapabileceğimiz başka aylar da bulduk. 

Aslında bu denemelere yeni yıl itibariyle başlamayı düşünüyorduk ama tatil dolayısıyla bir şeye odaklanmadan, belirli bir hedef koymadan, hayatı akışına bırakmaya ve sahip olduğumuz her anın kıymetini bilmeye karar verdik. Hayat bize ne gösterir, bilinmez. Süpriz olur mu? Bilmem, hep beraber bekleyip göreceğiz. 

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere
Sevgiyle, 

Derya

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım