4 Eylül 2013 Çarşamba

Derya'nın Bebek Yapım Günlüğü — 21. Bölüm

Geri Dönmek

Merhaba sevgili BYBO okurları, 

Sevgili Dilek`in hasretle beklediğimiz hamile olduğu haberini almam, hepiniz gibi beni de çok mutlu etti. Bu olay, aslında bana tam da en doğru zamanda geldi. Dilek'le farketmeden, aslında bir "günlük sırası değiştirmece" oynadık. Benim hastalığımdan dolayı boşaltmak zorunda kaldığım kadroyu o doldurdu; şimdi de onun bu güzelim gebelik haberinden dolayı başka bir departmana terfi olmasından mütevellit boş kalan kadroyu yine ben dolduruyorum. Hayat işte, biz bilmeden ne de garip oyunlar oynuyor bizlere! 

Dilek`in bu güzel haberini alır almaz hemen Eren`e yazdım ve Bebek Yapım Günlüğüme geri dönmeyi çok istediğimi belirttim. Sağolsun, yine büyük yüreklilikle kapılarını açtı bana. Bunun için ona tekrar çok teşekkür ediyorum. "Geri döneceğim." dedim kendi kendime ve büyük bir heyecanla döndüm gerçi ama, 5 ay geçmiş mi sahiden? Neredeyse yarım yıl yani... Bu yarım yıl içinde neler oldu, neler. En iyisi mi ben, günlüğü üzülerek yarım bırakmaya karar verdiğim günlerden başlayayım: 

O zamanlar, benim için yaşananlar "düzenli bir hamileliğe hazırlık yazısı yazmayı bırakmak" tan çok daha karmaşık, umutsuz ve üzücüydü. Aslında BYBO`ya belirsiz bir süreliğine veda etme kararı almış olmak, benim için neredeyse yenilgiyi kabul etmiş olmak gibi bir şeydi. Ama artık içinde bulunduğum durumun o şekilde devam edemeyeceğini kavramış ve buna bir dur deme vaktinin geldiğini görmüştüm. Yine de "Tamam, bebek yapma planlarımızı erteleyelim, günlüğü de bırakayım, yazı da yazmayayım." demek, beni gerçekten çok üzmüştü. Fakat bunu yapmak zorunda kalmıştım. Çünkü ilgilenmem gereken, birinci sırada duran çok daha önemli bir şey vardı; sağlığım. 
Eren`in bloguna yazmayı bıraktığım zamanlar, kendi bloguma yazmayı da bıraktım, sadece arada sırada FB sayfama bazen bir kaç cümle yazabiliyordum.. Bilerek ve isteyerek değil, artık gücüm kalmamıştı. Migren hepsini tüketiyordu. Hamileliğe hazırlık günlüğümü bıraktıktan çok kısa bir süre sonra sağlık durumum iyice kötüleşmeye başladı. Artık neredeyse "uyanık koma" şeklinde tanımlayabileceğim bir duruma gelmiştim. Gün içinde hiç hareket edemiyordum. Buna banyoya gidip bedensel ihtiyaçlarımı gidermek bile dahildi! Hiç bir ses, ışık ya da kokuyu kaldıramıyordum. Karanlıkta, hiç bir şey yapamadan öylece yatıyordum. Haftalarımı ve daha kötüsü, aylarımı o şekilde, karanlık bir tavana bakarak ve tarifi imkansız o bedensel acının altında ezilerek geçirdim. 

Doktorların üzerimde yaptıkları ilaç deneyleri bir sonuç getirmiyor, ne yaparsam yapayım hiç bir çare bulamıyordum. Bu karanlıkta, hiç hareket etmemecesine yatma "aktivitesi" sağlıklı bir insanın bile psikolojisini iki gün arka arkaya yapıldığı taktirde kolayca bozabilecekken, benim bir de sonlandırılamaz ağrılarım vardı. Anlayacağınız, zaten bozulmuş olan psikolojim daha da çökmüş durumdaydı. Sanırım yazı yazmak ve gebe kalmayı ümit etmek, benim hayata tutunmaya dair son çırpınışlarımdı. Onları da bırakınca, hastalığa tamamiyle teslim olmuş oldum. 

Mayıs ortasına kadar bu şekilde yaşadım. O kadar uzun süre o karanlığın içinde ses olmadan, koku ve hiç ışık olmadan yatmak, bende garip bir boşluk etkisi yarattı. Hareket de etmediğim -ya da edemediğim- için, bir çok duyumu yitirmiş gibiydim. Bir tür uyuşma halindeydim. Sanki kendi içimde açtığım, çok şiddetli ve kocaman bir girdabın içinde gün geçtikçe kayboluyor gibiydim. Bu arada, bütün o zor zamanlar sırasında profesyonel bir yardım almayı çok istedim. Elimden gelenin en iyisini yaptım bu konu hakkında. İki farklı nöroloğa gittim. Psikolojik destek almayı da istedim. Fakat maalesef burada işler, öyle gönülden geçtiği gibi şip şak olmuyor. 
Ta kışın ortasında deneme görüşmesi için aldığım psikoterapi randevusu, Mayıs ayının ortasındaydı. Ben, sadece bununla da yetinmeyip bir de internetten kendime yatılı kalabileceğim psikosomatik klinikler araştırmıştım. Biri olmazsa, diğeri olur belki diye ümit ediyordum. Ama bütün bunlara kavuşabilmem için sabırlı olup beklemem gerekiyordu. 

Zaman geçti... Benim için çok yavaş, dünya için çok hızlıydı belki de. Ama geçti. Ben, o karanlıklarda kaldığım bütün süre boyunca en çok yaptığım şeyi bile yapmayı bıraktım; hiç bir şey düşünmedim. Aslında çok duygusal bir insan olsam da, aynı ölçüde mantıklıyımdır. O günlerin birinde, nerede olduğunu hatırlamadığım bir cümle okudum: "Bir konu hakkında ne kadar ağlayabiliyorsan ağla. Ama daha sonra dönüp dönüp aynı konuya yeniden ağlama!" Sanırım bu cümle benim hayatımı değiştirdi. Çünkü tam olarak yaptığım şey buydu! Belki aynı fıkraya bin kere aynı içtenlikte gülemiyordum, ama geçmişte kalmış bir konuyu düşünüp, sanki daha 5 dakika önce yaşanmış gibi kendimi parçalarcasına, saatlerce haykıra haykıra ağlayabiliyordum. Ama bu, koskocaman bir aptallıktı! Ben, o konuya zaten birden fazla kere ağlamış, kendimi gereğinden fazla hırpalamış, belki söz konusu olayı değiştirmeye veya iyileştirmeye çalışmış; ama becerememiştim. Sonunda elimde yapacak hiç bir şey kalmayınca, ben de dönüp dönüp ağlamayı seçmiştim! Ve tam da buydu beni hasta eden. Çünkü gerçekten her seferinde kalbimi yerinden sökercesine üzülüyordum. 
Buna artık bir son vermenin vakti gelmişti. Çünkü bundan hem bedenim, hem ruhum, hem günlük yaşamım, hem evlilik hayatım, hem gelecek planlarım, hem de çalışma hayatım etkileniyordu. Ben, neden geçmişimin ya da yaşanmış olayların beni bu denli sarıp sarmalamasına izin veriyordum ki? Hayır, burada bir yanlış vardı. Fakat işler böyle yumruğumu masaya vuruyormuş gibi hemen pat diye gelişmedi. Beynim, tepkisini her zamanki gibi bilinçle değil de, bilinçaltıyla verdi. Bana bu tecrübeyi yavaş yavaş öğreterek, dersler çıkarmamı sağlayarak yaşattı. Fakat, sanki gebenin içindeki o bebek bendim; kendi doğumumu izlemekteydim. Çok uzaklardan, sonsuz bir karanlığın uçsuz bucaksız sınırından, hafif bir ışık bana doğru süzülmekteydi... Ona doğru yüzdüm. Ve adının AŞK olduğunu yeniden gördüm. Beni tekrar kurtarmaya meyilliydi, bir kez daha. Tıpkı her seferinde yaptığı gibi... 

~~~~ Çok özlemişim buraya yazmayı. Sevgili Eren`e, yazı dizisini bir daha terketmemeye söz verdim ve öyle geri döndüm. İyi ki döndüm. Bir dahaki yazıyı bir terslik çıkmazsa Bali`den yazıyor olacağım. O zamana kadar sevgiyle kalın.

Derya

2 yorum:

  1. CANIM KIZIMA
    Benim yaşlandığımı düşündüğün gün
    Sabırlı ol lütfen ve beni anlamaya çalış…
    Yemek yerken üstümü kirletirsem… üzerimi değiştirecek gücüm yoksa.
    Lütfen sabırlı ol. Benim sana bir şeyler öğretmek için seninle ilgilendiğim zamanları hatırla...
    Seninle konuşurken, sürekli aynı şeyleri 1000 kere tekrarlıyorsam… sözümü kesme beni dinle.
    Sen küçükken, uyuyana kadar sana aynı hikayeyi 1000 defa tekrar tekrar okumak zorunda kalıyordum.
    Banyo yapmak istemediğimde;
    Beni utandırma yada azarlama…
    Seni banyoya götürmek için icat ettiğim küçük yöntemlerimi ve oyunlarımı hatırla…
    Yeni teknolojiler karşındaki cahilliğimi görürsen… bana zaman tanı ve beni yüzünde alaycı bir gülümsemeyle izleme…
    Bazı zamanlarda unutkan olursam yahut konuşmalarımızda ipin ucunu kaçırırsam… lütfen hatırlamam için gerekli zamanı bana tanı… eğer hatırlayamazsam, sinirlenme… çünkü asıl önemli olan benim konuşmam değil, senin yanında olabilmem ve senin beni dinliyor olmandır.
    Ben sana bir sürü şeyi nasıl yapacağını gösterdim…
    İyi yemek yemeyi, iyi giyinmeyi… yaşamı göğüslemeyi…
    Eğer birşey yemek istemezsem, baskı yapma bana. Ne zaman yemem yada yememem gerektiğini ben gayet iyi bilirim.
    Ve yaşlı bacaklarım yürümeme izin vermediğinde...
    … bana elini ver…
    Tıpkı, benim sana ilk adımlarını atarken verdiğim gibi.
    Ve bir gün artık daha fazla yaşamak istemediğimi söylediğimde… ve ölmek istediğimi…
    kızma… Birgün anlayacaksın…
    yaşımın; zevk alma değil artık idareten yaşama yaşı olduğunu anlamaya çalış,
    Bir gün şunu anlayacaksın:
    hatalarıma karşın hep senin için iyi olanı gerçekleştirmeye çabaladım ve
    senin yolunu hazırlamaya çalıştım
    Senin yanında olduğumda üzgün, kızgın yada güçsüz hissetme kendini.
    Benim yanımda olmalısın, beni anlamalısın ve bana yardım etmelisin.
    Yürümeme yardımcı ol… ve yolumu sabır ile, sevgi ile bitirmeme....
    Benim için yaptıklarını, bir gülümseme ve senin için her zaman taşıdığım çok derin bir sevgi ile geri ödeyebilirim ancak.
    Seni çok seviyorumkızım….
    Ve hep seveceğim…

    YanıtlaSil
  2. dönme kararına sevindim derya,inşallah senden de alırız yakında güzel haberi. iyi tatiller.

    dilek

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım