12 Eylül 2013 Perşembe

Başak ve Tuncay'ın Hamilelik Günlüğü — 21. Hafta

21+5 mi yoksa 24 mü demeliyim? 

Merhaba! 

Hayatımda iki aydır var olan rutinler bu hafta iş hayatımın tekrar başlamasıyla yerini bir süredir düzensizliğe bıraktı. Koştururken hamileliğimi ara sıra unutur gibi oluyorum. Tam ben dersler, öğrenciler derken bebeğimiz sağlam bir kıpırdanışla kendisini hatırlatmayı da ihmal etmiyor. O kadar çok hareket ediyor ki son iki haftadır çıldırmış durumda! ☺ 

Artık karnım çıplakken, dönüşlerinin veya vuruşlarının yarattığı dalgalanma dışarıdan rahatlıkla görülebiliyor. En belirgin sahneyi geçen gün televizyon izlerken yaşadık. Karnımın üzerine koyduğum kumanda miniğin hareketleriyle resmen sağa sola sallandı. Hatta ben bu yazıyı yazarken de bu faaliyetlerine devam etmekte. 

Bu hafta detaylı ultrason günümüz geldi çattı. Biz Nişantaşı’nda Prof. Dr. Atıl Yüksel’e bir ay öncesinden randevumuzu almıştık. Daha doğrusu Kübra Hanım bizim için bu işlemi halletmişti. Okulda tam yedi derse girip çıktığım halde kendimi hiç yorgun hissetmeyişimin sebebi de biricik oğlumuzu görecek olmamdı. Karın böyle bariz şişince muayenehanenin bekleme kısmındaki muhabbetler de çok enteresan oluyormuş. Birbirine yiyecek ikram edenler, tanışanlar (herkesin anlatacak çok şeyi var), uzaktan uzağa süzmeler vs. ☺ 

Tuncay’ın da katılmasıyla odaya geçtik. Atıl Bey çok tatlı, sevecen bir doktor. Fakat işte her doktor gibi terimlerle konuşurken Tuncay ile bana da bebeğin hareketlerini izleyip birbirimize gülümsemek düştü. Daha sonra bize dönerek ne demek istediğini, az önce söylediği anlamakta zorlandığımız bütün her şeyi teker teker anlattı. Her şey normalmiş. Sadece en baştan beri aydınlatamadığımız ilk adet tarihimiz daha da karmaşık bir hal aldı. Kübra Hanım’ın dediğine göre 14 Nisan’da döllenme gerçekleşmişti. Atıl Bey ise bebek bu tarihten on gün daha büyük gözüktüğünü ama iri bir bebek olmadığını söyledi. Yani tarih biraz ileri olabilir. Bebeğimiz beklediğimizden erken gelebilirmiş. Oleyyyy ☺ 
Zaten çok özlüyoruz. Böyle bir şey olursa da hayır demeyiz. İşte bizim tatlı oğlumuzun son hali: 

Hamilelikte moral ve kafa dinginliği gerçekten çok çok önemliymiş. Biz ailelerimizden uzak şehirlerde yaşamanın bu süreçte ne gibi bir etki yaratacağını zamanla göreceğimizin farkındaydık. Doğumdan sonraki ilk gece çekirdek aile olarak evimizde olmak istediğimizi söylediğimizde aldığımız tepkileri geçiyorum. Mesela Tuncay akşam eve geldiğinde bebekle evde yalnız olmak istediğimizi söylediğimizde de… İkimiz de istediğimiz şeyleri tatlılıkla ve kararlılıkla anlattık. Zamanı gelince ne kadar etkili olduğunu hep beraber göreceğiz... 

Ben şu ana kadar ailemden ve Tuncay’ın ailesinden hamileliğim adına hiç yardım almadım. Şimdi geriye dönüp bakıyorum da iyi de oldu. Telefonu her açtığımda söyledikleri bile kafamda yer etmeye yetti: 

- “Hala kilo almadın” (Dört kilo aldım) 
- “Bebek doğunca gelir bir ay dönüşümlü kalırız.” (biz daha bu konuda bir şey düşünmedik ☺) 
- “Lohusanın bir ayağı çukurdadır, ona göre o süreci düşün Başak!” (Hoppalaa!) - “Senin yüzün hiç kilo almamış, bebeğe gidiyor herhalde...” (valla ne desem şimdi…) 
- “Ayağında çorap yok. Kızım bu haftalara güvenme. Çocuk bu düşer, düşer. Telefonu kapatınca giy.” (Allahım ben ne yaptım!! Çoraplarım nerdeeee!!!) 

Sonra bir durdum. Sakinlik… Tuncay ile bunlara gülüp geçtik. Özetle uzaklık bizim için iyi oldu. Ben bütün bu uyarılara ve korkutmalara karşın bu hafta maçtan sonra konserlere de gittim. İlk konserimiz Tarkan’dı. Gerçekten muhteşemdi. Eehh ama bir yere kadar diyerek konserin sonuna doğru ayağa kalkıp oynadım. Karnımdan da hafif tempolar gelmedi değil ☺. Daha sonra Riva’ya kahvaltıya da gittik. Temiz havayı ciğerlerimize doldurduk. Ohh mis… 

Haftaya görüşmek üzere!

Başak

10 yorum:

  1. Guzel gecen bir hamilelik, ne mutlu, masallah size. Ilk zamanlar cekirdek aile olarak kalma isteginiz cok yerinde ama dogumdan hemen sonra insan gercekten cok yorgun oluyor, sadece bebegi emzirip uyuyarak dinlenmesi gerekiyor ki verimli bir emzirme donemine baslanabilsin. Ben yurtdisindayim, dogumda hem annem hem kayinvalidem geldi, o kadar yardimci oldular ki, 20 gun beraberdik dogumdan sonra, ben bol bol dinlendim, uyudum, harika yemekler yedim ve toparlandim (ki normal dogum yapmistim), emzirme kampi gibi gecti bir nevi, sonrasinda onlar gitti ve biz yine ucumuz kaldik nihayetinde, iyi ki gelmisler diyorum hep. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Haklısın. Biz şöyle yaptık ve çok memnun kaldık : doğum bitip ilk emzirme gerçekleşene kadar kimseye haber vermedik.
    Ben odada çıplak tenimle bebeği hep kucağımda yatırdım. Benden hiç ayrılmadı. Kutuya da koymadım. Emzirmeden sonra çekirdek ailemiz geldi. Bebeği hiçbirinin kucağına vermedik. Ziyareti kısa tuttuk.
    Bebeğimiz hastaneden çıkmadan önce bir kez babasıyla, tartılmak ve yıkanmak için benden ayrıldı.
    Eve geldiğimizde iki hafta boyunca sadece emzirdim, yemek yedim, su içtim, yıkandım, uyudum. Başka hiç bir şey yapmadım.
    Annem bizimle kaldı: yemek yaptı, temizliğe baktı,çamaşırları halletti. Temizliğe hafta iki gün bir hanım geldi. Bebeğin bakımını sadece ben ve kocam üstlendik.
    Emzirmeye cok başarılı bir başlangıç oldu. Arkadaşlarımızı ve ailenin geri kalanını iki hafta sonra gördük.

    YanıtlaSil
  3. Maşallah çok güzel yapıyorsunuz, bir gün inşallah bana da nasip olursa hasta gibi değil her anını dolu dolu geçirmek istiyorum. Daha sık yazsanız keşke okumalara doyamıyorum :')
    Bu arada bizim ailelerimizde uzaklar hasret olsa da artılarının fazlalığını da göz ardı edemeyeceğim ;)

    YanıtlaSil
  4. Atıl beyin muayenehanesinden çıkarken Demet Akalın'la karşılaştığını da anlatsaydın Başak. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya bu Başak hiçbi şey anlatmıyo yaaaa... ne yapalım biz göbeği aileyi kediyi danayı. demek akalın'ın ne işi varmış? hamile miymiş? haberi burdan vereydik :)

      Sil
  5. Ay evet Demet Akalın ile asansörde karşılaştık:)))

    YanıtlaSil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  7. Bahar biz de sizin gibi istediğimizi söylediğimizde sağlam bir trip yedik:) Fikrim yine aynı zaten:) Sonunda onaylamış gibi oldular :)

    Arzu senin gibi de düşündük:) Aldığımız cevap şu oldu: tabiii biz çocuk mu yetiştirmişiz!! Bak bunu büyüten ben değilim zaten?!€& Biz hastahaneye de mi gelmeyelim? İstemiyorsanız gelmeyiz?!); :)))) Sonra bunu da hallettik:)) Çünkü biz sadece akşamları evde yalnız olmak istediğimizi ve böyle de olacağını söyledik. Bunda da tek amacımız Tuncay ile bebeğin güzel bir bağ kurması... Bakacağız artık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ha ha! Biz neler neler duyduk! Annemle 40 yaşımda yine papaz oldum. Kaynanamı gercekten kapının önüne koydum. Annemle hala kapışıyoruz. Yok üstünü ört, yok eline elma ver, o kadar kucağına alma şımarır, kendi kendine uyumaz: salıncak lazım, öyle yıkanmaz, böyle sıçmaz :)

      Sil
  8. Kaynanam niyeyse bebeğe onun bakacağını, benim de ev işleriyle uğraşacağımı sanmıştı mesela. Çok şaşırdı bebeği kucağımdan indirmeyip ondan yemek falan isteyince.
    Yazlığa çağırmıştım, ev büyük , biraz torun sevsinler diye, " geline hizmet mi etcez" dedi ve gitti :)

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım