28 Temmuz 2013 Pazar

Dilek'in Bebek Yapım Günlüğü — Bölüm 15

Merhaba, 

Geçen haftaki gelişmelerden sonra, eşimin durumunun iyiye gitmesi artık başka şeyler de düşünebileceğim anlamına geliyordu. Diyetisyene gitme kararımdan sonra bir süre diyetisyen aradım. Çevremde daha önce bir tanesiyle tanıştığım 4-5 tane diyetisyen vardı. Daha önce gittiğim iyiydi ama ben daha sıcakkanlı, daha ilgili birini arıyordum. Araştırmalar - tavsiyeler sonucu birinde karar kıldım.  

Gerçekten de çok tatlı dilli, sıcakkanlı, konuşkan ilgili birisiydi. Bazı uygulamaları, kişisel telefon numarasını verip “istediğin zaman arayabilirsin” rahatlığını vermesi (ne işe yarayacaksa, gece yarısı arayıp, ”ezgi hanım canım korkunç şekilde su böreği istedi ne yapsam?” diye soracak değildim ya ☺ ) oldukça hoşuma gitmişti. Verdiği diyet de öyle fena sayılmazdı. İyi bir başlangıç yapmış hissi içindeydim. 
Her hafta görüşüyorduk ve diyet her hafta daha da saçmalaşıyordu. Bir süre bakalım böyle mi gidecek, belki düzelir diye bekledikten sonra listede küçük değişiklikler yapmaya başladım. Birbiri yerine yenebileceğini düşündüğüm şeylerdeki değişikliklerdi bunlar. Her yediğimi yazdığım için öğreniyor, buna şiddetle karşı çıkıyordu. Kilo vermem yavaştı ve bunu yaptığım değişikliklere bağlıyor kendine toz kondurmuyordu. Bense bunu çok da önemsemiyordum. Yine bu tarz bir değişiklik yaptığım haftalardan birinde, o sevimli, tatlı kızcağız gitmiş yerine kendini savunurken gözü dönmüş bir canavar gelmişti. O hafta kilo verememiştim ve bunu onun önerdiği 2 dilim kepekli ekmek yerine evde yaptığım az yağlı kepekli poğaçadan bir tane yemiş olmama bağlıyordu. Herhalde yanındaki stajyerler karşısında karizmasını kurtarmak için beni kurban ediyordu. Bu benim için bardağı taşıran son damlaydı. Oradan çıkarken bir daha dönmemeye karar vermiştim bile. 

Son verdiği diyet listesi korkunçtu. Haftayı ikiye bölmüştü, ilk yarısında karbonhidrat, ikinci yarısında protein ağırlıklı beslenmem gerekiyordu. Uyması ve doyması zor bir diyetti ve ben bu diyetin karbonhidrat bölümündeyken kilo aldım. Evet, yanlış okumadınız, diyet yaparken kilo aldım. Ve o gün bu işin böyle gitmeyeceğine karar verdim. İnternetten, takip ettiğim bazı facebook sayfalarından, forumlardan yazılar, diziler okumaya başladım. Yüksek motivasyona bağlı olmayan, rutine dönüşmesi kolay, olağanüstü unsurlar (akşam yemeğinde mısır gevreği yemek gibi) içermeyen bir diyet listesi, bir beslenme tarzı arıyordum. “Arayan Mevlasını da bulur, belasını da” diye bir söz vardır ya, ben de araya araya buldum. Türk bir doktorun, karbonhidratı sınırladığı, şekeri tamamen yasakladığı sağlıklı yağları ve işlenmemiş proteinleri ise serbest bıraktığı bir beslenme düzeniydi. Saatlerce doktorla yapılmış röportajları, yazı dizilerini okudum, katıldığı programın videolarını izledim ve “tamam” dedim. Gecenin bir yarısı, o beceriksiz diyetisyenin diyetini bırakıp, bu beslenme tarzına geçmeye karar verdim. Gece yatağa girdiğimde adeta heyecanlıydım. Sabah normal bir kahvaltı yapacağım için mutlu ve sabırsızdım. Çünkü son uyguladığım diyette peynire, zeytine hasrettim, yumurtanın tadını bile unutmuştum. 

Sabah oldu ben büyük bir zevkle kahvaltımı yaptım, inanılmaz bir şeydi, karnım doymuştu. Bu yeni düzenin ilk bir haftasında adeta kıtlıktan çıkmış gibi yemek yedim, ama yasak olan şeylerden uzak durdum, çayı çaydan nefret etme pahasına şekersiz içtim. Kardeşimin alay konusu oldum, bu gidişle verdiğin 3-5 kiloyu da geri alacaksın deyip durdu. 

Bir haftanın sonunda tartıldığımda 2,5 kilo vermiştim. Hiç aç kalmadan, ölesiye spor yapıp halsiz düşmeden hem de... Kendimi hem fiziksel hem de ruhsal olarak çok iyi hissediyordum. En büyük sebebi de, diyetisyen yüzünden kışın ortasında domates - salatalık yemekten, bir leğen salatayı yağsız yemekten, peynirin, yoğurdun, sütün yarım yağlı olanını aramaktan ve markete dünyanın parasını ödemekten, akşamları bir kase çorbaya bile hasret kalıp, soğuk sütle mısır gevreği yemekten kurtulmuş olmaktı. Ayrıca o beceriksiz diyetisyene de her ay ev kiramızın yarısı kadar parayı ödemekten kurtulmak da harikaydı. Bu yeni beslenme düzeni et ağırlıklı olsa da ben etle çok barışık bir insan olmadığımdan sebzeye ağırlık veriyordum, zaten bahar gelmeye başlamıştı, en sevdiğimiz sebzeler yavaş yavaş çıkıyordu. Eşim de ben de bu yeni düzenden memnunduk. Özellikle de bir diyabetli için çok iyi bir düzendi bu. İkimiz de iyi ve rahattık, kilo vermek de ayrıca mutlu ediyordu bizi. 
Havalar da ısınıyordu yürüyüşler yapmak için uygun hale geliyordu. Biz de her fırsatı değerlendiriyorduk. Bütün bunlar okurken, ben de kendi adet döngümü takip ediyordum sürekli düzenli kullandığım hayıt, PKOS'lu biri için çok yerinde olan bu yeni beslenme düzeni derken, 30 günün altına bile düştüğü oluyordu döngümün. Zamanında adet görüyor, zamanında yumurtluyordum. Hatta sadece yumurta büyütücü ilaçlar kullandığım zamanlarda hissettiğim yumurtlama ağrılarını bile hissediyordum. Bu beni çok mutlu ediyordu. her ay kısa bir an umutlanıp yine adet görüp hayal kırıklığı yaşasam da, tedavi altında olmadığım halde bu aşamada olmak mutluluk vericiydi. 

Her şey iyi güzeldi, moralim yerindeydi, sağlığım iyiydi, eşim de çok daha iyiydi. Ama büyük sorunumuz olduğu yerde duruyordu. Dondurulmuş 4 embriyomuz vardı, yeniden bir süreç başlatmak lazımdı. Bu gün yarın derken neredeyse 10 ay geçmişti negatif sonucun üzerinden. Hala hiç gücüm yoktu ama bir yerlerden başlamam gerekiyordu. Elim varmasa da tüp bebek merkezini arayıp doktorumdan randevu aldım. Ayaklarım geri gitse de gidip doktorla görüştüm. 

Sonra ne mi oldu? 

Devamı haftaya… 

Dilek

8 yorum:

  1. Bahsettiğiniz doktor Karatay mı ?

    YanıtlaSil
  2. Benim eşim de onun yaşam önerileri sayesinde kilo verdi.İşin açıkçası ben de baslamayi düşünüyorum. Sizde de işe yaramış olmasına çok sevindim(:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben tavsiye etmiş olmayayım diye yazıda ismini zikretmedim. kişisel tecrüben olarak memnun kaldım. ama eren'in eleştirileri var. göz önünde bulundurmak gerekebilir. kolay gelsin.

      Sil
  3. Her haftayi merakla bekliyorum hadi bu hafta olucakkk deyip=) nedense sanki onca tedaviye ragmen supriz bir bebis gelicekmis gibi hissettim hadi hayirlisi Allah isteyen herkese hayirli evlatlar nasip etsinn

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu tarz hikayeler çokça var ve hepsi çok güzel. büyük bir sürpriz olurdu bizim için de.. bekleyelim görelim...
      duana da içten bir amin diyorum. :)

      Sil
  4. Merhaba Dilek;
    En başından beri seni takip eden biri olarak bazen diyorum ki;
    Hani bazen bir kitabın sonunu merak edip arka sayfaya baksam mı acaba dersin ya,bir ipucu olsa da sonunu öğrensem "Dilek'in Günlüğü" diyor insan...
    Sabırla beklemekten başka çarem yok:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de zaman zaman bu hikayenin nereye varacağını merak ediyorum. ama sonunu görsek hiç heyecanlı olmazdı. :)
      ilgine teşekkür ederim sabreden derviş :))

      Sil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım