16 Haziran 2013 Pazar

Dilek'in Bebek Yapım Günlüğü — Bölüm 9

Merhaba; 

Geçen hafta bahsettiğim uzun dinlenme arasından sonra 3. ve son aşılama için yine hastane yollarındaydım. Yine kulaklığımı takıp, yüreğimi dağlayan türküler dinleyerek, bazen kendimi tutamayıp yollarda ağlayarak yeni bir aşılama sürecindeydim. 

Bu kez takibimi yapan doktor tıp fakültesinde gördüğüm en iyi, en güler yüzlü doktordu. Aslında uzaktan bakarak iyi olduğuna kanaat getirdiğim bir doktor daha vardı ama o sadece tüp bebek hastalarıyla ilgilendiği için hiç tanışma fırsatım olmadı. 

Yaklaşık 10-15 gün arası süren folikül takibinden ve çatlatma iğnesinden sonra 3. aşılamam yapıldı. Bu sefer doktor terörüne kurban gitmiyordum. Hemşire beni hazırlayıp doktoru çağırdı. Doktor içeri girdi ve ilk olarak yüzüme bakıp “Nasılsın?” diye sordu. O kadar çok şaşırmıştım ki, bir süre cevap bile veremedim. Şaşkınlıkla sadece “Gerginim” diyebildim. Doktor beni şaşırtmaya devam ediyordu; “Bak bu 3. aşılamanmış neden hala gerginsin? Rahatla biraz, bakalım bu sefer olacak mı? Olmazsa vakit kaybetme, hemen gel tüp bebek sürecini başlatalım.” 

Aman Allah’ım! Beni düşünen, bana yardımcı olmaya çalışan ve beni ezmekten zevk almayan bir doktordu bu sahiden… 

Biraz da bunun verdiği rahatlıktan olsa gerek işlem kolayca bitti. Bu kez büyük beklentilerim yoktu. Bu son aşılama benim için tüp bebeğe giden basamakların sonuncusuydu. Çıkmam gereken ve beni bir adım yukarı taşımasından başka bir şey beklemediğim bir basamak. Bundan öte bir anlamı yoktu gözümde. Bu yüzden diğerlerinde olduğu gibi yan gelip yatmadım. Evde yapmam gereken şeylerin çoğunu yapıyordum. Gerçekten de sonuç beklediğim gibiydi. 12. Gün evime yakın bir hastanede gebelik testi yaptırdım. Negatif sonucu aldım, akşama karın ağrım başladı. Aşılamadan sonraki 12 gün boyunca negatif sonuca alıştırmıştım kendimi, bu sebeple üzülmem sanıyordum ama yanılmışım. Negatif sonucu alınca üzüldüm hem de çok. Ama bu, aldığım negatif için duyduğum üzüntü değildi. Bundan sonra başıma neler geleceğini bilmenin/bilmemenin üzüntüsüydü. 
Çok iyimser biri olmamama rağmen içimde minicik bir yer, işin çok uzamayacağına, son durak olan tüp bebeğe varmadan çabamın sonuca ulaşacağına inanmış meğer... Şimdi tüp bebekten başka alternatifimin olmadığını görmekti beni asıl üzen şey. Çünkü “tüp bebekle olur” düşüncesi benim en sağlam kalemdi. Kendimi bununla savunuyor, bununla avutuyordum. Şimdi tam da oradaydım ve yine, üstelik tüp bebeğe rağmen olmazsa, tutunacak hiçbir dalımın kalmamasından ölesiye korkuyordum. Tüp bebek yapmamız gerekiyordu. Ama nasıl, ne zaman, nerede, kaç liraya yapılırdı bu iş? Eşim bu işlerden hiç mi hiç anlamazdı. Zaten infertilite ile mücadele eden eşlerin erkeklerinin çoğunlukla olduğu gibi, çok kafaya takıyor da sayılmazdı. Evet, işte yine iş başa düşmüştü. İnternetten yaptığım araştırmalar, tıp fakültesinde henüz tüp bebek yapmış olan arkadaşımın tecrübeleri, benim geçmişteki tecrübelerim derken tüp bebeği “dışarıda” yani tıp fakültesi dışında yapmaya karar vermiştim. Devlet raporuyla sgk anlaşması olan bir yerde tedavi görmem de mümkündü. Bu maliyeti ciddi manada düşüren bir şeydi. 

Tıp fakültesinde tüp bebek raporu için istenen evraklar için hazırlıklara başlamanın yanı sıra, özel tüp bebek merkezlerini araştırmaya, hatta başarısı hakkında olumlu bilgilere ulaştıklarımı aramayıp bilgi almaya başladım. Ciddi mesai harcıyor, notlar alarak sistemli bir şekilde çalışıyordum. Eleye eleye 3 merkez kalmıştı elimde. Bunlardan ikisi tüp bebek deyince akla ilk gelen merkezlerdendi. Birini SGK anlaşması olmadığı için elemek zorunda kalmıştım. Elimde kalan iki merkezden biri Anadolu yakasındaydı (ben Avrupa yakasındayım), diğerinden daha pahalıydı, ama içime daha çok siniyordu. Diğeri hem daha ucuz, hem daha yakındı. Ama bana güven ve sükunet vermiyordu. Eşimle konuştum. Seçeceğimiz merkezin başarısı ve kalitesi kadar fiyatı da önemliydi. İki merkezi ve ücretlerini söyledim. Her zamanki iyiliğiyle içime sineni seçmemi söyledi. 
Bu arada tıp fakültesinden rapor almamız için gereken evrakların çok azı elimizde yoktu. Onları da teslim ettikten sonra raporun çıkmasını bekliyorduk. Tabii arada akla hayale gelmedik aksilikler de olmuyor değildi. Tıp fakültesinde doktor sürekli değiştiği için durumunuzu ve sürecinizi sadece dosyanızdaki bilgilerle takip edebilirler. Dosya bu kadar önemliyken benim dosyam kayboldu! Trajikomik bir şekilde oradan oraya gönderiliyordum, gittiğim her yerdeki görevli kişi dosyamın kendisinde olmadığını, nerede olabileceğini de bilmediğini söylüyordu. En sonunda çaresizlik ve kızgınlık karışımı bir halde sekretere çıkıştım; “Tam olarak ne öneriyorsunuz, dosya yok, tamam, ama ben bir şey yapmak zorundayım. Ne yapayım?!” Bu tarz yerlerde sesinizi biraz yükseltmeden iş bitirmek mümkün değildir. Ben de biraz “atarlanınca” sekreter seçenekleri düşünmeye başladı. Yeni dosya çıkartmak için koşuşturmaya başlamıştım. Oldukça zor olan bu işin peşinde koşarken, daha önce anlattığım, aşılamamı yapan, “iyi doktor” çok yerinde bir tepki göstererek “Olur mu canım öyle şey aranıp bulunsun” dedi. Yanındaki stajyere “Şuraları arayın“ diye talimat verdi. 5 dakika sonra dosyam bulunmuştu. İstenince halledilecek bir sorun için ben günlerce oradan oraya koşturmaktan son anda kurtulmuştum. 

Yolun sonuna doğru yaklaşmıştım. Şimdi yapılacak en önemli işim, tüp bebek merkezine gidip doktorla görüşmekti. 

Büyük bir heyecanla merkezi arayıp randevu aldım. 

Görüşmenin nasıl geçtiğini ve devamını da haftaya anlatacağım inşallah. O güne kadar hoşça kalın… 

Dilek

8 yorum:

  1. Neler yasadiginizi o kadar iyi anliyorum ki... Ben dogustan PCOS hastasiyim. 12 yasinda tanistim PCOS ve tüm olumsuzluklarıyla...
    Onceleri sizin gibi denemeler ile hamile kalmam için ilaçlar kullandım. Ne kadar yıpratıcı bir süreç olduğunu biliyorum. Yaklaşık 1,5 sene uğraştım, sonunda pes ettim. Gücüm tükendi ve bıraktım. 3 yıl ara verdikten sonra aynı şeyleri yaşamamak ve manevi olarak yıpranmamak için maddi olarak yıpranmayı göze alıp tüp bebeği tercih ettim. Embriyolarımızı dondurduk. Ama şuanda ne olacağını bilemeden, vücudumun yeni yeni sorunları ile karşılaşıp bekliyorum... Herkes için hayırlısını diliyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. miniminidünya inşallah çok sürmez, kavuşursun bebeğine. embriyolarımızı dondurduk demişsin, transfer olmadı mı? olduysa sonuç ne oldu? pkos çok sıkıntılıdır ama çok sayıda kaliteli embriyo oluşması az sayıdaki avantajından biri sanırım. inşallah her şey yolunda gider.

      Sil
    2. hala transfer için rahmin istenilen kalınlığa gelmesini bekliyoruz. vücudum ilaçlara cevap vermiyor :( çok nadir görülen bir enzim eksikliği varmış bende.
      sizin yaşadıklarınızı okuyup kendi yaşadıklarımdan bir şeyler bulmak bir nebze olsun beni rahatlatıyor, dayanma sabrı veriyor :) tüm bunlar yaşamadan anlaşılması imkansız olaylar...

      Sil
    3. nar suyunun iyi geldiğini okumuştum sanki bir yerlerde. bir araştıralım bakalım doğru mu hatırlıyorum.

      Sil
    4. doğru hatırlamışım, ibrahim saraçoğlu'nun tavsiyesiymiş. günde 2 defa taze sıkılmış nar suyunun iyi geleceğini söylüyor. bir araştır istersen. güvenilirliği konusunda net bir fikrim yok ama. :)

      Sil
    5. Teşekkür ederim, araştırıp deneyeceğim. Aslında bir sürü ilaç kullandığım için etkileşimlerinden korkuyorum ama doktoruma da sorarım :) Bu haftaki yazıyı bekliyorum ;)

      Sil
  2. biraz geç oldu bugün okuyabildim yazını tüp bebek serüvenini de heyecanla bekliyorum.
    sağlıcakla kal...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim dilek. yakında... :)

      Sil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım