3 Haziran 2013 Pazartesi

Dilek'in Bebek Yapım Günlüğü — Bölüm 7

Merhabalar, 

Geçen hafta anlattıklarımdan sonra gelen yorumlar ve iyi dilekler için teşekkür ederim herkese. Dualarınıza içten bir “amin” diyorum. 

Aşılama sonrası gelen adetimin 3. Günü yeniden hastanedeydim. Çok üzgündüm. Daha önce hiç aşılama kadar ciddi bir adım atmamıştık, ve bu süreçte nasılsa aşılamayla olur diye bir umut büyütmüşüm meğerse içimde. Negatif sonuç almak, benim için bir hayal kırıklığıydı. 

Doktor muayene ettikten sonra yine benzer bir süreci başlatmak için aynı ilacı verdi. Yine klomen kullanıp aşılama yapacaktık. Ama daha sonra folikül takibi için gittiğimde ilacın bu kez işe yaramadığı ortaya çıktı. Bu kez yumurtam istenen büyüklüğe gelememişti. Bu yüzden aşılamamız iptal oldu. Hayat hiç bu kadar zor olmamıştı benim için... Hastaneden dönerken, ağladığımı saklamak için güneş olmamasına rağmen güneş gözlüğü takmak zorunda kaldım. Eve gidemezdim. Bu ruh halindeyken yalnız kalamazdım, kafamı dağıtacak, hatta belki keyfimi yerine getirecek birini görmem lazımdı. Tabii ki yeğenimdi bu kişi! Üzgün olduğumda anlayıp sıkıca sarılan, henüz 3 yaşında olmasına rağmen ruh halini anlayıp derman olmaya çalışan biricik yeğenim... Gerçekten de o sıralar yüzümü güldüren tek şey oydu. Elleri, sözleri, halleri şifalı gibiydi. O günü beraber geçirirken birbirimize sarılarak çektiğimiz bir fotoğraf var ki hala bakınca o günkü halimi hatırlayabiliyorum.

Aşılama iptal olup hayatım normal düzenine gelince dönüp kendime bakmaya başladım. Giysilerim olmuyor, henüz yeni aldığım pardesünün düğmeleri kavuşmuyordu. aynada moralsiz, çirkin, şişman ve koca göbekli bir kadın görüyordum. Yaşım 26 kilom 85 küsürdü. Bu iş böyle olmaz diye düşündüm. Bu görüntü hem psikolojik olarak beni mahvediyordu hem de PKOS'lu biri olarak kilo can düşmanımdı. Hemen diyetisyenden randevu aldım. Diyet ve yanı sıra sporla 78 kiloya düştüm. 


Yeniden aşılama yapacaktık ama bu kez klomen değil, etkisi ve fiyatı daha fazla olan “Gonal F” kullanacaktık. Bu da devletin aşılama için 2 kere ödemeyi vaat ettiği ilaçtı. Yani rapor çıkarmamız gerekiyordu. Bu da bazı tahlillerin yenilenmesi demekti. Kan vermeler, hemşirelerin damar bulamaması, her deneyenin daha tecrübeli birini çağırması, gelen her tecrübeli kişinin başka bir yere iğneyi batırması vs. sürecin zorluğuna mükemmel bir sos oluyordu. Binbir zorlukla raporu çıkarttık. İlaçların bir kısmını devlet karşılasa da bizim ödememiz gereken kısmı azımsanmayacak bir meblağdı. Bir şekilde ödedik, ilaçları aldık. Bu kez kullandığım ilaçlar göbekten yapılan iğnelerdi. Hemşire çok basit olduğunu söylese de ben “Kendine iğne batırabilecek biri” olmadığımı düşünüyordum. Her gün sağlık ocağına gidip oradaki hemşireye yaptırıyordum. Yumurtaların büyüme seyri de fena değildi. Kilo da vermiştim. Çok umutluydum. Sanki bu sefer her şey daha iyi gibiydi. Sadece aşılama günü Pazar günü olmasın diye dua ediyordum. Gerçekten de hafta içine denk geldi. En azından poliklinikte, tanıdığım bir doktorla olacaktım. Doktor asabiymiş, aksiymiş, vız gelirdi. Aşılama günü geldi geçti, yanımda kim vardı hatırlamıyorum. Daha umutluydum ama biraz da huzursuz. Bu kez de olmazsa, hem devletin karşıladığı aşılama haklarından birini kaybetmiş olacaktım, hem de umudum da biraz daha kırılmış olacaktı. 

Asık suratlı poliklinik doktoru ve insani düzeydeki yüz ifadesiyle (normal şartlarda asık suratlı sayılabilecek ama o ortamda güleryüzlü sayılabilecek) infertilite hemşiresi işlemi yaptılar. Doktor tek kelime etmeden çıktı. Hemşire bazı teknik bilgiler verdikten sonra çıktı. Evet, işte yine acabalarla dolu bir 12 gün beni bekliyordu. 
Bir müddet sırt üstü uzanıp, giyinip çıktım. Taksiye binmemle bir öksürük krizine girmem bir oldu. Hay Allah bu da nereden çıktı diye düşünmeye başladım. Öksürürken içimin sarsıldığını hissedebiliyordum. Ne kadar kendimi fazla sıkmadan öksürmeye çalışsam da başaramıyordum. Daha eve varmamıştık ama benim içimdeki umut çoktan sönmüştü. Aşılama yoluyla içime enjekte edilenlerin, öksürürken dışarıya çıkışını hissedebiliyordum. Hiçbir hastalık emaresi yokken ortaya çıkan bu öksürük, sanki biri kötü bir şaka yapıyormuş da ben de onun kurbanı oluyormuşum gibi bir his veriyordu. Ne yapsam geçer diye düşünerek aşılama sonrası 2 günü geçirdim. 3. Gün bir tavsiye üzerine bir kaşık dut pekmezi içtim ve anında geçti öksürüğüm. Evet kötü bir şakaydı bu… 

Bu kez de olmayacağını anlamıştım. O yüzden daha rahat davranıyor, ziyarete gelmek isteyen yakınlarımı kabul ediyordum. Bir kaç gün sonra adet ağrılarım başladı, yine de belki diyordum. 11. Gün sabah yakındaki bir hastaneye gidip gebelik testi için kan verdim. 2 saat sonra çıkacak tahlili beklemek için eve döndüğümde lekelenmem ve ağrım çoğalmıştı bile… 

Yine, bir kez daha olmamıştı. Daha güçlü ilaçlara, daha düzgün moralime ve verdiğim kilolara rağmen olmamıştı… 

Beklediğim sonucu almış olmama rağmen üzülmeden edemiyordum. Bu sorunu aşılama ile çözemeyeceğime kanaat getirmiştim artık. Bir aşılama hakkım daha vardı ama onu sadece tüp bebeğe giden bir basamak olarak görüyordum. 

Evet “ya Allah” deyip yeni bir rapor sürecine girmem gerekiyordu. Ama hiç gücüm yoktu. Biraz ara vermek gerekiyordu. Ben de öyle yaptım... 

Bir sonraki bölüme kadar hoşçakalın... 

Dilek

1 yorum:

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım