26 Mayıs 2013 Pazar

Dilek'in Bebek Yapım Günlüğü — Bölüm 6

Herkese merhaba, 

Gecikme için özürlerimi sunarak başlamak istiyorum. 

Geçen hafta da anlattığım kısmı tıp fakültesinde tedavi gördüğüm sürecin ilk adımıydı. İlk gittiğim gün smear örneğini vermek için, patoloji bölümünü, eşime kayıt açtırmak için üroloji bölümünü, laboratuardan randevu alabilmek için androloji bölümünü bulmak için sarf ettiğim enerji beni çok yorsa da burada devam edebilirim diye düşünmüştüm. Tabii ki özel hastanelerdeki ilgi alakayı, daha saygılı çalışanları bulamamıştım. Ama buna da hazırlıklıydım. Çünkü henüz araştırma aşamasındayken bunun izlerini görmeye başlamıştım. Telefonla arayarak bilgi almaya çalıştığım bir hastanede güvenlik elemanı olduğunu söyleyen bir adamdan “Kadın doktor var mı? Ya da seçme şansım var mı?” diye sorduğum için azar işitmiştim. Şahsen başvurarak bilgi almaya çalıştığım başka bir hastanede doktor ismi öğrenmeye çalıştığım için bir personelden fırça yemiştim. Bunlar beni neyle karşılaşacağım konusunda biraz fikir sahibi yapmıştı. 
Âdetin 3. Günü gidip hormon testleri için kan da verdikten sonra sıra eşimin tahlilleri ve en geç çıkan sonuç olan smear’in çıkmasını beklemem gerekiyordu. Yaklaşık 1 ay sonra tüm tahlilleri hazırlamış olarak yeniden randevu aldım. Ama bir sorun vardı. Smear sonucunu almak için gittiğimde sonucun çıkmadığını öğrendim. Sonuç çıkmamıştı çünkü oradan oraya koşturup, elimdeki evrakların hangisinin nereye ait olduğunu hatırlamaya çalışırken, hemşirenin elime tutuşturduğu, ince bir cam parçasına koyulan smear örneğini düşürüp kırmıştım. Bu trajikomik olaya şahit olan, örneği teslim alan eleman sorun olmaz diyerek almıştı ama demek ki sorun olmuştu... Neyse, bir kez daha smear örneği verip bir 20 gün daha bekledikten sonra nihayet istenen tüm tahlil ve tetkik sonuçlarıyla beraber doktorun kapısındaydım. Doktor hepsine bakıp, tabii ki teşhisini söylemeyerek “Tamam klomen verelim, takibe başlayalım” dedi. Bildiğim süreçlerdi bunlar. İlacı kullanmaya başladım, yumurta takiplerinde de yumurtamın büyüdüğü gözlendi. Doktor 10 saniye “Kendi haline mi bırakalım aşılama mı yapalım?” diye düşündü ve kararını verdi. “Aşılama yapalım şansımızı yükseltelim.” Aşılama günü için gün ve saat belirlendi. Pazar günü sabahın köründe yola düştük. İlk önce eşim sperm örneği verecekti. Bazı işlemlerden geçirilerek en sağlıklı görünenleri seçilecekti. Sonra biz laboratuardan örnekleri alıp aşılama işleminin yapılacağı yere gidecektik. Vücut ısısında kalması gereken bir malzemeyi biz kışın ortasında mahalle kadar hastanede nasıl koruyacaktık? Hiçbir fikrimiz yoktu. Bizimle aynı kaderi paylaşan iki çift daha vardı orada. Herkes kendince bir yöntem buldu. Biri cebine biri beresinin içine koydu. 

Günlerden Pazar olduğu için poliklinik kapalıydı. Aşılama işlemleri doğumhanede yapılıyordu. Eşlerimiz doğumhane kapısında beklerken biz üç kadın (en gençleri, belki de bu yüzden en gerginleri bendim) içeride nöbetçi doktorun bizi çağırmasını yaklaşık yarım saat boyunca bekledik. Evet bildiniz eşlerimizin verdiği sperm örnekleri de elimizdeydi. Aramızda “Acaba hala canlı mı bu hücreler?” diye konuşmaya başlamışken doktor çağırdı. 

Bu arada zaten kendiliğinden çocuk sahibi olamayan ve bütün bunlara katlanmak zorunda olan çiftleri ‘doğum’haneye gönderen, erkek eşleri herkesin doğumdaki karısını beklediği bir yerde beklemeye mecbur bırakan zihniyetle ilgili neler düşündüğümü tahmin etmişsinizdir. Duvarları hamileliği anlatan, emzirmenin faydalarından bahseden, anne-bebek ilişkisinin inceliklerinden dem vuran panolarla dolu bir koridorda “Acaba bu aşılama tutar mı? Hamile kalabilecek miyim?” sorularıyla yüzleşmek daha da zorlaşıyordu.

Üçümüzü üç ayrı odaya aldılar. İlk kez gördüğüm asık suratlı bir erkek doktor yanıma gelip evraklarımı inceledi. Hazırlan deyip çıktı. Ben bu durumlarla ilgili artık tecrübeli olduğum için o gün yine etek giymiştim. Vajinal yoldan yapılan işlemler ya da muayeneler esnasında örtü bulunmaması gibi bir durumda işimi kolaylaştırıyordu çünkü. Doktor çıktıktan sonra eteğim hariç diğer alt giysilerimi çıkardım. Büyük bir odanın tam ortasında bir muayene koltuğu, kenarda duran bir tezgâh- dolap bir de askılık vardı. Koltuğa uzandığımda bacaklarım tam karşıdaki kapıya doğru duracaktı. Hiç hoş bir his değildi. Üstelik doktorun da ne zaman geleceğini bilmiyordum. Üzerime örterek kendimi daha rahat hissedeceğim bir örtü de yoktu görünürde... Ben de ayakta beklemeye karar verdim. Nasılsa hazırdım sadece uzanacaktım. Doktoru beklerken geçen her dakika daha da zorlaştırıyordu durumu sanki. Bildiğim tüm duaları ederek, buraya tekrar gelmemek için Allah’a yalvararak bekledim. Sonunda doktor geldi. Yüzünde beni biraz olsun rahatlatacak bir şefkat, en azından bir gülümseme arasam da nafileydi. 

Yarı azarlar bir ses tonuyla neden hazırlanmadığımı sordu. Ben de hazır olduğumu sadece kendisi gelmeden uzanmak istemediğimi söyledim. Bir şey demedi. Geçtim, uzandım. Derken asık suratlılıkta doktora galip gelen üstelik de kocaman karnıyla “hamile” bir hemşire geldi. İçinde taşıdığı can bile onu iyi kalpli yapmaya yetmemişti anlaşılan. İşlem başlayacaktı artık. Doktor hemşireden bir alet istedi. Diğer odadan getirdi. Ama doktor bu aleti çok büyük buldu ve bir küçüğünü getirmesini istedi. Hemşire gayet lakayt bir tavırla “Tamam işte bu da açmaz mı? diye sordu. Doktor ise buna cevaben “Açar ama hayvan gibi açar!” dedi. İstemeye istemeye gidip getirdi. 

Evet, bunlar bir kâbus değildi. Ben o anda bunları yaşıyordum. Ben kurbanlık koyun gibi önlerinde yatıyorken, onlar beni, duygularımı, psikolojik durumumu hiçe sayarak işte böyle muhabbet ediyorlardı. Bu ilk aşılamamdı. Bundan sonra iki aşılama, bir yumurta toplama işlemi, bir tüp bebek transferi geçti başımdan. Ama hiç birinde bu kadar canım yanmadı. İşlem 2 dakikalık bir işlem olmasına rağmen, benim kendimi kasmamdan ve belki doktorun da iş bilmezliğinden dolayı uzun sürmüştü. Bittiğinde doktor da hemşire de çıktı. Ben ağlamamak için yutkunup, derin nefes almaya çalışırken birlikte sıra beklediğimiz kadınlardan biri yanıma geldi. Yaşı bana göre oldukça büyük, tedavi geçmişi çok uzundu. Üstelik hayatta evi ve ailesinden başka bir uğraşı yoktu ve dolayısıyla da çok üzülüyor, kendini oyalayacak dikkatini dağıtacak bir şey bulamıyordu. Kapıda beklerken bunları anlatmıştı. Ben onun durumunun benden daha zor olduğunu düşünerek onun yanında ağlamanın şımarıklık olacağını düşünüp ağlamadım. O da benim ne hissettiğimi anladı sanırım ki beni güldürmeye çalıştı. 

Hastanenin kapısından taksiye binip eve geldik. Yol boyunca eşim benimle konuşmaya çalıştı ama boğazımdaki düğüm konuşmama izin vermiyordu. Kendime çok acıyordum. Ailesinin el üstünde tutarak büyüttüğü, hayatta hiçbir şeyi zorlanarak elde etmemiş bir kızdım. Bunlar bana çok ağır geliyordu. 

Eve vardığımızda hemen üstümü değiştirip yatağıma girdim. Yorganı kafama kadar çekip hüngür hüngür ağlamaya başladım. Kendimi buraya kadar çok zor tutmuştum. Ağladım, ağladım, ağladım... Eşimin yanımda olması, beni sakinleştirmek için söyledikleri, dikkatimi dağıtmak için sorduğu sorular… Hiç biri içimdeki acıyı gideremiyordu. Ağladıkça yağmur yağıp da fırtınanın dinmesi gibi sakinleştim. Şimdi sıra 12 gün beklemekteydi. 12. Gün gebelik testi yapacaktım. Günler zor geçiyordu. 11. Gün geldiğinde gebelik testi yapmama bile gerek kalmadan âdetim başlamıştı. 

Doktor, eğer adet olursan 3. Gün gel demişti. Ben de öyle yaptım. Âdetimin 3. Günü sabah, berbat bir moral bozukluğuyla evden çıktım. Yol boyu dinlediğim müzik yaramı daha da kanatsa da dinlemekten vazgeçemiyordum. 

“Sadece susarak özlüyorum seni, hiç tanımadan ne garip…

Haftaya görüşmek dileğiyle... 

Dilek

8 yorum:

  1. İçim acıyarak okudum, soluğum kesildi, nefes alamadım... Çok üzgünüm... Tek umudum bu hikayenin muttu sona ulaşması...

    YanıtlaSil
  2. 3 negatif aşılama 2 negatif tüp tedavisiyle bebek sahibi olabilmiş biri olarak sizi cok Iyı anlıyorum. allah bu sürecte yardımcınız olsun. aşılamayla ucuzlere hamile kalan arkadaşım da oldu.umarım siz de en kısa zamanda pozitif neticeye kavuşursunuz.aşılamalardan sonra yanınızda sizle bi süre kalabilecek, moral verece yardımcı olacak yakin biri daha olsa..?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bebek sahibi olabilmenize sevindim. zor süreçler evet. çok şükür yalnız kalmadım o zamanlar. ailem hp destekçimdi.

      Sil
  3. Allah yardımcınız olsun rabbim en kısa zamanda sağlıklı bir evlat nasib etsin inşallah.benim bir arkadaşımda aşılama yaptırdı ardından başka bi doktor ilaçlı rahim filmi istedi tüplerde tıkanıklık var mı diye bakıldı ve bu filmin ardından hemen hamile kaldı.bazen türlerde tıkanıklık olmasa da spermler birikebiliyormuş türlerde ilaç alınmadan açılabiliyormuş.siz böyle bi film çektirdiniz mi bilemiyorum ama belki bi yardımı olur diye paylaşmak istedim.tekrardan allah kolaylık versin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ilginize teşekkürler. elbette çektirdim rahim filmini. zaten o olmayınca tüp bebek yapmazlar. :)

      Sil
  4. Allah yardımcınız olsun rabbim en kısa zamanda sağlıklı bir evlat nasib etsin inşallah.benim bir arkadaşımda aşılama yaptırdı ardından başka bi doktor ilaçlı rahim filmi istedi tüplerde tıkanıklık var mı diye bakıldı ve bu filmin ardından hemen hamile kaldı.bazen türlerde tıkanıklık olmasa da spermler birikebiliyormuş türlerde ilaç alınmadan açılabiliyormuş.siz böyle bi film çektirdiniz mi bilemiyorum ama belki bi yardımı olur diye paylaşmak istedim.tekrardan allah kolaylık versin

    YanıtlaSil
  5. O düğüm şimdi benim boğazımda... Allah bu yolda yar ve yardımcın olsun. Tez zamanda sağlıkla bebek dünyaya getirmen dileğiyle.. sevgiler

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım