10 Mayıs 2013 Cuma

Dilek'in Bebek Yapım Günlüğü — Bölüm 4

Herkese Merhaba!

Geçen hafta PKOS hastalığımdan bahsetmiştim. Sorunumuzun adı konup, bir yılımız da dolunca, doktorum ¨Artık tedaviye başlayabiliriz¨ dedi. Birinci basamak ovulasyon indüksiyonu ve yumurta takibiydi. Bu süreç kısaca anlatmak gerekirse, âdetin 5. Günü yumurtlamayı sağlayan ilaçlarla başlıyor, devam eden günlerde doktor yumurtayı takip ediyor, gerek görürse hormon tahlili istiyor, yumurta istenen olgunluğa gelince de çatlatma iğnesini yapıyor. Bundan sonrası doktorun belirlediği saatlerde koit, yani cinsel ilişki. 

Evet, eşinizle yaşabileceğiniz en özel anlara bile doktorun müdahale etmesinden bahsediyorum. Doktorun belirlediği ilişki zamanları iğnenin yapıldığı saate göre değişebilir. Gece yarısı olabilir, saat kurmak ve uyanıp birlikte olmak zorundasınızdır. Sabaha karşı olabilir, sabah namazından önce mi sonra mı diye düşünürsünüz. ☺ Ya da eşinizin işte olması gereken saattedir, yalan söyleyerek bir iki saat izin almak zorunda kalır. ¨Şu anda eşimle birlikte olmam gerekiyor!¨ deme ihtimali yoktur çünkü... 

Bu süreç yardımla üreme tekniklerinin en kolayı olsa da en can sıkıcısıdır aynı zamanda. Kendi istediğiniz zaman değil de doktorun yapın dediği zamanda cinsellik yaşamanın sıkıcı olmaktan başka olumsuzlukları da var elbet. Mecburiyet duygusunun sebep olduğu isteksizlik ve buna bağlı olarak gelişen cinsel sorunlar gibi… Daha da acayibi, o sırada tedaviyi devam ettiren doktorumla üç kez, sonraki doktorumla da yaklaşık beş kez bu çatlatma iğnesi + koit olayını yaşadık. Ve her birinde muhakkak bir sorun çıktı. Ya eşimin cinsel yaşamımızla ilgili sorunları baş gösterdi ya da bende ilişkiye dayanamayacağım kadar şiddetli vajinal mantar oluştu. 

Yaşananlar çok kötü bir kamera şakası gibiydi. Tedavi sürecinde olduğumuz her ay başka bir sorun çıkıyordu, ben her geçen gün daha fazla dayanamayacağımı düşünerek ve her defasında daha fazlasına dayanarak yaşamaya ve –büyümeye – devam ediyordum. 

Her defasında aynı sonucu almak beni mahvediyordu. Suçluluk, eksiklik, yetersizlik… Bu hislerin hepsiyle aynı anda mücadele ediyordum. Bu içimdeki mücadeleydi. Bir de dışımda gelişen bir mücadele ortamına çekiliyordum. Her görenin “bebek yok mu?” diye sorması, doğum yapan ya da hamileliğini duyuran her eş- dostun arkasından “Ee Dilek senden ne zaman alacağız güzel haberi?” diyen belki iyi niyetli ama beni yerle bir eden insanlar gitgide çoğalıyordu etrafımda...  

Yumurta büyütmeye yarayan ilaçlar, bende yumurtayı gayet iyi büyütüyordu, ama rahim duvarımı inceltiyordu. Bu da döllenme olsa bile bebeğin tutunamayacağı anlamına geliyordu. Doktorum ¨Ben sana artık bu tedaviyi uygulayamam senin aşılama yapman gerekir¨ deyince, ben de kendime başka bir doktor aramak zorunda kaldım. Çünkü doktorumun çalıştığı tıp merkezi bunun için yeterli donanıma sahip değildi. 
Birkaç aylık bir düşünme ve arama sonucu, tüp bebek bölümü de olan bir özel hastanede karar kıldım. Eğer aşılamadan da bir sonuç alamazsak, tüp bebek bölümüne yönlendirir, yeniden doktor aramak zorunda kalmam diye düşünüyordum. Ama dedim ya, kara mizah filmlerini aratmayacak gibiydi o sıralar hayatım. Ben yukarıdakine benzer süreçleri bu yeni hastanede de yaşarken, farkında olmadan kapanıvermiş hastanedeki tüp bebek bölümü... 

Bu yeni doktorla yeni bir sürece girmiş oldum. Eski doktordan daha fazla mı kazanç kaygısı vardı yoksa işi daha mı sıkı tutuyordu bilmiyorum ama bu doktorla devam ettiğim süre boyunca (aralar vererek yaklaşık bir yıl) damarlarımda kan, cebimde para kalmadı desem yalan olmaz. Doktorun deyişiyle “spontane” bırakmadığımız ayların hepsinde en az iki kere hormon tahlili yaptırıyordum. Bazı aylar ilaca gerek kalmadan yumurtluyordum, bazı aylar çatlatma iğnesine gerek kalmadan çatlıyordu yumurtam. Ama sonuç hep hüsran oluyordu… Üstelik her âdetimin 3. Günü kontrol ve kan verme amaçlı gidişimde doktorumun yardımcısı olan hemşirenin iyi niyetli terörüne kurban gidiyordum: ”Dilek hanım kaç aylıktı gebeliğiniz?” ya da “Buyurun kilo ve tansiyon ölçümüzü yapalım”. O hemşireye her defasında hamile olmadığımı söylemekten tükenmiştim. 


Bir yıl ya da daha fazla geçmişti. Doktor, yumurta üretmemde sıkıntı olmadığını, belki yumurtaların kalitesiz olabileceğini, bunun da ancak tüp bebek tedavisi sırasında öğrenebileceğim bir şey olduğunu söylüyordu. Çünkü hsg (rahim filmi) sonuçlarım da temiz çıkmıştı. Ama bir türlü pozitifi göremiyorduk. Nihayet bu doktor da artık aşılamadan başka seçeneğim kalmadığını söyledi. Aşılamayı kendisi yapabilirdi fakat sperm yıkama- ayıklama işlemini özel bir laboratuara yaptırıyorlardı bu da maliyeti korkunç şekilde yükseltiyordu. 
Biz yine ara vermek zorundaydık. Bu maddi sıkıntılar sebebiyle zorunlu olarak verdiğimiz aralar bizi çok oyalasa da üst üste aldığımız negatif sonuçlara da bir mola gibi oluyordu. Mola bittiğinde özel hastanelere para yetiştiremeyeceğimi anlamıştım. Benim için en sonuncu seçenek olan üniversite hastanesi seçeneğini ciddi ciddi düşünmeye başlamıştım. 

Tıp fakültesi serüvenimi de haftaya anlatacağım inşallah. O güne kadar sevgiyle kalın. 

Dilek 

9 yorum:

  1. sonucu dört gözle bekliyorum dilek :) umarim düsündügüm gibi iyiye gidiyordur hersey.o yorgunluk kolay kolay gitmio insanin üzerinden,her anlatisinda bir kez daha omuzlarina cöküyor tonlarca agirlik.hep acaba neden ben diye düsünmüstüm bu durumlari yasarken fakat bende senin gibi yillarca sürmedi bir yil bile dolmadan catlatma ignesi ise yaramisti.galiba Allah kaldiramayacagi hicbir yük vermiyor insanin sirtina,kaldirabildim cok sükür atlattim ogünleri.simdi her face girdigimde seni ariyor gözlerim yazin yayinlandimi diye :) hadi sevindir beni artik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi dileklerine teşekkür ederim Arzu.:) inşallah iyi olur her şey, hepimiz için..

      Dilek

      Sil
  2. iki defa korunarak hamile kalmis biri olarak hep bunu sorguluyorum , " neden boyle bir dengesizligi var dunyanin ?" isteyen istedigi zaman cocuk sahibi olamiyor , kimisi de benim gibi ? hicbir dogum kontrol yontemi %100 degil elbet ama bu kismi bir turlu aklim almiyor :)

    umarim sizin icin hersey yolunda gider ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynı şeyi geçiririm bazen aklımdan. Herkese hayırlısı kısmet olsun işallah.

      Dilek, biliyorum söylemesi kolay ama üzülme lütfen. Biz çok istesek de bazı şeyler olmuyorsa, elbette onlar için daha uygun zamanlar vardır ve en mükemmel zamanda olacaklardır.

      Sevgiler.

      Sil
    2. Enoch and Beulah ben tüm bu bebek yapım süreçlerinde şunu anladım bebek yapmak insanın elinde değil Allah'ın elinde olan bir şey. vermek istedi mi korunsan da veriyor. vermek istemedi mi ne yapsan nafile.
      Teşekkür ederim, umarım hepimiz için her şey yolunda gider.

      Dilek

      Sil
    3. Deryacım, üzülmek de sevinmek de hayatın gerçekleri. ne demiş düşünür "beni öldürmeyen şey güçlendirir." bu süreçler beni çok üzdü ama çok da büyüttü.Allah dermansız dertler vermesin hiç birimize.

      Dilek

      Sil
  3. Şuan hangi aşamadasınız bilmiyorum ama görünce siz geldiniz aklıma ve paylaşmak istedim.

    http://www.umutlargercekoluyor.com/?ref=acibademcomtr

    Sağlıkla kalın.

    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim. sağlık güvencesi olmayıp, imkanları yetersiz olanlar için yapılan bir düzenleme bu. ihtiyacımız olmadı çok şükür sağlık güvencemiz olduğu için. :)

      Sil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım