15 Mart 2013 Cuma

Derya'nın Bebek Yapım Günlüğü- Bölüm 16

Merhaba sevgili BYBO okurları, 

Geçen hafta verdiğim 'migrenden dolayı şikâyet etmeme, ağrısız zamanları güzel geçirme kararı' mdan sonra kendimi kesinlikle çok daha iyi hissediyorum! Gerçi, sanırım bunun yanında en sonunda bu eziyete daha fazla dayanamayıp baş kaldırarak doktora telefon açmamın ve verdiği ilaçlara rağmen ağrılarımın dinmediğini söylememin de bir etkisi olmuştur. Çünkü bana ilaç takviyesi yaptı. Bu son ilaçla birlikte artık kocaman bir migren ecza dolabım oldu diyebilirim. Bu durumdan hoşlanıyor muyum? Hayır. Migrenden hoşlanıyor muyum? Daha büyük Hayır! O yüzden, her surat astığımda aile doktorumun bana söylediği şey geliyor aklıma: "İlaç kullanmaktan hoşlanmıyor olabilirsin, ama bir karar vermen gerekiyor. Hangisiyle yaşamak istiyorsun? İlaçların göstereceği yan etkilerle mi, yoksa 'dayanılmaz' dediğin migren ağrılarıyla mı?" O bana böyle sorunca, benim pek seçeneğim kalmadı. Zaten geçmiş hikâyeleri okuyanlar, ilaç almamak için uzunca bir süre direnmiş olduğumu görmüşlerdir. 

Hasıl-ı kelâm; artık akşamları yatağa giderken, bu hafta yarım dozdan başlayıp önümüzdeki hafta tam doza çıkarmam gereken bir ilacı iki hafta süreyle deneyeceğim. Bir yandan aklımın dip köşelerinde iç çeke çeke bebek yapma planlarım, bir yanda sağlığıma kavuşmak için ilaçlarla doldurduğum bedenim... Ama beynim hasta olunca vücudum çalışmıyor; bunu anladım. O yüzden, şimdilik masamın üzerinde sağlık dışında ne varsa bir süreliğine arkamdaki raflara kaldırdım. Önce ben; beden ve zihin sağlığım; daha sonra Aşk Meyvesi! Tabii kendimi bu hafta iyi hissediyor olmamın tek sebebi minnacık bir hap değil; çok daha fazlası! 

Bugün itibariyle, günlerce başında oturup oya gibi işleyerek tasarımını kendi ellerimle yapmış olduğum ve kodlanarak internet ortamına geçmesini aylar boyunca sabırla beklediğim kişisel sitem en sonunda kullanıma açıldı. Görseniz, nasıl çocuklar gibi şenim! İnsanın kendi emekleriyle yaptığı bir şeyi, kanlı canlı (ya da piksel piksel mi demeliydim?) kullanıyor olması gerçekten çok güzel bir duygu. Tabii bunun yine migrenle alakası var. Kendimi bedensel olarak iyi hissettiğim için son bir kaç gündür, yine eskisi gibi son ses müzik çalıp kendimden geçercesine, zamanı unuturcasına çizim ve tasarım yaptım. Bu, gerçekte nasıl biri olduğumu yeniden hatırlattı bana. Ben, "Sadece anne olmak isteyen Derya" ya da "Sürekli yatak döşek, ağrılar içinde yatan Derya" veya "Şikâyet eden, bunalımlı Derya" değilim. Onlar, hayatın bir döneminde herkesin başına gelebilecek, benim de şu son aylardır yoğun bir şekilde yaşıyor olduğum zor dönemlerin etkileri yalnızca. Ama ben asıl, elime kalem alıp çizim yaptığımda, bir şeyleri hiç yokken oturup tasarladığımda ya da kocaman kameranın arkasında kaybolup da insanlara dünyayı kendi gözlerimle gösterebildiğimde 'Gerçek Derya' olabiliyorum. Çünkü ben böyle doğdum; bütün bu yeteneklerle. Ve o yetenekleri geliştirebilmek ve profesyonelleşebilmek için üşenmedim; her birinin ayrı ayrı okulunu okudum. Küçüklüğümden beri hem yazar, hem de çizerdim; fotoğraf çekmeyi de okulunu okuyunca öğrendim.

Kısacası yeteneklerime ve sanatıma geri dönmüş olmak bana öyle bir enerji verdi ki, anlatamam! Son bir kaç gündür neredeyse bir kaç saatlik uykuyla durup -sitemin açılacağını bildiğimden heyecandan uyuyamadım!- bütün zamanımı da sürekli bir şeyler tasarlamak için harcadım. Bedenim yine biraz yoruldu, ama bu çok başka bir yorgunluk. Migrenin yarattığı o 'hiç bir şey yapamama durumu' değil. İçim çok heyecanlı, çok enerjik; gözleriminse birazcık uykusu var; o kadar! Geri kalan her şey benim; yazabilmek, okuyabilmek, çizebilmek, düşünebilmek, hareket edebilmek... 

Siz, uykusuz anneler; uykusuz kalabilmenin bile bir nimet olduğunun farkında mısınız? Sakın ha dudağınızı büküp 'Hadi oradan!' demeyin. Bu öyle bir illet ki, hiç bir şey yapmanıza izin vermiyor. Ve ben, şu son bir iki gündür sanki özgürlüğümü yeniden kazanmış gibiyim. Sanki artık ağrılı bedenimin esiri değil de, özgür ruhumun yoldaşıyım. Her anımın doyasıya tadını çıkarıyorum. Bundan sonraki en büyük arzum, bu durumun daha önce olduğu gibi sadece bir iki gün değil; artık hep sürmesi. Hiç ağrım olmasın ve ben, yine kendimden geçercesine müzikler dinlemeye ve zamanı unuturcasına sanat yapmaya devam edeyim. Dudaklarımdan çıkmayan kelimelerim parmaklarımdan, fotoğraf makinasından ve çizikler attığım kalemlerden dökülsün. Bugün hayat çok güzel; yarın da böyle olsun. 

Size eskiden yapmış olduğum bir kaç çizimi gösteriyorum izleyebilesiniz diye. Daha fazlası portfolyomda duruyor. Bakalım, yeni gelecek günler bize neler gösterecek. Hep diyordum ya 'Umudum var.' diye; şimdi daha çok var! Her şey çok daha güzel olacak; biliyorum. Şu son haftalarda sevgilime öğrettiğim bir 'zor zaman cümlesi' yankılanıyor kulaklarımda: "Hepsi geçecek!" Bu, bana çok güç verdi. Evet, biliyorum; hepsi geçecek. İyisi de, kötüsü de. O zaman şükretmeme ve sahip olduğumuz her güzel anın tadını çıkarmamak neden? Bir sonraki yazıya kadar esen kalın. 

Sevgiler, 

Derya



8 yorum:

  1. Derya Hepsi geçecek.. ;) Sen Aşk Meyveni de kucağına alacaksın.. o zaman uykusuz gecelerde bizlerle beraber dudak bükeceksin :)
    şu an için ilaç tedavine migrenine aldırmadan sanatını yap :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Zeynepcim, her zaman destek veren sözlerin için çok çok teşekkür ederim. Öpüyorum :)

      Sil
  2. Siz, uykusuz anneler; uykusuz kalabilmenin bile bir nimet olduğunun farkında mısınız?
    3,5 aylık ikizleriyle 3,5 ay uykusuz kalmış bir anne olarak cevap hakkı doğmuş olduğuna inanıyorum. Migren ve bilimum hastalıklar benden uzak dursun! Ben her uykusuz gecenin sabaha dönüşünde bebeklerimin yüzlerine bakıp, onların gülüşleriyle yenilenip, küllerimden yeniden doğuyorum adeta..
    Rabbim de sana şifa versin de tek derdin bebiş kokusuyla dolu uykusuz geceler olsun inşallah.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu arada çizimlerine bayıldım

      Sil
    2. Canım, çok teşekkür ederim :) Bu arada ben uykusuzluğun da ne demek olduğunu biliyorum. Öğrencilik yıllarımda gündüz okula, gece hiç uyumadan fabrikada çalışmaya, sabah yine hiç uyumadan derse gittiğim zamanlar oldu. Sadece 5 dakika uyuyarak 3 gün geçirdiğim zamanları ve bunun neredeyse 8 ay böyle sürdüğünü bilirim. Ama şimdi farkediyorum ki, bunu yapabilmek için bile 'sağlıklı olmak' gerekirmiş.
      Sevgiler

      Sil
  3. geçen haftaki yazınızı okudum. migrenle yaşamak zorunda olmanıza çok üzüldüm. az önce kanseri yenen bir arkadaşımın facebook sayfasında düzenli karbonat tüketmenin, d vitaminini güneşe çıkarak almanın kanseri iyileştirebildiği ve migren gibi başka pek çok şeye de iyi geldiğini okudum. pek bilimsel durmuyor ama belki ilginizi çeker, belki size bir faydası dokunur umuduyla bunu yazmak istedim. bu verileri paylaşan kişinin sayfası ise burada:
    https://www.facebook.com/kemal.milar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esra, linkini verdiğin sayfayı pek tasvip etmiyorum ben. o yüzden yorumunu silmek zorundayım. Link verdiğin kısmı silip baştan yazabilirsin...

      Eren

      Sil
  4. Bende yillardir migren agrisi ile ugrasiyorum tabi anlattiginiz gibi ileri derece birsey degil cok sukur. Sizede cok gecmis olsun dileklerimi sunuyorum. Bebek yapim hikayenizi satir satir okudum:) 3 sendir evliyim ilk gunden beri bir cocugum olsun istiyorum ama malasef husran. Suanda sebepsiz inferteliteden dolayi bir devlet hastanesinde infertelite kliniginde tum tetkikleri yeniden yaptirip tup bebege dogru ilerliyorum. Hayatta annelige dair en cok istedgim sey ikiz annesi olmak.!Hicbisey planlamadan ve dusunmeden istedim bunu hep simdi bikacgundur kafamda planladgm seyleri dusunurken karsima cikti bu blog. Beslenme konusunda cok ciddi skntilarm var, kiilom belki olmam gerekenden bi iki kilo az ama genel itibariyle sorunlu bir beslnmem var. 7 yasimdan beri yumurta yemedim kirmkzi etk agzima surmem beyaz eti yilda uc bes kez belki. Bi donem demir eksikligi tesavisi gordum lakin suanda hicbi skntim yok sik sik testlermi tekrr ediyorum. Su icmek bana eziyet gibi geliyor bazen bakiyorum bibucuk gun hic su icmemisim. Hayatta hicbiseyi aliskanlik haline getiremiyorum. Asla duzenli ilac kullanamam zaten yeteri kadar beslenme sorununyasyan biri olarak vucuduma kimyasal sokmamaya dikkt ediyorum. Uyku duzenim deseniz cocukluktan beri berbat bebekligimdede boyleymis. istesemde yatakta uc saat donmeden uyuyamiyorum uykularim boluk porcuk. Basit insomia denen bi rahatsizlik dendi en son gece de 15 kere uyanan biri oldugim icin ve sonuc olarak Duzenli hicbisey yapamadigim icin butun bu yapmam gerekenleri nasil yapablrm dusuncesine boguldum
    İki gundur. Nekadar da cok yapmam gereken sey varmis :((

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım