5 Mart 2013 Salı

Arzu'nun Hamilelik Günlüğü- 30. Hafta

Arzu'nun Hamilelik Günlüğü'nün 5. Haftası burada, 6 ve 7. Haftası burada8 ve 9. Haftası burada10, 11 ve 12. Haftaları13 ve 14. Haftaları burada15 ve 16. Haftaları burada17 ve 18. Haftaları burada19 ve 20. Haftaları burada21. Haftası burada22. Haftası burada23. Haftası burada24. Haftası burada25. Haftası burada26. Haftası burada27. Haftası burada28. Haftası burada, 29. Haftası burada

Aktif Doğum - Bölüm 1

Bebeğimiz karnımın karanlık sessizliğinde huzurla ve mutlulukla büyüyor. Onu kucağımıza alacağımız günü dört gözle bekliyoruz ve hazırlıklarım da artık sona ermek üzere. 

Hamileliğin bedenime getirdiği değişikliklere artık alıştım ve yoga ile bu zorluklarla başa çıkabiliyorum. Eğer, bu zorlukları rahatlatmayı öğrenmemiş olsaydım ve 30 haftadır bedenimi çalıştırmıyor olsaydım alt bel ağrısı ve kasık/bacak ağrısı çok zor gelebilirdi. 
Artık, hazırlıklarım aktif doğum ve nefes çalışmaları üzerine iyice yoğunlaştı. Doğumun farklı safhalarında hangi pozisyonlarda rahat ederim ve nefesimi nasıl yönlendirebilirim? Bunlara çalışıyorum. Ayça, zaten yoga derslerinde gösteriyor; ben de evde tekrar ediyorum. Bedenime güveniyorum, artık bunları içselleştirdiğime inanıyorum ve doğumda doğal olarak bunları yapıyor olacağımı düşünüyorum. Eğer unutursam, zaten yanımda doulam Sima olacak.

Peki, neler yapıyorum? Sizinle bir kaç tane aktif doğum pozisyonunu ve bunlara hazırlık için neler yaptığımı paylaşmak istiyorum bu hafta.

Aktif doğum için en iyi kaynak Janet Balaskas’ın aynı adlı kitabı. Baka baka, uygulaya uygulaya artık bedeniniz bu pozisyonları ezberliyor. Zaten, 40 haftanız var doğuma hazırlanmak için… Son derece yeterli.
Aktif Doğum nedir? (Yani yatağa bağlı olmadan ve ayakta, hareket ederek doğum) 

Modern tıbbın gelişimiyle (yaklaşık 300 senedir), kadınlar doğumda bedenlerinin gücünü neredeyse unuttular. Aktif doğum, kadınlara bu gücü hatırlatır. Doğum, normal seyrine bırakıldığında, kadın kendi içgüdüleri ve bedeninin aklıyla hareket edebildiğinde aktif doğum gerçekleşir. Yani, bu durumda doğumun olmasını sağlayan kadının kendisidir… onun yanında bulunan doktor veya diğer sağlık personeli değildir. Aktif doğuma karar vererek, kadın ve anne olma gücünüzü tekrar elinize alırsınız. Bebeğiniz de rahimden dünyaya geçişini en sağlıklı ve güvenli bir halde gerçekleştirir.

Aktif doğum:
  • İçgüdüseldir.
  • Doğal ve kendiliğindendir ama iradeniz ve isteğinizle gerçekleşir. Çünkü bedenizi hazırladınız ve ona güveniyorsunuz.
  • Bir görüş biçimidir. Doğumun kendiliğindenliğini kabul etmeyi gerektirir. Bedenin doğal foksiyonlarına güvenmeyi gerektirir. Bunların rehberliğinde bedeninizi uygun pozisyonlara sokma becerisini ve sorumluluğunu almayı gerektirir. 

Bütün bunları yapmaya hazırlıklı olsanız da, bazen sadece modern tıbbın başa çıkabileceği bir zorluk veya komplikasyon oluşabilir. O zaman da doktorunuza güvenmeli ve yapacağı bu müdahalelerin sizin ve bebeğinizin hayatı/sağlığı için elzem olduğunu kabul etmelisiniz.

Elinizden gelenin en iyisini yapmış olmanın verdiği bilinçle, belki istememiş olsanızda müdahale ile yapmış olduğunuz doğumu da olumlu bir deneyime dönüştürebilirsiniz. 
Yani; burada anahtar şunlar:
  • İyi hazırlanın

  • Doğumun sorumluluğunu elinize alın. Kendinizi rutin müdahalelere teslim etmeyin.

  • Seçeneklerinizi öğrenin. 

  • Doktorunuzla iyi iletişim kurun, yaptığı rutin müdahalelerin neler olduğunu öğrenin. Bunları rutin yapmamasını, eğer sizin ihtiyacınız varsa, gerekirse uygulamasını istediğinizi söyleyin. 

  • Elinizden gelenin en iyisini yapın. Bedenizle, bebeğinizle işbirliği yapın.

  • Tıbbı gereklilik halinde doktorunuza güvenin. Seçeneklerinizi sorgulayın. Oluşan komplikasyonla sadece tıbbi bir müdahale ile başa çıkılabiliyorsa, öyle olsun. 

  • Bu bir kahramanlık yarışı değil. Belki istemiyordunuz ama bütün hazırlıklara rağmen, oldu. Doktorunuz sizin ve bebeğinizin sağlığı/hayatı için gerekli bir müdahalede bulundu, doğum öyle gerçekleşti.

  • Siz, elinizden gelenin en iyisini yaptınız. Bu kadar. 
   
Aktif Doğum neden daha iyidir?
  • Yatağa bağlı olmadan ayakta ve hareket ediyor olduğunuz için yerçekiminden faydalanırsınız.

  • Rahim kasıldığında öne doğru gelmeyi ister. Eğer, anne de ayaktaysa, o da öne doğru gelebilir ve rahminin çalışmasına destek olur.

  • Anne ayakta durursa bebeğin başı leğen kemiğine daha kolay yerleşir ve doğum kanalından daha çabuk çıkar. 

  • Bebeğin başı açılan rahim ağzının tam üstüne gelir. Her bir kasılma ile bebek dikey olarak rahim ağzına çöker.  Kasılmalar arasında, anne dikey olarak dinlenirse, bebeğin ağırlığı rahmin üstünde basınç yapmaya devam eder ve rahim açılmayı sürdürür yani istenen açıklığa daha çabuk ulaşılır. 

  • Anne ayakta durduğu sürece plasentanın çalışması daha etkilidir. Bütün hamilelik boyunca sırt üstü yatmayın denilen hamileler, doğum sırasında yatağa bağlı olmamalıdır. 

  • Sırt üstü yatan bir annenin ağırlığı kuyruk sokumunun üstündedir ve hissettiği ağrı artar çünkü o bölgedeki sinirler sıkışır. Bırakın kuyruk sokumu serbest hareket etsin. 

  • Hamilelik sırasında üretilen hormonlar, leğen kemiği ve etrafındaki bağları yumuşatır ki kalça eklemleri esnek olsun. Anne ayakta olduğu sürece, bu eklemler istedikleri kadar açılır, genişler ve bebeğin başına göre şekil alır. Yani, çatı muayanesi veya çatın dar gibi laflar aktif doğumda ilgisizdir  çünkü kalça eklemleriniz zaten açılacak ve ne kadar açılacağını doğum öncesinde bilmek imkansızdır. 

  • Anne, yere çömeldiğinde kuyruk sokumu istediği gibi hareket edebilir. Ayakta duran bir kadının kalçası yatan bir kadına göre %30 daha açıktır çünkü bu eklem hamilelikte yumuşar ve arkaya doğru esner ki bebek için en büyük alan açılsın. Eğer ki, anne kuyruk sokumu üstünde yatıyorsa, eklemin hareketi kısıtlanır.
 
Aktif doğuma gelecek hafta devam edeceğim. 

Arzu

1 yorum:

  1. eğer bu yazıyı 3 ay önce okusaydım bugün sezeryanla doğum yapmış biri olmaya bilirdim.. bebeğim 4 kg üzerinde göründüğü için ve ilk defa itiraf edeyim ki o doğum sandalyesimi ne diyorlarsa işte onda asla doğum yapamayacağımı bildiğim için (o kadar rahatsız bir pozisyonda bu rahatsızlıktan ötürü de fazlaca kasılacağımdan) sezeryana 39+5te evet demiştim.. ama şimdi zihnimdeki birçok sey değişti bu yazıyı okuyunca anladım ki biz doğumun içgüdelliğini endişerimiz ve korkularımızdan ötürü unutmuşuz ve doktorlarda zahmet çekmemek adına bunu hatırlatmıyorlar. bu durumda en önemli şeyi unutunca geriye de bir şey kalmıyor zaten.. niçin yaradılışımıza teslim olmuyoruz anlamıyorum ama eğer ki bir çocuğum daha olacak olursa aynı tecrübesizliklere izin vermeyeceğim..bu çok ama çok faydalı güzel yazın için teşekkürler Arzu sağlıcakla evladını kucağına almanı diliyorum..

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım