25 Ocak 2013 Cuma

Derya'nın Bebek Yapım Günlüğü- Bölüm 9

Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 1. bölümü burada2. bölümü burada, 3. Bölümü burada4. Bölümü burada5. Bölümü burada6. Bölümü Burada7. Bölümü Burada, 8. Bölümü Burada

Herkese merhaba! 

Geçen haftaki yazıma gönderdiğiniz içten yorumlarınız için hepinize çok teşekkür ederim. Bu haftayı da bir sürü aksiyonla arkamda bıraktım. Ne çabuk geçiveriyor zaman. Baksanıza; 9. haftaya gelmişiz bile!

Aslında bu hafta bizim buralarda çok güzel gelişmeler oldu. Bir kere, artık kendimi bu kadar kasmayı bıraktım; yani sanırım...  Bebek yapım hazırlıklarında kendime "Hazır mıyım?" diye sormaktansa, bir değişiklik yaparak "İstiyor muyum?" diye sormayı denedim. Ve verdiğim yanıt çok daha rahatlatıcıydı: "Evet, istiyorum." Hazır olup olmadığımı bilmiyorum ama istediğimi biliyorum. Sonra hemen gidip sevgilime sordum: "İstiyor musun?" İstiyordu... İstiyoruz, o zaman vakti geldiğinde hazır da olacağız. Bazen işin içinden çıkamadığımız zaman, bakış açımızı değiştirmeyi denemek ve olaylara başka bir yönden bakmak en iyisi sanırım.


Onun ertesi günü sevgilim, daha önceden vidyotekte gördüğümüz "Babies" diye bir filmle geldi eve. Çok sevindim. Film, belgesel tarzı çekilmiş ve inanılmaz güzel. Farklı ülkelerde doğmuş, farklı kökenlere, dillere ve dinlere ait dört bebeğin, doğumlarından birinci yaşlarının sonuna kadar olan gelişimlerinin adım adım, kesitler halinde yansıtılması. Filmde hiç konuşma yok, o yüzden herkes izleyebilir. Sanki o bebekleri gizli bir köşeden seyrediyorsunuz. Her ne kadar farklı olsalar da gülüşleri de, emeklemeleri de, ilk adımları da aynı. Ve o kadar komik halleri vardı ki, inanın izlerken onların haline gülmekten kramplar girdi karnımıza. Çocuğu olan ve olmayan herkesin sıkılmadan, zevkle izleyebileceği bir filmdi.



Ondan bir iki gün önce de "Knocked Up" diye bir komedi filmi izlemiştik. İlk ilişkilerinde hamile kalan bir çiftin başından geçenleri konu alıyordu. Ben, filmin sonlarına doğru (doğumun yaklaşmasına doğru) hüngür hüngür ağlamaya başlayınca ve bunu, her bebek ve doğumla ilgili hikâye ve olaylarda sıkça tekrarlamaya başlayınca "isteğimin" çok gerçek olduğunu bir kez daha anladım. Korkularımın ve kaygılarımın, bu isteğimi gölgelemelerine izin vermeyeceğim. Onların yerine iç huzurunu yerleştirmeyi planlıyorum. Bazen akıvermek gerek sular gibi; bazen akışına bırakıvermek gerek. Sanırım ben çok sıkıyorum; tedbirli olmakla fazla kaygılanmayı birbirine karıştırıyorum. Sonunda da kendimi bir sürü soru işaretinin arasında, çaresiz bir şekilde buluveriyorum. Düşünce şeklimi böyle değiştirince rahatladım, neredeyse kendime geldim. Artık gülümseyip hayatın bana getireceklerini beklemek istiyorum. Daha olmamış şeyler için kaygılanıp korkmaktansa, olacak olanlara huzur içinde hazırlanmayı deneyeceğim. Belki bunu hemen, bir günde yapamam. Fakat karar vermek, yapmanın yarısıysa; o zaman yolu yarıladım demektir.



Bu haftanın güzel olaylarından bir diğeri de, aile doktorumdan haftalar önce yaptırdığım ayrıntılı kan testlerini almış olmam. Turp gibiymişim, maşallah! Hiç bir değerimde bir anormallik yok; hepsi sınırlar içinde ve sağlıklı boyutlarda. Ayrıca tiroid hapını almam gereken altı hafta süresi de bittiğinden, bitiş sonrası kontrol testi için kadın doğum uzmanıma yeniden kan vermeye gittim. Bakalım tiroid hapı öncesi ve sonrasındaki sonuçlarda bir değişiklik olmuş mu? Onu da haftaya öğreneceğim.

Bu hafta içimizi rahatlatan bir başka olaysa evimizin inşaat planını tamamiyle değiştirmemiz oldu! Banyocular evimize bakmaya geldiklerinde, bizim düşündüğümüzün kat kat üstünde bir fiyat listesi çıkardıklarından, hayallerimizin hepsini (şimdilik) gerçekleştiremeyeceğimizi anlayıp evimizde çok daha ufak bir değişiklik yapmaya karar verdik. Bütün evi komple yeniden inşa etmektense, sadece bebek odası, pencereler ve ısıtma sistemini yenileyeceğiz. Bu da, bankadan çekilecek daha az miktarda para, daha kısa ödeme süresi, daha az ödeme miktarı ve haliyle daha az stres demek. Yoksa yaşlılığımıza kadar ödemekle bitmeyecek bir borcun altına girecektik.



Anlayacağınız bu hafta hem verdiğimiz büyük kararlarda, hem de olayları algılama şeklimizde değişiklikler yaptık. Ve nasıl iyi geldi, anlatamam. Resmen her ikimiz de pamuk şeker gibi bir şey olduk; hem tatlı, hem yumuşacık! Olur da ileriki haftalarda yine kaygı ve korku dolu yazılar yazacak olursam, bana bu yazımı hatırlatın lütfen! Tabi bu arada migrene hâlâ tam bir çare bulamadım. Ama benim gibi ağır migren hastası olup da çocuk doğurmuş kadınların hikâyelerini duymak bile bana güç verdi. Yeni nörologtan da Mart ayı için randevu aldım. Mutlaka bir çözüm bulunur; en azından kontrol altına alınır. Herşey olacağına varır. Ben bu hafta kaygılanmayı bıraktım. Amaaaan! Gencim, aşk doluyum, sağlıklıyım, istekliyim; bir migren bozuntusuna mı yenileceğim?! Önümüzdeki günler ne getirir bilemiyorum ama umarım her günümüz bir öncekinden daha güzel olur.

Bir dahaki yazıya kadar bol bol gülümseyin. 

Sevgiyle,
Derya

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım