20 Ocak 2013 Pazar

Derya'nın Bebek Yapım Günlüğü- Bölüm 8

Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 1. bölümü burada
Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 2. bölümü burada
Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 3. Bölümü burada
Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 4. Bölümü burada
Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 5. Bölümü burada
Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 6. Bölümü Burada
Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 7. Bölümü Burada


Herkese Merhaba! 

Oldukça zor bir haftayı arkamda bıraktım, gerçi tam bırakamadım ama uğraşıyorum... Ben 18 yaşımdan beri migren hastasıyım ve bu hastalık, yalnızca hayatımın bütün alanlarını işgal etmekle kalmıyor, gelecek hayalleri kurmamı da engelliyor! Bu hafta biraz kafam karışık ve ağrılardan dolayı bezmiş durumdayım. Migren, kendi bu hastalığa yakalanmamış veya çok yakınlarından bu tip tecrübeler edinmemiş insanlar için "alt tarafı bir başağrısı"ndan başka bir şey değil. Fakat maalesef ki bunun gerçekle uzaktan yakından ilgisi yok! Bu, başağrısından çok daha fazlasıdır. Psikolojik değil, nörolojik bir hastalıktır. Neden ve nasıl ortaya çıktığı bilinmemekle birlikte, bazı kesimler hastalığın genetik olduğunu varsayarken, bazıları da hastalığın ortaya çıkması için illâ ki genetik koşulların olması gerekmediğini savunur. Birden bire ortaya çıkıp seneler boyu sürebildiği gibi (benim deyimimle "şanssız kesim") uzun süreli aralıklarla ortaya çıkıp çok seyrek görülen (yine benim deyimimle kötünün iyisi olan "şanslı kesim") türleri vardır. Ayrıca auralı, aurasız ve hemijemik migren olarak türleri üçe ayrılır. Bir de ağrının şekline-şemaline ve her türüne göre de bir sürü alt sınıfı vardır.


Benden beterleri olmakla birlikte, benimki de maalesef çok kolay olmayan türlerinden biridir. Çok uzun süreli ataklar geçiririm. Yaptığım araştırmalara göre, atakların uygun tedaviye rağmen bu derece uzun sürmesi, migren komplikasyonları türünün altında bulunan "Status Migrenozus" olarak nitelendirilirmiş. Şu siteden alıntıladığım ayrıntılı bir tanımında, "Bu terim, genellikle kabul edilen 72 saatlik süreden daha uzun süren migren atakları için kullanılır. Bazen bunun nedeni, boyun ve omuz kaslarınızda migrenin yol açtığı ağrı ve hassasiyet sonucunda gelişen kas kasılmasına bağlı baş ağrısı olabilir. Olağan bulantı ve ışığa duyarlılık belirtileri bir kaç gün içinde geçerken, baş ağrısının devam etmesi durumunda status migrenozus tanısı konulabilir. Genellikle aspirin ya da ibuprofen gibi antienflamatuar ilaçlar belirtileri azaltır; azalma olmazsa doktora danışmalısınız. Triptanlar gibi özgül bazı ilaçları alan az sayıda kişi, migrenlerinin ilk gün geçtiğini, ancak ertesi gün geri geldiğini fark eder. Bu durumda ikinci bir triptan dozu etkilidir, ama birkaç gün sonra aynı süreç tekrarlanabilir. Bu tablo daha çok migren atakları iki-üç gün süren kişilerde görülür ve atakların âdet kanamasıyla ilişkili olduğu kadınlarda daha sıktır" açıklaması yer alıyor. 

Anlayacağınız, benim bitmeyen migren ağrılarım var. Allah`ım gerçekten bitmiyor, bitmiyor...! Ağrılar yüzünden yorgun düşüyor, resmen hayattan beziyorum. Günlerce sürüyor, ilaçlar bazen kısa süreli işe yararken, çoğu zaman hiç bir etki etmiyor. Sonum, aile doktorumun kliniğinde koluma takılmış serum şişeleri oluyor. O bile en fazla bir gün etki ediyor ve ertesi gün ağrı hooop tekrar geliyor. Ağrı demişken, geçmek bitmek bilmeyen bir mide bulantısıyla birlikte geliyor. Bünyem nedense yemek çıkaramadığı için, o hareket bile etmeme olanak sağlamayan başağrısıyla birlikte mide bulantısına da katlanmak zorunda kalıyorum. Hatta sırf bu bulantı yüzünden yemek yiyemiyorum ve bildiğiniz aç kalıyorum. Aç kaldıkça başağrısı daha da şiddetleniyor ve en sonunda böyle bir kısır döngü içine giriyorum. Ağlamak istiyorum ama o da başağrısını tetiklediği için ağlayamıyorum bile! Aklınıza gelebilecek, neredeyse herşeyi denedim: ilaçlar; hafif ağrı kesiciler, migren kriz ilaçları (bu arada belirtmeliyim ki, ilaç almaktan hiç hoşlanmayan biriyim. Ayrıca fazlasıyla hassas bir bünyem var; ilaçlar bir yandan iyi gelirken, diğer yandan beni çok hırpalıyorlar. O yüzden elimden geldiğince ilaç almıyorum). Doğal şifa çözümleri - bitki çayları, homeopati ilaçları, temiz havada yürüyüş, meditasyon, karanlıkta günlerce yatma (genelde yaptığım bu, çünkü en ufak bir ışık ya da ses, sanki yanıbaşımda Hiroşima patlamış gibi bir etki yaratıyor), akupunktur, masaj, soğuk buz torbaları, soğuk hava, soğuk duş... Hiç biri çare olmuyor.


Bir sürü farklı nöroloğa gittim. Genelde pek ilgilenmeden ilaç vermeye yöneliyorlar. İşe yaramıyor. Bir çoğu, migrenlerimin olduğu günleri işaretlemem için bir cep takvimi verdi. Hepsini üçüncü aydan itibaren bıraktım. Çünkü boş günlerin, dolu günlerden çok daha az olduğunu görmek moralimi bozuyor. İş yerinde, arkadaşlar arasında ve hatta yeri geldiğinde bazen aile içinde bile bıraktığım izlenim hep, "Onun sözüne pek güvenilmez" ya da "Onun hemen başı ağrıverir!" Asla kesin bir plan yapıp kimselere söz veremiyorum. Çünkü migren atakları randevu almadan geliyorlar! Neyin tetiklediğini ise yıllar içinde gözlemledim: - Adet ve yumurtlama dönemleri; öncesi, sırası ve sonrası - Aniden çok üzülmüş, ağlamış ya da sinirlenmişsem - Çok konuşmuşsam (?!) - Hava gri ve kapalıysa, baskılıysa - Psikolojik baskı altındaysam - Çok ya da az uyumuşsam - Aç kalmışsam - Uzun süre yüksek sese maruz kalmışsam - Araba kliması ya da fön gibi üfleyen sıcak havaya maruz kaldıysam - Sıkı bere veya bant takmışsam ya da saçlarımı uzun süre toplamışsam - Moralim bozuksa ya da bütün bunların hiçbirinin olmadığı bir günde; hava güneşliyken, moralim çok yerindeyken, yumurtalama ya da adet zamanımda değilken, bir saniye önce bülbül gibi şakıyorken bir bakmışsınız; bir dakika sonra yüzüm solmuş, ellerim titriyor, midem bulanıyor ve hoop migren orada! Bana uğrayan migrense genelde; - Çok sıcak, beynimde yangın varmış hissi veren, - Kalp atışımla birlikte zonklayan, - Sanki Herkül gelmiş de, kafamı iki elinin arasına almış gibi baskı yapıp sıkan, - Aynı zamanda filin biri gelip başıma oturmuş gibi ağırlaşan, - Bazen ense kökümden göz çukurumun içine kadar uzanan, bazen boydan boya şakaklarım ve alnımı kaplayan; en kötü ihtimalle de başımın tamamına yerleşip yerinde durmayan, yavaş hareketlerle dolaşan, - Çoğu zaman başımı döndüren, yürürken yalpalamamı sağlayan, konuşurken dilimi döndürmemi yavaşlatan, göz hareketlerimi kısıtlayan, beyin işlevlerimi yavaşlatan (okuma, kafa yorma, düşünme, yazma) - Işık ve sese inanılmaz bir tahammülsüzlük getiren, - Ve çok mide bulandıran birşey... 
Ne düzenli spor yapabiliyorum (deliler gibi istediğim halde), ne düzenli bir işte çalışabiliyorum, ne de çoğu zaman verdiğim buluşma veya randevu sözlerini tutabiliyorum; bir çok şey hep ertelemek zorunda kalıyorum. Kısacası; bu migren yüzünden hayatım tam anlamıyla cehenneme dönmüş durumda. Yukarıdaki maddelerden de okuduğunuz ve belki de inanamadığınız üzere; uzun süre konuşmuşsam, yani birilerine bir şeyler anlatmışsam, kendi sesimden bile migren krizi geçirebilen ben, nasıl olur da çocuk doğururum?! "İlk doğum uzun sürer" diyor herkes. Korktuğumdan değil; ben bu yazıyı yazarken bile kafamı sağdan sola çeviremiyorken, nasıl olur da bebeğimi içimden ittiririm? O ıkınma olayının beynime yaptığı baskı beni öldürür! Çoğu zaman beynimin kafatasımda balon gibi şişip dışarı patlamak istediğini hissediyorum. Bir çok kez "Migrenden ölen ilk insan olacağım" diye iddia etmişliğim bile var! Hamilelik ve migren konusu da çok tartışmalı. Bu konu hakkında bir çok faklı kadın doğum uzmanı ve nörologla görüşüp bir çok kaynak okudum. Söylenen hemen hemen hep aynı; "Hamilelik, zaten başlı başına mucizevi bir olay. O sırada vücudun bütün işleyişi ve hormonların dengesi tamamen değişiyor. Bazı migren hastalarında hormonlardan dolayı asla atak görülmüyorsa da, bazılarında ataklar sıklaşabiliyor. Bunu malesef yaşamadan bilmek mümkün değil. Hamilelik sırasında migren, herkeste farklı seyredebiliyor." Yani, migrenle ilgili herşeyde olduğu gibi bunda da kesin bir çözüm ya da bulgu yok! 

Kendimi en çok migren atakları sırasında çaresiz hissediyorum. Hiç bir şey deva olmadığı gibi migren, geleceğe dair umutlarımı da alıyor benden. Hadi kariyerden vazgeçtim; zaten sanatçı insanım; patron boyunduruğunda çalışamıyorum. Ama ya doğum, ya annelik...? İnternette onunla da ilgili yazılar okudum. Gözüme ilk çarpanlar arasında migrenli annelerin çocuklarının yazdıkları vardı. Bir çoğunuzun bildiği üzere, ben Almanya`da yaşıyorum ve tek yakınımda olanlar sevgilim ve oldukça yaşlı olan annesiyle babası. Kısacası yalnız olacağım ben eğer doğurursam. Peki ne olacak? Küçücük bebeğim ağlarken, bana ihtiyaç duyarken; ben krizlerin pençesinde kıvranıyorken ve belki de ilaç alamıyorken ne olacak? Biraz büyüdüğünde de iş değişmeyecek; o hep çok sık migren krizleri geçiren bir anneye sahip olacak. 


Bu hafta bu konuya bu kadar yer ayırmamın sebebi; migren yüzünden bunca umutsuzluğa düşmüş olmam. Şu an itibariyle şiddeti farklı olmak koşuluyla ve çok kısa bir ara verdiği halde tam 9 gündür migrenin saldırısına maruz kalıyorum. Bu 9 gün içinde ağrı kesici de aldım, serum da yedim, şifalı çaylar da içtim, homeopati ilacı da kullandım, açık havada yürüyüşe çıkıp temiz hava da aldım, meditasyon da yaptım - GEÇMİYOR! Geçmiyor... Çok çaresizim. Ben, tek başıma nasıl bir çocuğa bakabilirim, anne olmaya nasıl cesaret edebilirim? Sizin öykülerinize ihtiyacım var. İstatistiklere göre her 5 kadından biri migren hastası. Mutlaka vardır çevrenizde benim durumumda olan migren hastaları. Onlar ne yapıyorlar? Migrenlerini nasıl kontrol altına almışlar; daha da önemlisi nasıl anne olmuşlar, olabilmişler, olmaya cesaret etmişler? Ben, doğurduğum taktirde yanımda bana yardımcı olacak bir annem, herhangi bir akraba, arkadaş, tanıdık ya da bakıcı olmayacak. Sadece sevgilim ve ben. Nasıl yapacağım, nasıl cesaret edeceğim; cesaret etmeli miyim? Tavsiyelerinize, fikirlerinize çok ihtiyacım var. 

Gelecek hafta görüşmek üzere!

Sevgiyle, 
Derya

11 yorum:

  1. Allahım sanki beni yazmışsın, ben 7 yaşımdan beri migren hastasıyım, şu an yaşım 30! Koku, ses, ışık, mide bulantısı ve başın her tarafında ağrı, gözlerin patlama noktasına gelmesi,kıpırdayamama, ölümden hallice bir durum. Öyle saat falan değil, ben aralıksız 3 hafta ağrı çektiğimi bilirim. Çocuğum yok henüz ama olma ihtimaline karşılık ciddi bir tedaviye ihtiyacım olduğunu ve artık adam gibi bir doktor bulmam gereltiğinin farkına vardım. Geçen sene Gazi Ünv. Tıp Fakültesinde bir doktorla tanştım, migren ağrılarıyla ilgili bir çalışmaları vardı. Sara hastalarında kullanılan depakini denemeye karar verdik. Mucize gibi bir şeydi. 3 Ay kullandım ve ağrılarım yok denecek kadar azaldı, şu an ayda bir kez reglden hemn önce başlıyor ve regl ile birkaç gün daha sürüyor. Her ay değil ama 2 aya bir falan ağrı oluyor. İlacı alırken bu kadar bile ağrımıyordu, ağrısa bile o gün mutlaka geçiyordu. Ben minoset plus kullanıyorum normalde ama artık elimden geldiğince almamaya çalışıyorum. Merak etme eğer biri migren ağrısından ölseydi ilk sırada ben olurdum, çünkü bir gün ağrıya dayanamayıp var gücümle çığlık çığlığa duvara kafa attım ve inanır mısın hiçbişey hissetmedim. Çok geçmiş olsun, çok iyi anlıyorum seni.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Bahar,
      Yorumun için çok teşekkür ederim. Senin migrenden kurtulmana inan çok sevindim. Aynı şeyi kendim için de diliyorum :)
      Sevgiyle,
      Derya

      Sil
  2. Sizin bu migren olayınızı çözelim madem öyle. Bu konuda biraz araştıracağım...

    Eren

    YanıtlaSil
  3. Elma sirkesi! ben oyle kurtuldum. Ilik bir bardak suya bir yemek kasigi organik elma sirkesi ve biraz organik bal eklenip sabahlari ac karnina icilecek. Sonra bir bakiyorsunuz agrilar gelmiyor :) dilerim sizde de aynisi olur, kesinlikle denemeye deger!...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Lapis lazuli,
      Önerin için teşekkür ederim. Araştıracağım.
      Sevgiyle

      Sil
  4. Merhaba 
    Sanırım sorunu cevaplayabilecek kişilerden biri de benim. Ben 15 yaşından beri migren hastası idim. Tam 10 yıl bu tanımladığın tüm rahatsızlıkları birebir yaşayıp inanılmaz zor zamanlar geçirdim. Sürekli başı ağrıyan ve mecburen bundan şikayet eden biriydim. Hayatımı çok etkilemişti. Buraları geçiyorum aynı şeylerden bahsedeceğim çünkü. Sonra evlendim. Evliliğimin ilk yıllarında yaşadığım her migren atağında aklımda bu soru oluyordu. Ya çocuğum olduğunda da böyle elden ayaktan düşersem çocuğuma kim bakacak?  Çünkü benim annem babam yok. Eşimin akrabaları da başka bir şehirde ve çalışıyorlar. Gelip gitmeleri çok zor. Yani bu çocuğa kendim bakacaktım. Veee hamile kaldım. Bu kez de eşimin askerliği ortaya çıktı. Ben hamile ve migrenli halimle üstelik bir hamile için saatleri çok ağır bir işte çalışırken bir şehirde yapayalnız kaldım. Düşünebiliyor musun çaresizliğimi? Türkiyedeyim ama tamamen farklı bir ülkede gibiyim. Ve sana umut olacak kısmını söylüyorum. Ben hamile kaldığım günden beri bir kez olsun migren ağrısı çekmedim. Çocuğum şu an 19 aylık. Neredeyse 2,5 sene. Buna neden olan  hamilelik mi bilmiyorum. Ama hormonların bir etkisi olabileceğini düşünüyorum. Çünkü hala emziriyorum. Arada sinüzit hastalığıyla tanıştım ve o ağrılar çocuğumla ilgilenmemi engelledi elbette. Ama antibiyotik tedavisiyle ondan da kurtuldum. Umudunu yitirme. Ayrıca çocuk beni psikolojik açıdan da çok değiştirdi. Çocuklar bulundukları ortamın şartlarına göre şekilleniyorlar. Çok imkanı olan çok ilgilenilen bir çocuğun beklentisi de o yönde oluyor. Ama tam tersi durumda da çocuk yetinmeyi bilerek büyüyor. Yani evet zorlanabilirsin ama başarabilirsin. Belki de benim gibi iyileşirsin belli mi olur? Umarım öyle olur...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili ttahca,
      Değerli yorumun için teşekkür ederim. Çok zor zamanlar geçirmişsin. Bakalım ben çözümü ne şekilde bulacağım. Hamile kalmadan en azından biraz hafifletmek istiyorum ağrılarını. "Nasılsa hamile kalınca geçer." diyemiyorum; geçmeyenler de var çünkü ve ben şimdiden hangi kategoriye dahil olacağımı bilmiyorum.
      Sevgiyle

      Sil
  5. merhabalar, yaklaşık 6 yıldır migrenim var, ilk yıllar sizin yaşadıklarınızı yaşıyordum, anlattıklarınızı ve hatta fazlasını yaşadım. haftada 2-3 gün ağrım olmazsa şükrediyordum. Ben çareyi algolojide buldum. Gazi üniversitesinin algoloji bölümünde yapılan 3-4 seans noral tedavi ile yaklaşık 2 yıl hiç ağrım olmadı. Sonrasında yavaş yavaş geri geldi ama asla eskisi kadar şiddetli değil. haftada 1 sefer ve en fazla 2 gün süren ağrılarım oluyor şu an. daha ilerlerse tekrar algolojiye gideceğim. Hastalığa sebeb olan etkenleri belirlemek çok önemli. Mesela yaz kış güneş gözlüğü olmadan pencereden bile bakmıyorum. Ufacık güneş ışığı ağrımı tetikliyor. Aşırı yağmur veya fırtına da öyle. Migren ilacı kullanıyorum, ağrı enüz başlamadan önce, geleceğini hissettirdiği zaman, ama gebelik durumunda ne yapacağımı bende hiç bilmiyorum. Allah hepimize şifa versin inş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Benim de önümüzdeki hafta yeni bir nörologla randevum var. Bakalım neler olacak :)

      Sil
  6. hemen ılık su-bal ve sirke olayını deneyeceğim, çünkü ben sanırım o dediğin tanımdaki zımbırtıdan muzdaribim. senin hikayene en olarak bazen burun kanamaları, geçici görme ve duyma kayıpları da yaşıyorum. triptan grubuna bağımlı olmak üzereyim.

    bu arada hamileyken hiç atak yaşamadım ama her iki hamileliğim sırasında da migrenden kurtulup, sonrasında tekrar geri döndü. çok güvenmemek lazım :/

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım