12 Ocak 2013 Cumartesi

Derya'nın Bebek Yapım Günlüğü- Bölüm 7

Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 1. bölümü burada
Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 2. bölümü burada
Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 3. Bölümü burada
Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 4. Bölümü burada
Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 5. Bölümü burada
Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 6. Bölümü Burada

Merhaba sevgili Bebek Yapım Bakım Onarım Sakinleri! 

Bebek Yapım Günlüğü`nün 7. haftasını da arkamızda bıraktığımız şu günlerde hazırlıklarımız tam gaz devam ediyor! Bu hafta bir sürü gelişme yaşadık. Geçen haftalarda da belirttiğim gibi, Noel bana tamı tamına 3,5 kiloya patlamıştı! Gebelik öncesi kilo vermeye çalışmak yerine, kilo almış olmamın bütün suçlusu o birbirinden lezziz kurabiyeler ve envayi çeşit şekerlemelerdi. Fakat, 2013`e girdiğimiz gün itibariyle bu "zararlı alışkanlıklarımdan" kesin bir dönüş yaparak yeniden sağlıklı beslenme ve spor rutinime geri döndüm. Ve yılın ikinci haftasında seyrettiğimiz bu günlerde tam 2 kilo vermiş olmamın haklı gururunu yaşıyorum.
Aranızda "Acaba nasıl verdi?" diyenler olabileceğini tahmin ettiğimden, hemen uyguladığım birkaç ipucunu sizlerle paylaşıyorum: Bir kere, vücuduma yüklediğim o zehirden; yani şekerden hemen vazgeçtim. Bunlar aslında hepimizin bildiği gibi; kurabiye, kek, çikolata, sinemada mideye indirilen karamelize edilmiş patlamış mısır, Haribo ve Nutella çılgınlığı ve türevleri olduğu gibi, beyaz unun her çeşidi ile gazlı içeceklerin her türü! Vücudumun şeker ihtiyacını, en geç saat 14:00`de kadar aldığım (sabah kahvaltılarında 2 dilim) tam tahıllı siyah ekmek ya da (öğle yemeğinde 150 gr) tam tahıllı pirinç ya da makarnadan karşılıyorum. Meyve alımımı da bu saatlerden sonra kısıtlıyorum. Nitekim, vücudumuz aldığımız karbonhidratları enerjiye çeviremezse, onlar hooop göbeğimize ya da totomuza yağ olarak depolanıyor! Yediğimiz yemekler, bugüne kadar zaten hep dengeli ve sağlıklı besinler oldukları için, onlarda pek bir değişiklik olmadı. Bizim (yani benim) asıl problemimiz Noel`in o rengârenk ve baştan çıkarıcı şekerlemeleriydi.

Onlar hayatımızdan çıkınca ve biraz da dikkat edince, eski sağlıklı beslenme rutinimize geri döndük. Bu arada, bana yardımcı olması için cep telefonuma ShapeUp diye bir App indirdim. Tükettiğiniz besinlerin kalorilerini sayabiliyor ve her birini listeleyebiliyorsunuz. Ayrıca, günlük almak istediğiniz kalori miktarını da (1200 kaloriden asla az olmamak şartıyla!) yazıp öğünlerinizi ona göre ayarlayabiliyorsunuz. Ayrıca aldığınız kalorileri olduğu gibi, kilonuzu da takip etme şansınız var. Ben çok memnun kaldım. En azından motive ediyor. Mesela, canım çekip de bir muz yemek istediğim zaman, hemen cep telefonumdan bir muzun kalorisine, bir de o gün geriye kalan almam gereken kalori miktarına bakıyorum. Eğer muzu yiyip bütün gün aç kalmam gerekiyorsa, tabii ki yemiyorum. Onun yerine karnımı uzun süre tok tutacak ve besin değeri yüksek, fakat kalorisi düşük yiyeceklere yöneliyorum. Böylece arsızlık yapmamış oluyorum ve günün sonunda kendimle gurur duyuyorum. En güzeli de, iki hafta gibi bir sürede az da olsa bir sonuç görmüş olmam. Tabii, bütün bunları bu kadar kolay yapmamın sebeplerinden biri, evde bir sporcu olması dolayısıyla mecburen dengeli beslenmemiz; bir diğeri ise yiyeceklerin besin değerleri, hangi yiyeceklerin günün hangi saati nasıl yenmesi gerektiği ve yiyeceklerin nasıl pişirilirse daha sağlıklı olabileceği ile bir sürü bilgiye sahip olmam. Bu bilgilere herkes, biraz araştırmayla sahip olabilir. Yine de merak edenler için blogumda bu konuyla da ilgili ara sıra yazdığımı belirtmek isterim.


Bir sürü bilgiye sahip olmak kadar, disiplinli olup onları uygulamak da çok önemli. İşin o kısmında da "Nasılsa hamile kaldığımda ister istemez bu şekilde çok dengeli ve kaçamaksız beslenmek zorunda kalacağım. Bari şimdiden başlayıp kendimi alıştırayım ki, ilerde işim daha kolay olsun." diye kendimi motive ediyorum. Ayrıca ben, bir kaç sene önce sigarayı bırakmış bir insanım. Abur cuburu bırakmak da bana göre sigarayı bırakmakla hemen hemen aynı; aklına geldikçe su iç ve kendini meşgul et! Bu kadar basit. Ayrıca düzenli spor yapmanın da faydalarını unutmamak lazım. Noel zamanında ve son zamanlarda artan migren ataklarımdan dolayı uzunca bir süre ara vermiş olduğum spora geri döndüm. Şimdilik ilk haftamı hafif geçiriyorum. Yine de tavsiyem, haftada en az 3 gün olmak şartıyla yarım saat ile 1 saat arası orta tempoda yürüyüş ya da bisiklete binmek gibi aktiviteler. Kalp ritminin hızlanmasına özen gösterek yapılan dans ya da diğer aerobik çeşitleri de olur. Önemli olan kalbin atış hızının 120 ile 140 arasında olması ve bunun en az 20 dakika sürmesi.

Bu hafta, gündemimizde diyet dışında başka konular da vardı. Ayrıntılı kan testi yaptırmak ve geçen hafta saydığım şikâyetlerime bir çözüm bulmak için doktora gittim. Malesef o istediğim genetik hastalık araştırması, öyle tahmin ettiğim kadar kolay bir şey değilmiş. Doktorlar, bunun için yine de ailede yatan kalıtımsal hastalıklarla ilgili biraz fikir sahibi olmak isterlermiş. Yoksa, kanda hangi kalıtımsal hastalığı aradıklarını bilmeden yüzlerce test yapabilirlermiş, bu da bana çok pahalıya patlarmış! Ben de bunun üzerine, sadece anne tarafında bildiğim hastalıkların bir listesini yapıp verdim. Muayene sonunda benden 5 tüp kan alındı. Herhalde eğer bir şey çıkarsa, o 5 koca tüpten çıkar! Fakat çıkmamasını ve çok sağlıklı olduğumu duymayı tercih ederim. Fakat bunun için bir hafta daha beklemem gerekiyor.

Çok sevindiğim bir başka olaysa, geçen hafta alıp almamakta kararsız kaldığım "What to Expect, Before You`re Expecting" kitabını ısmarlamış olmam. Kitabı, ısmarladığım günden tam iki gün sonra merdivenlerimizin üzerinde gördüğümde resmen küçük çocuklar gibi sevindim. Hemen sayfalarını heyecanla çevirmeye başladım. Canım sevgilim de benim sevincimi paylaşıp bana çok romantik bir kitap ayracı tasarladı! Artık her gün büyük bir keyif ve mutlulukla kitabımı okuyorum. Okudukça da daha da motive oluyorum. Herşey çok güzel olacak, inanıyorum. Şu anki huzurlu ve sakin günlerimizin tadını çıkarırken, bir yandan da gelecek güzel ve telaşlı günlere gerçekten çok seviniyorum. Ayrıca kitabı okurken farkettiğim en güzel şey; hazırlıklarımı abartmıyor olduğumu bir kez daha farketmiş olmamdı. Benim yaptıklarım, aslında tam da orada yazanlar. Yani ben, pimpirikli değil; gerçekten hazırlıklı yaklaşıyorum bu duruma. Bunu bir kitaptan okuyor olmak, içimi rahatlattı.


Bir başka yenilik olarak, bu ay adetimin üçüncü gününden itibaren (maalesef ilk günü eczaneler kapalı olduğu için derece alamamıştım) her sabah, uyanır uyanmaz ateşimi ölçmeye ve kaydetmeye başladım. Bir yandan da vücudumu gözlemleyip olan biten değişiklikleri kaydediyorum. Bunun için de yine cep telefonuma indirdiğim Ladytimer diye bir App var. Vücut ısınızı, kilonuzu, varsa akıntılarınızı (şiddetini, şeklini, şemalini) kaydedebiliyorsunuz. Ayrıca bu App size olası yumurtlama ve adet dönemlerinizi söyleyebiliyor. Fakat ben yine de ateş ölçmek ve vücudun verdiği sinyalleri takip etmekten yanayım. Teknoloji her zaman yanılabilir. Tam hazırlık aşamasında bir kazaya kurban gitmek istemem! :)
Ve son olarak, evimizin yapılacak inşaatıyla ilgili görüşmeler, Noel tatilinden sonra bu hafta tüm hızıyla yeniden başladı. Çatı katını yenileyecek işinin ehli bir şahıs, tatil boyunca üşenmemiş, bütün ayrıntılarıyla bize tam da istediğimiz gibi bir fiyat listesi çıkarmış. Evimiz, hayal ettiğimize çok yakın olacakmış gibi görünüyor. Fakat, adam bize o derece ayrıntılı bir liste çıkarmış ki, birden yapılacak o kadar işten gözümüz korktu! Bir an, eğer Mayıs ayında gebe kalmayı başarabilirsek yine de onca işin altından kalkabilir miyiz, diye düşündük. Sonra da "Genciz, enerjiğiz; bebek de yaparız, ev de inşaa ederiz!" deyip şeytanlarımızı kovduk. Ve şu anda yazı yazarken oturduğum yerin, tam da buranın, yarım yıl sonra bebek odası olarak şekil değiştirmiş olacağını düşündüğümüzde her ikimiz de çok heyecanlanlandık. Önümüzdeki hafta ilk iş, araştırmasını daha önceden yapmış olduğumuz banyo firmalarına gidip onlardan da birer fiyat listesi istemek. Bu arada ısı - yalıtım firmalarıyla da görüşmek ve onlardan da fiyat listesi istemek gerekecek. Vakit kaybetmeden bankaya gidip kredi için başvurmak istiyoruz ki, herşey düzgün giderse havaların gidişatına göre, en geç Nisan ayı gibi inşaata başlayabilelim. Ay, yazarken bile heyecanlandım! Önümüzdeki aylar ışık hızıyla geçiverecek. Bir bakmışsınız Mayıs gelmiş, çiçekler açmış, her yer börtü böcek dolmuş ve biz, aşk meyvemiz için dansetmeye başlamışız bile! (What to Expect kitabında bebek çalışmalarına "Baby Dancing" ismini vermişler; çok hoşuma gitti.) Hazır ben güzel hülyalara dalmak üzereyken, hepinize veda ediyor ve bir sonraki yazıya kadar bol kahkahalı günler diliyorum. 

Sevgiyle, 
Derya

4 yorum:

  1. Benim bebislerim bana hazirlanma sansi vermediler ne yazik ki :) hele kizim sagolsun dikislerimin iyilesmesine bile izin vermedi.

    Insallah planladigin gibi olur hersey ..Gebelik gunlugunu de okuruz , bebeginin gelisiminide insallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay işallah, çok teşekkür ederim ^_^

      Sil
  2. Derya, ates olcme yontemi cok ise yatiyor. Ben bu yontemi uyguladiktan 2 ay sonra (yoksa 3 aymiydi :)) hamile kaldim. Ben bir yandan kendimi hamilelik surecine hazirlarken bir yandan da baby dancing yapiyorduk.
    Yazilarini heyecanla okuyorum. Cok guzel hazirlaniyorsun. Pozitif enerjin, motivasyonun eminim senin gibi bebek hazirliginda olan pek cok kisiye ilham veriyordur.
    Bunlar cok zevkli zamanlar. Tadini cikar. Merakla izlemedeyim seni :))
    Sevgiler
    Gokce

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Gökçe,
      Çok sevindim yorumuna. Nereden, nereye :)) Vallahi, biz şimdiden heyecanlanmaya başladık. Çok teşekkür ederim desteğin için.
      Çok öpüyorum ^_^

      Sil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım