31 Ocak 2012 Salı

Kadında İnfertilite

Kadınlar, daha annelerinin karınlarındayken yumurta üretmeye başlarlar. Dünyaya bir noktada sonu gelecek miktarda yumurta üretmiş olarak gelirler. Yaş ilerledikçe bu yumurtaların sayısı ve kalitesi düşer. Hamile kalma olasılığı 30 yaşından sonra %3-%5 oranında azalır. 40'dan sonra ise bu olasılık daha da düşer. O yüzden hamile kalmak için en ideal zaman 30 yaşından öncedir. Fakat günümüzde kariyer sahibi kadınlar için bunu gerçekleştirmek oldukça zorlaşmıştır. Kadında infertilitenin pek çok nedeni olabilir. Aşağıda hepsinden ayrıntılarıyla bahsediyorum. 

Ovulasyon (Yumurtlama) Problemleri 

Yumurtlama problemleri en sık karşılaşılan infertilite nedenlerinden biridir. Araştırmalara göre kadın infertilitesinin %30u yumurtlama problemlerinden kaynaklanıyor. Bunların pek çoğu bitki tedavisi ve yaşam stili değişikliği ile düzeltilebilir. Çok çaresiz durumlarda ve doğal tedavilerin cevap veremediği durumlarda ise ilaç tedavisiyle düzeltilebilir. Ancak daha önce de önerdiğim gibi doğal yöntemleri ve kendi kendini iyileştirmeyi denemeden ilaca başvurmayı kesinlikle doğru bulmuyorum ve onaylamıyorum.

Yumurtlama problemi yaratabilecek durumları aşağıda okuyacaksınız. 

Hormon dengesizliği ya da bozukluğu 

Yumurtlamaya engel olan problemlerin başında hormonal dengesizlik gelir. Ovulasyonun gerçekleşmesi için pek çok hormonun dengeli ve düzgün bir şekilde çalışması gereklidir. Bu komplike sistemde herhangi bir hormonun raydan çıkması yumurtlamaya engel olur.

Yumurtlama problemlerinin yarıdan fazlası yumurtalığın içinde normal foliküllerin oluşmaması nedeniyle olur. Sonuç olarak yumurta içinde olgunlaşabileceği bir folikül bulamayınca ovulasyonun gerçekleşme ihtimali çok düşer. Gerçekleşse bile döllenme büyük olasılıkla olmaz. Bu duruma neden olan rahatsızlıkların başında polikistik over sendromu gelir (PKOS). PKOS’nin belirtileri her kadında farklı olabilir. En sık rastlanılan belirtiler; mensturasyonun gerçekleşmemesi, yüzde tüylenme, yumurtlamanın gerçekleşmemesi, ve nihayetinde infertilitedir. PKOS durumunda FSH hormonu düşük miktarda,  LH, östrojen ve testesteron hormonları ise ya normal ya da yüksek miktarda üretilir.  FSH hormonunun baskılanması yumurtalık foliküllerinin oluşmamasına neden olur ve ultrasonla gözlemlenebilecek yumurtalık kistleri meydana gelir. 

PKOS’dan sonra sık karşılaşılan bir başka hormon dengesizliği problemi ise hipotalamusun doğru çalışmaması durumudur. Eğer hipotalamus hipofiz bezine gerekli sinyalleri göndermede başarısız olursa, FSH ve LH hormonlarının doğru çalışması engellenir ve yumurta oluşumu gerçekleşmeyebilir. Kaynaklara göre ovulasyon problemlerinin yaklaşık %20si bu nedenden kaynaklanmaktadır.

FSH ve LH hormonlarının doğru çalışmasına bir başka engel de hipofiz bezindeki problemler olabilir. Hipofiz bezindeki bir hasar, dengesizlik ya da tümör çok fazla ya da çok az FSH/LH üretimine neden olabilir ve neticede yumurtlama sorunları ortaya çıkar.

Yaralı yumurtalıklar 

Yumurtalıklarda herhangi bir nedenle oluşmuş olan hasar ovulasyon problemleri yaratabilir. Bu nedenler kaza, darbe, enfeksyon, çok fazla ameliyat bu nedenlerden olabilir. 

Prematüre menopoz
Her ne kadar çok sık karşılaşılmasa da zamanından önce yaşanan menopoz da yumurtlama bozukluklarının nedeni olabilir. Prematüre menopoz genetik kaynaklı olabildiği gibi aşırı egzersiz yapan ve çok düşük kilolu kadınlarda da görülebilir. 

Folikül problemleri

Vücutta herşey normal işleyip hormonal bir problem olmadığı halde yumurtlama gerçekleşmiyorsa bunun nedeni foliküllere bağlı olabilir. Her ay normal bir şekilde yumurta üretildiği halde yumurta folikülden çıkamazsa ovulasyon problemi meydana gelir.

Bir sonraki yazımda ovulasyon (yumurtlama) problemlerine, dolayısıyla kadında infertiliteye neden olan yumurtalık kistleri hakkındaki bilgileri okuyabilirsiniz.
-   

29 Ocak 2012 Pazar

Gebelikte Beslenmenin ve DHA'nın Önemi

Hamileyken beslenmemize her zamankinden daha çok dikkat etmemiz gerektiği hepimizin farkında olduğu bir gerçek. Ancak gıdalar üzerine araştırmalar, deneyler devam ettikçe neyi daha çok neyi daha sınırlı yememiz gerektiği hakkında hemen hemen hergün yeni bir şey öğreniyoruz. DHA (Docosahexaenoik asit) üzerinde yapılan çalışmalar da son hızla ve artarak devam ediyor.

DHA, özellikle bebeklerde beyin ve göz gelişimi için gerekli olan bir Omega-3 temel yağ asitidir. Anne sütünde doğal olarak bulunur. Bu da neden bebeklerin özellikle ilk 6 ay sadece ve sadece anne sütüyle beslenmeleri gerektiğini açıklayan nedenlerden biridir.  DHA beslenmemizde olmazsa olmaz maddelerden biri olmalıdır. Bugün size özellikle anneleri ve anne olacakları ilgilendireceğini düşündüğüm bir neden daha vereceğim:

Early Human Development dergisinin Ocak 21, 2012 sayısında yayımlanan bir çalışmanın sonuçlarına göre hamileliklerinde yüksek miktarda DHA tüketen annelerin bebekleri daha az uyku sorunu yaşıyorlar. Çalışma, yaşları 18 ile 35 arasında değişen iki farklı grup sağlıklı anne adayı üzerinde yapılmış. Gebeliğin 24. haftasından itibaren yapılan çalışma sırasında bir gruba düzenli olarak yaklaşık 90 kalorilik 300mg DHA içeren bir yiyecek sunulmuş diğer gruba ise aynı yiyeceğin DHA içermeyen çeşidi sunulmuş. Doğumdan sonra bebekler uyurlarken özel bir yöntemle gözlenmişler ve çıkan sonuç DHA tüketen annelerin bebeklerinin diğerlerine kıyasla daha iyi uyuduğu olmuş.

Kızım Leyla'nın uykuyla hiçbir zaman probleminin olmamış olmasını uyguladığımız uyku eğitimine bağlardım fakat bu çalışmayı okuduktan sonra hamileliğim sırasında asla eksik etmediğim DHA içeren yiyeceklerin de katkısı olmuş olabileceğini kabul etmem gerekiyor. Hatta gebeliğe hazırlanırken bile hatrı sayılır miktarda DHA tüketiyordum...

Beslenme alışkanlıklarımızın ve hayat tarzımızın doğacak bebeklerimizi etkilediğini düşünüyorum. Sadece gebelikte değil, gebelikten önce de nasıl yaşadığımız ve bedenimize nasıl baktığımız çocuklarımızın gelişimini etkiliyor. O yüzden "kendimize dikkat etme" olayı gebelikle beraber değil çok öncesinde başlamalıdır. Öyleyse hangi yiyecekler DHA içeriyor ona bakalım:

- Somon, sardalya gibi yağlı balıklar
- Yumurta
- Et
- Ceviz, fındık
- Çilek
- Tam tahıllar
- Koyu yeşil yapraklı sebzeler
- Lahana, kabak, karnabahar
- Keten tohumu yağı

En çok DHA'yı balıktan alırsınız. Diğer saydığım yiyeceklerde de vardır fakat balıktaki kadar değil. Balık yemenin önemini bir örnekle vurgulayayım: Kuzey Amerikalı İnuit annelerinin sütlerindeki DHA yoğunluğunun İngiliz annelerininkine kıyasla 6 kat daha fazla olduğu görülmüş. Bu da Inuit kadınlarının diyetlerinin balık açısından çok zengin olmasıyla açıklanıyor.

Netice itibariyle; bebek sahibi olmaya karar verdiğiniz andan itibaren yediklerinize, içtiklerinize ve yaptıklarınıza dikkat etmelisiniz. Bol bol DHA tüketmeye başlamalısınız, gebelikle beraber de bu alışkanlığınızı devam ettirmelisiniz. Düzenli uyuyan ve iyi uyuyan bir bebeğiniz olacak sonuçta... Çoğu anne için dünyalara sahip olmakla eşdeğerdir :)



25 Ocak 2012 Çarşamba

Ateş Ölçme Yöntemi - Örnek Şemalar

Bu yazının ik bölümü olan Ateş Ölçme Yöntemi başlıklı yazımda da belirttiğim gibi vücut ısınızı takip ederken farklı şekillerde şemalarla karşılaşmanız kuvvetle muhtemel. Aşağıda birkaç değişik şema örneği göreceksiniz. Sizin tablonuz da bunlardan birine benzeyecektir.


İlk şema ovulasyonun gerçekleşmediği bir tablo örneği.Sıklıkla olmamak kaydıyla yumurtlamanın gerçekleşmediği aylar yaşayabilirsiniz. Böyle bir durumda ateşiniz yükselmez ve yukarıdakine benzer bir tabloyla karşılaşırsınız. Bunun nedeni vücut ısınızı yükseltecek olan progesteron hormonunun salgılanmamış olmasıdır. Çok daha küçük bir ihtimalle ovulasyon gerçekleştiği ve progesteron salgılandığı halde vücudu bu değişikliğe cevap vermeyen kadınlardan olabilirsiniz. Fakat dediğim gibi bunun ihtimali daha zayıftır.

Yumurtlamanın gerçekleşmemesi pek çok neden bağlı olabilir. O ay stresli günler yaşıyor olabilirsiniz, hastalık yaşıyor olabilirsiniz ya da folikül kistiniz olabilir. Eğer birden fazla kereler ovulasyon gerçekleşmiyorsa o zaman polikistik over sendromunu (PKOS) yaşıyor olabilirsiniz. Bu hastalıkla ilgili ayrıntılı bilgiyi ilgili başlıkta bulabilirsiniz.

Yukarıdaki şemada genellikle olduğu gibi yumurtlamanın hemen akabinde değil de yavaş yavaş artan bir vücut ısısı şablonu da görebilirsiniz. Bu şemada ovulasyonun 2 Kasım’da gerçekleşmiş olma ihtimali var ama geçiş ilk tablodaki kadar net olmadığı için emin olamıyoruz. Her kadında vücudun progesterona tepkisi aynı olmayabilir. Bu bir problem var demek değildir. Böyle bir durumda ateşiniz kesin olarak yüklesene kadar kendinizi fertil saymalısınız. Bu şemada fertil günlerin bittiği tarih 6 Kasım olarak kabul ediebilir. Eğer sizin tablonuz da aşağıdakine benziyorsa ateşinizin artık kesinlikle yükseldiğine emin olana kadar hamile kalma olasılığınızın yüksek olduğunu varsaymalısınız.

Başka bir durumda da aşağıdaki örnekteki gibi vücut ısısının keskin hareketlerle değil de yavaş yavaş yükseldiğini görebilirsiniz. Bu durum da gayet normaldir. Tek tek dereceler yerine tabloya bir bütün olarak bakabildiğiniz sürece problem olmayacaktır.

Karşılaşabileceğiniz bir başka tablo ise aşağıdaki gibi normal seyrin dışına çıkıp çok düşük ya da çok yüksek dereceler olabilir. Tabii bu bir kereye mahsus olmalıdır dikkat dışı bırakabilmeniz için. Bu örnekte 28 ekim tarihli sarıyla işaretlenmiş olan derece ortalamanın üzerinde çıkmış. Herhangi bir nedenle böyle olmuş olabilir. Yumurtlamadan sonraki bir günde de ateşiniz normal seyrin çok altında çıkabilir adet başlamadan 1 gün önce ateşiniz düşebilir ya da adet başladığı halde ateşiniz düşmemiş olabilir. Bütün bunlar olasıdır ve normal sayılır. Bu durumda yapacağınız şey bu ateşe bir anlam yüklemeyip dikkate almamaktır. Ama sıkça tekrarlanması durumunda kullandığınız termometrenin doğru çalışıp çalışmadığını kontrol etmenizde yarar vardır. 

Yukarıda da belirttiğim gibi ateş ölçme yöntemini pahalı olmayan bir gebelik testi olarak da kullanabilirsiniz. Her ay gebelik testlerine yatırım yapacağınıza sadece vücut ısınızı takip etmek daha kazançlı hatta daha güvenilir olabilir.  Eğer yumurtlama (ovulasyon) sonrası ateşiniz en az 18 gün boyunca yüksek kalmaya devam ederse neredeyse kesin olarak hamilesiniz demektir. Ayrıca üç fazlı bir şema da oluşturmuş olabilirsiniz aşağıdaki örnekteki gibi... Yani ateşiniz yükseldikten sonra bir kademe daha yükselebilir. Bunun nedeni olarak vücudun ekstradan ürettiği progesteron olarak gösterilir. Ama eğer hamileyseniz ve tablonuz aşağıdakine benzemiyorsa bu muhakkak bir problem var anlamına gelmez. Her kadın hormonlara farklı tepki gösterir.

Ovulasyon sonrası 18 yüksek dereceli günden sonra keskin bir düşüş yaşarsanız bir an evvel doktorunuzla görüşmenizde yarar olabilir. Bir ihtimalle düşük tehlikesi yaşıyor olabilirsiniz. Hemen hemen bütün hamileliklerde vücut ısısı progesteron hormonunun etkisiyle doğuma kadar yüksek kalır.

Ateş ölçme yönteminin bir diğer faydası da luteal fazınızda bir problem olup olmadığını gösterebilmesidir. 3 aydan fazla süredir oluşturduğunuz şemada eğer sürekli olarak 10 günden az süren ovulasyon (yumurtlama) sonrası yüksek ateşle karşılaşıyorsanız bir sorun olabilir. Aşağıdaki şema kısa bir luteal faz örneğini gösteriyor. İdeal olarak bu dönemin 12-14 gün olması beklenir.
Ancak her durumda yüksek derecelerinizin sayısı 10dan az olmasına rağmen luteal fazınızın kısa olduğuna karar vermeniz gerekmez. Bir ihtimalle ovulasyon gerçekleştiği halde ateşiniz yükselmekte geç kalabilir. Yukarıda da bahsettiğim gibi bazı kadınlarda vücut progesteron hormonuna tepki vermekte gecikebilir, netice olarak vücut ısınız yükselmez ve siz de luteal fazınızın kısa olduğu yanılgısına kapılabilirsiniz. Eğer yüksek derecelerinizin sayısı 10dan az ise bunun luteal faz problemi olup olmadığını anlamanın en iyi yolu ne zaman yumurtladığınıza emin olmaktır. Bunu anlamak içinse servikal sıvınızı takip etmek çok yardımcı olacaktır.

Fertilitenizi takip ederken en güvenilir sonuçları ateş ölçme yöntemini servikal sıvı takibiyle birleştirerek alabilirsiniz. Bununla beraber servikal pozisyonu da takip ederseniz yanılma payınız iyice düşecektir. Bir sonraki yazımda servikal pozisyondan bahsedeceğim. O zaman görüşmek üzere...




Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım