19 Aralık 2012 Çarşamba

Sandy Hook Katliamı ve Düşündürdükleri


Önümüzdeki hafta Noel... Çocuklar Noel Baba’dan istedikleri oyuncakların listesini hazırlıyorlar, anneler babalar süsledikleri ağaçların altına yerleştirecekleri hediyeleri tamamlamaya çalışıyorlar. Aileler tatilde biraraya gelebilmek için seyahat hazırlıklarını tamamlıyorlar. Her sene olduğu gibi bu sene de tüm ülkede yıl sonu heyecanı, sevinci var. Bir yer hariç: Sandy Hook.

Akıl hastası bir çocuğun silah sevdalısı annesinin gayet ulaşılabilir yerlerde sakladığı yarı-otomatik bir savaş silahını kapıp, yaşadığı yerin ilkokulunu kana bulamaya karar vermesinin üzerinden 5 gün geçti. Ben kendimi toparlayıp olay yerini ziyaret etme cesaretini ancak pazartesi günü gösterebildim. Hissettiklerimi, düşündüklerimi kağıda dökmeyi ise ancak şu an başarabiliyorum.

Bu olay yalnızca Sandy Hook ve Amerika için değil tüm dünya için bir dönüm noktasıdır. 6 yaşındaki çocukların hayatına böylesine vahşi bir biçimde kastedilebileceği hiçbirimizin aklına gelmezdi. Demek ki bu da olabiliyormuş. Demek ki hiçbirimizin yaşadığı yer, gittiği okul, oynadığı park güvenli değil. Demek ki çocuklarımızın başına her an her şey gelebilir ve biz hiç bir şey yapamayız! Hani günlerdir beklenen o ¨kıyamet¨günü var ya? Işte o gün Sandy Hook felaketinin yaşandığı gündür. 20 çocuğun katlediği, yüzlerce çocuğun masumiyetinin bu yaşta ellerinden alındığı gündür.

Olay gününden beri herkes suçlu/sorumlu aramaya başladı. Çoğunluğun işaret ettiği mesele silah sahibi olmanın bu kadar kolay olması meselesi... Ben de sorunun bu olduğuna katılıyorum ancak bunu tek neden olarak gösteremiyorum. Silah sahibi olmak nefs-i müdafaa’yı mümkün kılmak için hak sayılabilir ama bu hakka sahip olmak da bu kadar kolay olmamalı. Hiç bir ülke için bu kadar kolay olmamalı! Bu çok tartışma götürür bir şey değil. Hali hazırdaki ¨silahlanabilme¨ yasasının  değiştirilmesi ve silah sahibi olma sürecinin uzun ve daha zor bir süreç olması gerektiği NRA üyelerinin bile savunduğu bir gerçek artık.

Katliamı gerçekleştiren Adam Lanza asperger sendromu hastası imiş. Felaketi bu ya da otizm spektrumundaki bir başka rahatsızlığa bağlayanlar oldu ki bu da akıl hastalıkları konusunda ne kadar az yol aldığımızın göstergesi. Amerika gibi ARGE’ye müthiş yatırımlar yapan bir ülkenin her geçen gün oranı daha da artan akıl hastalıkları üzerine tatmin edici miktarda çalışma yapmıyor (yapamıyor) oluşunu hayretle karşılıyorum. Sürekli aynı sorular etrafında dönüp dolaşıyoruz. Bu sorular sadece nedenlerle sınırlı değil, gelişimle de ilgili. Adam Lanza’da arabasına atlayıp hiçbir ilişkisinin bulunmadığı bir ilkokuldaki çocukları katletme isteği doğuran nedir? En ufak bir malumatımız yok.

Otizm spektrumdaki  hastalıklarda aile bireyleri ve tanıdık insanlara karşı yönlendirilenler dışında agresif tepkiler gözlemlenmiyor. Planlı ve silahlı tepkiler ise hemen hemen hiç gözlemlenmiyor. Bu konuda kendi oğlundan örnek vererek çok güzel bir yazı yazmış blogunu çoğu zaman ilgi, bazen de kızarak takip ettiğim Emily Willingham. Her şeyden önce bu felakete çok da bilgi sahibi olmadığımız hastalıkları neden olarak gösterip pekala empati yapma yeteneğine sahip olan çocukları ve ailelerini üzmeyelim. Bu bağlamda tartışması yapılabilir olan üçüncü mesele psikyatrik ilaçlar ve yan etkileri meselesidir. Lanza’nın hangi ilaçları aldığı ve bu ilaçların onun üzerinde nasıl bir etki bıraktığını bilmiyoruz. Yapacağım herhangi bir yorum bu konuda yeterince bilgi sahibi olmadığım için spekülasyondan öteye gitmeyecektir. Ancak yan etkileri şiddet ve intihara eğilim olan ilaçlar kullanıyordu ise o zaman kontrolsüz ilaç kullanımına olan karşıtlığım kat kat artacak ve bu konuda ihmali bulunan herkesi suçlamaya hazır olacağım.

Açıklığa kavuşması gereken bir diğer konu da Lanza’nın sanal hayatla ilişkisi. Bilgisayarında yapılan aramalar hard-disk’i parçalandığı için sonuçsuz kalmış ama böyle bir imhaya gerek duymuş olması saklayacak çok şeyi olduğunu gösteriyor. Sanal hayatta geçirilen zaman çocuklarımızın sağlıklı gelişimini ve hayatlarını ciddi anlamda tehdit ediyor. En başta bilgisayar oyunları olmak üzere her türlü ¨gerçek olmayan¨la ilişki çocuklarımızı asıl yaşamdan, empati yapma yeteneğinden, sosyal hayattan, insani ilişkiler kurma becerisinden uzaklaştırıyor. Lanza’nın yaptığını ancak hareketin sonuçlarını tartamayan, gerçeklikten uzak bir insan yapabilir. Bir ilkokulu basarak çocukları savaş silahıyla katletmek tahayyül edilebilir, akla mantığa vicdana sığabilir bir şey değildir. 

Hiç birimiz bir çocuğun hayatının bu şekilde sonlanabileceğini düşünemeyiz. Benim de herkes gibi olayı duyduğumda ilk yaptığım çocuğuma sımsıkı sarılmak ve kötülüklerin ondan ve bütün çocuklardan uzak durması için dua etmek oldu. Bu öyle korkunç bir olay ki kalkıp yerinde görene kadar gerçekliğinden şüphe duyuyorsunuz. Ben de katliama tanıklık edenleri görene kadar gerçekliğinin farkında değilmişim, onu anladım. Kendimi bebekleri katledilen ailelerin yerine koyuyorum. Acılarını hissediyorum, paylaşmaya çalışıyorum... 

Ben bu cumartesi kızımın doğum gününü kutlayacağım ama onlar için hiçbir kutlama, kutlama değil artık. Hayat bambaşka bir yöne doğru seyrediyor. Bu katlanılması zor günlerde kendilerine tekrar tekrar sabır ve dayanma gücü diliyorum.

Gördüğünüz fotoğraflar 17 Aralık 2012 tarihinden.



































Son karelerde gördüğünüz çocuk Sand Hook öğrencilerinden biri. Terapötik köpeklerle birlikte...

Katliamda hayatını kaybeden çocuklar ve öğretmenleri...


7 yorum:

  1. Ah, hüngür hüngür ağlayarak okudum. Hala ağlıyorum. Söylecek o kadar çok söz varken, kelimelerin ağızdan bir türlü çıkamadığı anlardan...
    Çok çok üzgünüm, çok... Allah ölenlerin ailelerine sabır versin. Bu olaya şahit olmuş çocukları ve yetişkinleri de malesef oldukça zor bile gelecek bekliyor. Nitekim, böyle bir olayla içsel olarak başa çıkabilmek hiç kolay bir şey değil.
    Ah, çok zor....

    YanıtlaSil
  2. Demiş ki üstad "dünya'ya bir daha gelirsem, ne kadar tank, tüfek ve silah varsa hepsini eritip saz, cümbüş ve zurna yapacağım."
    Üzgünüz. Milyonlarca çocuğun, bebeğin ölümünü izlerken kendimizi şanslı hissetmeye devam ediyoruz.

    YanıtlaSil
  3. Uzun yıllar otistik çocuklarla çalışmış biri ve tanıdığı pek çok otistik ailesi bulunan biri olarak çok üzüldüm asperger sendromuna bağlanmış olmasına. Zaten toplumumuzda sürekli dışlanan, kreşlerdeki diğer aileler tarafından imza toplayıp attırılan otistik çocukların ailelerinin insanların onlara "daha da önyargılı" bakacaklarından dolayı ne kadar üzüldüklerini tahmin edebiliyorum.
    Çok çok çok acı bir olay. Allah kimselere vermesin, bir daha da yaşanmasın inşallah.
    Teşekkürler bu anlamlı yazı için.

    YanıtlaSil
  4. http://www.autismspeaks.org/news/news-item/autism-speaks-responds-claims-media-linking-autism-spectrum-disorders-planned-violenc

    YanıtlaSil
  5. Yazacak çok şey var.. Hiçbirşey yok..

    Fotoğraflar mahfetti beni...

    Üzülüyorum..

    YanıtlaSil
  6. Çok ama çok hüzünledim.

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım