22 Aralık 2012 Cumartesi

Derya'nın Bebek Yapım Günlüğü- Bölüm 4

Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 1. bölümü burada
Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 2. bölümü burada
Derya'nın bebek yapım günlüğü'nün 3. Bölümü burada

Geçen haftaki doktor arama maceramdan sonra bugün, neden çocuk yapma konusunda bu kadar hazırlığa ihtiyaç duyduğuma değinmek istiyorum. 

Şurada da belirttiğim gibi ben melezim, bununla birlikte anne-babasız bir ortamda büyüdüm. Çok gençlermiş evlendiklerinde, düşünmeden beni dünyaya getirivermişler...

Aşk evliliği yapmışlar yapmasına ama, kendileri çocukmuş daha. "Çocuk yapmak" sanki bir kuralmış gibi, illâ olması gerekiyormuş gibi davranmışlar;  ikinci adımı düşünmeden... Sonrasında ne olmuş; bana bakamayıp ben daha bir buçuk yaşlarındayken anneannemle dedemin yanına, İzmir`e göndermişler. Altı buçuk sene önce, Almanya`ya taşınana kadar o evde, anneannemle birlikte yaşadım.

Ben üç yaşındayken boşanmışlar; babam başka şehire gitmiş, annem babaocağına dönmüş. Ama hastaymış, böbrek yetmezliği varmış. Önce diyaliz, sonrasında böbrek nakli. Kendimi bildim bileli hep hastaydı. Bana hamileyken doktorlar uyarmışlar; "Bu gebelik tehlikeli, alalım." demişler. Dinlememiş onları.  Ama doktorların dediği çıkmış ve hamileliğinin sekizinci ayında gebelik zehirlenmesi geçirmiş. Bu, her ikimizin de hayatını tehlikeye attığı için, doktorlar beni apar topar sezaryenle dünyaya getirmişler.


Annem hep hasta olduğu için, bana anneannem baktı. Anneme kızan babam, beni ben daha 4 yaşındayken annemden kaçırıp, tanımadığım başka bir ailenin yanına verdi. Kendisi de bakmadı yani. 11 ay boyunca orada burada, başkalarının yanında kalmışım. Beni anneme geri verdiğinde tanımamışım annemi. Öyle böyle derken seneler hep annemin anneannemle ve dayılarımla olan bitmez tükenmez kavgalarıyla geçti. Ben, öylece ortada, Afrikalı bir adamdan ve hasta bir anneden olma bir çocuk olarak gezdim hep. Yine de yaratılış olarak mutlu bir çocuktum; kimselere sorun çıkarmazdım. Gerçi, öyle büyütüldüm: "Annen, baban bizi yeteri kadar üzdü; sen sakın ha problem çıkarma!" dendi hep ve ben hep sustum.
16 yaşına geldiğimde, ilk gençlik heyecanları, anneme en çok ihtiyacım olduğu dönemlerde o, evdeki kavgalardan uzaklaşmak için internette hiç tanımadığı, Almanya`da yaşayan bir adamla evlenmeye karar verdi. Gelip bana sorduğunda, ben hiç kendimi düşünmeden; "Mutlu olacaksan git annecim." dedim, dün gibi gözümün önünde. Hastaydı, mutsuzdu; mutlu olsundu. Ve beni bırakıp gitti.  Tamamen savunmasız, korunmasız kalmıştım. Allah razı olsun, bana baktılar ama dayılarım ve anneannem üzerimde anlamsız, insanı yok eden baskılar kurdular hep. Bütün gençlik yıllarım karanlıklara gömülmekle ve anne özlemiyle geçti. Annem gittikten sonra üzüntüden saçlarım döküldü, psikolojim bozuldu.

Babam, annem gidince yeniden ortaya çıktı. Fakat, bana destek olmak yerine beni kullanmayı tercih etti. Kendisi Afrikalı olduğu için Türk Vatandaşı değil. Ben Güzel Sanatlar`da öğrenciyken, kendine bir takı dükkânı açtı. Oranın kirasını ve telefonunu, ayrıca kendi evinin telefonunu üzerime yaptı. Onun ipiyle kuyuya inilmezdi, herkesi dolandırırdı o. Fakat babamdı, bana bir şey yapmazdı. Beni tehdit etti, "Bir daha bana baba diyemezsin." dedi. Annem de gitmişti, bir babam kalmıştı. Kaybetmek istememiştim. İstemeye istemeye imza attım bütün kontratlara. Sonunda bütün borçları üzerime bırakıp ortadan kayboldu. Ben 22 yaşında bir üniversite öğrencisiydim, hiç param yoktu. Dersteyken, beni icra avukatları arıyor ve eğer gittikçe katlanan borçları ödemezsem beni hapse atmakla tehtit ediyorlardı. Birincilikle girdiğim, çocukluk hayalim olan güzel sanatları daha fazla yapamaz olmuştum. Sürekli ağlıyor, dalıp dalıp gidiyordum. Aile denilebilecek kim varsa çevremde, yardım isteyemiyordum. Çünkü ben sorun çıkarmamalıydım. Bütün kapılar kapalıydı. Bir sabah uyandığımda çenemi açamadım; bir buçuk sene kilitli ve deliler gibi bir çeneyle dolaştım; hâlâ sakattır çenem. Buna rağmen stresin ve üzüntünün bana neler yaptığını kimse görmüyor, kimse yardım elini uzatmıyordu. Ben zaman geçtikçe, daha da derin bir bunalıma sürükleniyordum. Hayatımda ilk ve en çok güvenmem gereken insanlar, bana durmadan en çok zarar verenler olmuştu.

Borçlar bir şekilde ödendi, babam sınır dışı edildi, ailedeki baskılarsa hep devam etti. Bir süre sonra, artık Türkiye`de yapamayacağımı anlayan annem, beni birden bire Almanya`ya aldı.  Ben, o zamanlar çok büyük bir depresyondaydım.  Öyle ki, neredeyse çevremde olup biten hiç bir şeyi algılayamayacak durumdaydım. Almanya`ya geldiğimde de daha iyi bir atmosferle karşılaşmadım. Annem, mutsuz evliliğinin acısını benden çıkarıyordu. Fakat, yine de benden destek alıp boşanma davası açtı. İkimiz birden bir savaşın içine girdik, ben daha kendi savaşımdan çıkamamışken. Bu arada, hayatımızda ilk defa yalnız kalıyorduk. Birbirimizi tanımaya başladığımızda anladım ki, o aslında benim kafamda canlandırdığım "anne" değildi; hiç olmamıştı. Geçimi çok zor, çok egoist ve hırçın biriydi. Bense aslında hayat enerjisiyle çok dolu, ılımlı ve aslında mutlu biriydim. Çok çatıştık, yıllar boyu... 

Ben, tüm bunlardan sonra, en sonunda kendi hayatımı kurabilmişken anladım ki, aslında hiç de normal değilim. Ömrüm boyunca annem ve babamın bana yaşattıklarından sonra hem ruhum, hem de bedenim çok yorulmuş. PTSD denilen, Türkçesi "Travma Sonrası Stres Bozukluğu" olarak adlandırılan bir duruma gelmişim; hiç suçum yokken...  Şimdi, kendim bir çocuk sahibi olmaya korkuyorum.  Çünkü bazen, nedenini bilmediğim, muhtemelen geçmişteki yaşanmışlıklarımdan dolayı verdiğim ani tepkiler olabiliyor. Bu tip tepkileri, küçücük ve günahsız bir bebeğin yanında verdiğimi düşünemiyorum, içim acıyor.  Ki malesef, terapi gördüğüm doktor da bunu onayladı geçen hafta.

Terapideyken nasıl ağladım bilemezsiniz... Sırf yumurtasından ve sperminden oluştuğum o insanlar yüzünden ben, aslında, çocuk sahibi olmaya pek uygun değilmişim. Haddinden fazla yıpratırmış çocuk beni. En ufak bir stres olayı bile beni artık yerden yere çarparken, çocuk, tamamiyle derbeder edermiş. Ama ben yılmayacağım; tüm o yaşananlar benim suçum değildi. Ayrıca ben hastalıklı bir ruhla doğmadım; yardım alırsam düzelebilirim. Nefret, hırçınlık bozuyorsa; sevgi ve iyilik o hasar görenleri iyileştirir, öyle değil mi?
Yıllar önce kendime bir söz vermiştim; çocuk hasretinden ölsem bile, kendim iyice hazır olmadan asla bir çocuk sahibi olmayacağım. Benim annem ve babam, bir çocuk sahibi olmamalıydılar. Ya da yaptıkları çocuğa sahip çıkmalıydılar; ya birlikte ya da ayrı ayrı aile olmalıydılar. Ama bu denli zarar vermek yerine bana "aile" olmalıydılar.

Hamile kalmak, çocuk doğurmak; dünyanın en kolay işi.  Peki ya sonra? Tüm o çocuklara ne oluyor? Anne ve babadan oluşan, sevgi dolu bir aile istisnasız ver çocuğun hakkı değil mi? Bu yüzden, biz büyüklerin artık körü körüne çocuk sahibi olmaktansa, artık biraz bilinçlenmemiz gerekmez mi?


Geçmişi ne yazık ki değiştiremem, ama hem bedenimi, hem de psikolojimi hazırlamak için yeteri kadar zamanım var. Vazgeçmeyeceğim; Allah da izin verirse, annemle babamın yaptığı hataları yapmayacağım. Nasip olur da bir çocuk sahibi olursak, işallah ona sevgi dolu bir aile verecek ve her zaman yanında, ona destek olacak bir anne olacağım.

İşte böyle... Şimdi siz söyleyin; çocuk yapmak, dünyanın en düşünülerek yapılması gereken şeyi değil de ne? Her şeyin kaynağı bizsek eğer, içimizde oluşuyorsa eğer bir can; ona sağlıksız, mutsuz ve bencil bir dünya vermek neden? Körü körüne, hiç düşünmeden hareket etmek neden?


5. Haftada görüşmek üzere...

Sevgiyle,
Derya

16 yorum:

  1. deryacım hepimizin çocukluk travmaları var malesef, ama senin yaşadıkların gerçekten zor. ben hep senin gibilerin, kendileri tersini hissetse de, çok güçlü olduğuna inanırım. allah sana sağlıklı bir çocuk ve mutlu bir yuva verir ömür boyu ve kader sana kendini affettirir diye düşünüyorum. hoşçakal...

    YanıtlaSil
  2. hayat bazen çok zor gerçekten sen en zorunu yaşamışsın..maalesef hepimiz aile konusunda çok şanslı olmuyoruz ve çabuk olgunlaşıyoruz..ama iyi tarafı da şu ki nasıl bir aile olmamamız gerektiğini çok iyi öğreniyoruz..sen de eminim ailenin hatalarından bunu çok iyi öğrenmişindir ve bu kadar bebek isterken ve severken,harika bir anne olacaksın inşallah..psikoloğun bi psikoloğa gitsin:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haha, gülümsettin beni. Çok teşekkür ederim (:

      Sil
  3. Yaşamındaki arızalarla yüzleşmek iyileşmeyi sağlar. Dr senin kadar anlayamaz yaşadıklarını. Neşen eksilmesin

    YanıtlaSil
  4. Yaşanmışliklardan herkes doğru cikarimlar yapamıyor maalesef. Ama bence siz yüreği ve aklı güzel hakkaniyetli birisiniz. Ben de bir anneyim ve içtenlikle yazdığınız bu yazıyı okurken, apaçık hissediliyor ki siz zaten bu farkindalikla sıcacık bir anne olacaksiniz,eminim. Samimiyetle sizi takip ediyorum..

    YanıtlaSil
  5. Gecmisinize ve yasadiklariniza bakisinizi ve tutumunuzu cok taktir ettim. Bunlari aktarmak cok yogun duygular yasatmis olmali size. Siz degerli bir insansiniz;anne-babanizin hatalarindan ders cikarip kendi hayatiniza uygulayabiliyorsunuz. Cogu insanin kendi hatalarindan bile ders cikaramadigini dusunursek sizi cok taktir etmek gerekir. Umarim bir gun anne-babanizi, anneannenizi ve dayilarinizi affedebilir, o sartlarda ve kisilikteki bir insanin o davranislari neden yaptigini anlayabilirsiniz. Bu onlarin hakli oldugu anlamina, sizin uzerinizde cok aci etkileri olan hatalar yapmadiklari anlamina gelmez. Belli ki cok hata yapmislar, ama sonuclarina ne yazik ki siz de katlanmak zorunda kalmissiniz. Sanirim gecmisinizdeki bu insanlari affedebilirseniz siz de huzura kavusabilirsiniz. Gecmisle hesaplasmaniz bitmezse, istediginiz kadar dikkat edin, icinizdeki huzursuzluklar evladiniza yansiyabilir. Elbette affetmek zaman alacaktir, ama yazinizdaki tutumunuzdan ve icgorunuzden bunu basarabileceginiz izlenimini kuvvetle edindim. Mutluluk bir beceri aslinda, cocukken bildigimiz, sonra sartlar nedeniyle unuttugumuz. Mutlulukla ilgili bir makale okumustum, Hayattan ne istedigini bilen, hayatinin kontrolune sahip annelerin cocuklarinin mutlu bir yetiskin olma ihtimali daha yuksekmis. Sanirim gecmisi ile barismis bir annenin de cocugunun yetiskinliginde mutlu bir insan olmasi ihtimali de daha yuksek olur. Cocuk sahibi olurken bu kadar bilincli davranmanizi ve cabalarinizi tebrik ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, yazarken duygularım çok yoğundu. Bu tip şeyler yazarken kendimi açmam, bunu yaparken de yaşadıklarımla yeniden yüzleşmem gerekiyor; kolay değil.

      Affetme konusuna gelince; ben zaten kinci biri değilim ve zaten mutlu biriyim. Fakat, malesef annemle olan sorunum hala aktif olarak devam etmekte ve bu beni hala çok yıpratmakta. Yani benim sorunum affetmek ya da affetmemek değil; o Allah`ın bileceği iştir. Ben, kimseyi yargılamakla mesul değilim. Ben sadece bana yapılanları ve bunlardan gördüğüm zararları anlatıyorum, ki buna da yeni yeni başladım. Keşke daha önce yapsaymışım, en azından bedenimde bunca sorun olmazdı herşeyi içime atmaktan.

      Tek istediğim artık rahat bırakılmak. Ben sadece kendime ve kendi aileme konsantre olmak ve bana zarar verenleri arkamda bırakmak istiyorum, onların kötülüğünü istemeden ama benden uzak durmalarını dileyerek...

      Sil
  6. açıkçası hayatın çok zor geçmiş fakat çocuk dünyanın en tatlı şeyi.ben senin ona göremediğin sevginin 2 katını vereceğini düşünüyorum.eşinde destek olursa bu süreç çok güzel geçer.zor olabilir ama gözünü korkutmasın mutlu bir yuvan varsa ve kocana güveniyorsan 1 çocuk seni korkularının aksine çok iyi bir anne ve mutlu bir kadın yapabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnce görüşün için çok teşekkür ederim.

      Açıkçası ben (biz) çocuksuz da mutluyuz. Ekstradan mutlu olayım diye çocuk yapmam; ona bir anne olarak, sağlıklı ve mutlu bir hayat verebileceğimden bir nebze emin olursam çocuk yaparım.

      Sevgiler.

      Sil
  7. keşke yakın olsaydık ben sana seve seve destek veririm e inan. 2005 te sırrını yüreğime bırakıp gittiğin kıza inanmasan da şimdi bunları yazana inan. seni seviyorum izliyorum ve destekliyorum. Allah yar ve yardımcın olsun. Ve bunları yazarken sana ve yazdıklarına öyle konsantre olmuşum ki yanı başımda dönüp durarak yatağın kıyısına gelen kızım yataktan düştü Allahtan 20 cm falan yüksekliği ama yine de kütledi:(

    YanıtlaSil
  8. Sevgili Bengisu,
    Çok teşekkür ederim. Acaba birbirimizi tanıyor muyuz??

    YanıtlaSil
  9. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  10. sizin yasadiklarinizin yaninda belki kucuk seyker yasadim bu gune kadar ama yasarken cok buyuk geliyor.29 yasimdayim ama 49yil gecmis gibi hissediyorum.cok sey yazasim vardi ama nerden tutsam nasi aktarsam bilemedim.neyse sonunda soyle deemk istiyodum en azindan obu yazayim.cocugum oldugunda dunya tersine dondu.hic basima gelmez dedigim seyler geldi kucucuk bebekle yapayanliz kaldim hem gercek hem mecazi anlamda.kocam dedigim sahis aslinda tanidigim kisi degilnis.birsuru sikinti yasadim 4ay uyumadim bebek boyle bir halin ortasindaydi.ama bazen insan kendinden beklediginden farkli davraniyor. 10ay oldu icimde firtinalar koparken sinir krizleri gecirirken oglumun hicbirseyini aksatmadan mutlu saglikli tombik sosyal bir bebek haline getirdim (geldi)bazen beklenenin aksina hersey guzel olabiliyor.insan cok guclu olabiliyor.onun yuzune bakarken dunyada sadece o olabiliyor.ve insan gulumseyerek onunla ilgilenebiliyor.en jotusunu her zaman dusunmemek gerek.ben herseyde en kotusunu dusunurdum ama dahada kotusu olabilirmis bu hayatta yada beklenmedik sekilde cok daha iyisi.
    karmancorman yazdim ne yazdim bilemiyorum.o minicik bebek insana guc veriyir bu bi gercek...

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım