11 Ekim 2012 Perşembe

¨Biraz daha anlat¨ Talebi Üzerine Yazılmış Bir Yazı

Özden Kaşkar Duran der ki: 

Leyla'nın düzenini öğrendik ama bu tek başına mümkün değil. Annesi ve babası Leyla'ya nasıl örnek oluyor? Nasıl bir hayat yaşıyor? Spor yapar mısın? tatlı yemiyor olamazsın ama ne yersin? Hamurişi sever misin? Yenik düştüğün tatlar var mı? Alışkanlıkların önünde nasıl duruyorsun, can bu zaman zaman çekiyor yani:) Bence seni sıkı takip edenler ve ben bunları bilmeyi hakediyoruz. Ne dersin Eren?

Bu soruyu cevaplamaya hakkımda kısa bir özgeçmiş sunduğum yazımda anlattıklarımla başlayayım:

Kars’da doğdum ve cocukluğumun ilk yıllarını orada geçirdim. Sonra biraz Almanya, biraz İzmir, çoğunlukla da Mersin’de yaşadım. Koç Üniversitesi’nde ekonomi okudum. Üniversiteyi bitirdikten sonra kısa bir süre bankacılık yaptım. Neyse ki bankacılığın benim için doğru bir iş olmadığına karar vermem çok uzun sürmedi. Kariyerimi sağlık sektöründe devam ettirme kararını verdim. Bir müddet özel bir hastanede yöneticilik yaptıktan sonra sağlık yönetimi konusunda eğitimimi devam ettirme ihtiyacı duydum ve New York Üniversitesi’nde sağlık yöneticiliği ve politikaları alanında yüksek lisansa başladım. Bu sırada NYU Tıp Merkezi’nde araştırma ve geliştirme bölümünde çalıştım. Mezun olduktan sonra New York Mount Sinai Tıp Fakültesi, Klinik Çalışmalar Bölümü’nde yöneticilik yaptım. Şu anda holistik beslenme ve doğal yollarla sağlık üzerine doktora yapıyorum. 

Leyla dünyaya gelene kadar oldukça hareketli bir New York City hayatım vardı. Anne olan bütün kadınlarda olduğu gibi benim hayatım da doğumdan sonra kökten değişti. Herşeyden önce kızıma içime sinen, güvenebileceğim bir bakıcı bulamadım ve çok sevdiğim işimden kariyerimin yıldızlı yerinde vazgeçmek zorunda kaldım. Oldukça uzun bir süre işimi rüyalarımda görmeye devam ettim:) Hala da çok özlüyorum… Ancak bizim için doğru olan bir karardı. Şu anda da sevdiğim bi işi yapıyor, sevdiğim bir alanda eğitimime devam ediyor oluşum acımı biraz hafifletiyor. 

Soruların cevaplarına gelince: ben de eşim de genel anlamda sağlıklı yaşamaya gayret eden insanlarız. Doğayı, açık havayı, açık hava sporlarını çok severiz ve mümkün mertebe kopmamaya çalışırız. Genel anlamda dememin nedeni arasıra sağlıklı olarak nitelendirilen hareketlerden kopmaya meyilli oluşumuzdur. Mesela haftada 1-2 şarap içeriz. Arasıra abur cubur denebilecek yiyeceklerden tüketiriz ama bunun düzenli hale gelmemesine çok dikkat ederiz. Hamur-işi, tatlı her ¨normal¨ insanın damak zevkine hitap eden şeyler. Hayatımızdan bunları tamamen ve sonsuza kadar çıkarmak bizim açımızdan mümkün değil. Herşeyde olduğu gibi bunda da ¨dozunda bırakmak¨ ilkesini uyguluyoruz. Leyla'nın olağanüstü durumlar haricinde 2 haftada 1, pizza, pasta-börek gibi boş kalori maddeleri tüketme izni vardır. Onun dışında kendisine sunulanı yemekten başka şansı yok garibimin:) 

Spor yapıyorum. Hipotiroid hastası olmam nedeniyle metabolizmam biraz yavaş işliyor o yüzden ben kilo vermekte ve verdiğim kiloyu muhafaza etmekte çok zorlanırım. Her gün ortalama 2 saat spor yapıyorum. 1 saat cardio 1 saat de pilates/ yürüyüş/ yoga… Spor benim için çok çok çok önemli. Rutinimden koptuğum noktada hasta hissetmeye başlıyorum. Hamileliğim sırasında da doğuma 3 gün kalana kadar spor yapmaya devam ettim. Tabii yoğunluğu normalden az olmak zorunda kalınca, arınma diyetlerimden vazgeçmek zorunda kalınca haddinden fazla kilo aldım. Bu kiloları vermekte de çok zorlandım. Hala doğum öncesi kiloma ulaşabilmiş değilim. Önümüzdeki 6 ayda başaracağımı umuyorum:) Facebook sayfamda ve blogumda paylaştıklarımla örtüşen bir hayatım olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım. 

Hayatta felaketler ve trajediler dışında dalga geçilemeyecek, gülünemeyecek hiçbir şey olmadığına inanırım, sık sık anlaşılmayan ve tepki toplayabilen espriler yaparım ama en çok da kendime dalga geçerim:) Leyla'yı da espri anlayışı yüksek bir insan olarak yetiştirmeye gayret ediyorum. Gidişata bakılırsa başarılı oluyorum... Hakkımda bilmediğiniz diğer maddeler müzikle dinleyici olarak çok çok yakından ilgilendiğim ve müziksiz bir hayat düşünemediğim olabilir. Çok iyi bir besteyle ilk defa karşılaştığımda heyecandan ağlarım :)  

Bunun yanında uzak durup sinirlerimi bozmamaya çalışma gayretime rağmen siyasetle; memleket ve dünya meseleleriyle de yakından ilgiliyimdir. 

Bana yapılmasını istemediğimi asla başkasına yapmam, bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum, dil din ırk cinsiyet ayrımı yapmam. Kadının erkek egemen toplumda cinsiyetinden çok akıl ve bilgisiyle var olması gerektiğine inanırım, ama bu emelde kendini salıvermesini de tasvip etmem. 

Her şeyden önce iyi, dürüst ve düzgün insan olmak için çalışırım. Ahlakın doğuştan değil sonradan kazanıldığını düşünürüm. Leyla'yı da adalet duygusu yüksek ve vicdan sahibi bir insan olarak yetiştirmeye çalışırım. Kendisi için en çok kortuğum şey pısırık, sesi çıkmayan, pasif bir insan olmasıdır. Her türlü haksızlıkta sesini çıkarmasını, tavırlı ve tepkili bir insan olmasını isterim. Bütün bunları yaparken medeniyet kurallarından ve ¨efendilikten¨ taviz vermemesini de isterim. 

Hayattaki varlığımız sadece kendi çocuklarımız için olmamalı. Bizim çocuklarımızın selameti başkalarınınkine endeksli. Kendi çocuğum için istemediğimi bir başkasınınki için de asla istemem ve onun için istediğim her şeyi başkasınınki için de isterim. Bebek Yapım Bakım Onarım'ın ana fikri budur. Bu fikirde buluşabiliyorsak gerisi kendiliğinden gelir. Değil mi? 

Eren

21 yorum:

  1. O güzel gözlerinden öperim seni Leyla! Ellerine sağlık Eren güzel yürekli bir yazı :)Özden

    YanıtlaSil
  2. Yanıtlar
    1. Idolumsun eren seviyorum seni

      Sil
    2. sağol zeynepcim :) ben de seni seviyorumdur kesin ama hangi zeynep olduğun belli olmuyor, yanlış zeynep sevmeyelim şimdi:)

      Sil
  3. Kirkbinbir kere Masallah ne kadar güzel görünüyorsunuz :) Rabbim yüzünüzü hep güldürsün!!! Eren yazini cok begendim nekadr icten samimi !!!!!! yüregine ellerine ve klavyene saglik ;)

    YanıtlaSil
  4. Yeni blog yazmaya başlayan bir anne olarak bloğunuzu yeni keşfettim ve çok beğendim.Bundan sonra takipçinizim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hoşgeldin esin. blogumu beğendiğine sevindim. iyi şanslar sana da !

      Sil
  5. bu kız büyümüş, yüzü diğer fotoğraflardan çok farklı. ama gözler aynı, "ben bilmişim" diyorlar. :)



    YanıtlaSil
  6. u beybi, o zaman bu kız 1 yıl önce de çok büyükmüş :)

    YanıtlaSil
  7. cok guzel bir yazi olmus
    her zaman boyle gulumseyin

    YanıtlaSil
  8. harikasın eren... çok güzel bir yazı olmuş emeğine ve yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
  9. Hipotroid için ilaç kullanıyomusun Eren? Ya da hastalığın etkisini azaltacak bir beslenme uyguluyomusun?

    YanıtlaSil
  10. erenciğim çok güzel bir yazı olmuş :) bende trioid hastası bir kişilik olarak cevabı merakla bekliyorum...bir dönem hipertrioid iken ilaç kullandım bende sonra düzene girdi , ara ara sapıtıyor hipoya döndü bir dönem sonra kendiliğinden düzeldi ben gibi çeşittt bir trioidim var :D

    YanıtlaSil
  11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  12. Ben seni coook gec tanidim ama on numara insanmissin :)

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım