2 Ağustos 2012 Perşembe

Arzu'nun Bebek Yapım Günlüğü-Bölüm 2

Arzu Tutuk'un Bebek Yapım Günlüğü'nün 1. Bölümü burada

Yeni Plan!

Bazı şeyler planladığım gibi gitmemişti. Hamile kalmak benim sandığım şey değilmiş. Nokta. 

Hamile kalmakla ilgili tüm düşüncelerimi/inançlarımı bir kenara bırakmakla başladım yeni plana...

Yıllardır yaptığım yoga pratiğinde öğrenmeye çalıştığım bir kaç şeyden birisi de: akışa bırakmak, o anda orada olmak. Yoksa, geleceğe bakıp sadece endişe veya geçmişe bakıp sadece pişmanlıklar içinde kalabiliyor benliğiniz. Hamile kalma düşüncesi beni ele geçirmiş ve şu andan uzaklaştırmıştı yani! Tek düşünebildiğim, hamile olacağım gelecekteki o ana ışınlanmaktı…ama yok öyle yağma! 

Şu anda buradasın ve şu anda burada ne oluyor? Büyük yanılgım bu süreci kontrol edebileceğimi düşünmekti. Kontrol etmek, yetişkin hayatımın en önemli “becerilerinden” biriydi hep.  Hep görmek istedim önümü, hep karar vermek-yapmak-sonuç almak istedim…hemen! Eğer kaynaklarımı bilirsem, sorunları da bilirsem, kontrol edemeyeceğim hiç bir şey yoktu benim mühendis aklıma gore... Hayat bilimsel bir gerçekti, herşey belli kurallara göre olurdu. 

Hamilelikle ilgili kontrol edebileceğim şeyler kısıtlıydı: yediklerim/yemediklerim, yumurtlama zamanım, egzersiz, rahatlama ilk aklıma gelenler. Cok basit görünmüştü bana çünkü bunlarla hiçbir sorunum yoktu benim. Zaten hayatımda bunlar hep vardı. Hep aktif biri oldum, hep sağlıklı beslendim, adetlerim de hep düzenliydi….eee yani ben değil de kim hamile kalacaktı!

Kabul ettim mütevazi olmayı. Hamilelik benim kontrolümde olmayan bir süreçmiş. Nokta.

8 Temmuz’da tekrar adet görünce, hemen gelecek ayın takvimini planlamaya başlamıştım, uygun günleri ajandama işaretleyip sevgili kocama “bildirmiştim”. Bu süreci bu şekilde benim yönettiğimi zannediyordum. Kafamda sadece hamilelik vardı, tek düşünebildiğim hamile kalmaktı. Yumurtlama zamanlarımı bilirsem, işler kolaydı. 

13 Temmuz’da tatile çıktık, sevgili kocam bir kaç gün sonra Istanbul’a döndü. Oysa ajandam 18-20 Temmuz’dan itibaren “çalışmalara” başlamamız gerektiğini söylüyordu. Tek düşündüğüm buydu, aklım sadece buna işliyordu. Hemen unutmuştum bütün kış bu tatilin hayalini kurduğumu... Büyük şehirden uzakta arınacaktım. Trafik yoktu, vapura yetişme sıkıntısı yoktu, kalabalık yoktu. Dinlenmek, rahatlamak, gevsemek için hersey elimdeydi ama benim aklımdaki tek sey yanımda olmayan kocamla birleştirmek istediğim yumurtamdı!

Hamile kalmalıydım, kocam yanımda değildi, öyleyse yanına gitmeliydim.  Biletimi aldım, kocamı aradım, planımı söyledim. Şöyle bir şeyler söyledi bana:

“Kendimi makine gibi hissediyorum… planlı, takvimli, dereceli…20 Temmuz’da Istanbul’da olman için başka bir sebebin var mı? Yazın sıcağında ne işin var trafikte? Doğada, temiz havada, denizde sakinleşme fırsatını kullan, rahatla... Bu ay nadasa bırakalım, aklından biraz uzaklaştır bu endişeyi. Bizim bebeğimiz olacak! İki aşık insanız, bir sorunumuz da yok? ama bunu bir savaşa çevirmeyelim, ben çok rahatsızım; benden, kendinden, şu andan uzaklaştın...bilinmeyen bir gelecekte endişe içinde yaşıyorsun.”

Ohhh be, bunlarmış duymak istediklerim! Kocaman bir nefesi bıraktım içimden. tuttuğumu bile fark etmemişim. Evet, hiç istemiyormuşum meğerse Istanbul’a dönmeyi... Bunu başkasından duymaya ihtiyacım varmış ve ihtiyacım olan şey en güvendiğim, sevdiğim insandan geldi. Kendimi tamamen bırakmayı yoga pratiğimden öğrenmeye başlamıştım. İşte bunu hayata uygulamak için elime bir fırsat geçmişti!

Kendimi tatile, Akdeniz’e, uykuya, ağaçlara,gölgeye bıraktım 
Kendimi şu anda burada olana bıraktım
Elimi açtım bıraktım
Gözlerimi kapadım bıraktım
Omuzlarımda tuttuğum nefesimi bıraktım
Kalçalarımda taşıdığım endişeleri bıraktım
Dişlerimde, çenemde taşıdığım gerginliği bıraktım
Oyun oynadım, suya daldım, yüzdüm, yedim, içtim...
Güzelleştim.

Hamile olma fikri bir an bile aklımdan çıkmadı; suda ters duruşlar yaptım, bu fikirle yüzleştim. “orada durdum ve gerçeğe tahammül ettim” ( Ursula K.Le Guin) çünkü tek yapabildiğim buydu. 

Evet, bu ayı nadasa bıraktık. Dün Istanbul’a döndüm, yani 30 Temmuz. Kasımdan bugüne olanları biraz anlatmış oldum, bundan sonrası Istanbul’dan canlı yayın.

Bebek yapmaya karar verdiğimiz Kasım 2011’den itibaren değiştirdiğim alışkanlıklarımı, doktor kontrollerimi, yediklerimi/yemediklerimi, yoga pratiğimi neden bıraktığımı anlatmak da istiyorum… 

3. Bölümde görüşmek üzere...

3 yorum:

  1. İnsanın aklına bir kere hamile kalmak fikri düşerse akan sular durur,zaman geçmez olur,başka birşey düşünemez olursun.Hele bir de kontrolünün dışında olması insanı daha da paniğe sürükler.En kısa zamanda hamile kalmanı dilerim:))

    YanıtlaSil
  2. İyi şanslar, umarım kısa zamanda güzel haberi alırsınız. Bu aralar etrafımda o kadar çok bebek yapmaya uğraşıp da aylardır bebeği olmayan var ki, şaşıyorum!

    YanıtlaSil
  3. Ursula Le Guin'i okuyup okuyup ukalalik yapardim ben de sabirli olmak konusunda...Hamile kalmaya calisma surecine girince bildigimi, naldigimi sandiklarimi yedim bir bir. Simdi su ana tahammul etmekte ne kadar zorlaniyorum anlatamam.
    30 yasindayim ve gecen ay ilk kez denemeye basladik. Ben bir yandan korkuyordum bir yandan da hemen olur neden olmasin ki diye dusunuyordum. Kolayca olacagina olan inancim ise 26 yasindayken bir prezervatif kazasi sonucu, ustelik 1 saat icinde alinan bir ertesi gun hapina ragman hamile kalmis olmaktan kaynaklaniyordu. O zaman cocuk sahibi olma fikrine cok uzaktim, gebeligi cok uzulerek de olsa sonlandirdik.
    Bu gebeligin anisi beni hic birakmadi, kararimdan emin olmak da daha kolay yapmadi ustelik. Cocuk sahibi olmaya karar verdigimiz andan itibaren korktum ve simdi bu ay adetim basladigindan beri kendimi durduramiyorum ve agliyorum...
    Bunlari neden yazdim bilmiyorum ama sanirim benzer sureclerden gecmis, hamile kalmaktan baska bir sey dusunememis insanlarla fikir ve duygu yoldasligi yapmaya ihtiyacim var.
    Yazdiklarini okumak hem daha cok aglatti hem de cok iyi geldi Arzu. Tesekkur ederim...

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım