11 Mayıs 2012 Cuma

Attachment Parenting ve İyi Ebeveyn Olma Ölçüsü


Time Dergisi’nin kapak konusu: “Attachment Parenting”. Türkçeye attachment parenting’i bağımlı ebeveynlik olarak çevirenler var fakat tam karşılığı bu değil. O yüzden bu ebeveynlik tanımını orjinal şekliyle kullanacağım müsaadenizle. Anlatılmak istenen: bebeği kendine mümkün olan en yakın şekilde ve bu şekli mümkün olan en uzun sürede muhafaza ederek yetiştirmek. Bu tanımın içine bebekle beraber uyumak, emzirmek, sürekli emzirmek, uzun süreli emzirmek ve Dr. Sears’ın baby wearing dediği bebeği kundak benzeri araçlarla taşımak giriyor. Amerika’da yeni yeni moda olan attachment parenting aslında Anadolu’da ve doğu ülkelerinde yüzyıllardır var.  Bu tarz ebeveynlik doğru mudur değil midir onun tartışmasını yapmayı doğru bulmuyorum. Her anne/baba (bilinçli ve eğitimli) olduğu müddetçe çocuk yetiştirme tarzına kendi karar verir. Bu karar da her ne olursa olsun saygıyı hakeder. Ben attachment parenting hakkında kendi fikirlerimi yazıyorum tabii.

Fikrim de şudur ki: attachment parenting’in bir kısmına katılıyorum, diğer kısmından kesinlikle uzak duruyorum. Kızım Leyla’nın sağlık ve mutluluğundan sonra benim için en önemli olan şey bağımsız, güçlü ve özgüveni yüksek bir kadın olmasıdır. Bunun kendisi istemeyene kadar anne-babasıyla uyuyarak,  bebeklik dönemini atlattıktan sonra sürekli taşınarak ve hiç ihtiyacı olmadığı halde istemeyene kadar emzirilerek sağlanacağını düşünmüyorum.

Ortalama bir türk kadınının muhakkak “kaynana problemi” vardır. Ve ortalama bir türk erkeğinin muhakkak bir “anne bağımlılığı” vardır. Ne dersiniz bunların kültürümüzün büyük harflerle yazılmış tartışılmaz bir parçası olan (anadolu tarzı) attachment parenting’le hiç ilgisi yok mu? Annelerinin babalarının dizleri dibinden ayrılmayan, hayattaki en büyük hayali prenses gelinliği giyip yakışıklı prensine kavuşmak olan kızlar böyle yetiştirilmediler mi? Evlenip iş güç sahibi olduktan sonra bile anasının babasının sözünden çıkmayan, kendi kararını veremeyen, eşini ailesine ezdiren erkekler böyle yetiştirilmediler mi? Bizden başka hangi kültürde çocuğunu “kurban olurum” diye sever analar? Batılı analar kurban olmazlar mı aslında, bizden daha mı kötü anadırlar bunu çocuklarına söylemedikleri için? Bizde annelik fedakarlık, cefakarlık, eziyet çekicilik, saçını süpürge elini maşa edicilik olarak tanımlanır. Cennet anaların ayakları altındadır, ana gibi yar olmaz, ağlarsa anam ağlar...Bunların attachment parenting’le hiç ilgisi yok mu?  Time dergisinin bu konuyu Dr. Sears etrafında değil de zaten elimizde var olan doğu ülkelerinde çocuk yetiştirme tarzı ve sonuçları örnekleriyle incelemesi isabetli olurdu aslında.

Attachment parenting’in bebek giyme (baby wearing) kısmıyla asla bir sorunum yok. Daha dün bu konuda yazdığım yazıyı okudunuz. Sonuna kadar destekliyorum ve uyguluyorum.  Ama sürekli bebekle birlikte uyumak ve gittiği yere kadar emzirmek bana uygun değil. Şu fotoğraf bana hiç normal gelmiyor.

Bu yaşta bir çocuğun ne biberonda ne memede ne de emzikte olması uygun.  Anne sütü 1 yaşına kadar şarttır, 2 yaşına kadar faydalıdır ama sonrasında artık alışmış olan çocuğun alışkanlığını körüklemektir. Çocuğa yaklaşmak, yakın olmak hatrına sağladığı fayda da upuzun tartışmalar götürür. Birlikte uyumak da aynı şekilde. .. Ben kızımla (mecbur kaldığım zamanlar hariç) hiçbir zaman aynı yatakta uyumadım. İstemediğimden değil elbette. Hayattaki en zevkli, en huzur verici şeylerden biri bir bebekle uyumaktır herhalde.  Ama uygun görmüyorum. Uyku hem anne hem çocuk için kesintisiz ve rahat geçmesi gereken bir süre. Aynı zamanda özel bir olay. Bebeklikten itibaren çocuğa bu özelliği öğretmek gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla vakti zamanı gelince uyku eğitimi vermek gerektiğini de...

Time, tekrar sözünü etmiş; ben de uyku eğitimiyle ilgili yazımdan sonra benzer tepkiler aldım: Bebeği ağlatmak yoluyla uyku eğitimi vermek sakıncalıdır diyor Dr. Sears. Beynini etkiler, gelişimini etkiler, travma yaratır falan filan, neticede hasta bir çocuk ortaya çıkar. Bunu söylerken de birkaç çalışmadan örnek veriyor. Time, benim çok uzun zamandır yapmaya üşendiğim işi yapmış ve bu referanslara yakından bakmış. Burdan kendilerine teşekkürü bir borç bilir ve bu referansların Dr. Sears’ın ulaştığı sonucu desteklemediğini ortaya çıkardıkları için minnettar kalırım. Derginin açıklamasını aynen yapıştırıyorum:
A close look at the research, however, does not actually provide evidence that bouts of crying associated with sleep training affect brain development. Several papers Sears cites involved studies of rats. Other research showed that babies who cry excessively are more likely to suffer from, for example, attention-deficit/hyperactivity disorder, but it's not clear if they cry because of underlying neurological problems that later manifest as ADHD or whether the crying causes the ADHD. 
Aldığım derin nefes sanırım ömrümü birkaç yıl uzattı. Time diyor ki: Araştırmalara yakından bakınca uyku eğitimi nedenli ağlamaların (ben ağlama değil bağırma diyorum) beyin gelişimini etkilediğine dair bulgu yok aslında. Sears’ın referans verdiği birkaç makale farelerle yapılan çalışmalardan bahsediyor. Diğer çalışmalar aşırı ağlayan bebeklerin dikkat bozukluğu/ hiperaktivite (ADHD) gibi rahatsızlıklar yaşama ihtimalinin olduğunu ancak bu ağlamalar ADHD’ye mi neden oluyor yoksa ağlamalar sonradan kendini ADHD olarak gösteren nörolojik problemler kaynaklı mı, kesin değil. Bu arada bahsi edilen ağlamalar şiddetli ağlamalar. Uzun süren şiddetli ağlamalar… Bebeğin acı çektiğinin belli olduğu ağlamalar. Benim uyku eğitimi adlı yazımda bahsini ettiğim müsaade edilen bağırmalar değil yani. Bu kısmı da netleştirelim. 

Time, aynı zamanda Sears’ın yanıltıcı olabileceğine ve emziremeyen ya da bebeğini slingde taşıyamayan annenin bebeğine geri dönüşü olmayan zararlar verdiğini düşünmesine neden olabileceğini söylüyor. Takip ettiğim attachment parenting yanlısı anne gruplarında da gözlemlediğim budur. Herhangi bir nedenle emziremeyen anneler müthiş bir suçluluk duygusuyla kıvranıyorlar ya da bebeklerine attached olabilmek için 24 saat boyunca vücutlarına yakın tutuyorlar. Bunun annede yaratabileceği problemleri tahmin edebiliyor musunuz? Yukarıda bahsettiğim bilinç ve bilgi tamamen yok olmuş (ya da hiç olmamış) durumda. Oysa ki Time’ın da belirttiği gibi attachment parenting’in duygusal ve zihinsel anlamda fark atan çocuklar yetiştirdiğine dair bir bulgu yok elimizde. Öyleyse neden bu radikal uygulamalardaki ısrar? En altta linkini verdiğim videoda da belirtildiği gibi attachment parenting’i (moda olduğu için uygulayanlar dışında) benimseyenler genelde kendi çocuklukları problemli geçmiş olan insanlar. Tıpkı Dr. Sears’ın kendisi gibi…

Dr. Sears aynı zamanda kadının evde  çalışmasını destekleyen anti-feminist ve dindar bir doktor. Konuyu dağıtmamak için ayrıntılarına girmeyeceğim ancak attachment parenting’i anlatırken anne üzerinde yukarıda bahsini ettiğim türden bir baskı oluşturmasında bunların da katkısı var. Tekrar başa dönecek olursak aslolan çocuklarımızı nasıl yetiştireceğimiz kararını bilinçli ve eğitimli olarak vermek. Evet bebeğinizi emzirmeniz sağlığı ve huzuru için gereklidir ancak herhangi bir nedenle bunu yapamıyorsanız çocuğunuz hayata bir adım geriden başlayacak diye bir şey yok! Mesela ben de emzirilememiş bir bebektim ancak kendimden çok memnunum. Bilmem siz ne düşünürsünüz :) Eğer bebeğinizle birlikte uyuma kararını veriyorsanız bunun olumlu sonuçlarını olduğu gibi olumsuz sonuçlarını da hesaba katın. Her iki sonuç da onlarca ihtimal barındırır, hepsinin farkında olun. Bebeğinizi giymeniz kendisini iyi hissetmesi için faydalıdır ama bu sizi kötü hisssettiriyorsa zorlamanıza gerek yok. Pusette taşınan bebekler akıl hastası filan olmadılar. 

Sears’ın “anne evde bebeğine baksın” fikrine de bebeği dünyaya gelince kariyerlerini yıldızlı yerinde terkeden anneler adına katılıyorum. Ancaaaaaak bu annelerin ekonomik durumları çalışmalarını şart koşmuyor ve bebeklerine rağmen işlerine devam etmek kendilerini mutsuz ediyor. Ne çalışmak zorunda olan anneler ne de çalışmakla mutlu olacak olan anneler kendilerini suçlu hissetmeliler. Hayat her zaman istediklerimizi gümüş tepside sunmadığı gibi mutluluk her anadolu kadını için evinin kadını çocuğunun anası olmak değildir. Eğer anne işinde mutluysa çocuğuna başkasının bakmasının hiçbir sakıncası yok. Çünkü anne mutlu değilse çocuğu da olamaz.

Netice itibariyle Dr. Sears büyük işlere imza atmış bir doktor. Açtığı yol (gösterdiği ülkü…) bilhassa amerikalı anneler için devrim niteliğinde. Ben emzirme maddesinin 2 yaşına kadar olan kısmını, sling maddesinin sadece dışarı çıkınca olan kısmını, birlikte uyumanın da hiçbir kısmını kabul ediyorum, tavsiye ediyorum. Geri kalan herşeyi zorlama ve çocuğun bağımsız yetişmesine engel olarak görüyorum. Tabii bağımsızlık benim karakterim olduğu için kızımın da olsun istiyorum ama o sümsük olmak isterse buna da engel olamam. Demem o ki: hiçbir tarz belli bir şekil çocuk meydana getirmez. Sadece ihtimaller vardır. Bizim eğitimimiz ve bilincimiz de bu ihtimallerin hesabını yapmaya yardım eder. Benim hesabım farklı sonuç verir, sizinki farklı. Önemli olan tek bir şey varsa o da çocuklarımıza ihtiyaçları olan ilgiyi ve sevgiyi göstermek. En az riskli olan budur! 

Dr. Sears ve Attachment Parenting üzerine bir video

28 yorum:

  1. Kalemine saglik. Yazdiklarinin her kelimesine katiliyorum.
    Time kapagi cok etkileyici. Sanirimannelerin gozune direkt bu sokuldugunda halen 6-7 yasina gelmis bir cocugun annesini emmesinin normal oldugunu soylemezler.
    Ben bir emzirme danismani olarak bebeklerin2 yasina kadar emmelerini ve 2 yas sonrasinda artik anne ve bebek hazir oldugunda memeyi kesmelerinin oneriyorum. Cocuklarimizin ilerideki hayatlarini etkiledigine inaniyorum
    Uyku egitimleri konusunda katildigim ve katilmadigim taraflar var. Ben oglumu belli kurallar icinde fakat hicbirseyi zorlamadan aglatmadan ogretmeye calisiyorum.
    Cok guzel bir yazi olmus.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esracım teşekkür ederim. uyku eğitimi konusunda annelerin çocuklarının karakterine göre yol alması gerektiğini düşünüyorum. Bazı bebekler için bağırmasına izin vermek tek yol iken diğerleri başka şekillerde öğrenirler. Önemli olan ne yaptığımızın farkında olmak...

      Eren

      Sil
  2. "hiçbir tarz belli bir şekil çocuk meydana getirmez". çok doğru. tüm meselenin özü bu. o yüzden orda burda birbirlerine uyguladıkları tarz nedeniyle üstünlük taslayan anneleri çok komik ve saf buluyorum.

    YanıtlaSil
  3. Eren kalemine saglik guzel bi post olmus...

    YanıtlaSil
  4. Ben de bayıldım. Alternatif Anne'nin, annelerin dünyasında neler döndüğünü anladığından beri savunduğu şey "hiçbir dogmaya, trende saplanmadan uzman desteği ile kendi yolunu bulmak". Ekim ayına "Anneliğin Ötesinde" isimli bir kitabım çıkacak, Türkiye'de Doğal Ebeveynlikten tutun beslenmeye, doğurma trendlerine varan her şeye dair yerli ve yabancı psikologların, sosyologların vs. görüşlerini aldım. Bilgiler yanlış, çarpık olunca çok tehlikeli olabiliyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülüş teşekkürler... Kitabını sabırsızlıkla bekliyoruz!

      Eren

      Sil
  5. Hislerimin tercümesi olmuş bu yazı. Eline sağlık...

    YanıtlaSil
  6. Kesinlikle katılıyorum! Annelikte 2x2=4 diye bir durum da yok evet. Fakat bazı sınırların çok dışına çıkıldığında, asıl annelik budur denmesi bence tehlikeli. En iyisi, gerektiğinde dozu ayarlamak. Anneliğin taşıdığı sorumluluklardan biri de, bence gerektiğinde sakince balans ayarı yapmak...

    YanıtlaSil
  7. Tatlım çok güzel bir yazı olmuş. Kalemine yüreğine bilgilerine sağlık. Çok begendim :)

    YanıtlaSil
  8. bağımsız uyuma ve bağımsız birey olma konusunda zaten çok benzer düşünüyorum, ama özellikle anadolu tarzı bağımlılık ebeveynliği tespitlerin çok hoşuma gitti. ben de zaman zaman düşünüyordum, buradaki gençliğe bakıp daha da çok düşünüyorum şimdi. bizde anne babaların gözünde çocuklarının bebekliğinin asla bitmemesi de benzer nedenlerden olsa gerek. 3 yaşında bile çocuğun kendi karar verebileceği 'yemeğini iyi ye' ve 'kalın giy üşürsün' cümlelerini 30undaki çocuğuna söyleyen başka toplum var mıdır? ya da yaşın 40a da gelse (ekonomik koşulları uygun olsa da) evlenmeden ya da farklı şehre taşınmadan kendi evine çıkma kavramı ne kadar abestir. aynı evde yaşayan, artık koca adam olmuş çocuğa meyvesi soyulup dilimlenip ayağına götürülmeye devam edilir ya da yerden çorabı alınıp kirliye atılır. buradaki 16 yaşındaki çocukların çalışıp kendi evine çıkması, ailesiyle bütün maddi bağlarını koparması ve kararlarında ailesinin söz hakkı olmamasıyla bizdeki durum arasında inanılmaz uçurum var. duyduklarım ve okuduklarım kadarıyla bu attachment parenting işi amerikalıların yapısına ters gibi geliyor bana, modadır gelir geçer gibi algılıyorum.
    bi de saçımı süpürge ettim'in yeri gelince kafaya kakılması olayı var ki, bu da aslında etrafından saçını süpürge etmesi gerektiğini ve bunu koşulsuz olarak yapması gerektiğini öğrenen, başka türlüsü çevrede kabul göremeyeceği için saçını süpürge etmiş, bünyeyi zorladığı halde sorgulanmamış annelerden gelen. bunların çocuklarının özellikle oğullarının hayatlarında gündemden düşme korkusu yaşayan, gelinle taht kavgasına giren anneler olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nazli, yorumunu Facebook sayfamda paylastim. KAcirdin herhalde. Cok alkis aldin:)

      Eren

      Sil
  9. Hamile kalmadan önce bebek ve çocuk eğitimi hakkında pek bir şey bilmiyordum. Ancak Attachment Parenting kavramını ilk duyduğumda senin de anlattığın sebeplerden dolayı yok bu usul bana göre değil dedim. Gerçi baby wearing kavramını duyduğumda mantıklı bulmuştum ama bu kavramı Dr. Sears'ın getirdiğini bilmiyordum. Peki bunu alayım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. al al. hatta 1 tane de umit'e al. cocugu degiserek giyin:)

      Sil
  10. Yazılarınızı Gityat.com ' da paylaşabilir, blogunuzu tanıtabilir ve kendi kanalınızı kurabilirisiniz. Sizleri de aramızda görmek bizi çok sevindirir.

    YanıtlaSil
  11. Uzun süreli emzirme ile neyi karşılaştırdığınızı ben anlayamadım yalnız?
    Ben 33 aydır emziren bir anneyim. Kızım ne giyeceğine ve ne yiyeceğine kendi karar verir. Kızımın hiçbir zaman bir yeleği olmadı. Asla yemek yemesi için zorlanmadı. Hatta çocuğu çok serbest yetiştirdiğime dair tepkiler alıyorum.
    Ayrıca çalışıyorum. Kızım son 6 aydır haftaiçi beni günde sadece 1 saat görüyor. Ona rağmen asla paçama yapışmıyor. 10-15 dk beraber oynadıktan sonra kendi kendine oynamaya başlıyor. Ayrıca aşırı bağımsız tavırları da çok dikkat çekiyor. Başına buyruk bir çocuk. Yalnız kalmaktan, bizi gözden kaybetmekten zerre korkusu yok.

    Ayrıca 2. ayından 21. ayına kadar kendi yatağında kendi kendine uyudu. 21 ay asla birlikte yatmadık. 21. ayında benim yanımda uyumayı seçti. 11 aydır da birlikte uyuyoruz. Bu konuda da hiçbir sıkıntı yaşamıyorum.

    Hiç ilaç kullanmamış, fiziken sağlıklı bir çocuk. Her zaman tüm gece deliksiz uyuyan bir bebek oldu. 2 yaş sendromu yaşamadı.

    Dediğiniz gibi: 2 kere 2, 4 etmiyor çocuk yetiştirmede.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun sureli emzirmeyle bir seyi karsilastirmiyorum? Sadece uzun sureli emzirme taraftari degilim, sorana da 2 yas sonrasini tavsiye etmem. Ancak sizin ne yaptigini bilen bir anne oldugunuz cok belli. Eminim 33 aydir emzirerek cok iyi bildiginiz bir sey vardir, aksi takdirde yapmazdiniz zaten.

      Kizimin yelegi olmadi derken ne kastettiginizi anlamadim ama...

      Ayni sey birlikte uyumak icin de gecerli. Yine: benim tasvip ve tavsiye ettigim bir sey degil ama eminim ne yaptiginizi biliyorsunuzdur:)

      Sevgiler,
      Eren

      Sil
  12. Nazli'ya da sana da bir alkis ta benden. Hislerimize tercuman oldunuz. :)
    Benim oglum da 16 aylik henuz 1 gece bile birlikte uyumadik. (Aslinda arada keske bizimle uyusa dedigim de oluyor)
    Oglumu ilk bir kac ay sling ile tasiyabildim. Henuz kucak aliskanligi yok yani.
    Emzirme konusuna gelince herkes kaynana olmus basima 1 yasindan sonra cocuk emzirilmez nidalari dinliyorum hep. Ama inatla 2 yasina kadar emziricem. (Her ne kadar gogus uclarim isirilmaktan kan toplasa da)
    *Belli mi olur ileride belki ben de "sacimi supurge ettim" diye trip atarim ogluma ;P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. emzir tabii 2 yaşına kadar Esin! benden tam destek:)

      Eren

      Sil
  13. uyku konusuna katılmıyorum

    YanıtlaSil
  14. Attachment parenting ile Anadolu tipi bagimli (gercek anlamda bagimli) ebeveynlik arasinda benzerlik oldugunu hic dusunmemistim, ilginc bir tespit. Ama orda niyetin farkli oldugunu dusunuyorum, o nedenle tam katilmiyorum. Anadolu tipi ebeveynlikte anne evladinin kendine bagimli olmasindan guc aldigi icin bunun surekli devam etmesini ister. Hayatinin anlami evladinin ona ihtiyac duymasidir. Sears'in kitaplarinda ise daha rahat bir yaklasim var. Yavrunu dinle, anla, onun yaninda ol diyor.
    Uyku konusunda bir cok ekolden kitaplar ve yazilar okudum. Bunu bir spektruma koyarsak bir ucta aglayarak uyutcular var (Farber), diger ucta cocugun uyumasin gerekirse sen uykusuzluktan aglacilar var (Sears). Bir de orta yoldan gidenler var, mesela Tracy Hogg.
    3 cocugum var, ucu de birbirinden farkli mizacta. Ozetle anladigim su:
    Cocuk yetistirmede mutlak dogru diye bir sey yok. Her bebek ve anne-baba uclusu icin farkli yontemler dogru olabilir. Yalniz burda sunu soyluyorum, sadece bebegin degil, anne-babanin da ihtiyaclari goz onunde bulundurulmali. Attachment parenting ve Dr. Sears'i severim, ama esimle birbirimizin yuzunu dogru duzgun gordugumuz, birbirimizi dinledigimiz tek zaman gece yataga girdigimiz zaman. O zamani da cocuklarimla gecirmek istemiyorum; zaten butun gunumuzu oncelikli olarak onlara ayiriyoruz, kendimizi geri planda tutuyoruz. Gerci ise basladigimdan beri (haftada 3 gun) 4 aylik kizimi gece emzirmelerinden sonra yatagina birakmakta cok zorluk cekiyorum, doyamiyorum ona, yanimda uyusun istiyorum ama esimle kararimiz belli bir yonde, onu bozmak istemiyorum (bebegimiz yatagimizin yanina takilmis co-sleeper'da uyuyor).

    YanıtlaSil
  15. Emzirmeye gelince. Antropologlara gore insan evladi en az 2,5 yasina kadar emmek icin yaratilmis. Dogal ortamda cocuk 2,5-7 yas arasinda kendi kendine sutten kesilir diyorlar. Diger primatlarda yapilan calismalar, dunyanin ucra koselerinde teknolojiden uzak yasayan kabilelerde yapilan calismalar ve gozlemler sonucunda bunu soyluyorlar.
    Hicbirimiz atalarimiz gibi ormanda toplayici avci olarak yasamiyoruz. Ama bedenlerimiz o donem icin imal edilmis. 2-2,5 yasindan once sutten keserseniz cocuk icin bir sekilde olumsuz etkileri olur inancindayim. 2 yasina ne kadar yaklasirsaniz o kadar iyi. 2 yasindan sonra ise opsiyonel. Emzirmenin cocugu bagimli bir kisilik yapacagini dusunmuyorum. Bagimli kisilige sebep olan bagimlilik yapan annelerdir.
    Ikizlerimi 27 ay emzirdim. Tam zamanli ise basladigimda 16 ayliklardi, sanirim 6 ay kadar ofste pompa yaptim gunde bir kez. Bu arada is icin seyahatlerim basladi. dunyanin dort bir tarafinda pompa yaptim diyebilirim, Bruksel, Luksemburg, Bonn, New York, Boston, Londra, Manchester, Istanbul, Marmaris bunlardan bazilari :)
    Bana kalsa daha da emzirirdim ama gebe kaldim. Cok yorgundum, enerjim biraz kendime kalsin istedim. O donemde de zaten cocuklar sutun tadini begenmemeye baslamislardi (gebeligin 4-5. aylarinda bu normal). O doneme bir de seyahatim denk geldi. Bunlari firsat bilip bitirdik emzirmeyi. Ama hala biraz vicdan azabi cekerim, 2,5 yasina tamamlayamadim diye. Ama en buyuk vicdan azabim ilk alti ay mama vermek zorunda kalmam oldu. Neyse ki bu bebegimin agzina, sukurler olsun, daha mama deymedi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle katılıyorum. Yazarın bilgilerinin kaynağını bilmiyorum ama uluslararası emzirme derneği türkiye ye tamamen zıt şeyler söylüyorsunuz ve asla sizin dediğiniz gibi uzun süre emzirmek bağımlı birey yapmaz. Tam tersi uzun süre emen bebekler daha bağımsız olurlar çünkü anne bağı aldığı sevgi ve mutluluğu üst noktadadır. Hiçbir faydası yok cümlesi tamamen yanlış çocuk emdiği sürece duygusal tatmin yaşar ve bağışıklığa katkısı tartışılmazdır. Bebek giymek konusu ve birlikte yatmak konusu da aynı. Birlikte yatmak tavsiye edilir çünkü anneyle yatan bebekler tam tersi daha bağımsız bireyler olurlar. Her korktuğunda her ihtiyacında ailesi yanındadır ve çaresizliği öğrenmemiştir bir süre sonra bu destek ona özgüven olarak geri döner. Yani söylediklerinize katılmıyorum çoğuna. Bebek giymek ten teması ondan asla esirgenmemesi gereken şeylerdir. Artık bütün doktorlar ve dernekler bunları bağırıyor resmen. Bu yoruma katılıyorum. Sevgiler.

      Sil
  16. Ben Dr. Searsın litabını okumadım ama benim burada size eleştirim eleştirme tarzınızla ilgili. Kendi tezinizi güçlendirmek için Dr.Sears'ın çocukluğunun sorunlu olduğunu veya dindar antifeminist vb değinmek zorunda değilsiniz. Bunları belirtmek iddianızı benim nezdimde güçlendirmedi sadece konuyu dağıttı. İnsanlar sorunlu çocukluk yaşayabilirler ama bu onların sorunlu çocuk yetiştireceklerine veya bu şekilde bir yol açacağına ülkü göstereceğine işaret etmez. O da sorunlu bir çocukluk geçirdi yazdığı kitaptan ne çıkar gibi bir mesaj ortaya çıkmış. İnsanlar yanlışlıklardan ders çıkarıp doğruya ulaşabilirşer;)

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederim

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım