22 Nisan 2012 Pazar

Keçi Sütü İnek Sütüne Karşı!

Son zamanların en çok seyirci toplayan müsabakalarından biri ineklerle keçilerin sütleri arasında geçiyor. Bu heyecanlı dövüşe ben de epey para yatırdım o yüzden keçilerin kazanması için elimden geleni ardıma komamaya çalışıyorum bu yazımda…

Dünya’nın pek çok yerine keçi sütü inek sütüne tercih edilir. Son yıllarda Amerika gibi inek sütüne aşkla meşkle bağlı olan bir ülkede bile yavaş yavaş yaygınlaşmaya başladı. Onun içindir ki müthiş bir güce sahip olan inek sütü endüstrisi keçi sütünün (aslında önlenemez) yükselişini engellemek için doktorları ve sağlıkçıları da içine kattıkları bir karalama kampanyası başlattılar. Dikkatli okunduğunuzda aslında hiç de bir şey söylemeyen makaleler “keçi sütü çocuğunuz için hiç iyi değildir” sloganıyla her yerde basılıyor. İşin acı tarafı Türkiye de bu konuda kraldan çok kralcı davranarak bu oyunların kurbanı oluyor. Hayır efendim keçi sütü kötü filan değildir, bilakis kendisini inek sütüne tercih etmek için milyon adet neden vardır. Yutmayın bu numaraları! Ben size başka numaralar öğreteceğim şimdi. Bakın mesela:
  • Keçi sütü inek sütünden %13 daha fazla kalsyum içerir
  • Keçi sütü inek sütünden %25 daha fazla vitamin B-6 içerir
  • Keçi sütü inek sütünden %47 daha fazla vitamin A içerir
  • Keçi sütü inek sütünden %134 daha fazla potasyum içerir
  • Keçi sütü inek sütünden %27 daha fazla selenyum içerir
  • Keçi sütü inek sütünden 3 kat daha fazla niasin içerir
  • Keçi sütünün sindirimi inek sütünden çok daha kolaydır
  • Keçi sütü inek sütünden çok daha az alerjendir. İnek sütüne alerjisi olan pek çok çocuk keçi sütünü rahatlıkla tolere eder
  • Keçi sütünün yağ yoğunluğu inek sütününkinden daha fazladır (Bu iyi bir şey)
  • İnek sütünün aksine keçi sütü aglutinin (bir çeşit antikor) içermez. Netice itibariyle keçi sütündeki yağ globülleri toplanmaz bu da keçi sütünü daha kolay sindirilebilir hale getirir
  • Keçi sütü inek sütüne kıyasla daha fazla temel yağ asidi içerir
  • Alerjenik bir protein olan beta lactoglobulin hem keçi hem de inek sütünde hemen hemen eşit miktarda bulunur ama buna rağmen keçi sütü inek sütünden çok daha kolay tolere edilir.
  • Keçi sütündeki laktoz oranı (%4.1) inek sütüne kıyasla biraz daha düşüktür(%4.7). O yüzden bazı laktoz intoleransı olan insanlar keçi sütünü daha rahat içerler.
Keçi sütündeki protein farklı bir çeşit proteindir ve bu proteinin kalitesi de keçi sütünün daha kolay sindirilebilir olmasının nedenlerinden biridir. İnek sütündeki en büyük problemlerden biri kazein denen bir çeşit protein (A1 Beta Casein) içermesidir. Kazein aslında keçi sütünde de bulunur ama keçi sütünde bulunan kazein (A2 Beta Casein) anne sütündekine çok benzer, o yüzden keçi sütü yapı olarak anne sütüne en yakın süt olarak tanımlanır. A2 Beta Kazein içeren sütler keçi, koyun ve anne sütüdür.

Peki nedir bu başımıza iş açan A1 beta kazein? Yazılanlara göre Avrupa’da  8.000 yıl kadar önce bir büyükbaş hayvan sürüsünün genetik mutasyona uğraması neticesinde oluşmuş A1 beta kazein… O yüzden sadece belli bir grup hayvanda A1 beta kazein bulunurken, diğerlerinde görülmez.

A1 beta Kazeinle A2 Beta Kazein arasındaki fark aslında tek bir amino asittir. A1’deki amino asit histidine iken aynı pozisyonda A2’deki amino asit proline’dir. Aslında küçük bir fark gibi görünüyor bu ama neticede keçi sütünün sağlık açısından avantajlarına yol açıyor. Bu işin mühendisliğine, biyolojisine, kimyasına, fiziğine fazla girmeyip can sıkıntısı yaratmamak açısından edebiyatında kalarak yazmaya çalışıyayım; Şöyle ki problemli histidine,  sindirim sırasında beta casomorphin 7 (BCM7) denen bir başka probleme yol açıyor. BCM7, mühendisliğinin ötesinde sağlıklı yaşamın her alanında bir doktora derecesi hakeden Vin Miller’ın sözleriyle “morfin benzeri etkiler yaratan bir çeşit afyondur.” Bu noktada yatmadan önce rahat uyuyalım diye içtiğimiz sütleri yadedelim mi?  BCM7 aynı zamanda LDL değerlerini altüst eden bir oksidan olarak da bilinir diyor Miller. 

Bilhassa mide ülseri, çölyak gibi sindirime bağlı rahatsızlıkları olan insanların (ve de elbette bebeklerin) inek sütünden uzak durmaları gerekir çünkü BCM7 bu insanların kanına diğerlerinden çok daha kolay karışır. BCM7’nin kana karışması demek otizm ve şizofreni benzeri hastalıkların semtomlarını sergilemeye neden olabilmesi demektir. Bu sonuca ulaşmayı sağlayan çalışmalardan biri fareler üzerinde yapılmış. BCM7 enjekte edilen fareler bir müddet sonra otistik ve şizofrenik insanlara özgü davranışlar sergilemeye başlamışlar. [1]

A1 Beta Kazeini şeker hastalığı, kalp hastalığı, davranış problemleri, MS, Parkinson’s ve otizm[2] gibi hastalıklarla ilişkilendiren sayısız çalışma yapılmıştır. Ayrıca A1 beta kazein ve BCM7 otoimmün bozukluklarıyla direkt olarak ilişkilendirilir. Bu çalışmalarla ilgili ayrıntıları bu yazıyı yazarken alıntı yaptığım Keith Woodford’un [3] kitabında bulabilirsiniz.

A1 Beta Kazeini kalp hastalığıyla ilişkilendiren çalışmalardan biri 2001’de  Dr. Corran McLachlan’ın yayınladığı bir makaledir.[4] Bir diğeri ise 2003’de Dr. Murray Laugesen ve Dr. Bob Elliot’un yaptığı bir çalışmadır.[5] Her ikisi de kalp hastalığı ile A1 Beta Kazein arasındaki yüksek korelasyonu destekler nitelikte.
Tek tek bazı ülkelerdeki kalp krizi oranlarına ve beslenme şekillerine bakınca yine karşımıza A1 Beta Kazein çıkıyor. Mesela İzlanda ve Finlanda kültür olarak benzer ülkeler olmalarına rağmen Finlandiya dünya’nın en yüksek kalp hastalığı oranlarına sahip ülkelerinden biridir ama İzlanda’da kalp hastalığı oranı Finlandiya’nın neredeyse yarısı kadardır. Buna paralel olarak A1 Beta Kazein tüketimleri de yarısı kadardır. Mesela İngiltere’nin Guernsey adasındaki kalp hastalıkları oranı İngiltere’nin geri kalanına kıyasla çok düşüktür. Aynı şekilde Guernsey’deki A1 Beta Kazein tüketimi sınırlıdır. Benzer sonuçlar Afrika’daki bazı kabilelerde de görülmüştür.

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar da A1 Beta Kazein aleyhine sonuçlar veriyor. Mesela 2003’de Avustralya’da tavşanlar üzerinde yapılan bir deneye göre A2 Beta Kazein, ateroskleroza (damar sertliği) karşı bir miktar koruma sağlarken A1 Beta Kazein kesinlikle oluşumuna yardım ediyor. [6]

Gelelim yoğurt ve kefir meselesine… Eğer inek sütü vazgeçilmezse sizin için, hiç olmazsa sütünden fedakarlık edip yoğurdunu ve kefirini tüketmenizi önereceğim. Her ne kadar Nisan, 2009’da yayınlanan bir çalışma[7]  fermente inek sütü ürünlerinin kazeini tamamıyla yok etmediğini ispatlamış olsa da kötünün iyisi, kötünün kendisine her zaman yeğdir. Tabii ben size keçi sütü, ve keçi sütünden yapılan yoğurt ve kefiri tercih etmenizi önereceğim. En azından çocuklarınız için… Keçi sütü alırken antibiyotik ve bovine büyüme hormonu (BHG)içermemesine özen göstermenizi öneririm.

Peki inek sütünün hanesine yazılabilecek artı yok mu? 1 adet var. (Dilerseniz bunu ikiye de bölüp 2 artı olarak kaydedebilirsiniz). İnek sütü keçi sütünden 5 kat daha fazla vitamin B-12 ve 10 kat daha fazla folik asit içerir. Bu, inek sütünü tercih etmeniz için yeterli bir neden midir? O karar da okuduklarınızdan ve araştırdıklarınızdan sonra tamamıyla size kalmış. Fakat umarım bu vitaminlerin başka yiyeceklerden de pekala temin edilebilir olduğunun hepimiz farkındayızdır. Fikrim sorulacak olursa keçi sütünün artılarından bu nedenle vazgeçmeye ve inek sütünün (kocaman) eksilerine maruz kalmaya değmez.

Yazımda bahsettiğim A1 Beta Kazein ve inek sütü araştırmalarına inek sütü endüstrisinden cevap yok mu acaba diye google’ı didik didik etmeye başlayacak olanlar olabilir. Ben o konuda da yardımcı olayım: Evet endüstrinin birkaç doktora yalvar yakar yaptırdığı birkaç “uyduruk” çalışma var. Bunların abstract’larını okuduğunuzda “aaaa keçi sütü meğer ne lüzümsuz ne sakıncalı ne zehirli bir maddeymiş” sonucuna derhal varıyorsunuz. Ancak makalelerin kendisini okuduğunuzda “1 yaşın altındaki bebeklere keçi sütü vermek sakıncalıdır” gibi hepimizin malumu komik özetler çıkıyor ortaya. Pek alim olmaya gerek yok o konuda değil mi? 

İnsanın yavrusuna en iyi gelecek olan süt insanın sütüdür. Ancak insanın sütü yavrusuna yetmediği noktada alternatiflere bakmaya başlanmalıdır ve o zaman umarım farkedilir ki ineklerin sütü ineklerin yavruları içindir, keçilerinki de onların yavruları için… Bir tercih yapmak zorundaysak eğer insanın sütüne en yakın olanına meyledelim derim. Mantıklı mı?




[2] Cade R, Privette M, Fregly M, Rowland N, Sun Z, Zele V, Wagemaker H, Edelstein C. "Autism and Schizophrenia:Intestinal Disorders." Nutritional Neuroscience. 2000. 3(1):57-72.
[3] Woodford K, (2007). Devil in the Milk: Illness, Health and Politics: A1 and A2 Milk. Wellington New Zealand: Craig Potton Publishing
[4] McLachlan. "β-casein A1, ischaemic heart disease mortality, and other illnesses." Medical Hypotheses. 2001. 56(2):262-272.
[5] Laugesen M, Elliot R. "Ischaemic heart disease, Type 1 diabetes, and cow milk A1 β-casein." New Zealand Medical Journal. 2003. 116(1168).
[6] Tailford KA, Berry CL, Thomas AC, Campbell JH. "A casein variant in cow's milk is atherogenic." Atherosclerosis. 2003. 170(1):13-19.

15 Nisan 2012 Pazar

İki Kızımız Olsa Güzelim...

Herşeyden önce bilmenizi isterim ki kız bebek sahibi olmak için yapacağınız hiçbir çalışmanın garantisi yoktur, olamaz. Ben nasıl konuyu eğlenceli bulduğum için yazıyorsam sizler de eğlenceli olduğu için uygulamalısınız. Nihai hedefimiz her zaman sağlıklı ve mutlu bir bebek sahibi olmak sonuçta, öyle değil mi? O yüzden kız için uğraşıp da oğlan doğurursanız paketleyip kapımın önüne bırakmayın olur mu? :)

Birlikte çalıştığım bazı aileler bahsini edeceğim yöntemlerin işe yaradığını söylüyorlar.  Bazıları ise bunların “kocakarı” hikayeleri olduğunu söyleyip hiç kalkışmıyorlar bile… Kız bebek sahibi olmak için birkaç yöntemi birleştirebilirsiniz. Bunlardan biri hepinizin duyduğuna emin olduğum “Çin Takvimi”. Ben hamile kaldıktan sonra kontrol ettim bu takvimi. Oğlan dedi takvim, biz de inandık. Sonra ultrasona girince teknisyen “kız!” dedi. E tabii ben oğlan dedim. O kız dedi ben oğlan dedim. O kız dedi ben OĞLAN! dedim. Ortada anlaşalım istedim ama o da biraz karıştıracaktı işleri, kızı olduğu gibi kabul ettik, takvimi de tekme tokat evden kovduk. Kovulan Çin takviminin intikamı olsa gerek: kızımız Leyla bir erkek çocuğundan hiç de farklı davranmaz. Hatta kuduruklukta 3 oğlan gücünde olduğuna bahse girebilirim. Belki de bir çeşit yan etkidir bu bilemiyorum. Neyse, onu alacak damat düşünsün artık, benim şurda 16 senem kalmış kendisiyle :)

Gelelim kız bebek pişirme tarifilerine… 


Sebzeli Tavuk Kızı

Belli bir tarz beslenmenin bebeğin cinsiyetini belirlediğine dair iddialar var. Oxford ve Exeter Üniversitesi’nden araştırmacıların Proceedings of the Royal Society B: Biological Sciences dergisinde yayınladığı bir çalışmaya göre döllenmenin gerçekleştiği günlerde annenin aldığı kalori yüksekse bebek oğlan oluyor. Bu çalışmanın tıp terminolojisini türkçeye çevirecek olursak, diyorlar ki: “Erol Taş gelirse önünüzden alıp çok ağır konuşacakmış gibi yemek yerseniz oğlunuz olur.” Bunun neden böyle olduğunun ise açıklaması yapılamıyor. Şimdi bunu okuyan oğlan isteyen analar kendilerini yemeğe vermezler umarım. Şişko şişko hamile kalırsanız konudan çıkmamak için yazmayacağım 32 milyon komplikasyona davetiye çıkarırsınız, ona göre! Ancak (kilo normalin altında olmadığı müddetçe) kız isteyen hemcinslerimin can boğazdan değil de Bağdat’dan geliyormuş gibi davranmalarında bir sakınca görmüyorum. Her zaman yediğinizden daha az yerseniz hiçbirşey kaybetmeyeceğinizi hatta daha bile iyi olacağınızı düşünüyorum. Birkaç gün arınma diyeti de eklerseniz üzerine oh ne ala!


Erişte Salatalı Kız

Bir zamanlar Dr. Landrum Shettles isimli bir bilimadamı ağabeyimiz var idi. 2003 senesinde Hakk’ın rahmetine kavuştu ama ardında bir koca cinsiyet belirleme yöntemi bıraktı kendi adını verdiği… Shettles, 1960larda Ovum Humanum isimli bir kitap yayınladı. Bu kitapta yumurtalığın her fazının daha önce hiç yayınlanmamış, bilinmeyen hallerinin resimlerini tanıttı dünyaya. Aynı sıralarda tüp bebek üzerine çalışan ilk Amerikalı idi. Tüp bebek çalışmaları bilinmeyen bir nedenle sonuçlanmadı ama geride bıraktığı cinsiyet belirleme yöntemi hala Tıp çevrelerince kabul görüyor. Bu yöntemi David Rorvik ile birlikte yazdığı How to Choose the Sex of Your Baby (Bebeğinizin cinsiyetini nasıl seçersiniz)  isimli kitabında ayrıntılarıyla açıklıyor. Yöntemin destekçileri başarı oranının %70-%90 arasında olduğunu söylerken karşıtları en ufak bir güvenilirliği olmadığını söylüyorlar. Mesela New England Journal of Medicine’da yayınlanan Timing of Sexual Intercourse in Relation to Ovulation—Effects on the Probability of Conception, Survival of the Pregnancy, and Sex of the Baby isimli çalışmanın sonuçlarına göre  cinsel ilişkiyi Shettles’ın önerdiği gibi yumurtlama zamanına göre ayarlamanın cinsiyet belirlemede hiçbir etkisi yok. Biz yine de Dr. Shettles’a akademik kariyeri ve imza attığı sayısız klinik araştırma hatrına Çin takvimi’ne verdiğimizden biraz daha fazla şans verelim ve yöntemini öğrenelim.

Shettles’ın teorisine göre erkek sperm (Y kromozomu) dişi spermden (X kromozomu) daha hızlı ancak daha zayıf. Eğer spermin hareket ettiği ortam alkaliden ziyade asidik ise Y kromozomunu taşıyan sperm zarar görüyor, X kromozomunu taşıyan sperm hayatta kalıyor ve yumurtayı dölleyip bir şirin kız bebeğe dönüşecek embriyo oluyor. (Atalarımız “erkek gibi kadın” deyimini uydururken X kromozomunun ‘kodummu oturtur’ yapısını baz almışlardır). Bu teori tüp bebeklerin neden çoğunlukla erkek olduğunu da destekliyor gibime geliyor. Çünkü romantik bir tüpte başarılı spermler ve yumurta yalnız bırakılınca yakışıklı, hızlı ve iyi olan Y spermi kazanıyor ve yumurtayı döllüyor, neticede bir oğlumuz oluyor. Şaka bir yana, bunun asıl açıklamalarından biri yüksek seviyelerdeki glukoz oranı…

Şu halde doğal yöntemlerle bir kızımız olmasını istiyorsak fertilitemizi takip edeceğiz ve yumurtlama gününden mümkün mertebe uzak (ama elbette fertil) günleri seçip o günlerde bebek dansı yapacağız. Çünkü yumurtlama gününe henüz vakit varken bu müddet içerisinde hızlı ve aceleci Y spermleri kendilerini uçurumdan atacaklar ama sağlam ve dayanıklı X spermleri sabırla döllenme gününü bekleyecekler ve (en az) bir kızımız olacak güzelim! Ortalamada kız bebek için en uygun bebek dansı günleri yumurtlamadan 2-3 gün öncesidir.

Yukarıda da bahsettiğim gibi Y spermi alkali ortamdan X spermi ise asidik ortamdan memnun oluyor. Shettles’a göre kadının orgazmı Y spermini destekliyor çünkü orgazm vajinal ortamı alkali hale getiriyor. Bu durumda kız için orgazm olmamaya çalışacaksınız. Ama isyan hakkınız her daim saklıdır: Böyle zulüm olur mu Shettles! 

Patatesli Köfte Kızı 

Gelelim 6 oğlandan sonra deli gibi istediği kızına kavuşan bir annenin önerdiği 0+12 yöntemine… Bu hanım anne ovulasyondan tam 12 saat sonra bebek dansı yapmanızı öneriyor. İlk 6 denemesinde Shettles’a şans verdiğini ama 7.sinde bunu denemeye karar verdiğini söylüyor. Bu annenin yönteminin bir bilimsel dayanağı yok ancak kendi çapında bir yöntem bu da… Denemek isterseniz fertilitenizi takip edip ne zaman yumurtayacağınızı bilmeniz gerekir. Ama “6 oğlu olan bir annenin sözüne güvenemem!” derseniz de kimse alınmaz herhalde :) 

Ispanaklı Börek Kızı 

Bir de bioritm denen bir yöntem var. Bu yöntemin tanımına göre kadınlar aylık menstural (adet) döngülerinin belirli  dönemlerinde kız çocuğa, belli dönemlerinde de erkek çocuğa hamile kalmaya meyilli olurlar. O kadar antik olmasa da tıpkı Çin takvimi gibi bir takvimi vardır bu yöntemin. Yaşınızı temel alır ve buna bağlı olarak kız bebeğe hamile kalmak için uygun ayları belirler. Bu metod Ay’ın halleri ile de ilişkili. Aslında Ay’ın mensturasyonu ve doğumu nasıl etkileyebildiği düşünülürse bebeğin cinsiyetini de etkileyebilmesi müthiş uzak bir ihtimalmiş gibi gelmiyor. Yalnız bu yöntemi uygulamaya karar verirseniz epey dikkatli olmanız gerekiyor çünkü komplike bir takvim takip edeceksiniz. Şunu kullanabilirsiniz, relatif olarak basit bir takvim: http://www.cycletourist.com/biochart/. Türkçe bir link bilmiyorum, üzgünüm. Ama bunda da okumanız gereken fazla bir şey yok; kutuda istenen bilgileri girin ve biochart’ı işaretleyin. Dikkatinizi vermeniz gerekenler: 
  • Ortadaki çizginin altında kalan kısım 
  • Mavi ve kırmızı dalgalar 
  • Yeni ay hali 
Bu 3 maddenin birleşimini gösteren günler kız bebeğe hamile kalma olasılığınızın yüksek olduğu günleri belirliyor. Bu yöntemde o günlerin fertil günlerinize denk gelip gelmemesinin bir önemi yok. Gün o gün ise üzerinize rahat bir şeyler giyin ve kız bebek dansına hazırlık yapın. Tabii bilimsel (en azından mantıklı) dayanakları olmayan hiçbir bilgiyi paylaşmama ilkelerime oldukça ters düşüyor fertil olmayan günlerde bebek dansı yaparak hamile kalmaya çalışma kısmı, ama zaten bu yazı da başlıbaşına çok mantıklı değil, o yüzden siz yöntem ne diyorsa onu yapın :)

Diyetteyim Kız!

Lydia Pinkham Hanımefendi’nin 100 yıl kadar önce tesadüfen keşfettiği bir bitkisel karışımın kız bebek sahibi olma olasılığını yükselttiğine dair iddialar var. Biz de bu iddiaları çürütmek için önerdiği karışımı deneyip bir oğlan daha doğuralım, ne dersiniz?

Bitkilerin türkçe karşılıklarından emin olmadığım için latincelerini ve ingilizcelerini de yazıyorum:
  • Aslan kuyruğu (ya da aslan kulağı) -  motherwort - Leonurus cardiaca
  • Yılan otu - Gentian - Gentiana Lutea
  • Sarı yasemin - Jamaican Dogwood - Piscidia Erythrina
  • Kadınotu (ya da yılan kökü) - Black Cohosh - Cimicifuga Racemosa
  • Yumrulu ipek out - Pleurisy Root - Asclepias Tuberosa
  • Meyan kökü- Licorice - Glycyrrhiza
  • Kara Hindiba -Dandelion - Taraxacum Officinale
Bayan Pinkham’ın bu otlardan hazırladığı karışımı içirdiği kadınlar hep kız doğurmuşlar. Otlar konusunda çok çok dikkat etmeniz gereken hususlar var. Ot dostu ve ilaç düşmanı yapılı bir insanım ben fakat vücudunuzun (sağlıklı ya da sağlıksız) işleyişine otlarla müdahale etme kararı veriseniz bunu o otlar hakkında çok çok iyi bilgi sahibi olarak yapmalısınız. Sorun soruşturun, 7 ceddine kadar ulaşın. Daha da iyisi ne yaptığını bilen ve bu ilin okulunu okumuş kişilerden destek alın. Eğer ilaç kullanıyorsanız herhangi bir ot o ilaçla kontraendike olabilir. O yüzden ne yaptığınızı bilmiyorsanız ot işine ezbere girişmemenizi öneririm. Hangi otun ne gibi etkilere neden olduğunu güvenilir bir kaynaktan (mesela ben:) öğrenebilirsiniz. 

Neler Yemeliyim -Kız?

Yukarıdaki yöntemde de belirtildiği gibi hiçbirşey yememeli, aç  kalmalı mümkünse açıkta da kalmalısınız. Bir şeyler yemek kızlara zararlıdır. Peki hiçbir şey yemezken neleri tüketmelisiniz? Kalsyum ve magnezyum içeren gıdaları tüketmeli muz gibi potasyum içeren gıdalardan uzak durmalısınız. Mesela süt, peynir, yoğurt yüksek oranda kalsyum içerir. Baklagiller, fasulyeler, yapraklı yeşil sebzeler magzeyum içerir. Alkolden, kafeinden, çikolatadan uzak durun. Zaten alkolün nelerin anası olduğu malum. Erik, kızılcık, mürdüm eriği, kırmızı et, mısır, balık ve tam tahıllar da kızlara iyi gelir. Patates, ıspanak, kavun gibi alkali yiyecekler yememelisiniz koca karılara göre…

Kız bebek için asidik ortam hazırlayıp alkali ortamı mümkün olduğunca terk etmek öneriliyor ama ben sıkı bir alkali taraftarı olarak size asidik beslenin diyemeyeceğim, ne dilim ne klavyem buna varmaz. Ayrıca hiçbir kız buna değmez. O kızı boşverin siz kendi sağlıklı beslenmenize ve yaşamanıza bakın. Zaten istiyorsa, seviyorsa kendiliğinden gelecektir. Gelmiyorsa da size oğlan mı yok?














10 Nisan 2012 Salı

Çizgi Filmler ve Subliminal Mesaj Kaygısı

Amerika orijinli bazı çizgi filmlerin subliminal mesaj içerdiği meselesi bugünlerde çok konuşuluyor. Benim ne düşündüğüme gelince: hem doğru hem de değil diyorum. Neden değil: Çünkü Amerika'da üreticilerin günlük hayatın her anına, her noktasına soktukları cinselliğin bir de çocuklara hitabeden çizgi filmelere sokmaya ihtiyaçları yok. Amerikalı çocuklar bu mesajlarla doğup bu mesajlarla yetişiyorlar zaten. Neden doğru: bu da neden doğru olmadığnın açıklamasıyla aynı.

Sürekli bu mesajlarıyla yetişen çocuklar 15-16 yaşına geldiklerinde de cinsellikle resmen tanışıp hamile kalıyorlar. Hatta geçenlerde Dr. Öz'ün bir haber programında aldığı soru şu idi: "12 yaşındaki kızmın yakında cinsel hayatının başlayacağını düşünüyorum. Doğum kontrol hapı kullanması uygun mudur?" "Haydaaaa" dedim ve 12 yıllık tecrübeme rağmen programda konuk olan herkesten ve bilhassa doktorlardan aynı tepkiyi bekledim. Fakat heyhat! doğum kontrol hapı kullanmak uygun mudur değil midir'den başka bir şey konuşulmadı, söylenmedi. Bir Allah'ın kulu da çıkıp "Bre ana, bre baba! 12 yaşındaki çocuk daha çocuktur ne cinselliği, delirdin mi!" demedi. Hal böyle olunca neden cinsellik mesajları sub olsun ki?

Amerika’da bir müddet yaşamış olan herkes farketmiştir ki burada “ilk gençlik” denen çağ yok. Yani kız çocukları çocukluktan hooop genç kızlığa atlıyorlar. 19-20 yaşındaki genç kızlar gibi giyinmeye ve davranmaya başlıyorlar. Bu da pazar ve kültür ve ahlak (anlayışsızlığı) tarafından desteklenen bir şey. “Cinsel özgürlük” hareketlerinden sonra maalesef ipin ucu fena halde kaçmış durumda. İşin kötü tarafı yukarıdaki örnekte de görüldüğü gibi herkes bu durumu kanıksadı.

Türkiye bu subliminal mesajlardan rahatsız oluyor ama bakın mesela Amerika’da “toddlers and tiaras” denen oldukça popüler bir bebek güzellik yarışması programı var. Yani Türkiye gizli kapaklı mesajları dert edinirken burda o mesajlar gözümüzün içine baka baka parlak renklerle sunuluyor. 1-2-3 yaşındaki bebeklere prenses kıyafetleri giydiriliyor, makyaj yapılıyor, peruk takılıyor, topuklu ayakkabı giydiriliyor hatta takma diş bile takılıyor ve podyuma itiliyor. Pretty woman (hatırlarsanız kendisi hayat kadını filmde) kılığında yarışmaya sokulan bebekler bile var. Şimdi bu olay apaçık çocuk istismarıdır. Ve fikrimce suçtur! Ama bunu bir amerikalıya anlatamazsın çünkü cinsellik o kadar çok hayatın içinde ki ne 15 yaşında hamile kalan ve doğuran bir çocuğa ne de güzellik yarışmasına hazırlanan bir bebeğe tepki gösterilir. Bilakis, bu olayların TV şovları yapılır ve bu şovlar en çok izlenen sınıfına girer. Dolayısıyla Disney’in seksi bir şeylerin arkasına saklama çalışmaları biraz gereksiz zahmet olur yapımcılar için.

Fakat asıl problem apaçık biçimde sunulan: “aşk bu dünyanın en güzel şeyidir, aşık olmalıyız hemen” mesajları bence. Çocuklara kabarık etekli kusursuz fizikli prenses olma isteği ve yakışıklı kaslı güçlü bir prensle evlenme isteği aşılanıyor. Mutluluğun tek yolu buymuş gibi gösteriliyor. Elbette aşk'la ve aşık olma ile ilgili bir sorun yok. Ama bunu öğretme ve sunma şekliyle ilgili çok ciddi bir sorun var. VAR!

Amerika’nın cinselliği teşvik edip gözümüzün ve aklımızın ve herşeyimizin içine sokma telaşının nedenine girmeyeceğim, konu dağılmasın. Ama bizler de biraz uyanık olup elalemin telaşınının kurbanı olmamalıyız. Çok şükür Disney’in içinde de dışında da çocuklarımıza seyrettirebileceğimiz “müsait” çizgi filmler mevcut. Leyla
kızım 2 yaşında ve günde yarım saat çizgi film izliyor. Bizim izlediklerimiz: Charlie ve Lola, Peppa Pig, Holy & Ben's Little kingdom ve disney'in bazı DVD'leri. Mesela Easter Bunny'i çok seviyor. Bunların çoğunun türkçelerinin olmadığının farkındayım ama eminim Türkiye'de de çocuklarımıza uygun filmler mevcuttur. Yoksa bile ingilizce izlemenin ne sakıncası olur ki?



Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım