17 Şubat 2017 Cuma

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 21. Hafta

Merhaba BYBO okuyucuları, 

Bu hafta birbiri ile bağlantılı rahatsızlıklar ile uğraştım. İlki kabızlık ve buna bağlı gaz ağrısı diğeri ise iyice artan kasık ağrıları. Beni baya baya yordu hafta sonu kadar bu ağrılar. Cuma günü bebeğin kalbi için genel bir kontrol vardı ona gittiğimizde hocaya da sorularımı hemen yönelttim. Kabızlık için bildiğimiz öneriler dışında bir seçeneğim yok ama kasık ağrısı canımı sıkmadı değil. Gazın sıkıştırması da olabilir, bir ay önce dirençli mikroplara karşı kullandığım antibiyotik yeterli gelmemiş de olabilir. Yine idrar ve vajinal kültür vereceğim. Umuyorum temiz çıkar, biraz daha ilaç kullanmak gerçekten çok can sıkıcı olacak benim için. Kiloma hala bakmadım korkuyorum, ay sonu doktor kontrolünde göreceğim galiba. Fakat bir buçuk ay sonunda babamla görüştük ve bana ilk tepkisi 'şiştin mi sen' oldu. O yüzden pek de umutlu olduğumu söyleyemeyeceğim, genel olarak da karından ziyade basenlerdeki genişlemeyi ima etmiş oldu. Neyse sağlıklı beslenmeye ve pilatese devam. Es kaza kendimi salsam vinçle taşıyacaklar sanırım beni... 

İsim konusuna sonunda açıklık getirmiş bulunuyoruz. Hem benim ilk seçeneklerimden olan hem de kocamın içine sinen isme ulaşmaya başardık. Sahip olduğumuz kültür ve değer yapımızla pek uyumlu bir isim seçtik, aile büyüklerinin de bundan mutlu olacağını varsayıyorum, teyzesi ilk andan beri destekliyordu bu ismi. Oğlumuzun adı, ismi ile yaşasın Eren. Sağlıkla sıhhatle gelsin... Koca kişisinin iş yoğunluğu nedeni ile sosyalleşmek adına birşey yapamıyoruz. İzin günü yok, kendi sitesini yönetiyor, gündüz ya da akşam da yok. Bu sebepten belli durumlar (hastane, beni akşamları kurstan almak vb) dışında iş başından kalktığı söylenemez. İkimiz de tüm gün evdeyiz ama herkes kendi köşesinde çalışıyor, yemek saatlerinde buluşuyoruz. Ki zaten yalnız değiliz, evde beraber çalıştığı çok yakın arkadaşım da var. Fakat yakınlarımdan da bildiğim gibi çocuk olduktan sonra başbaşa geçirilen zaman en azından ilk seneler tamamen yok oluyor, "sosyalleşmek mi o ne" moduna giriliyor. Bunu bildiğimden geçenlerde isyan bayrağını çektim ve doğuma kadar mümkün mertebe iki haftada bir akşam vakti 2-3 saat için telefon ve bilgisayardan uzak bir şekilde evde ya da dışarıda fark etmeksizin birlikte zaman geçireceğiz. Bunun üzerine ilk denememizi yaptık ve çok uzun bir zaman sonra sinemaya gittik. Ama oğul, sanırım yüksek sesten pek hoşlanmadı, çünkü bol aksiyon dolu sahnelerde beni dürtüp durdu. Neyse ki sahneler çok uzun değildi, çıksak mı diye bile düşündüm bir an. Bir sonraki zamanımızı daha sakin bir aktiviteye (koltukta yayılma oy birliği ile önde) ayıracağız gibi gözüküyor. 

Bu hafta bebeğin beşiğinin duracağı odayı boyattık, kokusu iyice gitsin diyerek erkenden çıkardım aradan. Eski rengine boyattım, hafif koyu gri diyebilirim. Çocuk / bebek oda takımlarını sevmiyorum. Hem maddi olarak bence çok ağır ücretlere sahip hem de genel tarzları bana uymuyor. Onun yerine parça parça eşyalardan ve genel aksesuarlardan oda yapmak benim için daha keyifli olacak. Odada önceden kalma ve az kullanılan büyükçe bir gömme dolap, kırmızı şifonyer ve kullanılmamış İKEA model siyah bir yatak / koltuk bulunuyor. Şimdi oraya ablamdan gelen ve 4 - 6 ay sonrası için kullanılacak beşik gelecek. Biraz çocuk kitapları, dekoratif birkaç duvar süsü ile oda hazır olacak. Ki benim gibi tasarım, dekorasyon işlerini seven biri için çok keyifli olacak bu süreç. İleride, hazırladıktan sonra odayı fotoğrafını sizlerle paylaşırım. 

Bu haftalık da bu kadar. Herkese sevgiler, havalar ısınacakmış, bol yürüyüşlü bir hafta olsun :) 

Ezgi.

12 Şubat 2017 Pazar

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 20. Hafta

Merhaba BYBO dostları; 

Bir haftayı daha sağ salim tamamlamış bulunmaktayım. Bu hafta bel ağrılarım gerçekten beni çok yormaya başladı. Daha bu tarz ağrılar için erken olması gerekmiyor mu? Benim ise kuyruk sokumumda rahatsız edici bir ağrı mevcut. Özellikle sabahları uyandığımda inceden ağrı saplanıp kalıyor. Pilates yaptığım günler ağrı kesinlikle çok daha az hissediliyor ama ne zaman ki kurs ya da spor olmuyor ve ben tüm gün ders çalışıyorum o gün sandalye gazabına uğruyorum. Aralarda ev içinde de olsa kalkıp yürümem gerektiğini biliyorum ama bazı günler gerçekten hamile olduğumu tamamen unutuyorum. Sonra acısı böyle güzel çıkıyor işte… Kursta sadece fiziksel değil zihinsel olarak da zorlandığımı hissediyorum. Çabuk uykum geliyor, dikkatim dağılıyor, okuduğumu bazen anlamak da çok zorlanıyorum. Bunlar da beni stres ediyor, stres oldukça omuzlarım kasılıyor… Derken tam bir kısır döngü içine giriyorum. 1,5 ay kaldı sadece ama en zorlu süreci de şimdi başlıyor. 


Haftanın her günü olacak, saatler iyice uzayacak. hem fiziksel hem zihinsel
yoğunluk artacak. Nisan ayından itibaren de benim kurs dışı eve tamamen kapanıp ders çalışmam gereken süreç başlayacak. Sanırım 34. 35. haftalarda ders çalışmaya çok mecalim olmayacaktır. O nedenle Mayıs ortasına kadar aktif çalışma tempom devam etmeli gibi gözüküyor. Bebeğin cinsiyetinden de emin olduğumuza göre artık isim arayışı hız kazandı. İşin aslı benim aklımda isimler mevcut ama kocam ekmek seçerken bile düşünen bir insan olduğu için haftalardır düşünüyor. Düşünüp bana alternatifle gelse gam yemeyeceğim, o da yok. Sadece düşünüyoruz. Ama artık seçim aşamasına geldik (cebren ve hile ile), ya benim öne sürdüğüm isimler üzerinden ya da kendisinin sunacağı yeni isimler üzerinden kararı vereceğiz. Haftaya net olarak oğlumun ismini sizlerle paylaşabileceğimi umuyorum. Bu hafta doğum eğitimlerini araştırdım epey. Nerede veriliyor, ne kadar sürüyor ve en önemlisi ücretleri ne kadar. Ne yazık ki genel durum benim bütçemi aştıkları yönünde. Aslında hastanenin verdiği uzun soluklu ücretsiz bir eğitim var ama o da hafta sonu gündüz saatlerinde. Tam da benim kursun olduğu saatlere denk geldiği için bana uymuyor. Nisan ayında tekrarı gerçekleşirse ona gideceğim. Öbür türlü kitaplara, deneyimlere, bloglara güveniyorum bir de içgüdülerime diyelim. 

Doğum eğitiminden ziyade doula ya da ebe ile çalışabilmeyi çok istiyorum. İlk olarak ay sonu doktor ziyaretinde, bu konuyu bir gündeme getireceğim. Doktorun genel tepkisini merak ediyorum aynı zamanda doğum tercihleri ile ilgili ilk konuşmamız olacak. O yüzden benim için heyecanlı bir görüşme olacağı kesin. Sigortam yüzünden sadece tek bir hastane serisinde doğum yapabileceğim için seçeneklerim çok fazla değil. Umuyorum verimli ve keyifli bir konuşma olacaktır. Doula desteğine geri dönersek, doğum anında ne yapılacağını, beni nasıl rahatlatabileceğini, masajdan anlayarak ağrıları az da olsa ne şekilde hafifletebileceğini bilen bir kişinin fikri bana aşırı güzel geliyor. Ama burada da işin maddi boyutu ortaya çıkıyor tabii. Stajyer ya da gönüllü doulalar olduğunu öğrendim, umarım ben de onlardan biri ile bir araya gelmeyi başarırım. Böylece eğitime gidemesem de genel olarak bilgi alabileceğim, birebir çalışabileceğim biri olur. Her anlamda benim için pozitif bir değer olacağı kesin. 

Bakalım, zaman karşıma bir doula çıkaracak mı? Heyecanla bekliyorum. Bu haftalık da benden haberler böyle. Herkese çok güzel bir hafta diliyorum. Güneşli aydınlık günler bizimle olsun. Haftaya görüşmek üzere...

Sevgiler,

Ezgi

4 Şubat 2017 Cumartesi

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 19. Hafta

Merhaba BYBO dostları, 

Bu haftaki gündemimizin ana maddesi detaylı ultrasondu. İnce ince her bir organa, el parmaklarına kadar bakılması ve benim bunu görmem gerçekten de çok garip bir his. Daha doğrusu hem güzel hem de ürkütücü. İçimde varolanın bebek olduğunu tabii ki biliyorum ama o kadar detaylı görmek gerçekten değişik. Eşimin dediğine göre burnu bana benziyormuş, nasıl seçebildi emin değilim ben ayak ve el dışında baya uzaylı izler gibi izledim. Toplamda 40 dakikaya yakın süren işlemi - bebek farklı pozisyona girsin diye iki kere de girdim - şükür sıkıntısız atlattık ve bu arada bir kez daha emin olduk; oğlum geliyor. Bebeğin hareketlerinin gaz sancısına benzeyeceğini çok duymuştum ya da kelebek kıpırdaması gibi tabirleri. Başlarda karıştırma bile olabiliyormuş, emin olamama durumları. Lakin benim gibi 5 sene kadar ciddi mide rahatsızlıkları ve gaz sıkıntısı yaşayınca aradaki fark o kadar belirgin oluyor ki… Bu kadar gaz ağrısı çekmemin günün birinde bana olumlu dönüşü olacağını biliyordum (!) 


Oğlumun hareketlerini bir süredir hissediyordum ama genel kanıdan dolayı acabalar havada uçuy-ordu, fakat artık biliyorum; doğru şeyi hissediyorum. İlk hissettiğimde ve sonrasında kendi içinde duygusal edaya bürüneceğime o kadar emindim ki mevcut halime ben bile şaşırdım. Ne kadar ilginç olduğunu düşündüm, ne kadar mucizevi olduğunu, bana tepki verdiğini, büyüdüğünü, iletişim kurmaya başladığımızı… Ama o hassas moda hiç girmedim. Neyse ki giremedim, normal yapım çok duygusal olduğu için bazı olası tepkimlerimden korkuyordum bu süreçte. Fazla duygusal-laşacağımı, kendimi kaptırıp henüz zamanı olmadan yapmamam gereken şeyleri yapacağımı (misal odasını çoktan hazırlamak gibi), herşeyi o “hassas” anneler gibi yaşayacağımı düşünüyor-dum. Neyse ki bu kadar fazla okuma, kitaplar, makaleler, yakın çevremdeki iki anne ve #BYBO sayesinde olaylara sadece kalben değil biraz daha bilinçli bakmayı başarıyorum. Bu da anneliğin bana kattığı ilk güzelliklerden biri olarak burada dursun. 

Karnım dışarıdan belli olmaya başladıkça, halkımızın garip elleme güdüsü ile karşı karşıya kalma-ya başladım. ‘Neden hiç tanımadığın birinin tuvalette karnını okşarsın arkadaş’ demek istiyorum, olmuyor, içimde patlıyor. Bu hala benim bedenim, bebek içeride. Velev ki bebek, yahu işte gidip izinsiz sevmek, kucaklamak o kadar normal ki bu da normal geliyor. Benim o an karnımın ellen-mesinden rahatsız olabileceğim akla gelmiyor. Hatta tepki göstersem terbiyesizlikle suçlanacağım kesin. Ki karnım daha küçük, bunun son ayları da olacak. Ben ablamın bir kere durduk yere karnını okşamadım ki içeridekiler benim yeğenlerimdi. O ne zaman dedi gel, hissedersin o zaman elledim. Adı üstünde ellemek arkadaş bu! Benim gözümde bu durum, bizim halkın (kadın - erkek fark etmeden) bebek üzerinde söz hakkı sahibi olduğuna inanmasından kaynaklanıyor. Herkesin bir fikri var ve kendi fikrini size hamilelikten itibaren dayatmaya çalışıyor. Doğal doğum çok acılı, sezaryen çok kötü, çok ye, az ye, biz halı yıkıyorduk, biz de hamile kaldık, yeni nesil çok nazlı… 

Şimdiden başlıyor, ileride de çocuk üşüyor, sütün yetmiyor, gazın var, ayaklarını üşüttün ile devam ediyor. Sadece yakınlar değil, sokaktaki teyze de konuşmayı kendisinde hak görüyor. Daha da vahimi size sormadan fiziksel temasla be-beğinizi sevmeyi de. Merakla bekliyorum, doğum sonrası daha ne gibi benzer olaylar beni böyle sitemkar edecek. İki haftadır beklediğim ablamın yollayacağı kıyafetler geldi, anneler de boş durmadı birkaç parça tulum tarzı kıyafet aldı. Sanırım ilk aylar için yeterli sayıya geldik, hatta bana kalırsa fazla bile olabilir ama tecrübelere de bu noktada güvenmek şart. Bu haftalık da benden bu kadar. Az kilo almayı başardığım, sporu aksatmadığım, kursta bel ağrılarından kıvranmadığım bir hafta bana, benzer sağlıklı günleri de sizlere diliyorum. 

Gelecek hafta görüşmek üzere...

Sevgiler.

Ezgi

28 Ocak 2017 Cumartesi

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 18. Hafta

Selamlar BYBO ahalisi; 

Bir haftayı daha kapatırken, karda kışta gittiğim sınavların sonucunu aldım ve dördüncü kere ün-iversiteden mezun olduğumu öğrenmiş bulunmaktayım. Madem akademisyen olamadım deyip, kendimi başka sektöre vermenin getirisi de bu oldu. Yeni alan ile ilgili iki yüksek lisans yapmam gerekti. Sanırım bir süre başka bir üniversiteye gitmeyeceğim (gerçi doktorayı içten içe düşünmüyor değilim). Önümde 3 aylık yoğun bir kurs süreci, sonrasında da Temmuz sonu büyük bir sınav dizisi var. İşler yolunda giderse, doğum yapalı henüz bir ay kadar olmuşken, cumartesi - pazar sabah 9’dan akşam 6’ya kadar nasıl gireceğim sınavlara bilmiyorum ama onu da ilerleyen zamanlarda düşünelim. Şimdilik yeni mezuniyetin tadını çıkarayım… 
Bu hafta canımı sıkan küçük bir mevzu yaşandı. Geçen hafta rutin idrar ve kan testi yapılmış, kan testleri temiz çıkarken, idrarda enfeksiyon olduğu görülmüştü. Bunun üzerine hem idrar hem de vajinal kültür örneği verdim. Ne yazık ki vajinal kültürde, dirençli iki farklı enfeksiyon olduğu ortaya çıktı. Öyle ki normal antibiyotik kullanımında ölmeyen cinsten mikroplarım varmış! Bu nedenle haftayı iğne olarak geçirdim diyebilirim. O kadar dikkat etmeye çalışırken, antibiyotik iğne olmak canımı sıksa da buna da şükür diyip geçiyoruz. Bir kaç hafta sonra yeniden kültür alınacak, umuy-orum defolup gitmiş olacak mikroplar vücudumdan! Bebeğe ve bana zarar vermeden bu iş gelmiş geçmiş olsun diyelim. Kendimi bildim bileli çok hareketli bir bilinçaltım vardır. Rüyalarımın her biri şenlik (!) edasında geçer ve ben, hemen hepsini uyandığım vakit hatırlarım. Hatta öyle rüyalarım - kabuslarım oluyor ki etkisinden gün boyu çıkamıyorum. Fakat bu son bir aydır kendimi aşıyorum artık. Hamilelikte hormonlara bağlı (sanırım) rüyaların ilginçleşeceğini biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum. Dünyanın sonu, gökten yağan köpekler, çorapların konuşması, kedi doğurmam, deniz üstünde yürümem, göktaşının içinden Fikret Kızılok çıkmasına kadar fantastik boyutlardayım. Bir de bun-ların ağır kabus ya da iç sıkıcı versiyonları oluyor, onlara hiç girmiyorum. O günler ruhum sıkışarak uyanıyorum. Bu rüyaların daha başlangıç olduğunu, son iki ayda yoğunlaşacağını bilmem beni bilinmez heyecanlara gark etmiş durumda. 

Kilo mevzusunu bir süreliğine kapattım sayılır. Sevgili kocam, aralıksız söylenmelerime daya-namadı ve evdeki tartıyı sakladı. Neyse ki yaptı! Artık sapık gibi her sabah çıkıp gram hesabı yap-maktan yorulmuştum. En son da hem iki farklı doktordan; ‘bu senin genetik mirasın, sen doğru beslen, sporunu yap, kalanını bırak’ minvalinde cümleler duyunca kabullenme sürecim biraz daha hızlandı sanırım. Bu nedenlerle doktordan doktora tartılmak özellikle psikolojik açıdan daha sağlıklı olacak benim için. Geçen hafta alışverişten bahsetmiştim ve ilk ürünlerim gelmeye başladı. Sağolsun bir arkadaşım göğüs pompası ve beşik için nevresim almış. Ben de indirim zamanından fırsat, araba koltuğu / puset ve bebek arabası ile başlayarak en masraflı grubu aradan çıkardım. Bu bana bir süre yeter. Bir iki ay sonra da ikinci postaya geçerim. Ayrıca haftaya ablamdan beşik ve kıyafetler gelecek, onlar da beni epey rahatlatacaktır. Bu haftalık havadis ve duygu karmaşıklığım bu kadar. Haftaya daha güzel haberlerle aranızda olmayı diliyorum. 

Haftaya görüşmek üzere! Sevgiler...

Ezgi

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım